Göz muayenesi çok önemli

İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü, herkesin belirli aralıklarla ayrıntılı göz muayenesi olması gerektiğini, birçok göz hastalığının zamanında teşhis ve tedavisiyle kalıcı körlüğün önlenebildiğini bildirdi.

“Beyaz Baston Körler Haftası” dolayısıyla müdürlükten yapılan açıklamada, hafta çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarıyla sivil toplum örgütlerince yapılan etkinliklerle göz sağlığının öneminin vurgulandığı, görme engelli kişilerin bu durumdan kaynaklanan sorunlarına çözüm yolları geliştirmeye çalışıldığı ifade edildi.

Açıklamada, görme merkezinin ya da görme sinirinin zarar görmesi sonucu ortaya çıkabilen körlüğün, doğrudan doğruya gözlerden de kaynaklandığı, ayrıca doğuştan da oluşabileceği aktarıldı.

Doğuştan körlüklerin, temel göz dokularının oluşmaması ya da eksik olması nedeniyle meydana gelebileceği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bunun yanı sıra, görme sinirinin veya retina adını verdiğimiz görme tabakasının gelişme bozuklukları ve hastalıkları da olabilir. Bu gibi bozukluklar, az görme veya hiç görmemeye neden olur. Bu bozukluklara yol açan nedenler, kalıtım, akraba evlilikleri, annenin hamileliğinde geçirmiş olduğu hastalıklar olabildiği gibi, bazı bilinmeyen nedenler de olabilir. Herkesin belirli aralıklarla ayrıntılı bir göz muayenesi olması gerekir. Birçok göz hastalığının zamanında teşhis ve tedavisiyle kalıcı körlük önlenebilir. Periyodik göz kontrollerinin yapılması, göz hastalıklarının henüz belirtileri vermeden önlenmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayacaktır.”

Açıklamada, gelip geçici olsa dahi görmede azalma, göz önünde uçuşan cisimler, ışık çakmaları, ışıkların çevresinde renkli halkalar görmek, bir perde arkasından bakıyormuş gibi hissetmek, gözde ve çevresinde ağrı hissi, kızarıklık, göz kapaklarında şişlik ve sulanma, gözlerin birisinin veya ikisinin öne doğru çıkması veya fırlaması, göz kayması, şehlalık, çift görme, diyabet hastalığı ve ailede herhangi bir göz hastalığının olması gibi durumlarda zaman geçirilmeden göz hekimine başvurulması gerektiği vurgulandı.

Baston kullanmanın görme engellilerin düşme, çarpma, yaralanma, sakatlanma gibi kazalarla karşılaşma ihtimalini azalttığı, günlük hayatta kolaylık sağladığı belirtilen açıklamada, “Baston kullanmaya küçük yaşlarda başlamanın, onu benimseme yönünden büyük önemi vardır. Kendi başına gezme becerisi kazanan görme engellilerde motor beceriler daha çabuk gelişir, vücut organları daha sağlıklı olur. Ayrıca kendine güven duygusu oluşur, sosyal etkinliklere katılmaları ve hayata uyumları kolaylaşır. Bu nedenle Beyaz Baston Körler Haftasında baston kullanmanın önemi vurgulanarak, toplumun bilinçlendirilmesi amaçlanmaktadır.” ifadeleri kullanıldı. AA


Göz sağlığı için kahve

Portekiz’deki Coimbra Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği bir araştırma, düzenli olarak her gün bir fincan kahve içmenin göz sağlığını geliştirdiğini ortaya koydu.

2 15
Kahve içmenin özellikle 55 yaş üzeri kişilerin görme yetisini geliştirdiğini belirten uzmanlar, düzenli olarak kahve tüketen yaşlıların görme bozukluğu yaşama olasılığının içmeyenlere göre çok daha az olduğunu açıkladı.

3 15
Araştırma ekibinin başındaki Doktor Rufino Silva, göz sağlığı için Akdeniz diyetinin de önemine dikkati çekerek, “55 yaşının üzerinde 883 kişinin göz sağlığı ve beslenme alışkanlıklarını inceledik.

HABERİN DEVAMI

4 15
Kahvenin göz sağlığı açısından önemi büyük. Akdeniz diyeti ile beraber her gün bir fincan kahve içmek yaşlıların görme bozukluğu yaşama olasılığını düşürüyor” diye konuştu.

5 15
KARACİĞERE DE FAYDALI…
Yeni yapılan bir araştırmada kahvenin karaciğere olan faydası ortaya kondu. Çalışmanın bulgularına göre; her gün iki bardak kahve içmek, alkole bağlı gelişen siroz riskini yüzde 43’e kadar azaltıyor.

6 15
Siroz hastalığı çok ilerlediği vakalarda, karaciğer kaybına yol açabiliyor. İstatistiklere göre 1980-2010 yılları arasında da, 675 bin ila 1 milyon kişinin sirozdan dolayı kaybetti.

7 15
Siroz hastalığı obezite ve kronik alkol kullanımı gibi birçok faktörden kaynaklanabilir. Örnek verdiğimiz bu iki durumda da, karaciğerdeki kollajen gibi lif benzeri bağ dokular uyarılarak sağlıklı hücreler yerine skar dokusu üretilebilir.

8 15
Yakın gelecekte unvanı obezite tarafından elinden alınacak gibi görünse de, şu anda sirozun en yaygın sebebi de alkol kullanımıdır.

9 15
Daha önceki yapılan çalışmalarda kahve temelli kafeinin anormal karaciğer fonksiyonlarına ve hücreler arası lifli bağ dokunun artmasına karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilse de, bu veri üzerinde geniş kapsamlı bir çalışma yürütülmemişti.

10 15
Daha önce yayımlanmış 9 araştırmanın verilerinden faydalanan ve kahve ile siroz riski arasındaki bağlantıyı gösteren yeni bir araştırma ise Alimentary Pharmacology and Therapeutics’de yayımlandı.

11 15
Bulgulara göre; her gün bir bardak kahve tüketmek, siroz riskini yüzde 22 azaltıyor. Her gün 2 bardak kahve tüketmek ise siroz riskini yüzde 43’e kadar, 3 bardak tüketmek yüzde 57’ye kadar, 4 bardak tüketmek de yüzde 65’e kadar azaltıyor.

12 15
Kahvenin siroz riskini nasıl azalttığı, sorusunun kesin cevabı için ise yeni yapılacak çalışmaları beklemek gerekecek. Fakat araştırmacılara göre kahvenin antioksidan ve iltihaplanma önleyici etkisi bunu sağlıyor olabilir.

13 15
Bu iki etkinin karaciğerde hücre aralarındaki lifli bağ dokunun artmasına karşı koruyucu özelliği olduğunun bulgularına daha önce yapılmış çalışmalarda ulaşılmıştı.

14 15
Araştırma her ne kadar geniş kapsamlı görünse de, araştırmacıların belirttiğine göre; yalnızca alkol kaynaklı sirozla kahve tüketimi arasındaki bağlantının kurulabilmesi, hepatit, obezite ve diyabet kaynaklı sirozun kahve tüketimi ile ilişkisi değerlendirilememesi gibi birçok sınırı bulunuyor.

15 15
Ayrıca araştırmada bütün kahve çeşitlerinin (öğütülmüş, hazır, kaynatılmış ve filtre kahve gibi) aynı etkiyi yaratıp yaratmadığı konusunda da net bir bilgi bulunmuyor.

Aranan Kelimeler:

Göz ve görme sağlığını korumak

Göz ve görme sağlığını korumak için televizyon ve bilgisayar ekranına uzun süre yakından bakılmaması ve uzun süre bilgisayar kullanımlarında gözlerin sık sık dinlendirilmesi gerektiği bildirildi.

İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğünden, Dünya Görme Günü dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, gözün görme işinde doğrudan görev alan kısımlar ve bunları koruyan yapılardan meydana geldiği ve bu yapılarda oluşan bozukluklar nedeniyle göz hastalıkları ve görme bozukluklarının ortaya çıktığı belirtildi.

Önlenebilir körlük ve görme kusurlarına küresel bağlamda dikkat çekmek için her yıl ekim ayının ikinci perşembe gününün Dünya Görme Günü ilan edildiği belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

“Dünya Görme Günü’nde küresel konu olarak ‘önlenebilir körlüğe son’ sloganı seçildi. ‘Görme hakkı’ girişimi ile önlenebilir körlüklerin ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Dünya Sağlık Örgütünün tahminlerine göre, dünyada 284 milyon kişi görme kusurlu. Bu sayının 39 milyonu görme engelli ve 245 milyonu da orta veya ileri derecede görme kusurludur. Mevcut görme engelinin yüzde 80’i tedavi edilebilir ve önlenebilirdir. Görme kusurluların yüzde 90’ı gelişmekte olan ülkelerdedir. Görme kusurluların yaklaşık yüzde 65’i 50 yaş üzerindedir. Görme kusurlu çocukların oranı ise 19 milyondur.”

