İmmünoterapi standart tedaviye dönüşüyor

Son dönemlerde immünoterapi, yani vücudumuzun kendi bağışıklık hücreleriyle kanserli hücreleri öldürmesini sağlayan bir grup ilaç geliştirildi. Bu ilaçlar, bazı kanser türlerinde kemoterapiden daha fazla fayda sağlarken yan etkisi de daha az oluyor

İmmünoterapi standart tedaviye dönüşüyor
Kanser, dünya genelinde giderek artan bir sağlık problemi. 4 Şubat Dünya Kanser Günü için bir araya geldiğimiz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Erdem Göker, sorularımızı yanıtladı…

Son yıllarda, kanser tedavisinde ne gibi gelişmeler oldu?
Kanser tedavisinde en büyük gelişme, yeni tedavi yöntemlerinin hayatımıza girmesi ile birlikte hastaların yaşam sürelerinin uzaması ve yaşam kalitesindeki artış oldu. Yakın geçmişte, özellikle belirli hasta gruplarında kullanılan ve kanser hücresindeki seçilmiş hedefler üzerinde etkili olan ilaçların keşfi ile beraber kanserle olan mücadelemizde büyük ilerleme kaydettik. Son dönemlerde ise immünoterapi adı verilen ve vücudumuzun kendi bağışıklık hücreleriyle kanserli hücreleri öldürmesini sağlayan bir grup ilaç geliştirildi. Bu ilaçlar; özellikle bazı kanser tiplerinde, kemoterapiye bariz üstünlük sağlayan yeni standart tedaviler olarak pratiğimize girmektedir.

HEYECAN UYANDIRAN GELİŞMELER

Bahsettiğiniz immünoterapinin özellikle faydalı olduğu kanser tipleri nelerdir?
İmmünoterapiler, ilk olarak bir tür cilt kanseri olan melanomda araştırılmaya başlandı ve faydalarını kanıtladı. Hızlı yayılan bu kanser tipindeki başarısı ile yeni standart haline geldiler. Takiben, dünyada ve ülkemizde büyük bir sağlık sorunu olan ve ölümlerin en sık yaşandığı akciğer kanseri tedavisinde de büyük ses getiren ve hastalara umut olabilecek sonuçlar açıklandı. Bu heyecan uyandıran gelişmeler sonrası uluslararası tedavi kılavuzları da hızlı bir şekilde immünoterapiyi önceliklendirerek güncelledi. İmmünoterapi ilaçlarının; mesane, meme, böbrek ve kan kanseri gibi birçok kanser tipinde çalışmaları devam ediyor.

Tüm hastalar immünoterapiden fayda görüyor mu?
Yapılan çalışmalar, belirli özelliklere sahip olan hastaların bu tedavilerden daha yüksek oranda fayda gördüğünü gösterdi. Patolojik ve genetik testleri kullanarak, immünoterapi ilaçlarından daha fazla fayda görecek hastaları seçmek mümkün. Öne çıkan bir diğer kriter de, yaygın hastalığı bulunan hastalarda immünoterapi ilaçlarının tedavinin erken basamaklarında kullanılmasıdır. İmmünoterapiyi erken basamaklara çekerek bu tedavilerden elde edeceğimiz faydayı artırmak da mümkün olabiliyor.

BAĞIŞIKLIĞI HAREKETE GEÇİRİYOR

Kemoterapi ve immunoterapiyi istenmeyen etkileri açısından karşılaştırabilir misiniz?
Kemoterapi, kemik iliği ve bağışıklık sistemini baskıladığı için ciddi istenmeyen yan etkilere neden olmaktadır. İmmünoterapi ilaçlarının istenmeyen etkileri ise daha az sıklıkta ve daha az şiddette karşımıza çıkıyor. Nadiren de olsa, bağışıklık sisteminin harekete geçirilmesine bağlı olarak bu ilaçlara özgü bazı yan etikler ile karşılaşabilmekteyiz. Bu istenmeyen etkiler, biz hekimler tarafından yakın takip edilerek ve hastaların da bilgilendirilmesiyle kolaylıkla kontrol altına alınabiliyor.

Son olarak sizce kanser tedavisi nereye doğru ilerliyor?
Son dönemlerde pek çok kanser tipinde immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin değerlendirilmekte olduğu araştırmalar bulunmaktadır. Ülkemizden de birçok merkezin yer aldığı bu klinik araştırmalar, onkologlar olarak bizleri ve kanser hastalarını umutlandırıyor. Yakın gelecekte, yeni veriler ışığında kanserle mücadalemizde elimizin daha da güçleneceğinden ve bu illeti yenmeyi başaracağımızdan eminim.

GENETİK İNCELEMELER TANIYA DESTEK OLUR

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ayşim Büge Öz, kanser tedavisi sürecinde patolojinin tedaviye katkıları hakkında bilgi verdi…

Kanser hastaları için hastalığın tanısı daima patolojik inceleme ile konulur. Bu nedenle patoloji, kanser tanısının konulmasında kritik bir öneme sahiptir. Bunun için ya hastadan alınan çeşitli doku örnekleri (endoskopik girişimlerle, cerrahi yöntemlerle çıkarılan her tür biyopsiler) ya da vücut sıvıları (kan, akciğer zarının içi sıvısı, beyin omurilik sıvısı gibi) patoloji bölümlerine iletilir. Patolog da, bunları inceleyerek hastalığın tanısını koyan ve hastalığın biyolojik özellikleri hakkında önemli ipuçları veren hekimdir.
Tanı amaçlı çıkarılmış her örnek patoloji laboratuvarlarına gönderilir. Örneklerin uzun yıllar bozulmadan saklanmasını sağlayacak bir dizi işlem sonrasında hastadan alınmış örnekler mikroskop altında incelemeye elverişli hale getirilir. Mikroskop altındaki ilk değerlendirmeden sonra, dokularda hastalığın biyolojik özelliklerini anlamak için çeşitli testler yapılır.
Kanser; genetik değişikliklerin daima eşlik ettiği bir hastalık grubu olduğundan, çoğunlukla sadece mikroskopik inceleme yetmez. İmmuno-histokimyasal ve genetik incelemeler de tanıya destek olan yöntemler olarak uygulanır. Örneğin; kadın hastalarda meme kanseri ya da hem erkek hem de kadılarda sık görülebilen akciğer kanseri gibi hastalıklarda tedaviyi yönlendirecek biyobelirteçler ve genetik değişiklikler patologlar tarafından tanımlanarak bu hastaların tedavilerine yön vermektedir. ispatlanmış yöntem olmalı

Tedaviyi belirleyebilmek için yapılacak testlerin uygulanmasında dikkat edilecek noktalar nelerdir?
Testlerin, gerekli eğitimleri almış patologlar tarafından, uygun teknik altyapı kullanılarak ve uluslararası kılavuzlarda yer alan, önceden yapılmış araştırmalarla da hassasiyeti ve doğruluğu ispatlanmış yöntemler ile ya- pılması çok önemlidir. Aksi halde immunoterapi alması gereken bir hastayı, başka bir tedavi seçeneğini alması gereken hastadan ayırt etmek mümkün olmayabilir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir