Anal fissür nedir nasıl oluşur tedavisi nasıl yapılır


Anal fissür nedir nasıl oluşur tedavisi nasıl yapılır hastalığı ilgili doktoru teşhisi laboratuvar testleri belirtileri ve tedavisi hakkına ayrıntılı yazı sunulmuştur

Makatta çatlak, yırtık yada tıbbi ifadesi ile “Anal Fissür” makat ağzını örten derinin içeriye doğru çeşitli nedenlerle bütünlüğünün bozulması ve açılması halidir. Bu durumu (benzetmek pek uygun olmasa da…) daha anlaşılır olabilmesi için ağız kenarlarında, zaman zaman oluşan ve ağzımızı açarken acı ve sızı veren uçuklara, çatlaklara benzetebiliriz.  Farkı; birinin giriş(beslenme), diğerinin ise çıkış(dışkılama) için kullanılmasıdır.
Anal Fissür, her yaşta görülebilmekle beraber genellikle genç ve orta yaşlı erişkinlerin hastalığıdır. Anal Fissür, makatta %85 oranında arka-orta çizgi yani kuyruk sokumu tarafında, %10 oranında ön-orta çizgide ve %5 oranında ise yanlarda görülür. Genel olarak her iki cinsiyette eşit oranda görülür. Ancak yerleşim olarak erkeklerin %99′unda ve kadınların %90′ında arka taraftadır. Her iki cinste ikincil sıklıkla ön yerleşimlidir.(%1 ve %10)
Birden fazla yerleşimli fissürlerde, yanlarda yerleşmiş fissürlerde, konvansiyonel tedavilere rağmen geçmeyen fissürlerde; Crohn gibi enflamatuar bağırsak hastalığı, tüberküloz, sifiliz lökoplaki, AIDS, anal kanser gibi yandaş hastalıklar olabileceği unutulmamalıdır.
Anal Fissürler AKUT ve KRONİK olmak üzere iki şekilde tanımlanır. Klinik olarak akut ve kronik fissürlerin ayrımında, kesin bir tanımla yoksa da, teşhis konulduktan sonra 4-6 hafta sonra, kendiliğinden veya diyetsel yöntemlerle iyileşmeyen fissürler kronik olarak kabul edilir. Genel olarak Akut Fissürler, sınırları keskin, çizgisel veya armut şeklinde, tabanında granülasyon dokusu olabilen, anal mukoza yırtıklarıdır. Kronik Fissürlerde ise bu yapısal özelliklere ilave olarak tabanda kas lifleri, makat ağzında ele gelen memeleşme(skin-tag) ve ayrıca makat içinde memeleşme (hipertrofik papilla) bulunur.
Anal fissürün neden kaynaklandığı konusunda çeşitli görüşler olmasına rağmen kesinlik kazanmış net bir görüş yoktur. Travma, anal kanalın anatomisi, sfinkter(makat kası) işlev bozukluğu ve iskemi fissur oluşumuna katkıda bulunabilmektedir. En çok kabul gören teori, dışkılama sırasında makatın uğradığı mekanik travmadır. Bu travma sonucu oluşan yırtık anal fissür oluşum sürecini başlatır.
Kalın ve sert dışkılama yani kabızlık travmanın bilinen en sık sebebi olsa da, patlayıcı tarz sıvı bir dışkılama yani ishal durumu da aynı etkiyi oluşturabilmektedir. Travmaya neden olan diğer olaylar sık dışkılama, yabancı cisim uygulaması, anal(ters) ilişki, anal cerrahi girişimlerdir. O yüzden sıklıkla bilindiği gibi tek sebep kabızlık değildir. Kabızlık sadece %25-30 oranında etkilidir. %4-7 oranında İshal durumunda da çatlak oluşabilmektedir.
Kadınlarda postpartum(doğum sonrası) oluşan fissürlerin vajinal doğum sırasında anal kanal ön cidarı üzerine fetüs başının bası yapması sonucu husule geldiği, bu nedenle çoğunlukla anal kanal ön-orta çizgisinde görüldükleri ileri sürülmüştür. Postpartum anal fissürlerin sıklığı konusunda %3, %9, %11 gibi oranlar verilmiştir. Bir başka araştırmada ise ön-orta çizgideki fissürlerin mevcut rektosel hastalığı nedeniyle dışkılama sırasında(aşırı ıkınma) oluşan mukozal travma sonucu husule geldiği ileri sürülmüştür.
Bir şekilde makat ağzında yırtık, yara oluşması sonucu makatta ağrı-spazm-iskemi süreci, kısır döngüsü başlar.
Özellikle ağrı duyusunu sağlayan sinir uçlarının yoğun olması sebebiyle dışkılama sırasında başlayan ve sonrasında da devam eden makatta yanma, sızlama ve ağrı hissi, bu kısır döngünün ilk başlatıcısıdır. Bu ağrıya bağlı olarak makat kaslarında kasılma, büzüşme yani spazm gelişir. Bu kasılma, dışkılama sırasında daha fazla ıkınmayı gerektirir ve bu da fissür bölgesinde tekrarlayan travmalara neden olur. Diğer taraftan ağrı nedeniyle kişilerin tuvaletlerini ertelemeleri ve bunun sonucu kabızlık durumları belirginleşir. Bu ise hem ağrıyı hem de spazmı artırır. Spazmın zamanla belirginleşmesi iskemiye yani bölgedeki kan dolaşımının azalmasına neden olur. Bu durum zamanla tuvalet sonrası da devam eden yorulma ağrılarına neden olur ve kısır döngüyü tetikler.
Oluşan bu kısır döngü, 4-6 haftalık bir zaman içersinde kişinin uygulayacağı çeşitli konservatif (diyetsel) tedavilerle kendiliğinden %50 oranında kırılabilir ve iyileşme sağlanır. Tabii ki öncelikle kişinin bu konuda bilinçli ve özenli olması gerekmektedir(!). Makat ilgi ister, özen ister. İhmale gelmez… Boşuna müdür dememişler
Kısır döngünün bu süreçte kırılamaması zamanla spazm ve iskeminin artmasına neden olarak iyileşme sürecini uzatır. Bu uzamaya bağlı olarak yırtık yani yara hattında bir takım değişiklikler gelişmeye başlar. Kısaca fissür kronikleşir, bezdirir.

Özel Arama

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)