Prof. Dr. İsmail Savaş, Egzoz gazına dikkat

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (AÜ) Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Savaş, dizel motorlu araçlardan çıkan gazın benzinli araçlardan çıkan gaza oranla daha tehlikeli olduğunu belirtti.

hizliresimyukle.com - Resmi tam boyutta görmek için Tıklayınız

Prof. Dr. Savaş, dizel araçların egzozlarından çıkan dumanın içeriğinde ”karbonmonoksit, bütadien 13, formaldehit, sülfat, nitrojen oksit ve aromatik hidrokarbonlar gibi uçucu gazlar bulunduğunu”, bu gazların ”immün, romatizmal ve solunum yolu hastalıklarının oluşmasında ve mevcut hastalıkların tetiklenmesinde büyük rol oynadığını” dile getirdi.

Havadaki kirleticilerin yüzde 95’inin gaz ile gözle görülemeyen zararlı partiküllerden oluştuğuna işaret eden Savaş, ”Bu partiküllerden korunmamız imkânsız. Çünkü bronşlarımızdaki küçük tüylerin görevi havadaki bu partikülleri tutarak zararlarını en aza indirmek. Akciğerlerin de kendine has bir temizleme sistemi mevcut, ancak havadaki zararlı gazlardan dolayı bu sistem bozuluyor. Soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklar alt solunum yollarına ulaşarak zatürreye, hatta kansere kadar götüren bir süreç ortaya çıkarıyor. Eğer hamile bireyler egzoz gazına maruz kalırsa, anne karnındaki bebek annesinden daha çabuk hastalıklarla yüzleşiyor, kalıtımsal ve kronik zehirlenmeler meydana geliyor” diye konuştu.

Üniversite olarak 1994’te EGO çalışanlarına yönelik yaptıkları araştırmada, solunum testlerinde egzoz gazının etkilerini ortaya koyduklarını anımsatan Savaş, ancak araştırmanın ”sigara içenler” üzerinde yapılmasından dolayı sadece egzoz gazının etkilerinin netleştirilemediğini söyledi. İsmail Savaş, ”Yurt dışında yapılan araştırmalarda egzoz gazının sağlığımız üzerinde tahminimizden daha kötü tesirler bıraktığı kanıtlandı. Araştırmalar egzoz gazının kansere ve astıma neden olduğunu ortaya çıkardı” dedi.

Başka bir araştırmada ise trafiğe yakın ve otoban çevresinde yaşayanların egzoz dumanına daha fazla maruz kalmasından dolayı astım ve bronşit gibi hastalıklara daha fazla yakalandıklarının tespit edildiğini dile getiren Prof. Dr. Savaş, ”Araştırmalarda, evleri otoban kenarında ve yollara yakın insanların balgamları ile solunum sıklıklarında farklılıklar gözlendiği ortaya çıktı” diye konuştu.

Prof. Dr. Savaş, ana cadde, otoban gibi yoğun araç trafiği bulunan yerlerde yürüyüş ve egzersiz yapanların da aynı risk ile karşı karşıya bulunduğunu sözlerine ekledi.


Aranan Kelimeler:

Üst solunum yolu enfeksiyonu Grip

Halk arasında grip adıyla bilinen bu hastalık üst solunum yollarının akut ve çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Etkeni infulanse virüsüdür. Bu virüsün a b c tipleri vardır a tipi önemli pandemlere b ve c tipleri genellikle sporadik vakalara okul ve kışlalarda küçük epidemelere neden olur en çok kış ve ilk bahar aylarında görülür

hizliresimyukle.com - Resmi tam boyutta görmek için Tıklayınız

Tarihde en önemli pandemin 1918 yılında görülmüştür. Birinci dünya savaşında ölenlerden daha fazla kişinin bu salgında öldüğü bildirilmiştir. Yine 1957 58 yıllarında a tipindeki bir suşla asya gribi meydana gelmiş buda önemli bir pandeme neden olmuştur. Hastanın öksürüp aksırması sırasında ağızdan çıkan damlacıların içinde ki virüsler sağlam bireylerin üst solunum yolu epilteline solunum yolu ile giderek orada çoğalırlar ve 24-48 saat içinde belirli bir miktara ulaşarak bütün akciğer sisteme bulaşırlar

Grip Belirtileri nelerdir

Virüslerin vücuda girmesinden 24-48 saat sonra hastalık belirtileri başlar başlangıçta titreme kırıklık ve 29-40 dereceye kadar ateş vardır. Buna öksürük bel baş ve kas ağrıları akciğerde yanma hissi terleme ileri derecede halsizlik eşlik eder aksırık sulu bir burun akıntısı ses kısıklığı sulanma ve gözlerde yaşarma sıktır. Vakaların yarısında solunumla değişmeyen göğüs ağrısı bulunur.

Akut dönemde virüs boğaz akıntıları ile atılabilir. Hastalığının seyri normal kişilerde iyidir fakat yaşlılarda alkoliklerde ve akciğer kalp hastalarında diyabetlilerde böbrek hastalarında çok sigara içenlerde ağır seyredebilir. Hatta ölüm nedeni olabilir. Gribin yan etkileri arasında bakteriyel zatureler sinüslerin orta kulağın bronşların ikincil bakteriyel enfeksiyonları sayılabilir.

Grip Tedavisi ve Bakımı

Gribin özel bir tedavisi yoktur. Belirtilerine göre tedavi uygulanır antibiyotikler virüsler üzerinde etkili değildir. Ancak yaşlılarda kronik kalp hastalığı olanlarda bakteriyel bir süer enfeksiyonu önlemek için antibiyotikler kullanıla bilir. Hasta yatak istirahata alınmalıdır. Baş eklem boğaz ağrıları ve ateş için ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar ateşli dönemde bol sıvı yumuşak ve vitaminden zengin diyet verilmelidir.

Gripten Korunma

Hasta kişiler mutlaka izole edilmeli. Grip virüsü güneş ışığı ve deterjana karşı dayanıksızdır. Bu nedenle temizlik ve bol güneşli temiz hava virüsleri öldürür.

Günümüzde grip aşıları yaygın olarak kullanılmakta ama tam bir koruma sağlamamaktadır. Bu yüzden aşının yanında doğal korunmaya önem vermekte gerekir. Kapalı kalabalık yerlere girmemek salgın sırasında özelikle risk altında olan grupların maske kullanması önerilebilir

Aranan Kelimeler:

Solunum cihazı ve hayat

Tıp alanında kanıta dayalı kaliteli ve bağımsız sağlık hizmetleri veritabanlarını derleyen Cochrane Library’den uzmanlar, solunum cihazındaki hastaları sakinleştirmek için müziğin ilaçlardan daha etkili olabileceğini belirtti.
hizliresimyukle.com - Resmi tam boyutta görmek için Tıklayınız
Yoğun bakımda bulunan 200’den fazla hastayla yapılan araştırmada, müziğin kaygıyı azalttığı ve hastaların solunum sıklığını yavaşlattığı saptandı.

Araştırmada, doktorların daha çok klasik müzik dinlettiği, ancak müzik türünün önemli olup olmadığını anlamak için yeni araştırmalar yapılmasının planlandığı kaydedildi.

Uzmanlar, müzik yoğun duyguları da harekete geçirebileceği için, yanlış müzik türü seçiminin hastayı ajite edebileceği ve daha çok strese yol açabileceği uyarısında da bulundu.

AA

Aranan Kelimeler:

Solunum yolu enfeksiyonundan milyonlarca kişi hayatını kaybediyor

Dünyada her yıl, çok sayıda küçük yaşta çocuk da dahil ortalama 4,25 milyon kişinin, solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.
hizliresimyukle.com - Resmi tam boyutta görmek için Tıklayınız
Kamu sağlığı konusunda faaliyet gösteren uluslararası Dünya Akciğer Vakfı tarafından yayınlanan, ”Şiddetli Solunum Yolu Enfeksiyonları Atlası” adlı raporda, grip ile zatürrenin neden olduğu başka hastalıklar da dahil, solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle meydana gelen ölümlerin, bir yıl içindeki tüm ölümlerin yüzde 6’sını oluşturduğuna dikkat çekildi.

Raporda, yılda en az 66 ila 199 bin çocuğun, bebeklerde şiddetli solunum yolu hastalıklarına neden olan, oldukça bulaşıcısı “sinsisyal solunum virüsü” (respiratory syncytial virüs-RSV) hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. Dünyada 2005 yılı içinde 33 milyon RSV vakasına rastlandığını dikkat çekilen raporda, her yıl 3 milyon kişinin hiçbir aşısı ve etkili tedavi yöntemi olmayan bu hastalık nedeniyle hastaneye kaldırıldığı kaydedildi.

Yine bir solunum yolu hastalığı olan zatürrenin de dünyada en çok çocuk ölümüne yolaçan hastalıkların başında geldiğine dikkat çekilen raporda, dünyada her yıl, yüzde 97’si gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere, 156 milyon yeni zatürre vakasına rastlandığı belirtildi. Dünyadaki çocuk ölümlerinin yüzde 20’sinin zatürreden kaynaklandığı kaydedilen raporda, 2008 yılı içinde tüm dünyada zatürre nedeniyle 1,6 milyon çocuğun öldüğüne işaret edildi. Raporda, 2008 yılı içinde zatürre nedeniyle tüm dünyada meydana gelen çocuk ölümü sayısının yine aynı yıl içinde sıtma nedeniyle meydana gelen 732 bin ve AIDS virüsü nedeniyle meydana gelen 200 bin çoçuk ölümünden “daha fazla olduğu” vurgulandı.

Bakterilerin neden olduğu zatürrenin antibiyotiklerle tedavisinin maliyetinin sadece 27 sent (38 kuruş) olduğuna dikkat çekilen raporda, ihtiyacı olan tüm çocukların antibiyotiklerle tedavi edilmesi halinde, dünyada meydana gelen çocuk ölümlerinden 600 bin kadarının önlenebileceği dile getirildi.

Raporda ayrıca her yıl, 1,96 milyon kişinin, yemek pişirmede kullanılan fırınlar, yangınlar ve sigaradan çıkan dumanın neden olduğu kapalı alanlardaki hava kirliliğinin, 121 bin kişinin ise açık alanlardaki hava kirliliğinin neden olduğu enfeksiyonlar sonucu öldüğü belirtildi.

Dünya Akciğer Vakfı üst yöneticisi Peter Baldini, yaptığı yazılı açıklamada ”Dünyada enaz 4 milyon kişinin şiddetli solunum yolu enfeksiyonları sonucu hayatını kaybettiğini biliyoruz, ancak dünya sağlık topluluğu bunu ayrı bir hastalık grubu olarak tanımıyor bile” ifadelerini kullandı.

Baldini, vakıf olarak, hükümetlere ve bağışta bulunan yardım kuruluşlarına, solunum yollarına bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkları “tek bir grup hastalık olarak tanıma” çağrısında bulundu.

AA

Aranan Kelimeler:

Egzoz gazları solunum sisteminde zarar bırakıyor

Kanada’nın Montreal kentindeki McGill ve Montreal üniversitelerinden bilim adamlarının tamamladıkları araştırma, Environmental Health Perspectives isimli tıp dergisinde yayımlandı.

Free Image Hosting At Resim Yükle, Images Upload

McGill Üniversitesi Sağlık Araştırmaları Merkezi’nden Dr. Mark Goldberg, Montreal’de had safhada hava kirliliğinin yaşandığı 1986-1996 arası kirlilik verilerini incelediklerini belirterek, “trafiğin ve trafikteki araçların saldığı nitrojen dioksit (NO2) gazının yoğun olduğu bölgelerde, göğüs kanseri vakalarının da yüksek olduğunu saptadık” dedi.

Goldberg, menopoz sonrası dönemdeki ileri derecede göğüs kanseri hastası 383 ve değişik kanser teşhisleri konulmuş 416 kadının verilerinin, kirlilik haritası verileri ile örtüştüğünü kaydetti.

Araştırma ekibinde yer alan Montreal Üniversitesi bilim adamlarından Dr. France Labreche ise, “bu araştırma ile trafikteki araçların neden olduğu kirliliğin göğüs kanserine yol açtığını söylemiyoruz. Ulaştığımız sonuç, bu kirliliğin, göğüs kanseri riskini artırdığıdır” dedi.

Aranan Kelimeler:

Nezle ve grip için en doğal çözümler

Kış mevsimine az bir zaman kala Aktarlar, vatandaşları nezle ve grip konusunda uyardı.
Yaz ayında da zaman zaman belirtilerini gösteren grip ve nezlenin kış ayında hissedilir şekilde artacağına dikkat çeken aktarlar, vatandaşlara bitkisel çözümler sunuyor.

Free Image Hosting At Resim Yükle, Images Upload

Nezle ve gribin ıhlamur ile çözülebileceğini ifade eden aktar Ahmet Değirmenci, “Kış aylarının belirtileri kendini göstermeye başladı. Bu süreçte vatandaşların mevsimsel geçişlere hazır bulunması gerek. Kış ayında vatandaşları en çok yıpratan hastalık grip ve nezledir. Bunun önüne geçmek isteyenler bol bol ıhlamur tüketmeli” diye
konuştu.

Değirmenci, “Soğuk algınlıklarında ilk akla o gelir. Ihlamur sadece içimizi ısıtmakla kalmıyor, aynı zamanda onlarca faydası bulunuyor. Özellikle soğuk kış günlerinde sıcak içecek olarak tüketilen ıhlamurun insan sağlığına birçok faydasının bulunuyor. Hoş kokulu bir bitki olan ıhlamur aynı zamanda iyi bir ev ilacı. Kurutulmuş ıhlamur yaprakları, çiçekleriyle birlikte kaynatılarak yapılan hoş kokulu içecek sinirleri yatıştırır, bağırsak kurdunu düşürür, bağırsak sancısını giderir, öksürüğü keser, damar tıkanıklığını açar, gribi iyileştirir, hazımsızlığa karşı kullanılır, mide üşütmesini ve uykusuzluğu giderir. Kan dolaşımını düzenler” dedi.

Ihlamur bitkisinin zahmetli toplandığını da sözlerine ekleyen Değirmenci, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Orman köylüsü kendi ihtiyaçları dışında pazar satışı için de Orman İşletme Müdürlüğü’nden izin alarak ve şefliklerin denetiminde ıhlamur çiçeği topluyor. Ihlamur çiçeği Bursa’nın ormanlarında kestane, fıstıkçamı kozalağı ve defne yaprağından sonra en önemli tali ürünlerden birini oluşturuyor. 150 ton dolayında. Orman köylüleri de çoluk çocuk topladıkları mahsuldeki çiçekleri ayırıp pazarda satışa sunuyor. Pazarda kilosu 5 liraya alıcı bulan ıhlamur çiçeği mis gibi kokusu ve doğal antibiyotik olması
nedeniyle ilgi görüyor.”

İHA

Aranan Kelimeler:

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Önder Akkaya Grip mevsimi geldi dikkat

Sonbahar mevsimi ile hava sıcaklığının düşmesi gribal enfeksiyonları artırdı. Uzmanlar, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.
Free Image Hosting At Resim Yükle, Images Upload
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Önder Akkaya, artış gösteren gribal enfeksiyonların Ramazan ayının da etkisiyle daha ciddi hissedildiğini vurguladı. Hastalığın özel bir tedavisi olmadığına dikkat çeken Akkaya, hastalara kesinlikle yatak istirahatı önerdi. Akkaya, enfeksiyon hastalıklarının belli başlı klinik bulgularının yüksek ateş, halsizlik, eklem ağrıları, iştahsızlık ve baş ağrıları olduğunu vurguladı.

Gribal enfeksiyonun basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu olup olmadığının tanısının dikkatle yapılması gerektiğini belirterek, “Hastalarda özellikle iki günden uzun süren ateş veya diğer bulgular varsa, doktor yardımı almaları gerekmektedir.” dedi.

Cihan

Aranan Kelimeler:

Nezlenin ilacı zerdeçella

Bağışıklık sistemini güçlendiren zerdeçal, grip ve nezlede virüslerin yayılmasını engelliyor.

Sağlığa yararlı baharatlar listesinin zirvesinde yer alan zerdeçal, grip ve nezlede virüslerin yayılmasını engelliyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren zerdeçal ayrıca, karındaki şişkinliğin giderilmesine de yardımcı oluyor.

Aranan Kelimeler:

Türk Bilim adamlarından astıma yeni çözüm

Türk bilim adamları, kök hücreyle bronşiyal astım hastalığına çözüm bulduklarını bildirdiler.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden (DEÜ) bilim adamları, kök hücreyle bronşiyal astım hastalığına çözüm bulduklarını bildirdiler.

İYTE Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Baran, üniversite bünyesinde kök hücreyle ilgili farklı disiplinlerden bilim adamlarıyla ortak projeler geliştirdiklerini ifade etti.

Vücudun bütün doku ve organlarını oluşturan temel hücreler olan kök hücrelerin kendilerini yenileyebilme, sınırsız bölünebilme, her türlü organ ve dokuya dönüşebilme potansiyelleri bulunduğunu, bu nedenle kök hücrelerin hasarlı doku ve organların tamirinde kullanılmasına yönelik ilgide büyük artış olduğuna dikkati çeken Baran, İYTE bünyesinde kök hücre yoluyla çeşitli hastalıkların tedavisi konusunda projeler yürüttüklerini dile getirdi.

Baran, bir kök hücre türü olan mezenkimal kök hücrelerin doğru sinyaller verilmesi durumunda bir canlıyı oluşturan farklı hücre tiplerine dönüşebildiğini, bu hücreler kullanılarak kemik, kıkırdak, kalp, deri ve sinir hücreleriyle dokuların oluşturulabildiğini dile getirerek, akciğerdeki hasarlı dokulardan kaynaklanan bronşiyal astım hastalığının da bu yöntemle tedavi edilebileceği tezi üzerine araştırma başlattıklarını ifade etti.

DEÜ Tıp Fakültesi Pediatrik Alerji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Karaman, Prof. Dr. Nevin Uzuner ve Uzman Dr. Fatih Fırıncı ile yaptıkları araştırmayla doku hasarı oluşturulan fareye kök hücre uygulandığını ifade eden Baran, şöyle konuştu:

“Bronşiyal astım, solunum yollarının tekrarlayan bir hastalığı olup nefes darlığı, öksürük, hırıltı, hışırtı ve bazen de koyu kıvamlı balgam

çıkarmayla seyreden, akut ya da subakut dönemlerle belirlenen bir hastalıktır. Bronşiyal astımın tedavisi için farklı ilaçlar kullanılıyor olmasına karşın halen bilinen kesin bir tedavisi yoktur. Yaptığımız araştırmayla bronşiyal astım modeli oluşturduğumuz farelere uyguladığımız mezenkimal kök hücrelerin, oluşturduğumuz doku hasarının tedavisinde son derece etkili olduğunu ortaya koyduk.”

Doç. Dr. Baran, yaygın bir hastalık olan bronşiyal hastalığın kök hücreyle tedavi edilebileceğinin ortaya konmasına rağmen kök hücrenin insana uygulanması konusunda çalışmaların devam ettiğini dile getirerek, mevcut araştırmalar çerçevesinde kök hücrelerin ilaç gibi kullanımının dahi mümkün olabileceğini ifade etti.

-KEMİK UZATMA OPERASYONLARI-

Doç. Dr. Baran, yürüttükleri diğer bir çalışmayla kemik hasarlarının da kök hücreyle tedavisinin mümkün olduğunu ortaya koyduklarına dikkati çekti.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof Dr. Mustafa Yılmaz ve Uzman Dr. Özgür Sunay ile ortaklaşa yürüttükleri projeyle, yağ dokudan elde edilen kök hücrelerle hayvanlarda oluşturdukları kemik hasarının kısa bir sürede tamir edildiğini gözlemlediklerini kaydetti.

Bunun özellikle kemik uzatma çalışmalarında kullanılabileceğine işaret eden Baran, “Mevcut kemik uzatma işlemlerinde uzun iyileşme süresi, kemiklerin kaynamaması veya yanlış kaynaması gibi durumlara sık rastlanmaktadır. Kök hücre yoluyla yapılan kemik uzatma işlemiyle iyileşme suresi kısalacak ve komplikasyon görülme oranları düşecektir. Dolayısıyla bu tarz operasyonlar daha rahat uygulanabilecektir” diye konuştu.

Aranan Kelimeler:

ALLERJİK RİNİT (SAMAN NEZLESİ) Nedir Belirtileri Tedavisi

Allerjik Rinit (Saman Nezlesi) Nedir?

Allerjen ile temas sonucu (ev tozu akarı, polenler, küf mantarı gibi) su gibi burun akıntısı, hapşırık, burun kaşıntısı ve bazen inatçı burun tıkanıklığı bulguları ile seyreden bir hastalıktır. Mevsimsel (polen allerjisi) veya tüm yıl boyunca ara ara devam eden (ev tozu akarı, küf mantarı allerjisi) belirtiler şeklinde kendini gösterebilir. Bazen boğaz kaşıntısı veya geniz akıntısı eşlik edebilir. Tek başına veya diğer bir allerjik hastalığın belirtileri (öksürük, hırıltı, nefes darlığı, gözlerde sulanma, kızarma, kaşıntı) ile birlikte görülebilir.

Allerjik Rinit Nasıl Tanınır?

İlkbahar-yaz aylarında üst solunum yolu enfeksiyonu geçirilmediği halde uzun süren ve nöbetler tarzında gelen aksırık, şeffaf burun akıntısı, burun ve boğazda kaşıntı, burunda tıkanma yakınmalarının bulunması, polenlere bağlı mevsimsel allerjik rinit hastalığını düşündürür. Bu bulguların yıl boyunca devam etmesi ise pereniyal (sürekli) allerjik rinit tanısını düşündürür. Tanı, fizik muayene ile birlikte, allerji cilt testi ve burun mukozası sürüntüsünün incelenmesi ile kesinleştirilir.

Saman Nezlesi Diğer Allerjik Hastalıklarla Birlikte Bulunabilir mi?

Allerjik astımı olan hastaların %20-40’ında allerjik rinit (saman nezlesi) ve daha az sıklıkla atopik dermatit ve allerjik konjonktivit (göz nezlesi) gibi diğer allerjik hastalıklar eşlik eder. Saman nezlesi olan hastaların ise %30-40’ında bronş hassasiyeti veya allerjik astım, daha az sıklıkla da diğer allerjik hastalıklar eşlik etmektedir. Bu nedenle saman nezlesi tesbit edilen hastalarda solunum fonksiyon testleri yapılarak bronş hastalığının eşlik edip etmediği araştırılmalı, daha sonra belirti verebilen böyle bir durumun varlığı, uzun süreli izlemde gözönünde bulundurulmalı ve gerekirse erken dönemde tedaviye alınmalıdır.

Saman Nezlesi Üst solunum Yolu Enfeksiyonları İle Karıştırılabilir mi?

Saman nezlesinin de dahil olduğu allerjik solunum yolu hastalıkları, orta kulak iltihabı, sinüzit, farenjit ve zatürre gibi hastalıklara zemin hazırlar. Allerjik solunum yolu hastalıklarında yolunum yolu döşemesinde bağışıklığın zayıflaması ve iltihabi reaksiyona bağlı ödem (şişlik) enfeksiyonlar için en önemli iki kolaylaştırıcı faktördür. Allerjik solunum yolu zemininde tekrarlayan bu tip enfeksiyonlar aynı zamanda allerjik olmayan uyarılar karşısında solunum yolu epitelinin tahrişine bağlı olarak allerjik hastalığın şiddetini de artırarak bir fasit daireye neden olurlar. Sadece antibiyotiklerle enfeksiyonun tedavi edilmesi geçici bir çözümdür. Altta yatan allerjik hastalık belirlenip tedavi edilmedikçe tekrarlayan infeksiyonlar uun dönemde solunum epiteline geri dönüşümsüz hasar verebilir.

Saman Nezlesi Nasıl Tedavi Edilir?

1. Çevre Önlemleri:

Tüm yıl boyunca belirtileri olan hastaların yaşadığı mekanlarda belirtileri tetikleyecek faktörlerin kontrol altına alınması gerekir. Tetikleyici faktörler arasında allerjenler (ev tozu, küf mantarı gibi), aşırı kuru hava, sigara dumanı, irrite edici kokular (parfüm, çamaşır suyu gibi kokulu temizlik maddeleri) sayılabilir. Ayrıca, polenlere duyarlı olan kişilerde, allerjik olduğu bitki veya ağaç poleninin polen dönemlerinde mümkün olduğu kadar kapalı ortamda bulunmaları önerilir. Çevre düzenlemesi ve korunma için astım bölümüne bakınız.

2. İlaç Tedavisi:

a. Burun Temizleme: Hazır püskürtme preparatlar yardımı ile (sterimar, giffrer) veya enjektör yardımı ile burun içinin serum fizyolojik ile düzenli olarak temizliğinin yapılması önerilir. Bu işlem akıntıları sıvılaştırır, burun deliklerinin iç kısmının nemlenmesini sağlar, allerjenleri uzaklaştırır ve sinüzit gibi komplikasyonların oluşmasını kısmen engeller.

b.Rahatlatıcılar (antihistaminikler):

1. Sistemik Antihistaminikler (şurup, tablet): Bu ilaçlar özellikle burun akıntısı, hapşırık, burun kaşıntısı belitilerinin ortadan kaldırılması için kullanılır. Burun tıkanıklığına pek etkileri yoktur. Şikayetlerin yoğun olduğu dönemlerde hasta doktorunun önerdiği şekilde bu ilaçları kullanarak belirtilerin ortaya çıkmasını önleyebilir. Bunlar sadece ihtiyaç olduğunda kullanılan ilaçlardır, sürekli kullanılmaları gerekmez.

2. Lokal Antihistaminikler (örnek: allergodil sprey): Sistemik antihistaminiklerin kullanıldığı durumlarda kullanılır. Burun akıntısı, hapşırık veya burun kaşıntısı şikayetlerinin yoğun olduğu dönemlerde doktorun önerdiği şekilde lokal olarak burun içine uygulama yolu ile kullanılır.

c. Koruyucu ilaçlar (rhinocort aqua sprey, nasalide sprey, flixonase sprey):

Tedaviye dirençli, kronik ve tüm yıl boyunca tekrar eden allerjik rinitlerde veya belirtilerin yoğun olduğu mevsimsel rinitlerde doktorun önerdiği doz ve sürede lokal olarak burun içine uygulanır. Bu ilaçlar doktorunuz tedaviyi sonlandırma kararı verene kadar devamlı olarak kullanılır. Özellikle sürekli burun tıkanıklığı şikayeti veya burun akıntısı, hapşırık ve burun kaşıntısı şikayetleri aşırı yoğun olan hastalara önerilen bir tedavi şeklidir.

d.İmmünoterapi (aşı tedavisi):

Bu yöntem hastalığın uzun vaadede kontrol altına alınabilmesi için uygun vakalarda uygulanmaktadır. Şikayetlerden sorumlu olduğu saptanan allerjenin gittikçe artan dozlarda hastaya verilmesi ile o allerjene karşı duyarsızlaştırma esasına dayanır. Kliniğimizde sublingual (dilaltı) aşı tedavisi başarıyla uygulanmaktadır.

Aranan Kelimeler:

Sanayileşme astımı tetikliyor

Sanayileşmeyle birlikte çevrenin kirlenmesi, doğadan uzaklaşması gibi etkenlerin astım hastalığını tetiklediği belirtildi.

Uzmanlar, yapılan çalışmalarda sanayinin yaygın olduğu ülkelerde astım görülme sıklığının diğer ülkelere oranla daha yüksek olduğunu bildirdi.

Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji Klinik Şefi Doç. Dr. İlknur Bostancı, 4 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, astımın hava yollarının daralması ve artan duyarlılığı ile karakterize tekrarlayan nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi ve hışıltı ile kendini gösteren bir hastalık olduğunu söyledi.

Her geçen gün hızla artan sanayileşme, steril yaşam, aşırı kimyasal kullanımı ve doğal olmayan gıda tüketimiyle birlikte astım hastalığını tetiklediği belirten Bostancı, ”Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre yaklaşık 300 milyon insan astımdan etkilenmektedir. 2005 yılında 255 bin insanın ölüm nedeni astım olarak bildirilmiştir” dedi.

BEBEĞİNİZDE HIŞILTIYA DİKKAT

Hastalığın, genelde bebeklik döneminde ortaya çıktığını, astımın genellikle 5-6 yaşından önce hatta 2 yaş altında başladığını dile getiren Bostancı, ”Çocukluk çağında geçirilen ve 2 yaş altı bebeklerde görülen, virüslerle ortaya çıkan hışıltı, nefes darlığı, hızlı soluk alıp verme ile kendini gösteren bronşiyolitin 4-5 yaşlarında astıma dönme ihtimali vardır” uyarısında bulundu.

AA

Aranan Kelimeler:

Üst solunum yolu enfeksiyonları arttı

Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı ve Başhekim Op. Dr. Fuat Karakuş, mevsim değişikliklerinde bir çok hastalığın ön plana çıktığını ve üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle gelen hasta sayısında artış olduğunu söyledi.

Kilis Devlet Hastanesi Kulak-Burun-Boğuz (KBB) Uzmanı ve Başhekim Op. Dr. Fuat Karakuş yaptığı açıklamada, mevsim değişikliği yaşandığı dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonu şikâyetiyle gelen hasta sayılarında artış olduğunu söyledi.

Kış mevsiminden İlkbahar ve Yaz mevsimine geçildiği dönemlerde, üst solunum yolu enfeksiyonlarının artığını belirten Dr. Karakuş, “Mevsim değişikliği olduğu zamanlarda soğuk havanın vücut direncini düşürmesiyle vücut bu enfeksiyonu çabuk kapmaktadır. Üst solunum yolları hastalığı farenjit, larenjit, nezle, grip, sinüzit gibi birçok hastalığı kapsamaktadır. Bu hastalıklardan birine yakalanan bir kişinin diğer insanlara enfeksiyonu bulaştırması söz konusudur. Bu tip hastalıklar insandan insana bulaşmaktadır. Haliyle grip, nezle gibi viral hastalıklar en fazla toplu ortamlardan bulaşır” dedi.

Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, hapşırık, yutma güçlüğü, boğaz ağrısı, vücutta kırıklık, kas ağrıları, eklem ağrıları, baş ağrısı, öksürük üst solunum yolları enfeksiyonu şikâyetlerinin mevsim değişikliği dönemlerinde arttığını ifade eden Dr. Karakuş, bu tip enfeksiyonlarda yanlış tedavi uygulanmaması gerektiğine dikkat çekti.

GEREKMEDİKÇE ANTİBİYOTİK KULLANILMAMALI

Grip, nezle ve soğuk algınlığı tedavisinde gerekmedikçe antibiyotiğin kullanılmaması gerektiğini dile getiren Dr. Karakuş, “Tedavi şikâyetlere yöneliktir. Yani ağrı kesici, öksürük şurubu, burun açıcı spreyler ve birtakım soğuk algınlığı ilaçları kullanılarak zaten kendiliğinden iyileşecek olan hastalığın daha rahat geçirmesini sağlamaktır” dedi.

Gribal enfeksiyonların özellikle bazı insanlar için ayrı bir önem taşıdığının ve en iyi korunma yolunun sürekli el yıkamak olduğunu belirten Başhekim Karakuş, “Hastalık için önem taşıyan kişilere riskli grup denir. Bu grupta bebekler ve küçük çocuklar, gebeler, özellikle başka hastalıkları da olan ileri yaşlılar, vücudun direncini kıran birtakım ilaçları kullanan hastalar yer almaktadır. Bu gruptaki insanların grip salgınlarının yaşandığı dönemlerde dikkatli olmaları, insan gruplarının olduğu ortamlara girmemeleri ve çocukları, bebekleri çok zorunlu kalmadıkça bu ortamlara sokmamaları gerekir. Yine en iyi korunma yolu sürekli olarak ellerin yıkanmasıdır” diye konuştu.

AHT

Aranan Kelimeler:

Polenler sağlığınızı tehdit ediyor

Solunum yolundan akciğerlere kadar ulaşıp sağlığı tehdit ediyor…

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Galip Ekuklu, baharla birlikte ağaçlardan polenlerin yayılmaya başladığını, polenlerin alerjik bünyeye sahip olanlar, solunum yolları rahatsızlıkları bulunanlar ile yaşlı ve çocuklarda önemli sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi.

Doç. Dr. Ekuklu, ağaçlarda polen mevsiminin başladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

”Yerleşim alanlarının yakınlarında kavak üretimine izin verilmiyor. Bizim hastanenin bahçesindeki kavak ağaçları da aynı gerekçeyle kesildi. Buna rağmen üretim yapanlar var. En çok poleni kavak ağacı üretiyor. Polenler nisan ve mayıs ayında ortaya çıkıyor. Yağış olmadığı zaman polenler çevreye daha fazla yayılıyor. Polenler alerjik bünyeye sahip kişilerde çok daha etki yapabiliyor. Normal insanlarda da burunda kızarıklık, nezle benzeri burun akıntısı, tıkanıklık ve öksürük gibi rahatsızlıklarla karşılaşılıyor. Akciğer hastalıkları olanlar da olumsuz etkiyi en çok hissedenler arasında yer alıyor.”

POLEN OLAN YERLERDE SPOR YAPMAK ZARARLI

Doç. Dr. Ekuklu, polenlerin yoğun olduğu ortamlarda fazla efor gerektiren faaliyetlerde bulunmaktan kaçınılması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

”Yerel ve mülki idareler mutlaka yerleşim alanlarının yakınında kavak üretilmesini önlemeliler. Polenin çok yoğun olduğu yerlerde çok nefes gerektiren etkinliklerden kaçınmak lazım. Çocukları bu ortamlara sokmamalıyız. Yaşlılar, alerjik bünyeye sahip olanlar, solunum yolu rahatsızlıkları bulunanlar bu ortamlardan uzak durmalılar. Bu ortamlarda spor yapılmaması gerekiyor. Polenler nefesle içeriye girip solunum yolundan akciğerlere kadar ulaşabilir. Bol sıvı tüketimi, çocuklarda burun açıcı sıvı kullanımı faydalı olabilir. Ancak ciddi durumlarda mutlaka hekime başvurmak gerekiyor.”

Bazı klimaların polen fitreli olduğunu bildiren Ekuklu, ”Bu klimalar ev ve arabalarda kullanılıyor. Bazı kişilerin bu ortamda tıbbi maske kullandığı oluyor. Polenlerin mikro boyutta olanları var. Filtreler de bir yere kadar etkili oluyor. Maskeler de mikro boyutta olan polenleri tutamaz. Yine de maske ve polen filtreli klima kullanmak hiç kullanmamaktan iyidir” dedi.

AA

Sinüzitten korunmak için neler yapmak gerekiyor

Kilis Devlet Hastanesi Baş hekimi Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı Dr Fuat Karakuş, sinüziti olanların motosiklet kullanmaması gerektiğini söyledi.

Doktor Karakuş, “Burun çevresinde sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanmasına sinüzit adı verilir. Sinüsler burnun her iki yanında bulunur. Bütün bu sinüsler bir delik aracılığı ile burun içine açılır. Buruna açılan bu delikler sinüslerin havalanmasını da sağlarlar. Akut ve kronik sinüzitin belirtileri birbirinden farklıdır. Akut sinüzitte şikayetler daha şiddetlidir. Hastayı en çok rahatsız eden şikayetlerden biri ağrıdır. Bu, baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresi ağrısı şeklinde olur. Genellikle öne doğru eğilmekle artar. Ayrıca burun tıkanıklığı, burun akıntısı, koku duyusunda azalma, geniz akıntısı, ateş, çene ve dişlerde ağrı, ağız kokusu, burun kanaması, göz kapakları ve yüzde şişme gibi belirtiler olur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen akut dönemler yaşayabilirler” dedi.

Başhekim Karakuş, sinüzit hastalarının özellikle kış mevsiminde motosiklet kullanmamaları gerektiğini, bunun yanı sıra soğukta kalmamaları, saçların ıslak kalmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanında kalınmaması, alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer alerjan maddelerden uzak kalınması gerektiğini söyledi.

Karakuş, Güney Doğu Anadolu bölgesinde motosiklet kullanımı çok sık olduğundan bölge halkının çok çabuk sinüzit hastalığına yakalandığını belirterek, “Sinüzite yakalanmamak ve şiddetli baş ağrısı çekmemek için motosiklet kullanımından vaz geçilmelidir. Motosiklet kullanırken şiddetli rügara maruz kalan kişinin bu hastalığa yakalanma riski artar” dedi.

Aranan Kelimeler:

Kalıtsal hastalıklar da sinüzit haline gelebilir

GAZİANTEP’te bir özel hastanenin kulak-burun-boğaz hastalıkları uzmanı olan Doç Dr. Altan Yıldırım, sinüzitin toplumun her yıl yüzde 10’unu etkileyen bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Dr. Yıldırım, “Kronik Sinüzit ve Tedavisi’’ konulu konferansta, sinüzitin burun etrafındaki “sinüs” adı verilen boşlukların bakterilerle oluşan enfeksiyon hali olduğunu belirtti. Grip virüslerinin sinüs etrafında iltihap yaptığına dikkati çeken Yıldırım, grip virüslerinin önce burun içinde iltihap oluşturarak nezle (rinit) haline neden olduğunu dile getirdi. Nezlenin ise burun içi örtüde şişme ve sinüs ağızlarında tıkanma yaptığını kaydeden Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: “Artık sinüzit terimi yerine ‘rinosinüzit’ terimi kullanılıyor. Rinosinüzit burun içini ve sinüslerin içini kaplayan iç örtünün iltihabi hastalığıdır.’’

Sinüziti oluşturan nedenlere de değinen Dr. Yıldırım, grip virüslerinin, burun içi alerjilerinin ve doğuştan gelen bazı kalıtsal hastalıkların devamlı bir sinüzit haline gelebileceğini dile getirdi.

Cihan

Aranan Kelimeler: