Bel soğukluğu vakaları bu yüzden artıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), oral seksin tehlikeli bir bulaşıcı hastalık olan “bel soğukluğuna” (gonore) neden olduğu ve prezervatif kullanımındaki düşüşle birlikte hastalığa yol açan bakterinin de yayıldığı uyarısında bulundu.

WHO, hastalığa yakalanan kişinin tedavisinin giderek zorlaştığına, bazı durumlarda ise tedavinin mümkün olmadığına dikkat çekti.

Cinsel yolla bulaşan bu mikrobun, antibiyotik tedavisine karşı direnci giderek artıyor.

Uzmanlar, çok az sayıda yeni ilaç geliştirildiğini ve durumun giderek kötüleştiğini söylüyor.

77 ülkeden toplanan veriler incelendi

Her yıl yaklaşık 78 milyon kişi cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanıyor. Bu tip hastalıklar bireylerde kısırlığa dahi neden olabiliyor.

WHO, 77 ülkeden toplanan verileri inceledi. Araştırma sonunda bel soğukluğu olarak da bilinen gonore bakterinin antibiyotik tedavisine karşı direncinin arttığı görüldü.

Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr Teodora Wi, Japonya, Fransa ve İspanya’da enfeksiyonun tedavi edilemez seviyeye ulaştığı vakalar olduğunu söyledi.

Dr. Teodora Wi, “Gonore çok küçük bir bakteri, tedavi için sunulan her yeni bir sınıf antibiyotiğe karşı bakteri de giderek daha dirençli hale geliyor” dedi.

Enfeksiyon en çok, direncin tespit edilmesinin zor olduğu yoksul ülkelerde görülüyor.

‘Buzdağının görünen yüzü’

Dr. Wi, tespit edilen vakalar için, “Bunlar, buzdağının yalnızca görünen yüzü olabilir” diyor.

Gonore bakterisi üreme organlarını, kalın bağırsakta rektumu ve boğazı etkileyebilir. Uzmanlar bakterinin en çok boğaza etkisinden kaygılanıyor.

Zira Dr. Wi, antibiyotiklerin boğazda, gonore benzeri bakteriler dahil, tüm bakterilere karşı direnç geliştirebileceğini söylüyor.

Dr. Wi, “Normal bir gırtlak iltihabını tedavi için antibiyotik kullandığınızda, bu boğazınızdaki Neisseria türlerine karışıyor bu da dirençle sonuçlanıyor” diye konuşuyor.

Oral seksle gonore bakterisinin bu ortama girmesi de “süper gonore”ye neden oluyor.

Daha önce HIV/Aids virüsü kaygısı nedeniyle artan prezervatif kullanımındaki düşüşün de bu enfeksiyonun yayılmasına yardımcı olduğu düşünülüyor.

Gonore (Bel soğukluğu) nedir?

Hastalık, Neisseria gonore adı verilen bakteriden doğuyor.

Enfeksiyon, korumasız cinsel ilişki, oral ve anal seksle yayılıyor.

Cinsel organlardan yeşil veya sarı akıntı gelmesi, idrar yaparken acı hissedilmesi ve adet dönemleri arası kanama yaşanması bu hastalığın belirtileri arasında gösteriliyor.

Ama, her 10 heteroseksüel erkekten birinde ve kadınların üçte birinden fazlasında ve eşcinsel erkeklerde belirtiler kolay tespit edilebiliyor.

Enfeksiyonun tedavi edilmemesi kısırlığa, pelvik inflamatuvar hastalığa neden olabiliyor ve enfeksiyon gebelik süresinde çocuğa geçebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), giderek direnç kazanan gonore bakterisiyle ilgili gelişmelerin takip edilmesi ve yeni ilaçlara yatırım yapılması için ülkelere çağrıda bulunuyor.

Küresel Antibiyotik Araştırma ve Geliştirme Ortaklığı’ndan Dr. Manica Balasegaram “Durum kötü. Tüm ilaç dünyasında geliştirilmekte olan yalnızca üç aday ilaç var ve onların da tedavide başarılı olacağının garantisi yok” diyor.

WHO da, gonore bakterisinin durdurulması için aşılara ihtiyaç olabileceğini söyledi.

Londra Üniversitesi’nin Hijyen ve Tropik Tıp biriminden Dr. Richard Stabler, “Penisilin piyasaya sürüldüğünden beri güvenilir ve kolay tedavi sağladığı için takdir gördü, gonore ise tüm şifa veren antibiyotiklere karşı direnç geliştirdi” diyor ve ekliyor:

“Son 15 yılda, dünya genelinde antibiyotik direncinin artması nedeniyle tedavi de üç defa değişmek zorunda kaldı.”

“Şimdi son seçenek olan ilaçları kullanıyoruz ama direnç nedeniyle tedavilerin başarısız olduğuna dair işaretler alıyoruz.


Bağımlı İlişkiler ve Tutku Nasıl Ölür ?

On sekiz yıl boyunca çocuklarımıza, yirmi yıl işimize, on dört yıl fiziksel bir bağımlılığa odaklanıyor, yedi yıl bir kadın ya da erkeği takıntı haline getiriyoruz. Kimilerinde çakışan bu aşamaların her biri, belki de bizi kendi iç yaşamımızdan güvenli bir biçimde uzak tutmaya hizmet ediyor. Kendimizle benliğimiz arasında hiçbir şey olmamasından korkuyor, gerçekte uçsuz bucaksız bir enginlik olan iç yaşamımızı korkutucu bir boşluk olarak algılıyor olabilir miyiz ?

 

Tutkunun Ölmesi

 

Muhtemelen öyle ki, bu boşluğu bağımlılık nesnelerimizle tamamlamaya çalışıyoruz. İçinde tutku olmayan bir ilişki de yapışıklık halen devam ediyorsa, orada bağımlı bir ilişkiden söz edebiliriz.

 

Güven ve emniyeti kendi içimizde sağlayarak içten bir yakınlık arayışına girdiğimizde, yolumuz umutsuzluğa kapılmamış ve bizimle benzer bir arayış içerisinde olan kişilerle buluşuruz. Gereksinim duyduğumuz şey doyurulmaktan çıkıp, zenginleşmeye doğru evrilir. Henry David Thoreau bunu şu şekilde dile getirmiş: ‘’Dostum, sana artık gereksinim duymadığımda geleceğim. O zaman bir düşkünler eviyle değil, bir sarayla karşılaşacaksın.’

 

Bu Duygusal Açlık Nereden Gelir ?

 

Çocukluğumuzda duygusal gereksinimlerimiz karşılanmamışsa ve biz de bu eksikliği gidermeye çalışmamışsak bir yetişkin gibi ilişki kurmaya hazır olmayabiliriz. Çocukluğumuzda eksikliğini çektiğimiz şeyi düzeltecek veya onun yerine geçecek bir ilişki arayışına girebiliriz. Bize ebeveynlik edecek birini arayabiliriz. Eşimiz de ebeveynimizmiş gibi davranıp bu gereksinimimizi karşılayabilir. Fakat böyle bir rolü üstlenen eşin de kendi çocukluğuna dair henüz çözemediği meseleleri vardır muhtemelen. Tencere kapak misali birbirleriyle eşleşmişlerdir, literatürde imago eşleşmesi olarakta geçer. Bu tür bir ilişkide eşlerin hiçbiri yetişkin gibi davranmaz. Dahası, ebeveyn çocuk ilişkisinden hazzetmeyen Eros çiftin yatak odasını kısa sürede terk eder. Bu aşamada cinsel terapi desteği almaya gelen çiftlerde, ilişkiyi sarmış olan ebeveyn çocuk ilişkisi döngüsünü yetişkin yetişkine bir ilişki haline getirmeye çalışırız. Eğer bu sağlanabilirse, EROS’un tekrar ilişkiye dahil olabildiğini görüyoruz.

 

İlişki de Olması Beklenen nedir ?

 

Neyse ki, güven ve emniyet duygusuna çocuklar kadar gereksinim duymayız yetişkinliğimizde. Güven ve emniyete eğer çocukluğumuzdaki kadar gereksinim duyuyorsak, bizi himayesine alıp göz kulak olan bir eşe takılıp kalabiliriz. Olgun bir ilişkide sevgilerini karşılıklı gösteren, birbirine eşit iki birey vardır. İlişkimizde güvenlik arayışında olursak ebeveyn figürüne bağımlı oluruz. Bu durum güven duyma biçimimizi etkiler. Ebeveyn çocuk ilişkisinde duyduğumuz güven, koşulsuz ve körü körünedir. Yetişkin olarak ilk önce kendi arka bahçemizde güvenliği, iç huzuru yakalamalıyız.

 

Bağımlılık özlemlerinin zayıflık, hastalık ya da yetersizlik ifadesi olması şart değildir. Bunlara hepimiz adayız. Karşılıksız sevginin arzumuzu artırması ilişkinin doğasında vardır. Acıyla gelen sevinç gizeminde yalnız değiliz. Kendimize şefkat beslemek ve içinde bulunduğumuz duruma utanç, pişmanlık ya da kötü niyet olmaksızın eğlenerek bakmak insanlık dramımızı mutlu bir sona ulaştıracaktır.

 

Sevgiyle kalın.

 

Uzm.Psk.Dan.Eyup SARI

EVLİLİK ve CİNSEL TERAPİST

Aranan Kelimeler:

Çocuklar neden yaşıtları ile oynamaz

Çocuklar yürümeyi öğrenip konuşmaya başladıklarında onlardan aynı hızda sosyalleşmelerini de bekleriz. Ancak çocuklar için sosyal becerileri edinme yürümeyi ve konuşmayı öğrenmekten daha uzun zaman alır.

Bu durum çocukların oyunla ilişkileri de şekillendiren asli unsurdur.

– 2 yaş öncesi dönemde çocuklar TEK BAŞINA oynarlar. Kendi uzuvları ilk oyun araçlarıdır. Çevredeki her şey bir oyun aracıdır. Amaç dokunarak anlamlandırmaktır. Eline ne geçirirse onu tutar, atar, sallar. Çevresinde başka çocuk varsa onun da her hangi bir nesneden farkı yoktur. Onu da tutar, sıkar, cimcirir!

– 2 ila 3 yaş arası dönem ise İZLEME dönemidir. Olanları anlamlandırmak için çevreyi izlerler. Bu dönemde çocuk diğer çocuklarla ilişki kurmaz. Yanına yaklaşan çocukla mutlaka arasına mesafe koyar.

– 3 yaş dönemi ise PARALEL OYUN evresidir. Bu dönemde çocuk başka çocuklarla oyun oynuyormuş gibi yapar ancak ortada bir oyun yoktur. Çocuklar bu evrede sadece diğer çocuklarla aynı mekanı paylaşmayı öğreniler ancak her çocuk ayrı ayrı oyun oynar.

– 4 yaş evresi BİRLİKTE OYUN dönemidir. Anneler artık rahat nefes alabilir. Bu dönemde çocuklar yaşıtlarıyla birlikte oynamaya başlar. Hatta işbirliği işaretleri bile gösterirler.

– 4 yaş sonrası dönem ise çocuklar yalnızca birlikte oynamakla kalmaz, iş bölümü, görev paylaşımı gibi birlikte hareket ederek oyun kurmayı öğrenirler. Amaç bir hedefe birlikte varmaktır.

Aranan Kelimeler:

Cinselliği öldüren besinler

Cinsel isteğinizin azalmaması için kahveden uzak durmanız gerekebilir. Gün içerisinde tüketilen 5‐6 bardak kahve, libidoyu düşürebilir.

2 10
BALIK VE DENİZ ÜRÜNLERİ
Deniz ürünleri cinsel isteğin azalmasına yol açabilir. Balıktaki civa ve toksinler, cinsel fonksiyonları düzenleyen hormonların üretildiği endokrin sistemine zarar verebilir. İlla deniz ürünü yiyecekseniz, somon, alabalık, istiridye, karides tüketebilirsiniz.

3 10
PEYNİR
Erkeklerin cinsel performanslarının ve isteklerinin düşmesindeki en önemli etkenlerden biri de işlenmiş gıdalar. Özellikle işlenmiş peynirlerden uzak durmalısınız.

4 10
FAST FOOD
Fast food da cinsel isteği azaltır. Testosteron seviyesini düşürür ve erkeklerde düşük kalitede sperm üretimine yol açabilir.

5 10
KONSERVE YİYECEKLER
Cinsel isteği azaltan besinler denildiğinde akla konserve yiyecekler de gelmeli. Olabildiğince sağlıklı ve taze besinler tüketip, konserve gıdalardan uzak durmak gerekiyor.

6 10
TATLANDIRICILAR
Yapay tatlandırıcılar, vücudunuzdaki serotonin salınımını azaltan aspartam içeriyor. Serotonin, yalnızca mutlu olmayı sağlamıyor, aynı zamanda cinsel dürtüleri ve libidoyu da artıran bir hormon.

7 10
NANE
Nanenin içinde yer alan mentol, testosteronu düşürür ve cinsel istekte azalmaya neden olur.

8 10
KAHVALTILIK GEVREK
Kahvaltılık gevrekler de cinsel hayatı olumsuz yönde etkileyenlerden… Bu tip yiyecekler erkeklerin cinsel istek ve performansında düşüşe sebep olabilir.

9 10
ALKOL
Alkol, vücudun su dengesini bozar. Erkeklerde erken boşalmaya sebep olabilir. Kadınların ise orgazma ulaşmasını zorlaştırır.

10 10
SOYA
Soyadaki fitoöstrojenler kadınlarda ve erkeklerde hormonal dengesizliğe neden olur. Cinsel performansı düşürür.

Aranan Kelimeler:

Türk erkeklerinde süre 7 dakikayı geçmiyor

Hollanda’da yapılan bir araştırma Türk erkeklerinin cinsel ilişki süresinin 3 dakika 7 saniye olduğunu ortaya koydu. Uzmanlara göre neden, cinselliğin geç öğrenilmesi
118
Hollanda’da Utrecht Üniversitesi’nde yapılan ankette, Türk erkeklerinin cinsel ilişki süresi 3 dakika 7 saniye olarak ölçüldü.

2 18
Uzmanlar, bu sürenin yumurta haşlamaktan (4 dakika) daha kısa bir süre olduğunu ifade etti.

3 18
Araştırmaya göre bu süre; İngilizler için 7 dakika 36 saniye, ABD’liler için 7 dakika, İspanyollar için 5 dakika 8 saniye ve Hollandalı erkekler için ise 5 dakika 1 saniye.

4 18
Türk erkeklerinin listenin sonlarında yer almasının nedenini uzmanlara sorduk.

5 18
‘SEVİŞİRKEN BİLE HIZLI OLUYORUZ’
Psikiyatr Dr. Ceyda Güvenç: Yasaklarla, tabularla çevrili olan kadın, daha fazla cinsellik ve haz talep etmediği için erkekler partnerine karşı bir çaba göstermiyor.

6 18
Kalabalık bir ailede yaşamak, erkeklerin cinselliklerini keşfetme sürecine etki eder. Ergenlik döneminde özel alanı olmayan erkek, yakalanma tehlikesinden dolayı, mastürbasyonda hızlı hızlı boşalmak zorunda kalır.

7 18
Kadının tabularını yıkması zordur. Avrupalı ve Batılı toplumlar ne istediklerini net bir biçimde söyleyebiliyor. Sonuçta boşalma kontrolü öğrenilen bir şeydir. İstanbul’da yaşıyorsanız, yemek yerken, işe giderken ve hatta sevişirken bile hızlı oluyoruz. Çünkü vaktimiz yok!

8 18
‘KALİTESİZ SEVİŞİYORUZ’
Uzm. Dr. Şeref Özer: Türkiye’de cinsel ilişki halen bir tabu. Nüfusun çoğunluğu ilk cinsel ilişkisini evlendikten sonra yaşıyor.

9 18
Bu durumda bireyler cinselliği geç öğreniyor. Kaliteli cinsellik eğitimini uzun süre deneyimleyerek kazanıyoruz.

10 18
Geç deneyimlemeye başladığımızda da kalitesiz sevişiyoruz. Erken boşalmayı sünnet olmayla bağdaştırmak doğru bir tespit olmaz.

Aranan Kelimeler:

Op. Dr. Seval Taşdemir, Bu aletler kısır yapıyor

Op. Dr. Seval Taşdemir, “Günlük yaşamınızın parçası olan birçok şey aslında kısırlığınızın nedeni olabilir. Bunlardan uzak durarak sperm ve yumurta kalitenizi artırabilirsiniz” dedi
18
Çocuğunuzun olmama nedeni günlük hayatta sıklıkla kullandığınız elektronik aletler olabilir. Yapılan incelemeler, yaşamınızın parçası olan günlük alışkanlıklarınızın aslında üreme sağlığınızı olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Üreme sağlığına zarar veren elektroniklerden mümkün olduğunca uzak durmak, en azından kullanmadığınız zamanlarda kapatmak; kısırlıktan korunabilmenin önemli adımlarını oluşturuyor.

2 8
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir: “Günlük yaşamınızın parçası olan birçok şey aslında kısırlığınızın nedeni olabilir. Bunlardan uzak durarak sperm ve yumurta kalitenizi arttırabilirsiniz” diyerek çocuk sahibi olamayan çiftleri uyarıyor.
İşte üreme sağlığını etkileyen aletler:

3 8
CEP TELEFONU
Cep telefonları, özellikle radyasyon yayan diğer aletler ile birlikte kullanıldıklarında üreme sağlığını olumsuz etkiliyor.

4 8
Cep telefonlarını bedeninize temas ettirmemeniz ve üreme organlarınıza yakın yerde taşımamanız gerekiyor. Kulaklıkla konuşmanız, yatarken mümkün olduğunca uzak bir yere koymanız veya kapatmanız da önemli korunma yollarından…

5 8
DİZ ÜSTÜ BİLGİSAYAR VE WI-FI
WI-FI (Kablosuz internet bağlantısı) ve diz üstü bilgisayar kullanan erkeklerin yayılan elektromanyetik dalgalar ve testislerde oluşan yüksek ısı sebebiyle erkek kısırlığına yakalanma oranı, kullanmayanlara oranla çok daha yüksek.

6 8
Bu teknolojik cihazlar, üreme fonksiyonlarını etkileyerek sperm hareketliliğini azaltıyor ve spermin genetik yapısına zarar veriyor. Erkeklerin, bilgisayarlarını dizüstünde değil, masada kullanmalarını öneriyoruz.

Aranan Kelimeler:

Uzm. Dr. Taner Canatar, Erken boşalmanın en belirgin nedenleri

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Adana Şube Başkanı Uzm. Dr. Taner Canatar, “Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri vardır. Bunlar; hızlı yemek yerler, hızlı araba kullanırlar, hızlı konuşurlar, her konuda aceleci ve sabırsız davranırlar, çabuk sinirlenirler, stresli ve gergindirler” dedi.

2 10
CİSED’in yaptığı bir çalışma, erken boşalan erkeklerin ortak özellikler sergilediklerini gösteriyor. CİSED Adana Şube Başkanı Uz. Dr. Taner Canatar; erken boşalıp da yavaş araba kullanan, yavaş konuşan, ya da yemeğini yavaş yiyen bir erkeğe nadir rastlandığına dikkat çekerken, şunları söylüyor:

3 10
Erken boşalan erkekler sevişme sürecine odaklanmak yerine bir sonuç olan boşalmaya odaklanıyor. Boşalma için aceleci oluyorlar ve sevişmeyi angarya veya korkulan bir süreç olarak görüyorlar.

4 10
Yanlış bir şekilde sadece boşalmaktan zevk aldıklarına inanıyorlar. Duyulara ve dokunmanın verdiği hazza odaklanamadıklarını belirten Canatar, cinsel açıdan kendilerine güvenmede eksiklik yaşadıklarını, zamanla partnerlerinden soğuduklarını ve sertleşme sorunu yaşadıklarını,

5 10
ikinciyi daha geç yaptıkları için kendilerini aynı sevişme içerisinde birden fazla boşalmaya zorladıklarını, cinsel performanslarından utanç duyduklarını ve partnerlerinin yaşanan cinsellikten haz almadığı endişesi içinde olduklarını anlattı.

6 10
“ERKEN BOŞALMA ERKEĞİN HAYATA KARŞI DURUŞUDUR”

7 10
Erken boşalmanın erkeğin hayata karşı duruşu ve hayatı algılayış biçimi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Canatar, “Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri vardır. Bunlar; hızlı yemek yerler, hızlı araba kullanırlar, hızlı konuşurlar, her konuda aceleci ve sabırsız davranırlar, çabuk sinirlenirler, stresli ve gergindirler.

8 10
Kontrolsüz davranışları vardır, ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar, kaygılı ruh halleri vardır, çocukluklarında babalarıyla sorun yaşamışlardır, yataklarını ıslatmışlardır ve A tipi kişilik yapısına sahiptirler.

9 10
Yani rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, sabırsız, aynı anda birkaç iş yapmayı seven, insanlara ve olaylara çabuk sinirlenen, onaylanmayı bekleyen, sorunlu bir dinlenme tarzı olan, daima telaşlı olma gibi özellikleri vardır.

10 10
Eğer erkek bu özelliklerini kontrol edemezse yatakta boşalmasını da kontrol etmekte zorlanır” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı, Cinsel iktidarsızlığa yeni çözüm

Hastalıkların tedavisinde kansız-ameliyatsız yöntemlerin savunucusu olan Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı, çağımızda pek çok kişinin sorunu haline gelen cinsel iktidarsızlığın tedavisi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Avcı, koroner kalp rahatsızlıklarının tedavisinde çığır açan Doğal Bypass yönteminin cinsel iktidarsızlık sorununu nasıl ortadan kaldırabileceğine dair ipuçlarını paylaştı.

Sertleşme sorununun tedavisinde kullanılan ilaçlar ölüme yol açabiliyor

Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı, “Günümüzde sertleşme sorununa bağlı cinsel iktidarsızlık, 50 yaşın üzerindeki erkeklerde yüzde 70’e oranında rastlanılan bir problem. Damar sertliği sonucu ortaya çıkan aterosklerotik kalp-damar hastalığı ile bu hastalığa yol açtığı bilinen şeker hastalığı, hipertansiyon, kan yağları yüksekliği ve sigara kullanımı gibi risk faktörleri, sertleşme sorununa da yol açıyor” dedi. Prof. Avcı, sözü geçen bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların birçoğunun sertleşme sorununa ve cinsel iktidarsızlığa neden olduğunu vurguladı. Avcı, “Günümüzde sertleşme sorununun tedavisinde kullanılan birtakım ilaçlar, kalp hastaları için ve bazı kalp ilaçlarını kullananlar için sakıncalar doğurabiliyor. Hatta bu ilaçlar ani ölüme bile yol açabiliyor” diye konuştu.

Cinsel iktidarsızlığa risksiz ve ameliyatsız tedavi: Doğal Bypass

Prof Dr. Günsel Şurdum Avcı, kalp hastalıklarının tedavisinde 15 yıla yakın zamandır uygulamakta olduğu “Doğal Bypass” tedavisinin, sertleşme sorununu düzelterek cinsel gücü arttırdığını söyledi.

Prof. Dr. Avcı, “Ritmik Masaj Tedavisi diye de tanımlanabilen Doğal Bypass tedavisi ile hastalarımızın belden aşağısına kalp atımları ile uyumlu olarak ritmik adale masajı uyguluyoruz. Acısız ve risksiz olan bu tedavi, günde bir-iki saatten toplam 35 saat süren kürler halinde uygulandığında, tüm organlarda damarları genişletici ve kanlanmayı arttırıcı bir etki sağlıyor. Bu etkisi ile de erkeklerde ileri yaşlarda görülen damarsal nedenli sertleşme sorununa bağlı cinsel iktidarsızlığı ortadan kaldırıyor” dedi.

Sertleşme sorununun tedavisinde, hiçbir riski ve yan etkisi olmayan Doğal Bypass tedavisinin düşük maliyetlerle doğal ve uzun süreli iyileşme sağladığını dile getiren Prof Dr. Günsel Şurdum Avcı, Doğal Bypass tedavisinin, cinsel iktidarsızlıkta diğer tedavilerden önce uygulanmasının daha akılcı bir yaklaşım olacağını vurguladı.

Aranan Kelimeler:

Op. Dr. Kutlu Teberik, frengi, hastalığı

Op. Dr. Kutlu Teberik, frengi, hastalığında erken tanının önemine vurgu yaparak, “Hastalık ilerleyen evrelerinde körlüğe ve sağırlığa neden olabilir” dedi

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik, frengi, hastalığında erken tanının önemine vurgu yaparak, “Hastalık ilerleyen evrelerinde körlüğe ve sağırlığa neden olabilir” dedi.
HIV TAŞIDIĞINIZI GÖSTEREN BELİRTİLER HIV TAŞIDIĞINIZI GÖSTEREN BELİRTİLER

Dr. Teberik, cinsel yolla bulaşan hastalıkların, cinsel ilişki ile hasta veya mikrobu taşıyan kişiden sağlıklı kişiye bulaştığını anlattı. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik,”Kendinizin, eşinizin ve ailenizin sağlığını korumak için bu hastalıklardan korunmalısınız. Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise kısırlıktan ölüme kadar pek çok şeye neden olabilirler. Anne karnındaki bebekler ya da yeni doğmuş çocuklar için bile tehlike oluştururlar” dedi.
CİNSEL GÜCÜ ARTIRAN 17 BİTKİ CİNSEL GÜCÜ ARTIRAN 17 BİTKİ

Hastalığın belirtilerinin; vücutta döküntüler ve özellikle kasıklarda şişlikler görülmesi olduğunu söyleyen ve erken fark edildiğinde hastalığın tedavi edilebilir olmasına dikkat çeken Dr. Teberik, “Annede varsa bebeğe geçebilir. Tedavi edilmeyip ilerlerse, sinir sistemine zarar vererek körlüğe veya sağırlığa yol açar. Kalp hastalıklarına, vücudun bazı bölgelerinde urlara ve ölüme neden olur. Hastanın tedaviden sonra bir yıl boyunca doktor tarafından izlenmesi gereklidir. Hasta eşiyle birlikte tedavi olmalı ve tedavisi bitmeden cinsel ilişkide bulunmamalıdır” dedi.

Aranan Kelimeler:

Genital siğil nasıl tedavi edilir

Genital siğil oluşumunda etkin rol alan Human Papilloma Virüs (HPV) bir DNA virüsüdür. Bu virüs sadece siğillere değil serviks kanserine de neden olmaktadır..
Cinsel açıdan aktif kişilerin çoğu, yaşamlarının bir döneminde bu virüs ile karşılaşırlar.

Genital siğilin bulaşmasını kesinlikle önleyici bir ilaç yoktur. Temasla geçtiği için cinsel bölgede karşı tarafa bu virüsün olması cinsel bir birleşme ile hatta basit bir temas ile virüs geçebilmekte ve buna bağlı hücresel değişiklikler ve genital siğiller oluşabilmektedir. Cinsel ilişki yaşındaki herkes kadın ve erkek bu sık rastlanan virüs ile karşı karşıya gelebilir ve tabii ki bu siğil hastalığına yakalanabilir.

Genital siğilden korunmanına en güvenilir yolu ise çoklu ilişkiden kaçınmak ya da enfekte olmadığı bilinen bir cinsel eşle, tek eşli bir ilişki yaşamaktır.

Lateks kondomların doğru ve sürekli kullanılışı genital siğil riskini azaltabilir fakat kondom ile kaplanmayan alanlarda genital siğil görülebilir. Bu risk her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Cinsel ilişki sonrası cinsel bölgeyi yıkama, idrar çıkarmak, antiseptikle temizlemek cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmayı kesinlikle sağlamaz.

HPV’de bilinmesi ve yapılması gerekenler

HPV genellikle cinsel temas ile bulaşmaktadır, genital bölge cilt teması ile de bulaşma olabilmektedir.

Eşinde ve/veya partnerinde HPV tespit edilen kişi mutlaka uzman hekimler tarafından kontrolden geçmelidir.

HPV aşısı cinsel birleşme yaşamamış ve /veya HPV virüsü (tip 6.11, 16, 18) tespit edilmemiş 9- 27 yaş arası kadınların aşılanması koruyuculuk açısında avantajlıdır.

Kadınlar cinsel olarak aktif oldukları dönem boyunca yılda 1 – 2 kez smear testi ile kontrolden geçmelidir.

Homoseksüel erkeklerde veya anal cinsel ilişkide bulunan bayanlarda yıllık anal muayene ve Pap testi yapılmalıdır.

Genital ve anal bölgede kondilom tespit edilen hastaların kulak burun boğaz doktoru tarafından HPV açısından muayenesinin yapılması da uygun olacaktır.

Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaştırıcılık ihtimalini azaltmaktadır.

Erkek veya kadın olsun genital bölgelerinde farklı bir lezyon gördüklerinde vakit bu konuda uzman hekime başvurmaları uygun olacaktır.

Tedavi edilmemiş, geciktirilmiş vakalarda kanser dönüşüm riski çok daha fazladır, erken müdahale her zaman çok daha avantajlı ve hayat kurtarıcıdır. Genital siğiller cerrahi olarak alınabilirken, lazer, koterizasyon (yakma işlemi) veya kriyoterapi (dondurma) işlemi ile ortadan kaldırılmaktadırlar.

Şu da unutulmamalıdır ki genital siğiller, doktor gözetiminde ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü unutulan veya görülmeyen bir adet küçük siğil hastalığın tekrarlamasını tetikler.

Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yasir Gözü

Aranan Kelimeler:

Bel soğukluğundan nasıl korunmak gerekiyor

Vajinal ve anal cinsel ilişkilerle oral ilişki sırasında bulaşan bel soğukluğundan korunmak mümkün…
Bel soğukluğu nasıl bulaşır?
Belsoğukluğu vajinal ve anal cinsel ilişkilerle oral ilişki sırasında bulaşır.

113

2 13
Bel soğukluğunun belirtileri nelerdir?
Hem erkeklerde hem kadınlarda idrar borusundan sarı-yeşil bir akıntı olur. İdrar yaparken acıma meydana gelir.

3 13
Kadınlarda bu akıntı bazen kanlı da olabilir. Belirtiler genel olarak enfeksiyon tarihinden 3-5 gün sonra görülmeye başlar. Bazı durumlarda ilk belirtileri görebilmek için 20 güne kadar çıkan uzun bir süre beklemek gerekebilir.

4 13
Teşhisi nasıl konur?
Ucunda pamuk bulunan bir çubukla idrar borusundan ya da rahim ağzından örnek alınır. Örnek bazen de boğaz ve rektumdan alınır. Alınan sürüntüde bakteriler araştırılır.

5 13
Bel soğukluğuna yol açan şey bir bakteridir. Bu bakteri erkeklerde üretra (idrar borusunun) kadınlarda ise rahim ağzının mukozasını etkiler. Ayrıca boğaz ve rektum da bakterilerin yerleştiği yerler arasında sayılabilir.

6 13
Tahlilde bel soğukluğu bakterisi saptanmasa bile, bazen klinik bulgularla belsoğukluğu olduğundan kuşkulanılabilir. Bu durumda muayene tekrarlanır ve tanı yüzde yüz olmasa bile tedavi uygulanır.

7 13
Bel soğukluğu nasıl tedavi edilir?
Penisiline çok duyarlı bir bakteridir. Ancak bazen penisilinden etkilenmeyen bakterilere de rastlanmaktadır.

8 13
Böyle durumlarda başka antibiyotik türlerinin kullanılması gerekmektedir. Doktor enfeksiyonun gerçekten geçip geçmediğini denetlemek için, hastayı tedavinin bitiminden 1-2 hafta sonra kontrol muayenesine çağırır.

9 13
Eşinize karşı nasıl davranacaksınız?
Eşinizin de mutlaka muayene ve tedavi edilmesi gerekir. Tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamak gerekir.

10 13
Belsoğukluğu ne gibi hastalıklara yol açabilir?
Belsoğukluğu tedavi edilmediği takdirde kadınlarda fallop borusu iltihabına yol açabilir.

11 13
Erkeklerde ise epididim ve/veya prostat bezi iltihabı görülebilir. Hastalık hem kadınlarda hem erkeklerde kısırlığa yol açabilir.

12 13
Dikkat!
Dış ülkedeyken ya da kısa bir süre önce dış ülkede bulunmuş bir kişiden hastalık kaptıysanız, durumu doktorunuza anlatınız! En uygun tedavinin uygulanabilmesi için bu bilgi çok önemlidir.

13 13
Korunma
Prezervatifin bel soğukluğuna karşı daima iyi bir güvence sağladığını da unutmayınız!

Aranan Kelimeler:

Kondilom nedir nasıl bulaşır

Hastalarımız genelde bize, “makatımda sivilcelenme sorunu var”, ya da “makatımda bir sürü et beni var, onları aldırmak istiyorum”, ya da “makatım deli gibi kaşınıyor kurtlandım mı” gibi ifadelerle başvururlar. Oysa ki bilmedikleri, aslında makat bölgesinde olan, mikrobik bulaşıcı bir hastalık olan KONDİLOM’dur.

Kondilom hastalığının, tıp dilinde bilinen adı “kondiloma akümünata”, halk arasında ise “makat siğili”dir. HPV (Human Papillom Virüsü) ile oluşur ve mikrobik bir hastalıktır. Hasta, tedavi olmadıkça, hem kendi vücudunda hem de yakın çevresindekilere bu hastalığı bulaştırabilir.

Makat siğili, el, yüz, ve vücudumuzun diğer bölgelerinde görülen siğillerin makat bölgesinde görülenidir. Hatta, sadece makatta değil, cinsel organ çevresinde de görülür. Nemli bir alanda oluşması sebebiyle hızlı yayılır ve tedavisi de zordur.

Makat siğili (Kondilom) belirtileri nelerdir ?

Eğer ki, makat bölgesinde ve içinde, 1-2 mm ile 1-2 cm arasında değişen büyüklükte üzeri pütürlü çıkıntılar hissederseniz ya da görürseniz, mutlaka bir genel cerrahi uzmanına görünmelisiniz. Çoğu hastamız, bu siğilleri, et beni ya da sivilce ile karıştırır ve önemsemezler, yayıldıkça duyulan rahatsızlık ile doktora başvururlar ki, bu süreçte zaten hastalık yayılmış ve ilerlemiş olur.

Siz siz olun, makat bölgenizde böyle pütürlü çıkıntılar gördüğünüzde ya da hissettiğinizde, mutlaka ama mutlaka doktora gidin. Çünkü onlar et beni değiller, onlar sivilce değiller !

Siğiller aynı zamanda, kaşıntıya ve bu kaşıma eylemine bağlı olarak da tahrişle birlikte kanamaya neden olabilir. Mikrop size bulaştığında, siğiller anında ortaya çıkmazlar. İlk önce sizi bıktıran ve dayanılmaz boyutlara ulaşan bir makat kaşıntısı görülür.

Burada belirtmeliyim ki, her makat kaşıntısında “yandım Allah, kondilom oldum” diye panik olmamalısınız. Her makat kaşıntısı kondilom demek değildir. Ancak böyle bir durumda, uzman doktora görünmenizde fayda vardır.

Eğer ki, vücudunuzun başka bir bölgesinde siğil varsa, mutlaka makat bölgenizi de kontrol etmenizde fayda vardır.

Ve pek tabi ki, cinsel partnerinizde makat siğili yani kondilom varsa, mutlaka ama mutlaka partnerinizle birlikte kontrol edilmelisiniz. Tedavide, hastalığın kaynağının da kurutulması gerekir. Daha açık konuşmak gerekirse, hastalık olan kişinin cinsel partnerinin de tedavisi ve kontrolü şarttır, yoksa hastalık tekrarlar ve bitmeyen bir kabusa döner.

Makatın içindeki ve dışındaki siğiller, mercimek kadar olabileceği gibi karnabahar kadar dev boyutlara da ulaşabilir. Siğil ne kadar büyük ve geniş alana yayılmış olursa, tedavisi de o kadar zorlaşır. Bu sebeple hastalarımıza tavsiyemiz, ilk şüphede uzman doktora başvurmanız ve tedavinizi olabildiğince erken yaptırmanızdır.

Makat siğili (Kondilom) nasıl tedavi edilir ?

İlaçla kondilom tedavisi : Siğil üzerine ilaç sürülerek yanması sağlanır, ancak bu tedavi yöntemi beraberinde iki önemli sorun getirir. Bu sorunlardan ilki, siğiller yakılırken, çevresindeki cilt dokusunun da yanabilmesidir. Diğer sorun ise, makat dışındakiler yakılabilse bile, içindekilere müdahale edilemediğinden, siğiller çoğalmaya ve büyümeye devam ederler. Makat siğili için çok da tavsiye edebileceğim bir yöntem değildir.

Dondurarak kondilom tedavisi (Crioterapi) : -40 ve hatta -60 derecelik gaz siğile dokundurulur ve siğil dokusu yok edilir. Aslında gayet de pratik bir yöntemdir, ancak tam ve etkin bir tedavi imkanı vermez maalesef bize. Bu yöntem makat içindekilere uygulanamadığından, içerdeki siğiller yayılmaya ve büyümeye devam ederler.

Elektrokoter ile kondilom tedavisi : Önerdiğim bir tedavi yöntemidir. Siğillerin, elektrokoter ile temiz cilde kadar temizlenmesi işlemidir. Sadece birkaç dakika sürer ve ameliyatsız bir yöntemdir. Elektrik enerjisiyle kondilom yakılarak tedavi edilir. En başarılı tedavi yöntemlerinden biridir. Hem dışardaki hem de makat içindeki tüm siğiller bu yöntemle tedavi edilebilir. Takip süreciyle birlikte hasta bu hastalıktan tamamen kurtulabilir.

Cerrahi yöntemle çıkarmak, hem elektrokoterden daha başarısızdır, hem de siğiller kesilerek alındığından oldukça zahmetlidir.

Kondilom hastalığında, hastalarımızın sorduğu başlıca sorular ise şöyledir :

Hep cinsel yolla bulaşır diyorlar, ancak cinsel hayatım olmadığı halde, ben bu hastalığa nasıl yakalandım ?

Kondilom hastalığının teşhisinde, hastalığın bulaşma sebebi olarak ilk akla gelen cinsel ilişki ve hatta eşcinsel ilişkilerdir. Ancak, bilinmelidir ki, ortak kullanılan klozetten, kondilom hastası ile tokalaşmayla bile bulaşabilir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, sebebi bir virüs olduğundan, o virüsün değdiği kişide de kondilom olur, kişi hatta kendi üzerinde de başka yerlerine bulaştırabilir.

Yani en basit şekilde söylemeliyiz ki, bu bulaşıcı hastalık en rahat cinsel ilişki sırasında bulaşır.

Makat ve genital organlardaki siğiller, genellikle cinsel yolla bulaşır.

Tedavi olmadığım zaman, kanserleşme riski ya da ölüm tehlikesi var mı ?

Makat siğili (kondilom), eğer ki tedavi edilmezse, ya da tedavisi geciktirilirse, hızla yayılır, büyür, çoğalır ve makat kanserine de dönüşebilir. Tedavi edilmeyen kondilomlar, giderek büyürler ve tüm anüs bölgesini kaplayabilirler. Böylece, makattan bağırsağa ilerleyerek bağırsak tıkanmasına varacak kadar da ciddi sorunlara yol açabilirler.

Olur da, tedavi edilmezse, sadece hastanın kendisi için değil, aynı zamanda çevresi için de bir tehlikedir. Çünkü hastalığı, başta cinsel ilişkiyle partnerine, ortak kullanılan alanlar ile de birlikte yaşadığı insanlara, ve hatta hamileyse bebeğine bile geçirebilir.

Bu hastalıkta karşılaşılan en önemli sorun ise, tedavi geciktirildikçe, kondilomun bağırsaktan ilerleyerek “rektum” denilen kalın bağırsağın son kısmına bulaşmasıdır. Bu durum, tedaviyi oldukça zorlaştırır. Bu sebeple, tedaviye başlamadan önce, uzman doktor mutlaka bu ihtimali değerlendirmelidir ve bağırsağın son kısmı da tedaviye başlamadan önce görüntülenmelidir. Eğer ki, olur da sadece dışardaki görünen siğiller tedavi edilirse, içerdekiler ilerlemeye ve büyümeye devam edeceklerdir.

Uzman doktora görünmekten kaçınıp, evde eş dost tavsiyesiyle, bitkisel ya da kimyasal ürünler kullanarak siğillerinizi tedavi etmeye çalıştığınızda maalesef olumlu sonuç alamazsınız. Siz kimyasal ya da bitkisel ürünleri siğillerinize sürerken, ve hiçbir iyileşme de olmazken zaman kaybedersiniz. Bu akan giden, kaybedilen zaman içinde de, siğiller anüs içinde ve bağırsağın son kısımlarında yayılır ve ilerler.

Bir kere tedavisini yaptırdıktan sonra kesin olarak kurtulur muyum bu hastalıktan ?

Kondilom tedavisinde asıl amaç, kondilomları yani siğilleri yok etmek ve hastalığın tekrarlamasını engellemektir.

Kondilom tedavisinde takip, tedavi kadar önemlidir. Hasta kontrollerini aksatmamalıdır ve gerekli durumlarda da ek tedavilerini mutlaka olmalıdır.

Hasta ilk uygulamadan en az bir ay sonra tekrar kontrol edilmelidir ve eğer ki yeni siğilleri varsa yeniden tedavi uygulanmalıdır. Eğer ki, bu kontrolde müdahale gerekmişse, bu hasta yine bir ay sonra bir kontrole daha gitmelidir. Eğer ki, olur da hasta bir aylık süre dolmadan, kendisi yeni siğil oluşumu fark ederse, kendisi bu sürenin dolmasını beklemeden mutlaka doktoruna görünmelidir.

Eğer ki, bir ay sonunda kontrolde temiz ise hastamız, bu defa 2 ay sonra kontrole çağrılmalıdır. Bu kontrolde müdahale yani tedavi olmuşsa bir ay sonra, eğer ki hastaya bir müdahale yapılmamışsa 4 ay sonra kontrole çağrılır. Eğer ki, en az 6 aylık bir kontrol ve takip-tedavi süreci uygulanmadıysa, o hasta iyileşmiş sayılmaz.

Görüldüğü gibi, siğil yani kondilom tedavisi bir süreklilik ve takip gerektirir. Maalesef, öyle “bir kere tedavi oldum, oh aman da kurtuldum, ne de rahatmış” gibi sözlerle hiç kolaya kaçmamalısınız. Bu hastalıkla mücadele için gerçekten sorumluluk ve bilinçli olmak gerekir. Tedavi edilmeyen, geri de bırakılan tek bir siğil bile, bu hastalığın yeniden sizin hayatınızı cehenneme çevirmesine neden olur.

Kondilom takibi, tedavisi kadar önemlidir. Doktorunuza başvururken, bu konuda net bir bilgi talep edin ve ödeyeceğiniz tedavi ücretine takip sürecinin ve ek tedavi uygulamalarının dahil olup olmadığını mutlaka öğrenin. Eğer ki, her uygulama ve kontrolde ek bir ücret öderseniz, kondilom makatınızı yaktığı gibi cüzdanınızı da yakar. Hatta, sırf ödeme külfetinden dolayı hastalar kontrol ve ek tedavilerden kaçabilir, ki bu bizim hiç istemediğimiz bir durumdur, çünkü hastanın tedavisi yarım kalmış olacaktır.

Kondilom hastalarının dikkat etmesi gereken durumlar nelerdir ?

Bir kondilom hastası mutlaka ama mutlaka tedavi olmalıdır. Korkmaktan, çekinmekten ya da başka sebeplerden, tedavisini geciktirdiği her gün ama her gün risk altındadır. Çünkü bu hastalık sizi beklemez !

Kondilomlarda kansere dönüşme eğilimi vardır. Kondilomun belirli bir yayılma, büyüme ya da çoğalma sınırı yoktur, bu yüzden bir kondilom hastası asla ama asla tedavi için beklememelidir.

Bu hastalığın takibi ve tedavisi süresince cinsel ilişkiye girilmemesini tavsiye ediyorum.

Aynı zamanda, yakın ve hatta uzak çevresindekilere de zarar vermemek, bu hastalığı bulaştırmamak için kişisel hijyenine dikkat etmelidir. Ortak tuvalet kullanırken bir sonraki kullanacak kişinin sağlığını da dikkate almalıdır. Havuz gibi alanlardan tedavisi tamamlanana kadar da uzak durmalıdır. Ellerini her zaman dezenfekte etmelidir ve kendi kişisel temizliği ile kullandığı alanın temizliğine özen göstermelidir.

Tedavisi tamamlanana kadar da uzman doktorunun tavsiyelerine uymalıdır. Kondilom hastalarını biraz uğraşacakları bir süreç bekliyor olabilir, ama inanın ne tedavisi ne de o takip süreci zor bir süreç değildir. Sadece bu hastalığın tedavisini ertelemeyin ve de ilk şüphenizde boş vermek, umursamamak, önemsememek yerine ne olursa olsun bir genel cerraha görünün.

Hastalığınızı ertelemeyin, tedavi ettirin.

Op. Dr. Mustafa Bolat

Aranan Kelimeler:

Kısırlık şüphesi ve testler

Normal sağlık durumuna sahip olan çiftler, doğal yollardan bebek sahibi olamadıklarında kısırlık sorununun varlığından bahsedilebilmektedir. 35 yaşın altındaki çiftler yaklaşık 1 yıl, 35 yaşın üzerindekiler de ortalama 6 ay düzenli olarak korumasız cinsel ilişki yaşadıkları halde gebelik gerçekleşmiyorsa kısırlıktan şüphelenilmesi gerekmektedir. Okumaya devam et “Kısırlık şüphesi ve testler”

Aranan Kelimeler:

Psikolojik sorunlar ve cinsel hayat

Aile ve Çift Terapisti Psikolog Naciye Tokaç, psikolojik sorunların cinsel bozukluklara yol açtığını söyledi.
Tokaç yaptığı açıklamada “Cinsellik toplumumuzda ayıp, yasak olarak görülen ve konuşmaktan kaçınılan bir durumdur. Konuşulmayan bu durum, ilk cinsel deneyimle karşılaşıldığında bireylerde kaygı ve korku duygusunu ortaya çıkarmakta ve çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Cinsellik derin bir doyum ve büyük bir yücelme duygusu yaratabilirken büyük ruhsal, duygusal ve fiziksel yaralar açma gücüne de sahiptir? ” dedi. Okumaya devam et “Psikolojik sorunlar ve cinsel hayat”

Aranan Kelimeler: