Rektit tedavisi

5 aminosalisilat (5-ASA), mesalamine içeren lavman

· Antibiyotikler: Antibiyotiğe bağlı oluşan rektit tedavisinde kullanılan ve yoğun antibiyotik kullanımı sonucunda oluşan zararlı bakterileri yok etmek için metronidazol ve vankomisin adlı antibiyotikler kullanılmaktadır.

· Kortizonlu lavman

· Sukralfat

· Misoprostol: prostaglandin E1 analoğu

· Formalin: Yüzde 4’lük formalin uygulanması

· Loperamid

· Sunitinib

· Sorafenib

· Antioksidanlar (A, C ve E vitamini)

· Butirik asit

· Endoskopik olarak lazer (Argon veya Nd:YAG) ile yakma

· Endoskopik olarak bipolar koagülasyon (BICAP) ile yakma

· Formol tedavisi (endoskopi ile uygulanır)

· Hiperbarik oksijen (HBO) tedavisi

· Radyofrekans tedavisi (RF)

· Kryoablasyon (dondurarak tedavi)

· Destek tedaviler: Probiyotikler, Omega-3 yağ asitleri (balık yağı), Glutamin ve akupunktur

· Cerrahi: yakınmaların şiddetli olduğu olgularda bağırsak, stoma (kolostomi, ileostomi, bağırsak torbası, bağırsak kesesi, pislik torbası) şeklinde karın derisine ağızlaştırılır.


Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, anal kriptitin belirti ve tedavisi

Anal kriptit: Belirti ve tedavisi
Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, anal kriptitin belirti ve tedavisini yazdı.

Anal kriptit belirtileri

– Kabızlık

– Makatta şişlik

– Makatta kaşıntı

– Kızarıklık

– Dışkı kaçırma

– Makatta yanma

– Kalınlaşma

– Makatta ağrı: Makat kasında (anal sfinkter) kronik bir spazm gelişip, şiddetli ağrıya neden olabilir ve bu ağrı bazen idrar torbası (mesane) ve cinsel organları da etkileyebilir, yada kalça ve bacaklara doğru vurabilir.

Anal kriptit tanısı

Anal kriptit tanısı hastanın yakınmaları ve anoskopi yada rektoskopi ile konulur. Makat kanalı girişindeki dişli çizgi (dentate line) hizasından iltihap gelir. Kriptalarda enfeksiyon sıklıkla bezlerin ayrılması ve makat çatlağı (anal fissür) ile sonuçlanır. Kriptalarda enfeksiyon bezlerin ayrılması ile sonlanmaz ve kronikleşirse, makat apsesi veya makat fistülü gelişebilir.

Anal kriptit ile karışabilen hastalıklar

– Makat apsesi

– Makat fistülü

– Kıl dönmesi

– Kıl kurdu (oksiyür)

– Kabızlık

– Yaşlılarda alt sindirim sistemi kanamaları

– İltihabi bağırsak hastalıkları

– Divertiküler bağırsak hastalığı

Anal kriptit tedavisi

Kabızlık veya ishal giderilir, su tüketimi arttırılır. Spor veya Kegel egzersizleri (makat kaslarını gevşetme ve kasma) önerilir. Bölgesel olarak ağrıyı dindiren kremler ve bazen antibiyotik uygulanır. Makat temizliği; ılık su ile oturma banyosu ve nemlendirilmiş bezler ile yapılmalıdır.

Hemoridal hastalıklarda en büyük düşmanımız utanma

Halk arasında “basur”, “mayasıl” olarak ifade edilen; bağırsak sisteminin sonlandığı kısımda, her insanda var olan hemoroidal yastıkçıkların baskı, örselenme gibi nedenlerle şişmesi, sarkması ve kanamaya elverişli hale gelmesine hemoroidal hastalık denmektedir. İş ve sosyal hayatı yoğun olanlarda, orta yaş dilimindekilerde, hamilelerde ve hemen hemen her yaşta insanımızda görülebilmektedir

Bir hastalık düşünün ki bir yıl içinde ülke nüfusunun %4’ü buna yakalansın. Peki, her insanın hayatı boyunca bu hastalıkla karşılaşma ihtimalinin %75 olmasına ne derdiniz? İşte buna hemoroidal hastalık (basur) diyoruz.

Bu kadar sık görülen bir hastalıkta hastalarımızın tedavi olamamalarındaki en büyük neden utanma duygusudur. Çocukluktan itibaren bizlere öğretilen önemli ve insani duygudur utanmak. Sanılanın aksine sosyokültürel seviye ya da sosyoekonomik seviye ile ilişkisi bulunmamaktadır.

Hemoridal hastalıklarda en büyük düşmanımız utanma duygusu

“Ortalama bir ay içerisinde muayene ettiğim ve işlem uyguladığım 200 hastanın yaklaşık %80’ni ‘Hocam buraya kadar geldim ancak muayene olmaya çok utanıyorum’ ifadesini kullanıyor. Özellikle kadın hastalar, ‘Kadın doğum uzmanı muayenesinde bile bu kadar utanmıyorum hocam’ şeklinde ifadeler kullanıyor.”

Bir hastalık düşünün ki utanmalardan dolayı onunla yaşamaya katlanan yüzbinlerce insan olsun.

Hasta muayenesi öncesinde muayene şortu ile hastaların utanma duygusu azaltılması sağlanabilmektedir. Hastalar muayene şortu ile daha rahat muayene olduklarını ve utanma duygusundan uzaklaştıklarını ifade etmektedirler.

Hemoridal hastalıklarda en büyük düşmanımız utanma duygusu

Hastalarımız utanma duygusu yüzünden Hemoroid başta olmak üzere tüm makat hastalıklarının erken dönemde olan ameliyatsız tedavi şansını kaybetmesine neden olmaktadır.

Özellikle bu Utanma duygusunu kendine çıkar sağlamaya çalışan firmalar internetten satışa sunduğu Sağlık Bakanlığı’nın onayı olmayan ilaçlar ve bitki kürleri ile hastalarımızın sağlığını tehlikeye atmaktadırlar. Sonuçta bu duygu yüzünden hastalarımız kaçınılmaz ve tedavisi daha zor olan durumlara neden olmaktadır.

Hemoridal hastalıklarda en büyük düşmanımız utanma duygusu
Op. Dr. Mert Atak

“Utanma duygusu yerini bilimsel yöntemlere ve doktorlara olan inanca bıraktığında tıp bilimin geldiği nokta ve teknolojinin sunduğu fırsatlar, uzman ellerde daha etkin, daha kesin ve hızlı çözümler sunmaktadır. Minimal invaziv yöntemler adı verilen bu yöntemlerle, hemoroidal hastalıklar ameliyatsız şekilde tedavi edilebilmektedir. Bu yöntemler anestezi de gerektirmemekle beraber durumdan olumsuz etkilenebilecek hastalarda sedasyon(hafif uyku hali) altında uygulanabilmektedir. İşlem sonrası ağrı hissedilmemekte, işgücü kaybı yaşanmamaktadır. Yatış gerektirmeyen bu yöntemler hastaların konforlu bir biçimde evine gönderilmesine ve hastalığın tekrarlanma riskinin düşürülmesine fırsat tanımaktadır.”

Rektit tedavisi

Makat kanalını da içine alan kalın bağırsağın son 15 cm’lik bölümünün iltihabı, rektit veya proktit olarak adlandırılır. Tedavisinde aşağıdaki ilaç ve yöntemler kullanılır.

·5 aminosalisilat (5-ASA), mesalamine içeren lavman

· Antibiyotikler: Antibiyotiğe bağlı oluşan rektit tedavisinde kullanılan ve yoğun antibiyotik kullanımı sonucunda oluşan zararlı bakterileri yok etmek için metronidazol ve vankomisin adlı antibiyotikler kullanılmaktadır.

· Kortizonlu lavman

· Sukralfat

· Misoprostol: prostaglandin E1 analoğu

· Formalin: % 4’lük formalin uygulanması

· Loperamid

· Sunitinib

· Sorafenib

· Antioksidanlar (A, C ve E vitamini)

· Butirik asit

· Endoskopik olarak lazer (Argon veya Nd:YAG) ile yakma

· Endoskopik olarak bipolar koagülasyon (BICAP) ile yakma

· Formol tedavisi (endoskopi ile uygulanır)

· Hiperbarik oksijen (HBO) tedavisi

· Radyofrekans tedavisi (RF)

· Kryoablasyon (dondurarak tedavi)

· Destek tedaviler: Probiyotikler, Omega-3 yağ asitleri (balık yağı), Glutamin ve akupunktur

· Cerrahi: yakınmaların şiddetli olduğu olgularda bağırsak, stoma (kolostomi, ileostomi, bağırsak torbası, bağırsak kesesi, pislik torbası) şeklinde karın derisine ağızlaştırılır.

Kabızlık önemlidir hafife almayın

Dengeli beslenme, hareket, günde kilo başına 40 cc su içilmesi, lifli gıda tüketimi ve stresi gidermeye yönelik teknikler ile kabızlığın önlenebileceğini, bağırsak florasının sağlığı için ev yapımı yoğurt, sirke, turşu gibi probiyotiklerin hazine değerinde olduğunu vurguladı.

Kronik hale gelen kabızlık şikayetinin muhakkak doktora başvurmayı gerektirdiğinin altını çizen Dr. Sinan Akkurt, bağırsak sisteminin sağlığının genel sağlık üzerinde büyük etkisi olduğuna vurgu yaptı. Kabızlığın çok yaygın olduğuna, ancak hastalık olarak görülmeyip hafife alındığına dikkat çeken Dr. Akkurt, “Kabızlık bir göstergedir, amaç bunu geçiştirmek değil, nedenini bulmak ve tedavi etmek olmalıdır. Kabızlık pek çok çevresel faktöre bağlı olarak gelişebilir. Özellikle vücudumuzdaki zararlı toksinlerin temizliği, bağırsak sağlığını tehdit eden mantar, parazit gibi oluşumların tespiti ve tedavisi üzerinde durulmalı.” dedi.

BAĞIRSAKLARIN DÜŞMANI ŞEKER

Dr. Akkurt, yetersiz su tüketimi, hareketsizlik, aşırı yemek, bağırsak hastalıkları, stres, hatalı diyetler ve bazı ilaçların yan etkilerine bağlı olarak da kabızlık gelişebileceğine işaret ederek bu konularda önlem alınmasını önerdi. Bağırsak şikayetlerinin başında gelen Candida mantarının şekerle beslendiğine dikkat çeken Dr. Akkurt, şekerli, yağlı, karbonhidrattan zengin bir beslenme şekli yerine lifli, posalı gıda tüketiminin artırılması gerektiğini söyledi. Çiğ sebze-meyve tüketimi başta olmak üzere lifli yiyeceklerin bağırsakların çalışmasını güçlendirdiğini kaydeden Dr. Akkurt, “Lifli yiyecekler, dışkının bağırsakta kalış süresini kısaltır; bağırsaktaki toksinlerin, maya mantarları ve hastalık yapıcı bakterilerin oluşma riskini azaltır.” dedi.

EN ETKİLİ LİF KAYNAKLARI

Dr. Akkurt, kabızlık oluşmasını önlemek için en etkili önlemin lifli gıda ve su tüketimini artırmak olduğunu, kabızlık oluştuğunda da bunlardan destek alınabileceğini ancak süregelen kabızlık şikayetinin altında yatan nedenin araştırılıp tedavi edilmesinin daha büyük önem taşıdığını belirtti. Nadiren kabızlık şikayeti yaşandığında ise elma, kayısı, muz, avokado, pancar, lahana, kereviz, kızılcık, keten tohumu ve baklagillerin tüketimine ağırlık verilebileceğini önerdi.

Ailesinde kolon kanseri olanlar dikkat

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Arhan, kolon kanserinde genetik faktörlerin önemine işaret ederek, “Aile bireylerinden birinci ve ikinci derece akrabalarda kolon kanseri tespit edilmişse mutlaka o aile bireylerinin kolon kanseri riski açısından taranması, takibe alınması gerekir.” dedi.

Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen 14. Ulusal Hepato-Gastroenteroloji Kongresi’ne katılan Prof. Dr. Mehmet Arhan, kolon kanserinde yaş, yanlış beslenme ve sigara tüketiminin başlıca risk faktörleri olduğunu söyledi.

Aile bireylerinde kolon kanseri görülenlerin mutlaka taramadan geçmesi gerektiğini vurgulayan Arhan, “Özellikle aile bireylerinden birinci ve ikinci derece akrabalarda kolon kanseri tespit edilmişse mutlaka o aile bireylerinin kolon kanseri riski açısından taranması, takibe alınması gerekir.” uyarısında bulundu.

“Gizli kan” testiyle kanser teşhisi

Prof. Dr. Arhan, kolon kanserinin tespiti için 50 yaşın üstündeki bireyler için kolonoskopi önerildiğini, gaitada gizli kan testlerinin de bu kanser türünün tespiti açısından önemli olduğunu ifade etti.

Avrupa ve ABD’de son yıllarda gaita testlerine ağırlık verilmeye başlandığına dikkati çeken Arhan, şöyle konuştu:

“Gaitada gizli kan olarak bilinen, dışkıdaki gizli kanamanın sebeplerinden birisi de kolon kanseridir. Şunu da özellikle belirtmek isterim ki gaitadaki gizli kan her zaman kolon kanseri demek de değildir. Başka nedenleri de vardır. Sindirim sisteminin iç kısmını döşeyen epitel dediğimiz dokuda ortaya çıkacak hasar, yara, tahriş veya ileri yaşlarda ortaya çıkan kılcal damarlarda az miktarda kanamalar da gaitada gizli kan pozitifliği yapabilir.”

Poliplerde kanser riski

Prof. Dr. Mehmet Arhan, bağırsakta büyüyen ve et benine benzeyen dokulara “polip” dendiğini, bunlardan bazılarının da zamanla kanser riski taşıdığını bildirdi.

Tespit edilen poliplerin mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Arhan, “Bağırsaktaki poliplerin, sayısına, büyüklüğüne ve türüne göre belirli aralıklarla tarama programına alınarak, kontrol altında tutulması gerekir.” dedi.

Kolon kanserinin, diğer kanser türlerine göre cerrahi olarak kanserli doku çıkarıldığında olumlu sonuçlar alınan bir tür olduğuna da işaret eden Arhan, şöyle konuştu:

“Son zamanlarda gastroentoroloji alanındaki endoskopik işlemlerde teknik ve cihaz açısından gelişmeler erken kanserlerin ameliyata gerek kalmadan endoskopik yöntemlerle çıkartılabilmesine imkanı veriyor. Bu, dünyada ve ülkemizde oldukça revaçta olan ve başarılı bir şekilde uygulanan tedavi yöntemi haline geldi ama bu erken evre, yani kalın bağırsak duvarını aşmayan erken kanserler için geçerlidir. Endoskopik yöntemlerle çıkartılmayan durumlarda cerrahi devreye girer.”

Kalın bağırsak düğümlenmesi

Karın röntgeni: Karın röntgeni ile yüzde 30 gibi yanılma payı vardır. Ancak bağırsaklarda hava-sıvı seviyelerinin görülmesi ile tanı konulur. Bilgisayarlı tomografi: Bilgisayarlı tomografinin (BT) kalın bağırsak tıkanıklığında tanı değeri ve yerini göstermedeki başarısı yüksektir.

Kolon Detoksu tarifi
Tedavi

– Öncelikle hastanın yeterince sıvı alamaması ve bağırsaktaki genişlemesi nedeniyle serum takılır.

– Kusma varsa burundan mideye giden bir sonda (nazogastrik tüp) yerleştirilir ve böylelikle birikmiş olan sıvılar dışarıya alınır.

– Antibiyotik verilir.

– Endoskopik tedavi: volvulus olgularında endoskopik dekompresyon veya perkütan çekostomi ile çözüm sağlanabilir. Aynı şekilde, makata yakın olan ve tıkanıklığa neden olan rektum kanserlerinde stent (şemsiye) yerleştirilerek tıkanıklık yaklaşık olarak yüzde 90 başarı ile çözülebilir. Ancak, tabii ki bu durumda daha sonradan, tercihen laparoskopik veya robotik cerrahi bir girişim yaparak bu kanserli bölümü çıkartmak gerekir.

– Ameliyat: diğer yöntemler ile çözüm sağlanamayan olgularda ameliyat planlanır. Kalın bağırsak düğümlenmesi durumunda yüzde 3-15 oranında bağırsak delinmesi, yüzde 35 oranında bağırsakta beslenme bozukluğu ve yüzde 15 oranında ölüm riski vardır.

Kalın bağırsak düğümlenmesinin (tıkanıklığı) komplikasyonları

– Bağırsak delinmesi

– Kan zehirlenmesi (sepsis)

– Karın içi apse

– Ölüm

Kalın bağırsak düğümlenmeleri

Tıkanıklık en sık olarak kalın bağırsağın sağ bölümünde yer alır.

Bağırsak kanseri: % 60

Bağırsak divertiküliti: % 20

Kalın bağırsak dönmesi (volvulus): % 5

İntususepsiyon: % 1-5, kalın bağırsağın bir ‘’sucuk gibi’’ iç içe geçmesidir ve % 70’e yakın oranda bağırsak kanseri nedeni ile olur.

Yalancı kalın bağırsak tıkanıklığı: ‘’psödo-obstrüksiyon’’ veya

‘’Ogilvie sendromu’’ adları ile de anılır. Özellikle, büyük ameliyatlardan sonra veya yatalak hastalarda görülen bir sorundur.

Kalın bağırsak düğümlenmesi ile bağırsakta oluşan değişiklikler

Kalın bağırsak düğümlenmesi (tıkanıklığı) durumunda bağırsağın üst bölümünde genişleme olur. Bu bağırsak genişlemesi, bağırsakta şişmeye (ödem) yol açar, daha fazla salgı yapılmasını uyarır ve biriken sıvılar giderek artar.

Kalın bağırsak düğümlenmesinin (tıkanıklığı) belirtileri

– Karın ağrısı (sıklıkla kramp şeklinde)

– Bulantı

– Kusma

– Dışkının çapında incelme

– Bağırsak delinmesi: en sık kör bağırsak (çekum) delinmesi gözlenir.

Kalın bağırsak düğümlenmesi ile karışan hastalıklar

– Yaşlıların karın ağrıları

– Kabızlık

– Divertiküler hastalık

– İnce bağırsak tıkanıklığı

Kolon kanserine karşı renkli salata

Sebzelere doğal rengini veren maddeler, kanser öncüsü hücrelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor. Bu sebeple salatalarınızın olabildiğince çok renkte sebze içermesine özen gösterin

İstatistiki bilgilere dayanan bir araştırmaya göre 2012 yılında dünya genelinde 14 milyon kişiye kanser tanısı konmuş.
Son derece ciddi bir nüfusu temsil eden bu insanlar arasında hayatını kaybedenlerin sayısı ise 8.2 milyon olarak belirtilmiş.
Her geçen gün yeni bir kanser cinsiyle karşılaştığımız da bilinen bir gerçek. Tüm bu kanser türleri arasında en sık karşılaşılanlar; kolon, akciğer, prostat, bağırsak, mide ve karaciğer, meme, bağırsak, rahim ağzı, akciğer ve rahim kanserleridir. Listelenen bu kanser tipleri arasında akciğer, karaciğer ve mide kanserleri, ölüme sebep olan kanser tiplerinin başında geliyor.
2012 yılında yapılan bu araştırmaya göre ülkemizde, 175 bin kişiye kanser teşhisi konmuş ve yaklaşık 70 bin kişi kanser sebebiyle hayatını kaybetmiş.

YENGEÇTEN GELİYOR
Çağımızın en korkulan hastalığı olan kanser, adını Latince’de yengeç anlamına gelen ‘crab’ sözcüğünün türetilmesiyle almıştır. Kanser hakkında ilk araştırmaları yapan bilim adamları, bu hücrelerin yayılış biçiminden esinlenerek kıskaçlı bir yengeci andırdığını düşünmüşler ve insanlığın başına ‘bela’ olan bu hastalığa ‘kanser’ ismini vermişler.
Kanser, en basit tanımıyla hücrelerin rutin olarak gerçekleştirdiği bölünme ve çoğalma hareketlerinin kontrolsüz gerçekleşmesi ve bu durumun ilerlemeye başlaması sonucu -tabiri caizse- sistemin kontrolden çıkmasıdır. Sağlıklı bir insan vücudunda (kas ve sinir hücreleri hariç), tüm hücreler bölünme ve çoğalma özelliğine sahiptir. Bu yetenekleri sayesinde gün içerisinde ölen hücreler ya da yaralanan dokular yenilenir veya onarılır. Sistemin kusursuz işlemesi ve yaşamın sağlıklı devam edebilmesi için gereken bu akışın da bir sınırı vardır.

MUTASYONA UĞRUYORLAR
Sağlıklı hücreler ne zaman bölünmesi, çoğalması gerektiğini bilirler ve bir hücrenin yaşamı boyunca bu işlemi kaç kez tekrar edebileceği bellidir. Bu bilinci kaybeden hücreler (mutasyona uğramış hücreler), kanser hücresi olarak tanımlanır.
Kontrolsüzce bölünüp çoğalmaya başlayan kanser hücreleri, bir süre sonra birikmeye başlarlar. Biriken hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşan ‘yabancı’ yapı da tümör olarak adlandırılır. Tümörler, dokuları sıkıştırarak tahrip edebilir, hatta içine sızabilirler. Tümörün de oluşmasıyla artık vücutta bulunan kanser hastalığı, tümörün zarar vermeye başladığı organın adıyla anılır ve uygun tedaviye başlanır.
Pek çok kanser cinsi için önleyici ya da tedavi edici gıda tavsiyeleri veriliyor.
Kimisi bilimsel temele dayandırılırken, kimisi kişisel tecrübelerin kulaktan kulağa yayılması şeklinde duyuluyor. Kanser gibi son derece ciddi bir hastalıkta yapılması gereken ilk ve en önemli şey, takip eden uzman doktorun tavsiyelerine uymaktan geçiyor. Ancak faydası ispatlanmış gıda maddelerinin tüketilmesinde fayda olduğu da kesin. Her bir kanser türü için farklı gıda maddelerinden bahsetmek mümkün.
Bugün, kolon kanseri için faydası olduğu tespit edilmiş yiyeceklerden bahsetmek istiyorum:
1. Posa önemli Yapılan çalışmalarda; az posa ile beslenen toplumlarda kolon ve rektum kanserinin daha sık görüldüğü belirlenmiş. Yüksek posa içeren bir diyet ile beslenme, atık maddelerin sindirim sisteminden geçiş süresini azaltarak ve daha ağır, daha hacimli atık maddesi (dışkı) oluşturarak kanser riskini azaltıyor.

KABIZLIĞA KARŞI KAYISI TÜKETİN
2. Meyve yiyin
Yapılan araştırmalara göre, yeterli meyve tüketenler yetersiz tüketenlere kıyasla kolon kanserinden daha fazla korunuyor. Kayısı, kırmızı erik ve incir gibi meyveleri, posa açısından zengin oldukları için özellikle kabızlık şikayetiniz varsa beslenmenize dahil edin.

3. Sarımsağı ihmal etmeyin
Sarımsak içeriği yüksek olan diyetlerin kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkisi olduğunu gösteren kanıtlar var. Bu sebeple sarımsak tüketiminizi artırın.

4. Kalsiyum son derece önemli
Yeterli kalsiyum alımı kolon kanserinden koruyucu etki oluşturuyor. Belirlenen miktarlar kadar süt ve süt ürünleri günlük beslenme planınız içinde mutlaka yer almalı. Yetişkinler için iki bardak süt veya yoğurt ve 60 gram peynir tüketimi yeterli kalsiyum miktarını karşılıyor. Ergenlik dönemindeki gençlerin ise kalsiyum ihtiyaçlarını karşılamak için günde iki su bardağı süt veya yoğurt, 120 gram peynir tüketmeleri gerekiyor.

NOHUT VE MISIR İLAVE EDİN
5. Salatanız rengarenk olsun
Sebzelere doğal rengini veren maddeler, kanser öncüsü hücrelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor ve bağışıklık sistemini güçlendirici etki oluşturuyor. Bu sebeple günde iki-üç porsiyon salatayı sofranızdan eksik etmeyin.
Salatalarınızın mevsim sebzelerinden oluşmasına ve olabildiğince çok renkte sebze içermesine özen gösterin. Salatalarınızın hem posa, hem de protein içeriğini artırmak için üzerine haşlanmış nohut, kuru fasulye, bulgur, mısır ve yarma ilave edin.

6. İşlenmiş et ve et ürünlerinden kaçının
Salam, sosis ve sucuk gibi işlenmiş et ürünlerinin üretimi sırasında renk ve ürün kalitesini korumak amacıyla kullanılan nitrit ve nitratlar kanserojen özellik taşıyor. Bu yüzden işlenmiş et ürünlerinin tüketiminden sakının.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ BÜYÜK RİSK
7. D vitamini düzeyinizi kontrol edin
Yapılan çalışmalarda D vitamini yetersizliği olan kişilerde kolon kanseri sıklığının yüksek olduğu bildirilmiş. D vitamini düzeyinizin yeterli olup olmadığından emin olmak için tahlil yaptırmanızda fayda var. D vitamini yetersizliği söz konusu ise doktorunuzun tavsiyesiyle gerekli takviyeler alabilirsiniz.

8. Sigara içmeyin, alkol tüketiminden kaçının
Yapılan çalışmalara göre sigara içmek birçok kanser türünde olduğu gibi kolon kanserinde de riski artırıyor. Dolayısıyla sigara içiyorsanız; hemen bırakın, alkol kullanmıyorsanız; başlamayın. Alkol tüketiyorsanız, miktar ve sıklığını mutlaka azaltın.

9. İdeal kilonuza ulaşın
Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması verilerine göre; her 100 kişiden 30’u obez ve yaklaşık 35’i de fazla kilolu. Sağlıklı ağırlığa ulaşmak için gerekli olan beslenme önlemlerini alın. Tek başınıza kilo veremiyorsanız hedef ağırlığınıza mutlaka bir uzman yardımı alarak ulaşın. Özellikle karın bölgesindeki yağlanmaya dikkat edin.

Bağırsak divertikülü iltihabında beslenme

Meyve suyu içilmesi önerilir ancak meyve özü olmamalıdır.

Sıvı diyet

Et suyu içeren çorbalar
Elma, vişne ve üzüm suyu
Jöle

Doktorunuzun önerisi ile sulu diyeti takiben önce liften fakir katı bir diyete ve ardından da liften zengin diyete dönülür.

Düşük lifli katı diyet

Balık
Beyaz ekmek
Beyaz pirinç
Çay ve kahve
Et suyu
İyi haşlanmış et
Jöle
Konserve veya haşlanmış sebzeler (kabuksuz)
Makarna
Meyve konservesi veya meyve kompostosu (elma vb.)
Süt ve yoğurt (az yağlı)
Şehriye
Tahıldan fakir müsli ve cornflakes
Tavuk
Yumurta

Bağırsak divertikülü

Kalın bağırsağın divertiküler hastalığında, liften zengin diyetle beslenmek gerekir. Buradaki ana mantık, bağırsakta dışkının hareket hızını arttırmak ve böylelikle bağırsak içi basıncı düşürmektir. Burada doğal lif takviyeleri de yararlıdır. Yararlı olan Lactobacillus acidophilus ve Bifidobacterium bakterilerini içeren probiyotiklerin de kullanılması yarar sağlar. Günde ortalama 20-35 gram lif tüketmek gereklidir. Lifin önemi Burkitt ve ark. çalışmasında çok açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu çalışmada İngiltere ve Uganda’daki 1,200 erişkinin gıda alışkanlıkları ile bağırsak hareketlerinin ilişkisi araştırılmıştır. Düşük lifle beslenen İngiliz katılımcıların ortalama bağırsak geçiş zamanının 80 saat ve ortalama dışkı ağrılığının 110 gr/gün olduğu ve buna karşın, yüksek lifle beslenen Ugandalı katılımcıların ortalama bağırsak geçiş zamanının 34 saat ve ortalama dışkı ağrılığının 450 gr/gün olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle rahat bağırsak hareketleri için günde en az 10 bardak (2 Lt) su tüketmek gereklidir. Ayrıca, düzenli egzersiz veya spor yapmak bağırsak hareketlerini olumlu yönde etkilemektedir.

Bağırsak ikinci beyindir

Bu tür rahatsızlıklarda; psikolojik, ruhsal, sosyal ve çevresel faktörler etkili olmaktadır. Beyin-bağırsak hattında sinir sistemi, bağışıklık sistemi ve hormonlar etkili olmaktadır.

Bireyin olaylar karşısındaki duygusal yanıtı; nefes hızını, tansiyonunu, vücut salgılarını, hormonlarını ve kas hareketlerini etkilemektedir. Kaygı bozukluğu (vesvese, anksiete) veya depresyon sorunu olan hastalarda beynin uyarılması ile sinirler, bağışıklık sistemi ve somatostatin (SMS) ile vazoaktif intestinal peptid (VİP), triptofan, serotonin (mutluluk hormonu), GABA, kortizol, dopamin gibi kimyasal maddeler ve hormonlar harekete geçmekte ve bağırsaktan su, tuzlar ve kimyasalların emilimi ile mikropların dengesi değişmektedir.

Bağırsakta yer alan mikroplar, bu durumdan ciddi şekilde etkilenmektedir. Bu mikroplar gıdaların emilimi ve K vitamini, folat ile kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminde etkili olmaktadır. Bu değişikliklerin sonucunda da: kabızlık, ishal ve karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde, bağırsakta yer alan mikroplardaki değişiklikler, beyin- bağırsak hattı üzerinden psikolojik sorunlara neden olabilmektedir.

Prof. Dr. Zerrin Pelin, Uykusuzluk bağırsakları etkiliyor

Prof. Dr. Zerrin Pelin, “Uykusuz kalan kişilerde, normalde bulunmaması gereken kötü bakterilerin bağırsak içerisinde yerleşim göstererek, florada bozulmaya yol açtığı saptanmıştır.

Uykusuzluk Bağırsaklarda Kötü Bakterilere Yol Açıyor
FATİH MEHMET KÜRKÇÜ – Uyku Derneği (UYKUDER) Nöroloji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Zerrin Pelin, “Uykusuz kalan kişilerde, normalde bulunmaması gereken kötü bakterilerin bağırsak içerisinde yerleşim göstererek, florada bozulmaya yol açtığı saptanmıştır. Bağırsak florasındaki bu bozulmanın kişilerin uyku yapısında bozulmalara neden olduğu da gözlenmiştir. ” dedi.

Prof. Dr. Pelin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda yapılan araştırmalarda, bağırsakların mikrobik yapısının insan sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğununun belirlendiğini, uykunun sık bölünmesine yol açan hastalıkların seyri sırasında vücutta birtakım metabolik değişiklikler yaşandığını ifade etti.

Pelin, “Son yıllarda yapılan çalışmalar, kronik uyku bölünmesinin yarattığı yağ kitlesi artışının bağırsaklardaki mikrobik yapıda değişikliklere yol açtığını göstermektedir. Florasında ortaya çıkan bu değişiklikler bağırsakların geçirgenliğini artırmakta, vücutta özellikle yağ dokusunda iltihap reaksiyonu yaratarak insülin direncinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. ” diye konuştu.

Yapılan bir başka çalışmada ise uyku apnesinin yarattığı bağırsak florası değişikliklerinin hipertansiyon gelişimini tetiklediğinin saptandığını anlatan Pelin, kişilerin 63 saat uykusuz bırakılarak, bağırsak floralarındaki değişikliklerin incelendiğini vurguladı.

Pelin, “Uykusuz kalan kişilerde, normalde bulunmaması gereken kötü bakterilerin bağırsak içerisinde yerleşim göstererek, florada bozulmaya yol açtığı saptanmıştır. ” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Pelin, şunları söyledi:

“Bağırsak florasındaki bu bozulmanın kişilerin uyku yapısında bozulmalara neden olduğu da gözlenmiştir. Uykunuz yetersizse ya da uykunuzun yapısını bozacak bir hastalığınız varsa bağırsaklarınızda ortaya çıkan değişiklikler metabolizmanızı, şeker dengenizi ve yeme alışkanlıklarınızı bozabilir. Sağlıklı ve yeterli uyumak temel hedef olmak üzere bu konudaki çalışmalar arttıkça beslenme değişiklikleri yaratarak uyku problemlerinin yarattığı olumsuz etkilerden korunmayı sağlamak mümkün olabilecektir. “

Makat yırtığı nedir

Makat yırtığının (anal fissür) ameliyatı öncesinde makat bölgesi lavman ile cerrahi girişime hazırlanır. Günümüzde birçok cerrah lavmana gerek duymadan makat bölgesi girişimlerini gerçekleştirmektedir

1. Fissürektomi: Makat yırtığının cerrahi olarak kesilerek çıkartılması işlemidir.

2. Makat genişletilmesi (anal dilatasyon) Genel anestezi (narkoz) veya belden uyuşturma (spinal anestezi) altında makatın cerrah tarafından genişletilme işlemidir. Geçmişte makat yırtığı tedavisinde uygulanan tek başına makatın genişletilmesi işlemi veya anal dilatasyon ameliyatı % 10-60 gibi nüks oranını getirdiğinden günümüzde dışkı tutma sorunu olabilecek yaşlı veya risk grubundaki hastalarda tercih edilir. Bu teknikte bile cerrahın aşırı genişletme yapmasına bağlı olarak % 12-27 oranında gaz veya dışkı kaçırma sorunu doğabilmektedir.

3. Lateral internal sfinkterotomi (makat iç kasının kesilmesi) Günümüzde makat yırtığının cerrahi tedavisinde en yaygın olarak kullanılan teknik lateral internal sfinkterotomidir. Bu tekniğin temeli, makat bölgesinde dinlenme basınçlarının yüksek olmasına neden olan, iç makat kasının (internal anal sfinkter) cerrah tarafından kesilmesi prensibine dayanır, ancak bazı hastalarda sfinkterotomi girişimine rağmen, makat dinlenme basınçları yüksek kalabilmektedir. Ameliyat sıklıkla genel anestezi (narkoz) veya bazen belden uyuşturma (spinal anestezi) ile gerçekleştirilir. Az sayıda cerrahın bu ameliyatı lokal anestezi (sadece makat bölgesinin uyuşturulması işlemi) ile gerçekleştirdiği bilinmektedir, ancak hasta konforu açısından çoğunlukla bu yöntem pek rağbet görmez. Makat yırtıkları ön veya arkada olduklarından lateral internal sfinkterotomi işlemi makatın sağ ve sol yanından makat iç kasına ulaşarak gerçekleştirilir.

Lateral internal sfinkterotomi ameliyatı deride yaklaşık 0.5-1 cm’lik bir kesi yapılarak (açık sfinkterotomi) veya deride kesi yapılmadan (kapalı sfinkterotomi) ve sadece makat iç kasına ulaşarak ta yapılabilir. Bu girişim ile birlikte bazı cerrahlar yırtık olan bölümü de çıkartırken (fissürektomi) yada elektrokoter adı verilen aletle yakarken, bazıları yırtığı çıkartmadan girişimi gerçekleştirirler. Lateral internal sfinkterotomi ile birlikte çoğunlukla yırtığın çıkıntısı (hipertrofik papilla) ve derideki uzantısı (skin tag) da alınır. Makat yırtığı tedavisinde sfinkterotomi ameliyatı açık veya kapalı teknikle yapılır. Açık teknikte iç makat kası kesilir ve yara açık bırakılır, kapalı teknikte ise iç makat kası kesildikten sonra deriye dikiş atılır, ancak bu teknik bu kapalı alanda makat apsesi gelişme riski nedeniyle daha az tercih edilmektedir. Lateral internal sfinkterotomi ameliyatında teknik olarak en

önemli nokta, makat dış kasının (eksternal anal sfinkter), bu girişim sırasında zarar görmemesidir. Lateral internal sfinkterotomi işlemi sırasında makat dış kasının (eksternal anal sfinkter) hasarlanması dışkı ve gaz tutamama sorununa rastlanır.

Ayrıca, ameliyat sırasında makat bölgesine markain, bupivakain gibi bölgesel anestezik maddeler enjekte edilir ve böylelikle ameliyat sonrasında hastanın ağrısı belirgin şekilde azaltılmış olur ve böylelikle ağrı kesici ilaçların gereksiniminde belirgin azalma olmaktadır. Ameliyat akşamında hasta ayağa kaldırılır, oturma banyosu yaptırılır ve yemek verilir. Lateral internal sfinkterotomi sonrasında, hastalarda iki ay içinde % 90-92 oranında düzelme görülmektedir. Uzun dönemde ise, % 0-15 (ortalama % 5) nüks ve % 0-15 arasında dışkı ve gaz kaçırma komplikasyonu görülür. Ameliyat sonrası erken dönemde (ilk bir ay), tek başına lateral internal sfinkterotomi yapılan vakalarda % 30, fissürektomi (fissürün çıkartılması) ve lateral internal sfinkterotomi yapılan vakalarda % 40 oranında gaz ve dışkı kaçırma yada inkontinens görülebilir.

4. Basınç kontrollü sfinkterotomi: makat yırtığının nüksünde, iç makat kasının

yetersiz kesilmesi sorumlu olabilir. Buna karşın dış makat kasının bazı liflerinin

kesilmesi, gaz ve dışkı kaçırma ile sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle iç makat

kasının ne az, ne de fazla kesilmesi, yada kararında kesilmesi çok önem arz eder.

Bu amaçla, anal manometri adı verilen ve makat kaslarının basınçlarını ölçmeye

yarayan cihaz yardımı ile makat basınçlarını kontrol ederek kademeli ve kontrollü

sfinkterotomi yapılabilir. Bu sayede gaz ve dışkı kaçırma komplikasyonu riski çok

büyük ölçüde ortadan kaldırılabilir.

5. Fissürektomi ve kaydırma (flep) tekniği: makat yırtığı veya fissürün olduğu alan

cerrahi olarak çıkartıldıktan sonra bu çıkartılan alana çevre dokulardan kaydırma

(flep) yapılarak doldurulur (anoplasti).

6. Lazerle fissürün yakılması: lazer ışınları ile ameliyathane koşullarında anal fissür

veya makat yırtığı alanı yakılarak buharlaştırılır (vaporizasyon).

7. Radyofrekans (RF) ile sfinkterotomi: makat iç kası (internal anal sfinkter)

radyofrekans (RF) ile kesilebilir.

İYİLEŞME SÜRECİ

– Makattaki ağrı sıklıkla birkaç gün içinde ortadan kalkar.

– Hasta ortalama 3-4 gün içinde işine geri dönebilir.

– Tam iyileşme birkaç hafta içinde olur.

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu

Aranan Kelimeler:

Kabızlığa karşı bunları tüketin

Sindirim sistemi sorunlarından biri olan kabızlık dışkının uzun süre bağırsaklarda beklemesi durumuna deniyor. Beslenme ile doğrudan alakalı olan kabızlık özellikle dengesiz beslenme gibi durumlarda ortaya çıkabiliyor. Hareketsizlik, yetersiz sıvı tüketimi ve stres de kabızlığa neden olan etkenler arasında gösteriliyor.

Kabızlık belirtilerini ortadan kaldırmak için bol sebze ve meyve tüketmek, bol su içmek, kepekli ve lifli besinler yemek ve zeytinyağı tüketmek öne çıkan önlemlerden bazıları olarak sayılabilir. Kabızlığa çare olabilecek bazı etkili kürler de bulunuyor. Bağırsak faaliyetlerini artıran bu kürler sayesinde kişi daha rahat bir dışkılama gerçekleştirebiliyor.

Kabızlığa karşı etkili kürler

Kabızlığa karşı etkili kürler

1. Kabızlığa hızlı müdahale etmek için 1 ya da 2 yemek kaşığı hint yağı tüketebilirsiniz. Böylece bağırsaklarınız daha kolay çalışır ve kabızlık sorunu ortadan kalkabilir.

2. Yemek yemeden önce 150 ml yoğurt suyu içmek bağırsakları yumuşatarak kabızlık sorununu giderir. Yoğurdun içerisinde yer alan bağırsak dostu flora sayesinde bağırsaklar dışkılama işlemini daha kolay yapar hale gelir.

3. Kuru kayısı ve kuru eriği akşamdan br bardak suya koyun ve bir gece bekletin. Sabah aç karnına bu suyu için ve kuru meyveleri yiyin. Bağırsakları aktive eden kuru kayısı ve kuru erik dışkılama problemlerinin ortadan kalkmasına yardımcı olur.

Kabızlığa karşı etkili kürler

4. Sabahları aç karnına yarım kase yoğurdun içerisine keten tohumu ilave ederek yoğurdu karıştırın ve daha sonra karışımı yiyin. Bağırsaklarınızın rahatladığını göreceksiniz.

5. Pırasa kabızlık için birebirdir. Pirinçsiz ve bol zeytinyağı ilave ederek pişirdiğiniz pırasayı haftanın üç günü yiyebilir ve kabızlık sorununun önüne geçebilirsiniz.

Kabızlığa karşı etkili kürler

6. Beş bardak suyun içerisine iki poşet yeşil çay, bir tutam maydanoz, bir tutam kiraz sapı, iki kayısı ve yarım limon ilave ederek karışımı kaynatın. Bu bitkisel çayı her gün en az üç kere içerek kabızlık sorununa son verebilirsiniz.

7. İncir bağırsakların rahat çalışmasını sağlayan meyvelerden biri. Bir bardak suya üç adet kuru incir ilave edin ve suyu sabaha kadar bekletin. Sabah aç karnına suyun içindeki incirleri yiyerek üzerine beklettiğiniz suyu için. Böylece bağırsak sorunlarınızı en aza indirebilirsiniz.