Grip nedir nasıl belirti verir

Gripten korunma yolları, gribi kolay atlatmanın yolları…
GRİBİ KOLAY ATLATMANIN YOLLARI:

Hapşururken ya da öksürürken elinizle ağzınızı kapatmayın. Mümkün olduğu kadar kağıt mendil kullanın ve kullandıktan sonra hemen atın.

Ellerinizin temizliğine dikkat edin. Çoğu virüs dokunma ile geçer. Yıkayamadığınız durumlarda alkol içerikli temizleyiciler ve ellerinizi ovuşturmak işe yarayacaktır.

Gripseniz yada giripli birinin yanındaysanız kesinlikle yüzünüze dokunmayın. Grip virüsü vücuda ağız,burun veya gözden girebilir.

Sürekli aynı havayı tenefüs etmeyin. Hava almayı ihmal etmeyin.

İçebildiğiniz kadar su için. Bol bol su tüketmek vücudunuzdaki virüslerin temizlenmesini sağlar. Vücudunuzun yeterince su aldığını idrarınızdan anlayabilirsiniz.

Saunaya girin.

Egzersiz yapmaya özen gösterin. Egzersiz kalbin kan pompalamasını hızlandırır. Böylece hızlı nefes almaya başlarsınız.Bu da akciğerlere oksijenin hızlı taşınmasını sağlar. Dolayısıyla vücut ısısı artar ve terleme olur. Hücrelerde bulunan virüsler doğal olarak ölürler.

Bol bol meyve ve sebze tüketin. Meyveler ve sebzeler metabolizmayı güçlendirir.

Sigaradan uzak durun. Sigara bağışıklık sistemini zayıflatır. Hastalığa yakalanma olasılığını güçlendirir.

Alkolden uzak durun. Alkol bağışıklık sistemini zayıflatır ve kişiyi hastalığa hazırlar. Ayrıca alkol vücudu susuz bırakır.

Yoğurdu sofranızdan eksik etmeyin. Günde 1 kase yoğurt yemek grip ve soğuk algınlığı riskini %25 azaltıyor. Ayrıca yoğurtta bulunan bakteriler bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Rahatlayın ve sakinleşin. Kendinize ayıracağınız 30 dakika, hastalıklara karşı koruyacak kalkanı oluşturacaktır. Rahatlama, vücudun virüslere karşı hareket mekanizmasını güçlendirir. Kan akışını hızlandırır.


Tüberküloz ve bulaşma şekli

überkülozun tedavisi mümkün mü? Tüberküloz, tedavi edilmediği takdirde çok ciddi sonuçları olabilen bir enfeksiyon hastalığıdır.

Tüberküloz veya verem genellikle insanın akciğerini etkileyen, Mycobacterium Tuberculosis bakterisinin neden olduğu, granülomatöz tarzda, bakteriyel ve bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Halk arasında ince hastalık diye bilinen tüberküloz uzun seyirli, vücutta beyin ve kemikler gibi birçok kısmı etkileyebilen ciddi bir hastalıktır.

Verem, tedavisi mümkün olan bir hastalık olmasına rağmen Dünya Sağlık Örgütü her yıl meydana gelen ölümlerin, % 6’sının veremden kaynaklandığını tahmin etmektedir. Bu bakterinin dünyada 1.7 milyar kişide olduğu ve her yıl 3 milyon kişinin verem yüzünden hayatını kaybettiği tespit edilmiştir.

Türkiye’de ise genellikle çocukluk döneminde Mycobacterium Tuberculosis bakterisi ile tanışılmaktadır. Hastalık fark edilmeden, hafif bir şekilde geçirilir. Ancak uzun zaman dirençli ve uyur halde kalabilen bu bakteri, hastanın vücut direncinin en düşük olduğu zaman verem olarak kendini göstermektedir.

TÜBERKÜLOZUN NEDENLERİ NELERDİR?

Tüberküloz solunum yoluyla bulaşan bir hastalıktır. Hastalığın etkeni olan Mycobacterium Tuberculosis adı verilen bakteri solunum yoluyla akciğere tutunup yerleşebilir. Buraya yerleşen bakteri hastanın en savunmasız zamanını bekler. Vücudun dirençsiz kalması veya uzun yıllar sigara içilmesinden kaynaklanan akciğer tahribatı nedeniyle hastalık kendini gösterir. Akciğerlerde yara oluşumuna ve enfeksiyona yol açar. Buradan da vücudun diğer tüm organlarına yayılarak tüm vücudu kaplayan ciddi bir hastalık haline dönüşmektedir.

TÜBERKÜLOZUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Tüberküloz hastalığında görülen belirtiler hemen hemen diğer tüm akciğer hastalıklarında görülenlerle aynıdır. En çok görülen belirtisi ise öksürüktür. Eğer üç haftadan uzun süren, devamlı bir öksürük varsa hemen bir doktora başvurulmalıdır. Bunun yanında yüksek ateş, geceleri terleme, iştah ve kilo kaybı; halsizlik, yorgunluk hissi, öksürürken gelen kanlı balgam gibi semptomlar verem hastalığının belli başlı belirtileri arasındadır.

TÜBERKÜLOZDAN KORUNMA YOLLARI NELERDİR?

İnce hastalık diye de bilinen veremin eskiden adı bile insanı korkutmaya yetiyordu. Ancak günümüzde ilerleyen tıp sayesinde vereme yakalanma riski erken yaşlarda yapılan aşılar sayesinde oldukça düşürülmüştür. Çocuklara 2 aylıkken ve 7 yaşında verem aşısı uygulanmaktadır. Eğer çevresinde verem hastası olan biri varsa kişi hemen gerekli tedbirleri almalıdır. İlk olarak bir hastaneye gidip gerekli tüm tetkikler yaptırılmalı ve gerekiyorsa hastalığın bulaşmaması için bir süre ilaç kullanılmalıdır.

Bunların yanında diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi veremden korunmak için de beslenme ve yaşam kalitesine özen gösterilmelidir. Yeterli ve doğru beslenilmeli, sigara, alkol ve uyuşturucu gibi madde bağımlılığından uzak durulmalıdır.

TÜBERKÜLOZ NASIL BULAŞIR?

Tüberküloz solunum yoluyla, çok kolay bir şekilde bulaşan bir hastalıktır. Aktif akciğer tüberkülozu konuşma, öksürme, hapşırma ve tükürme esnasında hastanın dışarıya saçtığı damlacıklar sayesinde bulaşabilmektedir. Tek bir hapşırıkta 40.000 damlacık dışarı atılabilir, havada bir süre canlılığını koruyarak asılı kalan bu damlacıklar hastalığın bulaşmasında önemli bir risk faktörüdür. Her açıdan sağlıklı bir bireyin bu havayı soluması halinde bile vereme yakalanma ihtimali vardır.

Hastalığın bulaşma riski en yüksek olan grup ise tabi ki hastaya en yakın ve temas halinde olan aile fertleri, iş arkadaşları gibi kişilerdir. Risk altında olan bu grup daha fazla tedbir almalı, tedavi boyunca hastayla gerekmedikçe temas halinde olmamalıdır. Eğer hemen tedaviye başlanırsa 2-3 hafta sonra hastanın bulaştırıcılığı bitecektir. Tedavi edilmemiş bir hasta yılda en az 10-15 kişiye tüberküloz mikrobunu bulaştırmaktadır.

TÜBERKÜLOZUN TEDAVİSİ

Öncelikle tüberkülozun çok ciddi seyreden ancak tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğunu söylemeliyiz. Hastalığın teşhisi konulduktan sonra tedaviye başlanmazsa hastanın hayatını kaybetmesine kadar giden tehlikeli sonuçlar doğabilmektedir. Ancak doktorunuzun uygulayacağı, yaklaşık 6 ay süren ilaç tedavisi sayesinde hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür. Tedavi sırasında Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol ve İzoniazid gibi antibiyotikler kullanılmaktadır. Bunun yanında bağışıklık sistemini güçlendirici vitaminler de tedaviye dahil edilmektedir. Yaşanılan yerin hijyenik ve her daim temiz oluşu, sağlıklı beslenme gibi alışkanlıklar da hastalığın tekrar ortaya çıkmasına engel olacaktır.

Op.Dr.Murat ÇELTİK, Hpv nedir nasıl tedavi edilir

HPV bir DNA virüsüdür ve siğiller, papillomlar, kadında serviks kanserine neden olur. Bu belirtilen lezyonlar haricinde ağız içinde, vokal kord denilen ses tellerinde de lezyonlar yapabilir, hatta bir sonra ki aşamada ağız içi ve vokal kordda kanser oluşumuna sebep olabilir.

Cinsel olarak tek eşli olmayan her insan hayatının bir döneminde HPV ile karşı karşıya gelebilir, oldukça sık görülen bir hastalıktır. HPV erkeklerde genital bölgede penis üzeri ve kasık bölgesinde oluşurken, kadınlarda vulva ismi verilen dış genital organlarda, vagen iç duvarlarında ve cervix denilen rahim ağzında görülebilir. Rahim ağzı HPV için çok önemli bir bölgedir. Rahim ağzında çıkan HPV lezyonlarını kansere dönüşebilmektedir.

HPV virüsünün bir çok tipi vardır, şu anda 200’ün üzerinde tipi olduğu belirtilmekte ve her geçen gün farklı tipler tespit edilmektedir. HPV lezyonları özellikle kasık bölgesi, penis, vagine ve rahim ağzında görülmesine rağmen bazı farklı virüs tipleri anal bölgede, ağızda (oral seksle bulaşır) ortaya çıkabilmektedir.

HPV virüsü vücuda girdikten tekrar tekrar çıkma özelliği vardır, kişide virüs tedavi ile ortadan kaldırılsa bile yeni bir şüpheli ilişki olmadan, direnç düşüklüğüne bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.

Her HPV tipi kansere sebep olmaz iken, hastalığın tekrarlaması, tekrar tekrar aktif lezyon oluşması kişinin bağışıklık sistemi ile ilgilidir. Bazı insanlar virüs ile karşılaşmalarına rağmen hiçbir belirti vermeden virüs vücut tarafından yok edilebilmekte veya taşıyıcılık dediğimiz hastalık olmadan sadece bulaşıcılık özelliği kalmaktadır.

HPV cinsel yolla bulaşan en sık enfeksiyondur. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hastalık kontrol merkezi (CDC) verilerine göre dünyada cinsel aktif kadın ve erkeklerin yaklaşık % 50’si yaşamları boyunca HPV ile en az bir kez enfekte olurlar.

HPV varlığı nasıl belirlenir?

HPV virüsünün tanısı, yaptığı siğil(wart) lezyonun görülmesi ile tespit edilir. Çıplak gözle ve büyüteç yardımı ile lezyonların değerlendirmesi sonucu ve siğillerin patolojik değerlendirmeye gönderilemsi ile tanı konur. HPV karnıbahara benzer görünümde lezyonlar yapar, şüphede kalındığında kesilip lezyon çıkartılır ve patolojik değerlendirmeye gönderilir.

Kadınlarda cinsel olarak aktif ise 6 ayda bir genel muayene ve smear testi yapılması ile HPV varlığı ortaya konulabilir. Genel muayenede lezyon varsa koterizasyon veya kriyoterapi ile tedavi edilmesi uygundur. Erkeklerde penis ağzına (mea) yakın HPV lezyonu(siğil) olması veya idrar tahlilinde kan hücrelerinin görülmesi idrar yolunun kamera ile(sistoüretroskopi) değerlendirilmesini gerektirir. HPV virüsü ile temas eden her insanda belirtiler ortaya çıkmayabilir, fakat partnerinde kondilom(genital siğil) bulunan bir kişide % 60-90 virüs varlığı tespit edilmiştir. Erkek veya kadından birisinde HPV lezyonunun tespit edilmesi durumunda diğer kişinin ilgili doktora bayan ise kadın doğum, erkek ise üroloji doktoruna gitmesi uygun olur. Hastaların ayrıca makat bölgesi ve ağız içi lezyonlara yönelik olarak genel cerrahi ve kulak burun boğaz uzmanı tarafından muayene edilmesi tam bir değerlendirme için uygun olacaktır.

HPV nasıl bulaşır?

Cinsel temas ile bulaşma en önemli bulaşma yoludur. Bununla birlikte cinsel birleşme olmadan cilt teması ile de bulaşma olabilir. Anal ve oral ilişki ile makat bölgesine ve ağız içine bulaşmalarda bildirilmiştir. Varolan siğillerin genital bölgenin jilet ve kesici aletlerle temizlenmesi sırasında çevre dokulara ekilmesi ve bu şekilde kasık bölgesinde daha geniş bir alanda ortaya çıktıkları tespit edilmiştir. Doğum sırasında vaginal bölgedeki HPV’nin çocuğa geçmesine bağlı laringeal papillomatozis vakaları bildirilmiştir. Genellikle vaginal ve anal, bazen de oral cinsel ilişkiyle bulaşma olmaktadır. İnsanlar arasında yanlış bir kanı sadece cinsel birleşme ile bulaşacağı ve prezervatifle korunulabileceği yönündedir. Fakat vagen veya penis içinde uretrada değilde kasık bölgesinde, pubik bölgede, makat bölgesindeki lezyonların varlığında prezervatifin koruyuculuğu yoktur. Ayrıca cinsel birleşme olmadan sadece cildin temas ettiği durumlarda da bulaşma olabilmektedir. Çoğunlukla herhangi bir belirti vermediği için, çoğu erkek ve kadın hiç farkında olmadan HPV ile enfekte olabilirler.

HPV virüsü ile enfekte bir kişi ile cinsel ilişki sonrası lezyonların ortaya çıkışı 2-3 ayı alır. Lezyonlar kendiliğinden gerileyip ortadan kalkabilir. Burada belirleyici olan kişinin vücut direnci ve virüsün bulaştırıcılık gücüdür.

HPV hakkında bilinmesi ve yapılması gerekenler nelerdir?

HPV genellikle cinsel temas ile bulaşmaktadır, genital bölge cilt teması ile de bulaşma olabilmektedir.

Eşinde ve/veya partnerinde HPV tespit edilen kişi mutlaka doktor kontrolünden geçmelidir(Üroloji ve/veya Kadın Doğum doktoru tarafından).

HPV aşısı cinsel birleşme yaşamamış ve /veya HPV virüsü (tip 6.11, 16, 18) tespit edilmemiş 9- 27 yaş arası kişilerin aşılanması koruyuculuk açısında avantajlıdır.

Kadınlar cinsel olarak aktif oldukları dönem boyunca yılda 1 – 2 kez smear testi ile kontrolden geçmelidir.

Homoseksüel erkeklerde veya anal cinsel ilişkide bulunan bayanlarda yıllık anal muayene ve Pap testi( anal smear testi) yapılmalıdır.

Genital ve anal bölgede kondilom tespit edilen hastaların kulak burun boğaz doktoru tarafından HPV açısından muayenesinin yapılması da uygun olacaktır.

Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaştırıcılık ihtimalini azaltmaktadır.

Erkek veya kadın olsun genital bölgelerinde farklı bir lezyon gördüklerinde vakit kaybetmeden üroloji veya kadın-doğum doktoruna başvurmaları uygun olacaktır. Tedavi edilmemiş, geciktirilmiş vakalarda kanser dönüşüm riski çok daha fazladır, erken müdahale her zaman çok daha avantajlı ve hayat kurtarıcıdır. Genital siğiller cerrahi olarak alınabilirken, koterizasyon(yakma işlemi) veya kriyoterapi(dondurma işlemi )ile ortadan kaldırılmaktadırlar.

Op.Dr.Murat ÇELTİK

Aranan Kelimeler:

Aids ilk olarak nasıl belirti verir

HIV virüsü, vücuda girdiğinde hastalığa karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemimizi yok eder. Böylece başka hastalıklara yakalanmamız çok kolaylaşır ve en basit bir soğuk algınlığına bile direnç gösteremeyiz. Hem kadında hem erkekte görülen AİDS, her yaşta ortaya çıkabilir.
VİRÜSÜN VÜCUTTA BULUNDUĞUNU GÖSTEREN HERHANGİ BİR BULGU YOKTUR

Fakat bu virüs, vücuda girdikten hemen sonra hastalık görülmez. Ayrıca, bu virüsün vücutta bulunduğunu gösteren herhangi bir şikayet ya da bulgu da yoktur. Ancak yapılan kan tetkikleri sonucu farkedilir. Yaklaşık 10-12 yıl sonra belirtiler görülmeye başlar. Bu zamana kadar kişi, mikrobu başkalarına bulaştırabilir. Ayrıca şunu bilmek gerekir ki, AİDS hastaları için “ölüm ” kaçınılmaz bir sondur.

AIDS NASIL BULAŞIR?

AIDS’in üç tane bulaşma yolu vardır:

– Kanında bu virüsü taşıyan biriyle normal ya da anal ve oral cinsel ilişkiye girilmesi sonucu, özellikle korunmasız bir şekilde cinsel ilişkinin gerçekleşmesiyle HIV virüsü sağlıklı kişiye bulaşır.

– Hamile ve HIV virüsünü taşıyan anneden bebeğe, gebelikte veya doğumda bulaşabilmektedir.

– AIDS’li ya da HIV virüsüne sahip kişilerin kanlarına temas sonucu ya da organ nakliyle hastalık ya da virüs bulaşır.

AIDS İLK BELİRTİLERİ NELERDİR?

HIV, vücuda alindiktan 1- 6 hafta içerisinde ilk çoğalma döneminde akut infeksiyona neden olur. Bu dönemde görülen belirtiler ve klinik bulgular, HIV infeksiyonuna özgü değildir ve değişkendir. Belirtiler ve görülme sıklıkları şu şekilde belirtilmektedir:

– Ateş (%96)

-Lenf bezlerinde büyüme (lenfadenopati) (%74)

– Farenjit (%70)

– Deri döküntüleri (%70)

– Kas veya eklem ağrısı (%54)

– İshal (%32)

– Baş ağrısı (%32)

– Bulantı ve kusma (%27)

– Karaciğer ve dalak büyümesi (%14)

– Pamukçuk (%12)

HIV virüsü tarafından bağışıklık sistemi zayıflatılan hastada, normalde zararsız olan birçok hastalık, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, vücutta yara ve kırmızı lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Ağızda pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları gibi fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Ortaya çıkan bazı hastalıklar 2-4 hafta arasında kendiliğinden geçer. Şüpheli bir temas sonrasında erken teşhis koyabilmek için HIV testi yaptırılması önem arz etmektedir.

AIDS’TEN KURTULMA YOLLARI

Cinsel ilişki sırasında mutlaka korunmak gerekir. Herkes bu hastalığa yakalanabildiğinden, mutlaka koruyucu kılıf kullanılmalıdır. Her ne kadar böyle birşeye ihtimal vermiyor da olsanız prezervatif kullanımı çok önemlidir. Güvenli bir cinsel yaşamın gerektirdiklerine mutlaka uymanız gerekmektedir. Bunun için doktorunuzdan çok daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Bir diğer bulaşma yolu, kan nakli olduğundan, AIDS testi yapılmamış kan asla kullanılmamalıdır. Bu durumda sağlık personeline de çok büyük görev düşmektedir. Kullanılmış ve sterilize edilmemiş cerrahi aletler, şırıngalar, jiletler kesinlikle kullanılmamalıdır. Vücudunuzda bir yara oluştuğunda mutlaka koruyucu bir bantla bunu kapatın.

Aranan Kelimeler:

Zika için acil önlem

Amerikalı bilim adamları, Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ), kusurlu doğumlara neden olduğu sanılan ve neredeyse tüm Amerika kıtasını etkisi altına alan Zika virüsüne karşı acil önlem alma çağrısında bulundu.

BBC’de yer alan habere göre, “Journal of the American Medical Association” dergisi için yazı kaleme alan ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nden Öğretim Üyeleri Prof. Daniel Lucey ve Prof. Lawrence Gostin, Zika virüsünü “evrensel potansiyel patlayıcı” şeklinde nitelendirdi. Okumaya devam et “Zika için acil önlem”

Aranan Kelimeler:

Zika virüsü çıktı

Zika virüsünün Kanada ve Şili hariç Amerika kıtasındaki tüm ülkelerde etkili olabileceği belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bölgesel kuruluşu Pan Amerikan Sağlık Örgütü (PAHO), batı yarı kürede Kanada ve Şili hariç en az 20 ülkede görülen Zika virüsünün özellikle Güney Amerika’da yayılmaya devam ettiğini duyurdu. Okumaya devam et “Zika virüsü çıktı”

Domuz gribi olunca yapılması gerekenler

Domuz gribi salgını etkisini sürdürüyor ancak birçok kişi hastalıkla karşılaştığında ne yapacağını bilmiyor. Ölüm haberleriyle toplumda korkuya neden olan domuz gribi ile ilgili açıklamalar yapan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko, domuz gribinin aslında mevsimsel gripten daha hızlı iyileştiğini söyledi.
Dr. Hakko belirtileri, hastalığa yakalananlar ne yapmalı, kimler test yaptırmalı, tedavisi nedir gibi merak edilen birçok soruyu yanıtladı. Okumaya devam et “Domuz gribi olunca yapılması gerekenler”

Beslenerek gripten korunmak

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tıp Fakültesi Hastaneleri Beslenme Ünitesi Sorumlusu Doç. Dr. Kürşat Gündoğan, kış aylarında özellikle vücut savunması zayıf kronik hastalar, yaşlılar, hamileler ve çocuklar ile kanser hastalığı nedeniyle savunma sistemi baskılanmış kişilerde ciddi sıkıntılara yol açan gribal enfeksiyonlardan doğal ve düzenli beslenmeyle korunulabileceğini belirtti. Hasta beslenmesi üzerine yurtdışında eğitim alan ve bu konuda bilimsel çalışmalarda bulunan Doç. Dr. Gündoğan, yaptığı açıklamada, öncelikle gribal enfeksiyonlarla ilgili bilgiler verdi ve ardından gribal enfeksiyonlardan iyi beslenmeyle korunma yöntemlerini anlattı. Okumaya devam et “Beslenerek gripten korunmak”

Aranan Kelimeler:

Domuz gribinden nasıl korunursunuz

Son haftalarda ne yazık ki domuz gribi vakaları yine çokça yaşanmaya başladı. Domuz gribi hakkında bilgilendirme yapan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Zerrin Beykal; “Domuz gribinden korunmak için kapalı ortamların sık sık havalandırılması, gripli kişilerin kalabalık ortamlardan uzak durması, sık sık ellerin yıkanması gereklidir” dedi. Okumaya devam et “Domuz gribinden nasıl korunursunuz”

Normal grip ile domuz gribi arasında ne fark var

Sivas’taki Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Aynur Engin, domuz gribinin mevsimsel gripten daha ağır bir hastalık olmadığını söyledi. Doç.Dr. Engin, “Domuz gribinin çok ölümcül olduğuna dair bir algı var. Ama grip, ile domuz gribinin farkı yoktur. Virüs aynıdır. Önlem alınmalı ancak gereksiz tedirginlikten uzak durulmalı” dedi. Okumaya devam et “Normal grip ile domuz gribi arasında ne fark var”

Domuz gribi nasıl anlaşılır

Domuz gribinin belirtileri neler, hastalık nasıl bulaşır ve domuz gribinden nasıl korunulur? Türkiye’de 4 ilde vatandaşlar domuz gribi şüphesiyle hastanelere kaldırıldı. Bu hastalık son 50 yılın en ölümcül hastalığı olarak biliniyor.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından “geniş çaplı salgın” olarak tanımlanan “İnfluenza H1N1” yani domuz gribi, son 50 yılın en önemli salgını olarak kabul ediliyor. 2009 yılının Mart ayında Meksika’da kitlesel bir salgına dönüşerek ortaya çıkan hastalık, domuzlarda görülen bir tür grip virüsünün genetik değişim geçirmesi nedeni ile “domuz gribi” adını almıştır. Salgın hastalık 2009 Mart’ından sonra Latin Amerika ve Amerika’nın ardından tüm dünyaya yayıldı. Okumaya devam et “Domuz gribi nasıl anlaşılır”

Aranan Kelimeler:

Domuz gribinden nasıl korunursunuz

Üstelik özellikle hamileler, 2 yaşından küçük çocuklar ile 65 yaşından büyükler, kronik akciğer ve obezite hastaları gibi risk grubunda bulunan kişilerde daha ağır seyredip, ölüme yol açabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporunda; ülkemizde kaybedilen hasta sayısının 2009 yılındaki salgında 627 olduğu belirtildi. Bu rakama göre; ülkemizde salgın nedeniyle kaybedilen hasta sayısı oranı Avrupa ortalamasının üzerinde yer alıyor. Aslında basit ama etkili yöntemlerle ölüme yol açabilecek kadar ağır seyreden domuz gribinden büyük oranda korunmak mümkün olabiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Sezen Özkök, domuz gribinden korunmanın 8 etkili korunma yöntemini anlattı. Okumaya devam et “Domuz gribinden nasıl korunursunuz”