Göz sağlığını korumak için

Açıklamada, göz ve görme sağlığını korumak için televizyon ve bilgisayar ekranına uzun süre yakından bakılmaması, uzun süre bilgisayar kullanımlarında gözlerin sık sık dinlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Görme yeteneğini güçlendiren A vitamini içeren besinler havuç, yumurta ve yeşil sebzelerin bol miktarda tüketilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, göz sağlığı için şu tavsiyelerde bulunuldu:

“Göz hijyenine özen gösterilmelidir. Kitap okurken göz ile kitap arasında en az 30 santimetre mesafe olmasına dikkat edilmelidir. Çok az ya da çok fazla ışıkta okuma yazma yapılmamalıdır. Başkalarına ait gözlükler kullanılmamalıdır. Yaz aylarında gözleri güneş ışığından korumak için güneş gözlükleri kullanılmalıdır. Başkalarına ait makyaj malzemeleri ve havlu gibi göze temas eden malzemeler bulaşma riskinden dolayı kullanılmamalıdır. Çocuklarda gözde herhangi bir kayma ve görme bozukluğu şüphesi varsa en kısa sürede göz kontrolü yaptırılmalıdır.”

Açıklamada, ilerleyen yaşla birlikte göz ve görme sağlığında herhangi bir problem yaşanmaması için hayat boyu düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmasının önemine değinildi.

Göz kazalarında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği aktarılan açıklamada, çok uzun saatler oynanan bilgisayar oyunlarının gözde alerji ve kuruluk yapabileceği, uzağı görme kusuru oluşmasını tetikleyebileceği ifade edildi. AA

Kan ağlamak varmış

Kanlı gözyaşı, haemolacria’nın başlıca belirtisidir. Ayrıca, oldukça nadir olmasına karşın, tıbbi literatürde kaydedilmiş birkaç durum da bulunuyor
112
“Kan ağlamak” deyimine genellikle şiirlerde ve hüzünlü hikayelerde, kan ağlamanın fiile dönüşen haline ise muhtemelen filmlerde rastlamışsınızdır.

2 12
Peki; kan ağlamak deyiminin Türk Dil Kurumu’nda belirtilen, büyük bir üzüntü içerisinde olmak, anlamının dışında gözlerinden kanlar akması şeklinde yaşanabilmesi mümkün mü? Cevap ise evet!

3 12
Kanlı gözyaşı dökülen birçok belgelenmiş durum bulunuyor. Kanlı gözyaşı, haemolacria’nın başlıca belirtisidir. Ayrıca, oldukça nadir olmasına karşın, tıbbi literatürde kaydedilmiş birkaç durum da bulunuyor.

4 12
(En yakın tarih olarak 2015 yılında, Antioch Tennessee’den, çok güçlü baş ağrısı çeken bir erkeğin kanlı gözyaşı döktüğü kayıt altına alınmış- fakat, burada önemli bir detay, bu hastanın aynı zamandan ağzından ve burnundan da kan geldiği ve bu senaryo karşısında doktorların oldukça şaşırdığı da belirtiliyor.)

5 12
Bilim insanları hâlâ kendiliğinden gelişen ve insanın gözyaşının tamamen kandan oluşmasına neden olan bir tür hastalık olan haemolacria’nın sebebini tam olarak belirlemek için araştırmalara devam etseler de, şimdiye kadar yapılan çalışmalar birtakım ip uçları sunuyor.

6 12
Bilimfili’nin haberine göre; 1991 yılında yapılan bir çalışma haemolacria’nın kadın doğurganlığıyla bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

7 12
Yapılan bu araştırmada incelenen 125 sağlıklı birey içerisinde, adet gören kadınların yüzde 18’inin, erkeklerin yüzde 8’inin ve hamile kadınların yüzde 7’sinin gözyaşlarında kan tespit edildiği, menopozal sonrası kadınların ise hiçbirinin göz yaşında kan tespit edilmediği belirtiliyor.

8 12
Bu bulgular, araştırmacılara haemolacria’nın doğurgan kadınlarda hormonlar tarafından tetiklendiğinin işaretlerini veriyor.

9 12
Fakat, popülasyonun geri kalanında bu duruma enfeksiyon ya da yaralanma gibi durumların sebep olabileceği düşünülüyor.

10 12
Bacterial conjunctivitis olarak adlandırılan ve görece olarak iyi huylu denebilecek göz enfeksiyonu da kanlı gözyaşına sebep olabiliyor. Fakat, belirtiler enfeksiyon tedavi edildikten sonra ortadan kalkıyor.

11 12
Kanlı gözyaşına, daha ciddi bir durumda ise, gözyaşı tahliye kanalının yanı sıra gözyaşı salgılanan bezin de içerisinde bulunduğu gözyaşı sistemindeki tümörler de sebep olabiliyor.

12 12
Yani, kanlı gözyaşı mecaz anlamının dışında yalnızca korku filmlerinde değil aslında birebir hayatın içerisinde yer alıyor.

Op. Dr. Şeyda Atabay, Lens kullanırken dikkat

Op. Dr. Şeyda Atabay, denetimsiz ve takipsiz kullanılan kontakt lenslerin göz için problemlere sebep olduğunu söyledi
Lens

Kontakt lenslerin hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru haline geldikçe sorunlarda artmaya başladığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, denetimsiz ve takipsiz kullanılan kontakt lenslerin göz için problemlere sebep olduğunu söyledi.
LENS KULLANIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER LENS KULLANIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, “Kontakt lens sıklıkla gözde kırma kusuru varlığında görmeyi düzeltmek için veya göz rengini değiştirmek amacıyla kullanılan çok nadiren olarak da diğer göz bozuklukları tedavisinde kullanılan göz ön yüzeyindeki kornea tabakası üzerine yerleştirilen bir protezdir. Göz yüzeyi ile direkt temasta olmasından dolayı dikkatsiz ve denetimsiz kullanıldığında şiddetli enfeksiyonlara, göz ön yüzeyinde çizilmelere, göz ülseri olarak adlandırılan keratit hastalığına neden olmaktadır” dedi.
Lens kullanımının amacı daha iyi görmek ve daha iyi görünmek olduğundan iyi bir lens kullanıcısının yıllar boyunca sorunsuz bir hayat geçirebildiğini vurgulayan Atabay, kontakt lenslerin kişiye sağladığı avantajlardan daha iyi yararlanabilmek için kurallara uymak ve temizliğe çok dikkat etmek gerektiğini ifade etti.
GÖZDE SON GELİŞMELER… GÖZDE SON GELİŞMELER…
Temelde iki farklı lens çeşidinin olduğunu kaydeden Atabay, “Bunlar gaz geçirgen lensler ve yumuşak lensler olarak sınıflandırılabilir. Gaz geçirgen lensler daha çok keratokonus gibi durumlarda kullanılan daha sert lenslerdir ve günümüzde kullanım alanı oldukça daralmıştır. Sıklıkla kullanılan yumuşak lenslere çok daha kolay adapte olunmaktadır ve kullanımları daha kolaydır” diye konuştu.
“LENS NUMARASINA DİKKAT!”
Atabay, “Genelde hastalarımızın yaptığı yanlışlık gözlük numarasını kullanarak lens almak istemeleridir. Ancak gözlük numarası ile lens numarası her zaman aynı olmayabilir. Lens numarası çeşitli özellikler içermektedir. Kornea çapı ve eğriliği lens üzerinde oldukça etkili olan parametrelerdir. Ayrıca internet siparişi ile temin edilen lenslerin kullanımında denetimsizlik nedeniyle oldukça sık olarak sorunlar ile karşılaşılabilinmekte ve bu durum göz sağlığını oldukça olumsuz etkilemektedir. Bu konuda hastalarımıza önerilerimiz doktor kontrolü ile belirlenen lens, özellikleri ile uygun lens seçimleri yapılmalı ve lens kullanım kurallarına uymalarıdır. Kontakt lens kullanımından daha fazla yarar sağlamak ve daha uzun ve konforlu kullanım için mutlaka bir göz hekimine başvursunlar” şeklinde konuştu.

Op. Dr. Sinan Göker, Göz içinde cisim uçuşması

Göz içinde uçuşan ve kişinin yaşam kalitesini düşüren cisimler günümüzde yeni uygulanmaya başlanan bir teknikle başarılı şekilde tedavi ediliyor. Geçmişte çözümü olmayan ve riski yüksek ameliyatlarla çözülen bu sorun, artık sorun değil
Gözde uçuşan cisimler

Toplumda çok sayıda kişide görülen ve ilerleyen yaşlarda daha sık rastlanan ‘göz içinde uçuşan cisimler’ bazı kişilerde görmeyi azaltacak derecede ciddi sorunlara yol açabiliyor. Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu sorun günümüzde yeni lazer teknolojileri sayesinde kolayca tedavi ediliyor. Gelişen teknolojiyle uçuşan cisimleri, gözün içinde yer alan ve ‘vitreus’ adı verilen sıvıda lazerle buharlaştırıp yok etmek mümkün. İstanbul Cerrahi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sinan Göker, komplikasyon oranı düşük olan ve kolay uygulanan ‘ellex laser vitreolysis’ tekniği hakkında şunları söylüyor:
HAVUZDAN ÇIKINCA MUTLAKA BUNU YAPIN! HAVUZDAN ÇIKINCA MUTLAKA BUNU YAPIN!
‘GEÇMİŞTE DURUMA ALIŞIN DERDİK’
“Günümüze gelene kadar bu sorun konusunda hastalara, ‘Duruma alışın çünkü yapacak bir şey yok’ derdik. Bu sorunun kişiyi ileri boyutta rahatsız ettiği durumlarda ‘vitrektomi’ denilen riskli ve komplikasyon oranı yüksek bir ameliyat yapılırdı. Ancak tercihimiz, söz konusu risk nedeniyle bu sorunu ameliyatla gidermemek yönündeydi. Lazer teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde, artık kişiyi ciddi şekilde rahatsız eden uçuşan cisimleri gözün içindeki sıvıda lazerle buharlaştırıp yok edebiliyoruz.”
RENKLİ GÖZLÜLER MUTLAKA BUNU KULLANMALI! RENKLİ GÖZLÜLER MUTLAKA BUNU KULLANMALI!
İŞİNİ BIRAKANLAR BİLE VAR
‘Laser vitreolysis’ yönteminin klinikte, ayakta uygulanan bir yöntem olduğu belirtiliyor. Bu sorun yüzünden işini bile bırakmak zorunda olan hastalarla karşılaşıldığı için çözüme ihtiyaç duyuluyor. Uçuşan cisimler, özellikle katarakt ameliyatlarından sonraki bazı durumlarda artış gösteriyor. Op. Dr. Göker, oranları çok yüksek olmasa da multifocal göz içi lensi konulan hastaların da bu sorundan etkilendiklerini belirtiyor. Göker, “Uçuşan cisimler, katarakt ameliyatı olmamış kişilerin yaşam kalitesinde de ciddi bir düşme yaratıp o kişinin psikolojisini bozacak düzeye gelebildiği için yöntemi ameliyatı olmamış kişilere de uygulayabiliyoruz” diyor.
ALKOLÜN BİR ZARARI DAHA… ALKOLÜN BİR ZARARI DAHA…
TEDAVİSİ 20 DAKİKA SÜRÜYOR
Günlük yaşam kalitesinin ciddi şekilde etkileniyor olması, görme yüzdesinde düşme ve bu durumun en az 6 ay-1 yıl kadar takiple gitmemesi önemli kriterler arasında bulunuyor. Uçuşan cisimler yer değiştirerek sonradan kişinin görmeyeceği bir bölgeye gidebiliyor. Op. Dr. Sinan Göker, “Bu yöntem bazen göz tansiyonu vakalarında da uygulanıyor ancak bu süreçte daha gelişmiş bir alete ihtiyacımız var” diyor ve ekliyor: “Çünkü uçuşan cisimler ‘vitreus’ olarak adlandırdığımız gözün arka tarafını dolduran jel içinde bulunuyor ve göz içindeki lensin arkasında, retina tabakasına yakın bölgede oluşuyor. Lazer işlemi bu bölgede yapıldığı için uygulamanın çok dikkatli gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bir seans yaklaşık 20 dakika sürüyor ve bazı vakalarda 2-3 seans uygulamak gerekiyor. Geçmişte bu soruna sahip olup tedavi edemediğimiz ve ‘Bekleyin geçer’ ya da ‘Alışın’ diye gönderdiğimiz hastaları günümüzde lazerle kalıcı olarak tedavi ediyoruz.”
KARANLIKTA TELEFON KULLANANLARA KÖTÜ HABER! KARANLIKTA TELEFON KULLANANLARA KÖTÜ HABER!
LAZER TEDAVİSİNİ DENEYİMLİ BİR HEKİM YAPMALI
Lazer tedavisinin, konusunda deneyimli bir hekim tarafından uygulanması gerekiyor. Bu noktada numaraların doğru tespiti, korneanın uygunluğu, göz kuruluğu, göz tansiyonu, göz dibi muayeneleri gibi tüm detaylı muayeneler büyük önem taşıyor. Muayene sonrası göz yapısı uygunsa sterilizasyon şartlarının yerine getirilmesi ve tedavinin planlanması gerekiyor.
LAZER UYGULAMASINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Yanlış: lazer ameliyatından sonra katarakt gelişirse katarakt operasyonu yapılamaz.
Doğru: lazer operasyonu geçirmiş hastalar ileride katarakt oluştuğunda katarakt operasyonu geçirebilir.
Yanlış: lazer operasyonu her yaşta ve herkese uygulanabilir.
Doğru: lazer operasyonu olabilmek için 18 yaşınıbitirmek, numara ilerlemesinin belli bir süre durmuş olması ve kornea yapısının uygun olması gerekliliği vardır. Bu nedenle düzenli muayene ve takip çok önemlidir.

Aranan Kelimeler:

Op. Dr. Hüseyin Kaya, Havuzdan göz enfeksiyonu

DENİZLİ Devlet Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hüseyin Kaya, yaz aylarında özellikle havuza bağlı göz enfeksiyonlarının arttığını belirtti. Efeksiyonlardan korunmak için temizliğinden emin olunmayan havuzlara girilmemesi konusunda uyaran Dr. Kaya, deniz gözlüğü kullanmak ve suya girmeden önce ve çıkarken duş almak gibi basit önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.

Denizli Devlet Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hüseyin Kaya, sıcak yaz günlerinde serinlemek isteyenlerin vazgeçilmezi havuzların, hijyen kurallarına dikkat edilmediği takdirde, gözde ciddi enfeksiyonlara neden olduğunu açıkladı. Klorlama veya farklı dezenfeksiyon yöntemleriyle temizlenmemiş havuz sularından bulaşan bakteri, virüs ve parazit gibi etkenlerin, konjonktivit denen göz enfeksiyonuna sebebiyet verebileceğini ifade eden Op. Dr. Kaya, “Konjonktivitte batma, kızarıklık, yanma, çapaklanma, kapaklarda şişlik ve gözlerde sulanma, ağrı gibi şikayetler olabilir. Ayrıca bu şikayetlere bağlı olarak görmede bulanıklık da olabilmektedir. Havuz suyundaki klor miktarı ve suyun pH seviyesi gibi etkenler de özellikle de kimyasal etkenlere bağlı gelişen konjonktivite oldukça önemlidir. Kimyasallara bağlı konjonktivitlerde genellikle kaşıntı, kızarıklık, batma, sulanma ışığa hassasiyet gibi şikayetler yaşanır. Alerjik bünyeli kişilerde sudaki klora bağlı reaksiyonlar da gelişebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin deniz gözlüğü kullanmaları, havuzdan çıktıktan sonra gözlerini bol suyla yıkamaları bu reaksiyonlara karşı gözleri korumada faydalı önlemlerdendir.

HAVUZA KONTAKT LENS İLE GİRİLMEMELİ

Vücut direnci iyi olmayanlarda, çok uzun süre havuzda kalanlarda ve özellikle de kontakt lens kullananlarda havuza bağlı göz enfeksiyonu olasılığının arttığını belirten Op. Dr. Kaya, “Kontakt lensler havuz suyunu içine emer ve mikropların lens gözeneklerine yerleşmesine neden olur. Bu nedenle havuza kontakt lensle girmemek göz enfeksiyonlarına yakalanmamak için çok önemli bir önlemdir. Havuzdan geçen enfeksiyonların büyük kısmı bulaşıcılık özelliği gösterir. Bu nedenle hasta kişinin göz salgılarına temas etmemek gerekir. El hijyenine dikkat edilmeli, havlular ortak kullanılmamalı, göz damlalarını göze temas ettirmeden kullanmalıdır. Aynı damlayı birden fazla kişinin de kullanmaması hastalıktan korunmada önemlidir” dedi

Aranan Kelimeler:

Bilgisayar ekranı ile aranızda ki mesafe

Gözlerinizde yorgunluk, kızarıklık ve ağrı gibi şikayetleriniz varsa, bilgisayar ekranına en az 60 cm. mesafeden bakın ve iki saatte bir mola verip gözlerinizi dinlendirin

Olması gerektiği gibi gören gözleriniz varsa, bu organın işleyişindeki mucizeleri fark etmezsiniz. Oysa göz, mükemmel olduğu kadar hassastır da… Ona gereken özeni göstermeli ve onu beslemelisiniz. Beslenme biçimi, gözlük ve lens seçimi, hatta bilgisayar kullanımı gibi günlük alışkanlıklar; göz sağlığınızı etkiler. Son zamanlarda bilgisayar kullanıcıları arasında artan şikayetlerin başında; gözlerde batma, ağrı, yanma, sulanma ve çift görme geliyor. Gözlerin uzun süre yakın mesafeye odaklanması, göz içerisindeki lenslerin kırıcılığının artmasına neden olur. Gözde bulunan kaslar, sürekli buna uyum sağlamaya çalışır. Bu, göz kaslarını yoran bir süreçtir ve ağrıya sebep olur. Devamlı yakın mesafeye odaklanmak ve bakışları klavye ile ekran arasında gezdirmek, bakılan objeye uyumu zorlaştırır. Görüntü netliği kaybolabilir ve bulanık görme yaşanabilir. Göz kaslarını yoran bu durum, gözde kuruluk ve yanmalara sebep olur. Hemen peşinden batma ve kızarıklık gelişir. Gözde kuruluk yaşandığında, gözyaşı tabakası da bu durumdan etkilenerek buharlaşmaya başlar. Yeniden ıslatılması içinse gözün kırpılması gerekir. Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir kişinin dakikada ortalama 25 kez gözlerini kırptığını gösteriyor. Oysa yakın mesafede bilgisayar kullanırken, göz sadece 5-10 kez kırpılabilir. Bu durum, göz kuruluğuna sebep olur. Ekran göz hizanızdan yukarıdaysa, bakmak için göz kapaklarınızı normalden daha fazla açmanız gerekir. Bu durumda da göz kuruluğu riski artar.

EKRAN GÖZ HİZASINDA OLMALI
Değişen ortam ışığı, ekran kontrastında da değişikliğe sebep olur. Netlik değiştiğinde, göz bebekleri siz farkında olmasanız da küçülerek duruma adapte olmaya çalışır. Ekran parlaklığının yüksek olması da göz bebeklerinin küçülmesine sebep olur. Böyle durumlarda gözlerde ağrı ve kalitesiz görme şikayetleri meydana gelir. Kullandığınız bilgisayarın monitörü, titreşime sebep olmayacak kalitede ve bombesiz olmalıdır. Bilgisayar kullanırken; bacaklar yere dik, uyluk paralel, sırt ve kollar dik, ön kol zemine paralel, sandalye sırt destekli ve ayarlanabilir olmalıdır. Ekran parlaklığı ve konumu da oturuşa uygun olmalıdır. Ekran parlaklığı, kişinin en rahat ettiği seviyeye ayarlanmalıdır. Ekranın konumu ise göz hizasında tutulmalıdır. Ekrana bakarken, tam karşıya bakıyormuş gibi durmak gerekir. Ne aşağı, ne de yukarı bakılmamalıdır. Ekrana yakınlık mesafesi de çok önemlidir. Araştırmalara göre, ekran ile gözleriniz arasında en az 60 cm. mesafe bulunmalıdır. İki saatte bir 10 dakikalık aralar verip bilgisayar başından uzaklaşmanız gerekir. Sık sık uzak mesafeye bakarak göz kasları dinlendirilmelidir.

HAVUÇ, FINDIK YİYİN
A vitaminin, göz sağlığı açısından mucizevi etkileri vardır. Görme kalitesini artırır, korneayı korur, göz bebeği yüzeyini parlaklaştırır. Ayrıca gece körlüğü, glokom, katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının etkilerini en aza indirir. Çocukluğumuzdan beri hepimizin duyduğu bir şey vardır ki; o da, havuç yemenin gözlerimize iyi geleceğidir. Evet doğru; havuç, içerdiği A vitamini sebebiyle göz sağlığını korumaya yardımcı olur. Ispanak, dolmalık biber, tatlı patates ve yumurta da A vitamini açısından zengin gıdalar arasında yer alır. C vitamini ise, katarakt oluşumu riskini azaltır. Katarakt, yaşa bağlı gelişen bir hastalık olduğu için, özellikle 40 yaşından sonra C vitamini açısından zengin beslenmek gerekir. Portakal, limon, yeşil biber, çilek ve yeşil yapraklı sebzeler; C vitamini yönünden zengin gıdalardır. E vitamini de, göz sağlığını korumak için son derece gerekli bir vitamindir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, biber, fındık ve bitkisel yağlarda bol miktarda bulunan E vitamini, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu engellemede son derece önemli bir yardımcıdır. Göz sağlığına faydası olan bir diğer besin grubu da Omega-3 yağ asitleridir. Omega-3’ün, insan sağlığına faydası kanıtlanmıştır. Yapılan araştırmalar, Omega-3 yağ asitlerinin göz kuruluğunun etkilerini azalttığını gösteriyor. Somon balığı, ceviz ve keten tohumu; Omega-3 açısından oldukça zengin gıdalar arasında yer alır.

GÖZ SAĞLIĞI İÇİN BUNLARA DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KULLANIN: Güneş ışınları, cildimiz kadar gözlerimiz için de tehlike oluşturur. Gözlerinizi zararlı güneş ışınlarından korumak için seçeceğiniz güneş gözlüğü, son derece önemli. Sokak ve pazarlarda satılan güneş gözlükleri, göz sağlığınız için adeta birer tehdit unsurudur.
GÖZLERİNİZİ OVUŞTURMAYIN: Göz bebeği üzerinde uygulanan kontrolsüz baskı, birçok sağlık sorununa sebep olabilir. Ayrıca etraftaki mikropların ellerde taşındığını düşünecek olursak, ellerimizi devamlı olarak gözlerimize götürmemiz, mikrobik durumların gelişmesine de sebep olabilir ki bu da önemsenmesi gereken bir tehlikedir.
LENSLERİNİZİ TEMİZ TUTUN: Lens kullananların en çok dikkat etmesi gereken şey, lens temizliğidir. Lensler, doğru solüsyonla ve yöntemle temizlenmelidir. Lens, herkesin kullanımına uygun görünse de herkes için aynı derecede konforlu değildir. Lens taktığınızda kendinizi rahatsız hissederseniz, bunu gözlerinizden gelen bir mesaj olarak algılayın ve dikkate alın. Rutinde bir şikayetiniz yok ancak nadiren rahatsız oluyorsanız, lenslerinizi hemen çıkarın ve şikayetiniz tamamen geçene kadar tekrar takmayın.
UYKUNUZU ALIN: Gözleriniz, her gece minimum beş saat boyunca dinlenmelidir. Yeterli uyku uyunmadığında, gözler gereğinden fazla çalışmış ve dolayısıyla da yorulmuş olurlar. Yapılan araştırmalar; az uyumanın, göz spazmlarının başlıca sebepleri arasında yer aldığını gösteriyor. Yeterli uyku uyunmadığında, gözlerde kızarıklık, yorgunluk ve batma hissi de ertesi gün semptomları arasında yer alır.
SİGARA DUMANINDAN KAÇININ: Sigaranın insan sağlığı üzerindeki sayısız olumsuz etkisini artık hepimiz biliyoruz. Yapılan araştırmalar sigaranın; göz kuruluğu, glokom, görme kaybı ve yaşa bağlı makula dejenerasyonuna sebep olduğunu gösterdi.

Prof. Dr. Sarper Karaküçük, her yaşta katarakt

Göz Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Sarper Karaküçük, sadece ileri yaşlarda değil, her yaşta görülebilecek katarakt sorununa hazırlıklı olmak için önemli bilgiler ve öneriler paylaşıyor.

Katarakt her yaşta karşınıza çıkabilir!
Görmek… İnsanın en muhteşem duyusu! Bu nedenle sağlıklı görüş hepimiz için çok değerli…

Göz içi merceğinin göz bebeğinin hemen arkasında yer alan ve mercimeğe benzeyen şeffaf bir yapı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Göz Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Sarper Karaküçük “Katarakt, bu şeffaf yapının matlaşarak ışığı daha az geçirmesi, yani görmeyi zorlaştırmasıyla oluşan bir durumdur” dedi.

KATARAKT BEBEKLERDE DAHİ GÖRÜLEBİLİYOR

Kataraktın pek çok farklı nedeni olabileceğini aktaran Anadolu Sağlık Merkezi Göz Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Sarper Karaküçük “En sık görülen neden, ileri yaşla birlikte lens liflerinin matlaşması. En çok ileri yaş gruplarında görülse de aslında her yaşta karşılaşılabilen bir durumdur. Örneğin, gençlerde bir metabolik hastalığa bağlı olarak görülebiliyor. Bazen bebeklerde dahi görülebilen (doğumsal katarakt) katarakt; diyabetlilerde, uzun süre kortizonlu ilaç kullanan hastalarda, göze gelen darbelerden sonra ya da göze ait uveit, glokom gibi hastalıklardan sonra da ortaya çıkabiliyor. Tüm bunların yanı sıra çevresel etkenler, ultraviole ışınları, radyasyon, hava kirliliği ve beslenme gibi pek çok nedenden de söz etmek mümkün. Kataraktlı hasta, görmesinde azalma hisseder. Bazen yakın bazen uzak görme bozulur, gözlük numaraları sık sık değişir. Katarakt ilerledikçe tüm mesafelerde görme bozularak kalitesiz hale gelir. Renklerde soluklaşma ve sararma olabilir. Hatta gece görüşünde de sorunlar başlar. Dolayısıyla kişinin sosyal hayatı artık daha zordur” açıklamasında bulundu.

Saniyede 40.000 defa titreşim yapan ultrasonik ses dalgaları ile kataraktlı lens eritilebiliyor

Kataraktın ilerlemesini durduracak ya da iyileşmesini sağlayacak bir ilaç ya da gözlük tedavisinin henüz mevcut olmadığını belirten Prof. Dr. Sarper Karaküçük “Şu an için tek tedavi seçeneği cerrahidir. Cerrahi olarak yapılan işlem, matlaşmış ve kataraktlı göz içi merceğinin ameliyatla alınarak yerine suni göz içi merceğinin konması şeklindedir. Fako diye adlandırılan bu ameliyatta, saniyede 40.000 defa titreşim yapan ultrasonik ses dalgaları ile çok küçük bir bölgeden göz içine ulaşılarak kataraktlı lens eritilebiliyor. Ardından, en son teknolojiyle üretilen, hastaya en uygun göz içi merceği (yapay lens) katlanarak içeri yerleştiriliyor. Son zamanlarda “akomodatif lens” denilen uzak ve yakını net görebilen, her türlü kırma kusurlarına en uygun lensler de kullanılmaya başlandı. Lens kapsülü içine yerleştirilecek farklı tipte lenslerle ilgili araştırmalar ise tüm dünyada hızla devam ediyor” dedi.

Erken dönemde yapılan ameliyatlar gecikmiş vakalara göre daha kolay

Cerrahi müdahale zamanlaması için belirli bilimsel kriterler olmakla birlikte, pratikte, hastanın görmesindeki azalmanın da önemli bir kriter olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karaküçük “Erken dönemlerde yapılan ameliyatların, gecikmiş vakalara göre daha kolay olduğu unutulmamalıdır. Cerrahi müdahale, hastaya ait bir özellik olmadığı sürece lokal anestezi ile yapılabiliyor ve genellikle yarım saati geçmiyor. Hasta ameliyattan sonraki gün, birinci hafta ve birinci ay kontrole çağırılırken, birinci ayın sonunda büyük oranda iyileşme sağlanıyor” dedi.

Sahte gözlük takmayın

Sadece görünen ışığı kesen ama UV ışınlarından koruyamayan güneş gözlükleri fayda sağlamaz; aksine gözbebeğine zarar vererek katarakt riskini artırır
Yazın en önemli aksesuvarı, hiç kuşkusuz güneş gözlükleri… Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, güneş gözlüğü kullanımı ile ilgili sorularımızı yanıtladı…

Pahalı her gözlük, kaliteli demek midir?
Kaliteli bir güneş gözlüğü mutlaka ‘UV ışığını engelleyici’ özellikte olmalıdır. Bu özelliği olmayan güneş gözlüğü sadece fazla ışığın geçmesini engeller. Ancak bu engelleme hiçbir fayda sağlamaz, aksine zarar verir. Çünkü renkli cam takıldığında göz bebeği küçülmez. Böylece zararlı ultraviyole ışını göz içine bol miktarda girer. Kaliteli bir güneş gözlüğünün kalite ve UV blokaj belgeli olması gerekir.

Ucuz gözlükleri neden kullanmamalıyız?
UV ışığını engelleyici özellikte olmayan güneş gözlüğü, zararlı UV ışınının göz içine bol miktarda girmesine yol açarak ciddi göz hastalıklarına yol açabilir.

KATARAKTA SEBEP OLABİLİR

Yanlış güneş gözlüğü gözümüze ne gibi zararlar verebilir?
UV engelleyici özelliği olmayıp sadece koyu renkli camları olan güneş gözlükler katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini artırır.

Gözlüğün aynalı veya polarize camlı olması ekstra koruma sağlayabilir mi?
Aynalı camlar göze gelen ışığın bir kısmını geri yansıttıkları için özellikle şiddetli ışıklı ortamlarda (deniz ve kayak yaparken) tercih edilebilir. Aynalı kaplamalar göze gelen ışık miktarını düşürmekle birlikte UV blokaj oranını etkilememektedir. Birçok kaliteli gözlük camı polarize lenslere sahiptir. UV koruması yapmamasına karşın yansıma ve parıltıyı engellediğinden görüş rahatlığı sağlar. Özellikle parlak ışık altında dış mekanlarda çalışan kişiler için çok uygun bir seçimdir. Polarize camlar da özellikle su ya da kar yüzeyinden yansıyan ışınları etkili olarak azalttıkları için özellikle deniz kenarında, kayak yaparken ve otomobil kullanırken tercih edilebilir. Polarize cam özelliğinin normalde ultraviyole blokajıyla ilişkisi olmamakla birlikte hem polarize olan, hem de etkili ultraviyole blokajı yapabilen camlar daha emniyetlidirler ve iyi bir görüş konforu sağlarlar. Gözlük camı rengi ile camın içindeki UV koruması arasında hiçbir ilişki yoktur.

KIRILMAYAN SERT PLASTİK OLMALI

Çocuklara güneş gözlüğü seçerken neye dikkat etmeliyiz?
Çocuklarda güneş gözlüğü camının rengi çok koyu olmamalı ve UV koruması yeterli olmalıdır. Camın cinsi sert ve kolay kırılabilir materyallerden tercih edilmemelidir. Çerçeve yüzün yapısına uygun olmalı, burun ve kulaklar silikon yastıklar ile desteklenmelidir. Güneş gözlüğü şapka ile beraber kullanılmalıdır.

Sahte güneş gözlüğü takmaktansa hiç takmamak daha mı iyi?
Sahte gözlük takmaktansa hiç takmamak daha iyidir. Sadece görünen ışığı kesen ama UV ışınlarına karşı bir blokaj sağlamayan güneş gözlükleri, gözün kendini doğal yolla koruma özelliğini devre dışı bırakır. Gözbebeği, güneş gözlüğünün sağladığı karanlık ortamda iyice açılacağından, görünmeyen UV ışınları açık gözbebeğinden içeri çok fazla oranda girer. Bu nedenle, UV filtresi olmayan sahte güneş gözlükleri kullanılmamalıdır.

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR
UV koruması, gözlüğün renginin koyuluğu ile değil yapım maddesi ile ilgilidir. Renklendirme oranı, sadece ışığın şiddetini azaltarak görme konforu sağlar.
Polarize camlar parlamayı keser fakat UV ışınlara karşı koruyuculuğu yoktur.
Gözlükleri giysilerin ucuyla temizlemek, çantaya ya da cebe gelişigüzel atmak sıklıkla yapılan yanlışların başında gelir. Bu hatalar cam üzerinde mikro çizikler oluşmasına neden olur. Gözle görülmeyen bu çizilmeler zaman içinde görme kalitesini bozar.
Gözlüğün kullanılmadığı zamanlarda orijinal kutusunda saklanması, temizliğinin ise akan su, sabun veya ürünle birlikte verilen mikrofiber bez ile yapılması gerekir
Kontakt lens kullanan kişilerin, lensleri UV filtreli dahi olsa üzerine güneş gözlüğü takmaları gerekir. Güneş gözlükleri, kontakt lens kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı gözlerde kuruma sorununa karşı koruma sağlar.
Güneşin çok yoğun olduğu ortamlarda güneş gözlüğü ile beraber mutlaka siperli şapka desteği ile beraber güneş ışınlarının istenmeyen etkilerinden gözümüzü korumalıyız.

KALİTELİ GÜNEŞ GÖZLÜĞÜNÜ NASIL TANIRIZ?
Güneş gözlüklerinin mutlaka UV ya da morötesi ışınları kestiğine dair bir sertifikası olmalı.
Gözlüğü taktığınızda etrafı bulanık görmemelisiniz ve detaylar kaybolmamalı.
Kaliteli güneş gözlüklerinde güvenilir tescil belgesi olmalı.
Gözlük alırken camların boyama ve mika olup olmadığına, camda çizik, kabarcık ve eğrilik bulunup bulunmadığına dikkat edilmeli.
Kaliteyi anlamanın bir başka yolu da gözlüğü taktıktan sonra dikey bir çizgiye odaklanmaktır. Bu durumda numarasız bir güneş gözlüğünü hareket ettirdiğinizde görüntü hareket etmez. Gözlüğü hafifçe yukarı aşağı, sağa sola hareket ettirdiğinizde bu çizgide oynama ya da kırılmalar oluyorsa o gözlük uygun değil demektir.
Güneş gözlüğümüz, gözlerimizi yan ve üstlerden veya yansıma ile aşağıdan gelen güneş ışınlarına karşı koruyacak bir büyüklüğe sahip olmalı ve yüz yapımıza uygun olarak seçilmelidir. Yüze tam oturmayan gözlükler gözümüzü yan kısımlardan sızan zararlı güneş ışınlarına maruz bırakır.
Otomobil kullanırken görüş alanını kapamaması için ince saplı gözlükler tercih edilmeli.
Diğer önemli faktör, cam rengi ve koyuluğudur. Camın renginin ve koyuluğunun UV blokaj derecesiyle herhangi bir ilişkisi yoktur. Avrupa standartlarına göre kullanılan gözlük camı renginin, trafik işaretlerinin ve sinyallerinin renklerini algılamakta yanıltıcı etki oluşturmaması gerekir.

Op. Dr. Şeyda Atabay, Güneş gözlüğü şart

Op. Dr. Şeyda Atabay, renkli gözlü kişilerin güneşten daha fazla etkilendiklerini belirterek, “3 yaşından itibaren herkese güneş gözlüğü önermekteyim” dedi

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, renkli gözlü kişilerin güneşten daha fazla etkilendiklerini belirterek, “3 yaşından itibaren herkese güneş gözlüğü önermekteyim” dedi.
Gözlerin özelliği gereği ışığı alıp süzerek görme hücrelerine ilettiğini dile getiren Op. Dr. Şeyda Atabay, “Işık fazla ve kuvvetli geldiği durumlarda göz iris tabakasında bulunan kaslar sayesinde kasılarak ışığın geçişini azaltır. Sürekli yoğun UV ışık altında kalmak gözde katarakt oluşmasına ve sarı nokta hastalığına neden olmaktadır. Bu nedenle güneş gözlüğü kullanmak katarakt ve sarı nokta hastalıklarına karşı korunmamızı sağlamaktadır. Bu nedenle gözlük kullanımı bir lüks değildir. Sadece güzellik amacı ile kullanılmamaktadır. Bir göz doktoru olarak 3 yaşından itibaren herkese güneş gözlüğü önermekteyim” dedi.
Güneş gözlüğü alırken ışığı azaltacak koyulukta, gözü kapatacak, ışığı geçirmeyecek büyüklükte olmasının önemine değinen Op. Dr. Şeyda Atabay, “UV ışınlarını da süzmesi son derece önemlidir. Güneş gözlüğü alırken de seyyar satıcılardan veya kıyafet mağazalarından değil optik mağazalarından almak gerektiği, sağlık açısından çok önemli olduğu unutulmamalıdır. Güneşten korunmak için daha küçük çocuklarda şapka kullanımları önerilebilir. Ayrıca çıplak gözle direkt güneşe bakmak gibi durumlar görme merkezlerinde geri dönüşü olmayan yanıklara, makulapati durumlarına neden olabildiğinden kesinlikle direkt güneşe bakılmamalıdır” diye konuştu.
İHA

Dr. Emel Çolakoğlu , Yaz aylarında gözler nasıl korunur

Yazın gelmesiyle birlikte deniz, havuz, kum ve güneşin bir araya geldiği tatil planları başladı. Ancak güzel bir tatilin belirleyicisi niteliğinde olan bu saydıklarımız, aynı zamanda göz sağlığı için birçok tehlikeye de davetiye çıkarabiliyor. Tüm yıl büyük bir hevesle beklenen yaz tatilinde direk güneş ışınları, deniz, havuz hatta klima bile gözlerde enfeksiyon ya da alerjiye neden olabiliyor. Özellikle havuzlara çok dikkat etmek gerekiyor çünkü havuzların hijyen koşulları sağlanmış olsa bile klor seviyesi iyi ayarlanmadığında alerji oluşabiliyor. Peki, yaz tatilinde gözleri nasıl korumak gerekiyor? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu yaz tatilinde oluşabilen göz hastalıklarıyla ilgili önemli bilgiler verdi, önerilerde bulundu.

Baharın yerini yaza bırakmasıyla göz nezlesi gibi alerjik göz hastalıklarının geride kaldığı düşünülebilir. Ancak sanılanın aksine gözlerde alerji ve enfeksiyon yaz döneminde de görülmeye devam edebiliyor. Bu hastalıkların özellikle tatil dönemlerinde artış gösterdiğini belirten Dr. Çolakoğlu, “Yaz tatilinde gözler sıklıkla deniz, havuz, kum ve güneş ile doğrudan temas halinde. Bu temas da alerji, enfeksiyon ve göz iritasyonu gibi hastalıklarının artmasına neden olabiliyor” diyor. Tatil sürecinde hijyen koşullarına ihtimam gösterilse bile bazı durumlarda yine de gözlerde hassasiyet ve alerji oluşabiliyor. Dr. Çolakoğlu, “Güneş kremi kullanırken ya da klimalı bir alandayken gözlerimizi korumak için özel önlemler almak gerekebiliyor” diyor.

Tatilde havuza girebilirsiniz, ama…

Tatildeki göz hastalıklarının en belirgin nedenlerinden biri havuz kullanımı. Havuz ortamında kişisel hijyene yeterince dikkat edilmemesi, havuzun gereğinden az ya da fazla klorlanması ve gerekli sıklıkla temizlenmemesi görme kaybına kadar gidebilecek enfeksiyonlara neden olabiliyor. Bazı durumlarda hijyen koşullarının yerinde olması bile göz sağlığı için tüm tehlikeyi ortadan kaldırmıyor çünkü havuzlar yeterince temiz bile olsa klor seviyesi iyi ayarlanmadığında gözlerde yine de alerjiye neden olabiliyor. Dr. Çolakoğlu, “Havuzdaki klor gözde kızarıklık, batma ve yanma gibi şikayetlere neden olabiliyor. Klor seviyesinin iyi ayarlanmaması ve gerekli hijyenin sağlanmaması ise gözlerde inatçı mikroorganizmaların üremesine ve görme kaybına kadar gidebilecek sağlık sorunlarına yol açabiliyor” diyor. Tüm bu riskleri ortadan kaldırmak için havuzda gözlerin direk su ile temasından kaçınmak ve mutlaka her defasında yüzücü gözlüğü kullanmak gerektiğine dikkat çekiyor.

Lens kullananlar daha dikkati olmalı!

Lens kullanımı her mevsim dikkat edilmesi gereken bir konu. Ancak yaz tatilinde sürekli açık alanda olmak, rüzgar, kum, tuz, klor derken lensler için standart hijyen şartlarını korumak imkansız hale gelebiliyor. Lens kullananların tatilde çok daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, “Kontakt lens tatilde gözlükten daha fazla tercih ediliyor çünkü kullanım kolaylığı sağlıyor. Gözlüğün ıslanma, güneş kremi olma, lekelenme ve kaybolma ihtimali daha yüksekken lens daha kolay kullanılıyor. Hatta kişi lensi olduğunu bile unutarak rahat davranmaya başlıyor. Ancak bunun aksine, lens kullanırken çok daha dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle havuz ve denize lens ile girilmemesi ve mutlaka yüzücü gözlüğü kullanılması önemli. Yine tüm gün açık alanda olmaktan kaynaklanan göze yabancı bir cisim kaçması ihtimali de tatil dönemlerinde artabiliyor. Bu durumda lens kullanan kişinin lensini hemen çıkarması, gözünü kaynatıldıktan sonra soğutulmuş su ya da suni gözyaşı ile bolca yıkaması ve mikroskobik muayene için göz doktoruna gitmesi gerekiyor” diyor.

Göz çevresine güneş kremi sürülmeli mi?

Güneş kremi yazın özellikle de tatil döneminde daha çok önem kazanıyor. Tatilde direk güneş ışığına daha çok maruz kalınıyor ve hava sıcaklığı gölgede bile daha yüksek oluyor. Bu nedenle başta çocuklar olmak üzere herkesin 11.00-16.00 saatleri arasında mutlaka güneş kremi kullanması gerekiyor. Ancak güneş kremini yüzde kullanırken göz sağlığını koruyacak önlemler almak çok önemli. Yüz için kullanılan kremlerin vücut kremlerinden farklı olarak göz çevresindeki ciltle tam uyumlu ve non-alerjik olması gerektiğini belirterek, “Göz çevresine güneş kremi uygularken gözle direk temas ettirmemek, dikkatli sürmek ve sprey kremler yerine kontrollü şekilde kullanılabilen sürülebilir kremler kullanmak gerekiyor. Kremin gözle temas etmesi durumunda ise mutlaka bol su ile yıkamak önemli” diyor.

Klimalar göz hastalıklarına davetiye çıkarıyor

Yaz aylarında ve tatillerde sıklıkla tercih edilen klimalarda üreyen mikropların göz enfeksiyonuna yol açabildiğine dikkat çekerek, “Klimadan çıkan hava direk olarak göze temas ettiğinde, hem mikropların enfeksiyon oluşturmasına hem de göz kuruluğuna yol açabiliyor. Ciddi sağlık sorunlarına neden olabilecek bu enfeksiyondan korunmak için klimanın direk göze üflememesi ve klima bakımlarının aksatılmadan yapılması gerekiyor” diyor.

Direk güneş ışığı kalıcı hasarlara neden olabiliyor

Gözlerin direk olarak güneş ışığına maruz kalması uzun vadede göz sağlığını son derece olumsuz etkiliyor. Bu tehlikenin boyutlarına dikkat çeken Dr. Çolakoğlu, “Güneş gören ülkelerde erken yaşta katarakt riski, güneş görmeyen ülkelere oranla 5 yaş daha erken. Direk olarak ultraviyole ışınlara maruz kalma durumunda korneal ödem ve tekrarı halinde korneada kalıcı hasar meydana gelebiliyor. Bununla birlikte retina tabakasının bozulması ve ‘sarı nokta hastalığı’ gibi ciddi görme kayıplarına gidebilen retina dejenerasyonları da yine direk güneş ışığının yaydığı tehlikeler arasında” diyor. Böyle bir riski ortadan kaldırmak için yazın mutlaka güneş gözlüğü kullanmak gerektiğini belirten Dr. Çolakoğlu, “Yüz yapısına uygun, geniş çerçeveli, camları gerekli testlerden geçmiş bir güneş gözlüğü kullanmak gerekiyor. Gözlüğün camlarının çok koyu olması ultraviyole koruyuculuğunun yüksek olduğu anlamına gelmiyor, aksine kontrastı arttığından kalitesiz koyu bir cam göze ciddi hasar verebiliyor. Bu nedenle camın rengine değil cam kalitesine dikkat etmek gerekiyor” diyor.

Op.Dr. Şeyda Atabay, Alkol ve sigaranın gözlere zararı

Göz hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay, sigara, alkol ve uyuşturucunun göze zarar verdiğini belirtti

Özellikle sigara kullanımının göz hastalıklarından katarakt ve sarı nokta oluşumunda oldukça etkili olduğunu ifade eden Op. Dr. Şeyda Atabay, “Gözlerimiz bilindiği üzere vücudumuzun küçük olduğu kadar en hassas organlarından bir tanesidir. Ve hep söylediğimiz üzere gözlerimiz dünyaya açılan penceremizdir. Hayatın her döneminde sağlığı açısından devamlı kontrol edilmesi gereken gözlerimiz özellikle ileri yaşlarda hastalıklara daha açık hale gelmektedir.
HAVUZA GİRERKEN BUNA DİKKAT ETMEZSENİZ… HAVUZA GİRERKEN BUNA DİKKAT ETMEZSENİZ…
Katarakt ve sarı nokta hastalığı özellikle 50 yaş üzeri hastalarımızda sıklıkla görülebilen durumlardır. Bu hastalıklara zemin oluşturan sorunlar sıklıkla yaş faktörü olarak görülse de toksik dış etkenlere maruziyet daha fazla önem taşımaktadır. Özellikle sigara kullanımı göz hastalıklarından katarakt ve sarı nokta oluşumunda oldukça etkilidir.
KARANLIKTA TELEFON KULLANANLARA KÖTÜ HABER! KARANLIKTA TELEFON KULLANANLARA KÖTÜ HABER!
Göz damarları göz retina hücrelerinin beslenmesi ve toksik maddelerin uzaklaştırılmasında görevlidir. Göz damarlarının sigara gibi toksik etkiler nedeniyle tıkanıklıklara maruz kalması göz retina hücrelerinin erken ölümleri ile meydana gelen sarı nokta hastalığına neden olmaktadır. Ve sonuçta geri dönüşümsüz görme bozuklukları görülmektedir. Ayrıca göz merceğinin doğal denge metabolizmasına etkili olmakla birlikte erken dönemde katarakt oluşumuna neden olmaktadır. Tedavi edilmediğinde körlüğe neden olabilmektedir. Sigara içilmese bile sigara içilen bölgede bulunmak da içmiş kadar zararlı olmaktadır. Bu nedenle hastalarımıza sigara içmemeleri ve içilen alanda bulunmamaları konusunda uyarılarda bulunmaktayız” dedi.
GÖZ RENGİNİ DEĞİŞTİREN YİYECEKLER! GÖZ RENGİNİ DEĞİŞTİREN YİYECEKLER!
Op. Dr. Şeyda Atabay, metil alkol zehirlenmesi olarak da bilinen sahte alkol içilmesi ile olan zehirlenmelerinde de geri dönüşü olmayan ani görme kayıpları oluşturduğunu belirterek, “Kalitesiz alkol kullanımına bağlı metil alkol zehirlenmesi olarak bilinen durumda ise her iki gözde ani körlük gelişimleri ve geri dönüşü olmayan körlükler olabilmektedir. Uyuşturucu madde kullanımı ile gözde zararlar oluşabilmektedir. Bunlar göz kas felçleri ile şaşılık oluşması olabildiği gibi gözbebeğinde büyüme veya küçülme şeklinde olabilmektedir. Ayrıca gece körlüğü ve çeşitli görme bozukluklarına neden olmaktadır. Tüm bu bulguların bir kısmı toksik etkenin ortadan kalkması ile düzelebildiği gibi bir kısmı da geri dönüşü olmayan körlüklerle geri dönüşümsüz sorunlarla sonlanabilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Pelin Yılmazbaş, Havuzda gözlere dikkat

Havuzlarda gerekli önlemlerin alınmaması halinde konjonktivit ve keratit gibi ciddi sonuçlar doğuran göz hastalıklarının ortaya çıkabileceği belirtildi

Yüzme havuzu, sağlık havuzu ve hamam gibi toplu kullanıma açık alanlarda gerekli önlemlerin alınmaması halinde konjonktivit ve keratit gibi ciddi sonuçlar doğuran göz hastalıklarının ortaya çıkabileceği bildirildi.

Ulucanlar Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Pelin Yılmazbaş, yaptığı açıklamada, yaz aylarında serinlemek amacıyla havuza giren bir çok kişinin bazı göz hastalıkları ile karşı karşıya kalabildiğini ifade etti.
DENİZDEN ÇIKINCA SAKIN BUNU YAPMAYIN! DENİZDEN ÇIKINCA SAKIN BUNU YAPMAYIN!
Özellikle çok sayıda kişinin kullanımına açık olan havuzların vücutta su ile direkt temasının sindirim sisteminde, deride, kulakta ve gözde birçok hastalığa sebep olduğuna dikkati çeken Yılmazbaş, “Gerekli önlem alınmazsa gözlerde konjonktivit ve keratit gibi ciddi sonuçlar doğuran hastalıklar ortaya çıkabilir. Ayrıca hastalık etkenleri su ile çok kolay yayılabildiğinden, çok sayıda kişinin etkilendiği yaygın bir bulaşma meydana gelebilir” dedi.
TATİLE ÇIKACAK ANNE ADAYLARINA TAVSİYELER! TATİLE ÇIKACAK ANNE ADAYLARINA TAVSİYELER!
“KONJONKTİVİT BULAŞICIDIR”

Yılmazbaş, konjonktivit ve keratit oluştuğunda gözde kızarıklık, kaşıntı, çapaklanma, batma hissi, göz kapaklarında şişlik, kirpiklerde yapışma, ışığa karşı hassasiyet gibi şikayetlerin ortaya çıkabileceğini anlattı. Yılmazbaş, havuz ya da benzeri yerlerin kullanımı sonrasında bu şikayetlerin oluşması durumunda zaman kaybetmeden bir göz hastalıkları hekimine başvurulması gerektiğini söyledi.

Konjonktivitin bulaşıcı bir göz hastalığı olduğunu ifade eden Yılmazbaş, tek bir kişide görülse bile hastalığın tüm aile bireylerini etkileyebileceğini dile getirdi.
DENİZ ANASI ÇARPARSA… DENİZ ANASI ÇARPARSA…
Bazı konjonktivit tiplerinin iyileşmelerinin çok uzun zaman alabildiğini aktaran Yılmazbaş, korneanın iltihaplanması olan ve daha ağır seyreden keratitin ise özellikle kontakt lens kullanıcılarında görülme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtti.
“HAVUZA GİRMEDEN ÖNCE DUŞ ALIN”

Prof. Dr. Yılmazbaş, suya girmeden önce duş alınarak vücudun iyice temizlenmesi gerektiğini belirterek, havuz kenarında yemek yenmemesi, çocuk ve yetişkin havuzlarının ayrılması, dezenfektan solüsyon ile ayakların yıkanması, çocuklara havuz kullanımı öncesinde tuvalet eğitiminin verilmesi uyarısında bulundu.

Op.Dr. Şeyda Atabay, Ani görme kaybı neden olur

Özellikle sigara kullanımının göz hastalıklarından katarakt ve sarı nokta oluşumunda oldukça etkili olduğunu ifade eden Op.Dr. Şeyda Atabay, “Gözlerimiz bilindiği üzere vücudumuzun küçük olduğu kadar en hassas organlarından bir tanesidir. Ve hep söylediğimiz üzere gözlerimiz dünyaya açılan penceremizdir. Hayatın her döneminde sağlığı açısından devamlı kontrol edilmesi gereken gözlerimiz özellikle ileri yaşlarda hastalıklara daha açık hale gelmektedir. Katarakt ve sarı nokta hastalığı özellikle 50 yaş üzeri hastalarımızda sıklıkla görülebilen durumlardır. Bu hastalıklara zemin oluşturan sorunlar sıklıkla yaş faktörü olarak görülse de toksik dış etkenlere maruziyet daha fazla önem taşımaktadır.
GÖZÜMÜZ NEDEN SEĞİRİR? GÖZÜMÜZ NEDEN SEĞİRİR?
Özellikle sigara kullanımı göz hastalıklarından katarakt ve sarı nokta oluşumunda oldukça etkilidir. Göz damarları göz retina hücrelerinin beslenmesi ve toksik maddelerin uzaklaştırılmasında görevlidir. Göz damarlarının sigara gibi toksik etkiler nedeniyle tıkanıklıklara maruz kalması göz retina hücrelerinin erken ölümleri ile meydana gelen sarı nokta hastalığına neden olmaktadır. Ve sonuçta geri dönüşümsüz görme bozuklukları görülmektedir. Ayrıca göz merceğinin doğal denge metabolizmasına etkili olmakla birlikte erken dönemde katarakt oluşumuna neden olmaktadır. Tedavi edilmediğinde körlüğe neden olabilmektedir. Sigara içilmese bile sigara içilen bölgede bulunmak da içmiş kadar zararlı olmaktadır. Bu nedenle hastalarımıza sigara içmemeleri ve içilen alanda bulunmamaları konusunda uyarılarda bulunmaktayız” diye konuştu.
GÖZ KIRPMAK MEĞER NE FAYDALIYMIŞ! GÖZ KIRPMAK MEĞER NE FAYDALIYMIŞ!
Göz hastalıkları içinde ani görme kayıplarının en özel yere sahip olduğunu belirten Op. Dr. Şeyda Atabay, şöyle konuştu:
“Çünkü en kısa sürede tedavinin yapılması ile sekelsiz sorunsuz iyileşme sağlayabildiğimiz gibi geç tedavi ile ciddi görme sorunları oluşabilmektedir. Normal olan bir gözde ani görme kaybı pek çok nedene bağlı gelişebilmektedir. Bu sebepler içinde damarsal problemler özellikle göze gelen kanın taşındığı arter tıkanıklıkları başlıcalarındandır. Çok sık olarak karşılaşılmasa da dakikalar içinde tedavi edilmesi gerekliliği ile özel öneme sahiptir. Genelde kalp ve damar hastalıkları olan kişilerde sık olarak rastlanılan bu durum gözün retina tabakalarını besleyen damarın bir pıhtı ile tıkanması neticesinde göz retina tabakasında iskemi ve sonrasında doku ölümü ve ciddi görme kayıpları meydana getirmektedir. Dakikalar içinde damarın yeniden açılması mümkün olursa sekelsiz iyileşme sağlanabilmektedir. Bu durumdan daha sıklıkla görülen ancak çoğunlukla lokalize olarak karşılaştığımız diğer bir damar tıkanması durumu retina ven tıkanıklıklarıdır. Bu gibi durumlarda hastalarımızın göz arkası retina tabakalarında yaygın kanama sonucu görme bozuklukları meydana gelmektedir. Takip ve tedavi ile sorun çoğunlukla düzelebilmektedir. Bu hastalarımızda kalp damar sistemi kontrolleri, hipertansiyon açısından takip, boyun arter tıkanıklıkları açısından inceleme önermekle birlikte günde 1 kere alacakları kan sulandırıcı haplar sayesinde koruyucu önlemler alabilmekteyiz.”
BAŞKASININ GÖZYAŞINI SİLMEYİN! BAŞKASININ GÖZYAŞINI SİLMEYİN!
Ani görme kaybı yapan diğer nedenler içinde akut vitre kanamalarının da olduğunu ifade eden Op.Dr. Şeyda Atabay, “Çoğunlukla diyabet hastalarında bazen ise hipertansiyon hastalarında gözlediğimiz bu durum retina damarlarından birisinin kanaması ve vitre denilen göz içi jel tabakasına kan birikmesi ile oluşmaktadır. Aslında ani olmayan hastanın fark etmesi saatler veya günler alabilen ancak hastalığın görme merkezine ilerlemesi ile ani görme kaybı olarak hissedilen diğer bir durum ise retina dekolmanıdır. Bu göz probleminde göz retina tabakalarının çok farklı sebeplerle yırtılması, birbirinden ayrılması ile görme bozulmaktadır. Ancak burada problem görme merkezi olarak adlandırılan makula bölgesine ilerlemeden hastalarımız hastalığı fark edememeleridir. Dikkatli hastalarımızda sorun makulaya ilerlemeden yakalanan hastalık cerrahi operasyon ile düzeltilebilmektedir. Travma neticesinde göz içi kanamaları, göz perforasyon yaralanmaları da ani görme kayıplarına neden olabilmektedir. Bazen ise ani görme kayıpları göz dışı nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Sorun optik sinir yollarında olabildiği gibi beyin görme korteksinde de olabilmektedir. Beyin içi damarsal sorunlara bağlı olarak da görülebilen bu duruma kapsamlı araştırmalar ile tanı konulabilmektedir. Metil alkol zehirlenmesi olarak da bilinen sahte alkol içilmesi ile olan zehirlenmelerinde de geri dönüşü olmayan ani görme kayıpları olabilmektedir” şeklinde konuştu.

Aranan Kelimeler: