Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

    Sponsorlu Bağlantılar








Sağlık Sözlüğü-Y

Yabancı Cisimler: Vücudun belirli bir yerinde, normalde bulunmayan herhangi bir madde, yabancı cisimdir. Bunlara, özellikle çocuklarda, barsaklar, kulak ve burunda rastlanır. Göze giren yabancı cisimler, tahriş edici ve tehlikelidir. Yabancı cisimler, özellikle askeri cerrahide önemlidir, çünkü çıkartılmadıkları takdirde, kronik enfeksiyona yol açıp, yaraların iyileşmesini engellerler. Yutulan yabancı cisimler, yemek borusunda takılabilir, ya da tehlikeli olabilir (sivri parçalar, açık çenelliiğneler vb gibi) ve cerrahi girişimlerle çıkartılmaları gerekir.

Yağ Anbolisi: Kemik kırılmalarında görülebilen bir komplikasyondur. Ağır kırıklarda, kemik iliğindeki yağın bir bölümü açığa çıkar ve yağ damlaları kan dolaşımına karışıp amboli (bkz. Ambolizm) oluşturur.

Yağlanma (Adiposis): Yağdokusunun vücutta anormal birikimidir. Bunun kadınlarda rastlanan bir şekline adiposis dolorosa adı verilir ve burada sinir sistemi bozukluklarıyla beraber ağrılı yağlı şişkinlikler görülür.

Yağlı Desenerasyon: Yağli dejenerasyon, bazı kansızlıklar, organın kanlanması veya sinirlenmesini önleyen haller, kloroform, karbontetraklorür veya fosfor zehirlenmeleri sonucu oluşur. Bu dejenerasyonun en sık görüldüğü organlar, kalp, karaciğer ve böbreklerdir. Bu organlarda, hücreler dejenere olup, normal çalışma yeteneklerini kaybederler ve içlerinde yağ tanecikleri belirir.

Yağ Kisti: Yağ bezlerinin büyümesi sonucu deri altında oluşan kistlerdir. Derideki yağ bezlerinin (sebase guddelerin) bulunduğu her yerde, özellikle baştaki saçlı deride bulunabilirler. (Deride yağ bezlerinin bulunmadığı yerler, tabanlar ve avuç içleridir). Tedavi, yerel anesteziyle, kistlerin çıkartılmasıdır.

Yağ Nekrozu: Bazı hallerde, örneğin, bir darbe sonucu, göğüste kanseri andıran ve deriye yapışık bir şişkinlik belirir; bu, aslında, ölü yağ hücrelerinden ibarettir. Kanserden ayrıca teşhis, biyopsiyle (parça alınmasıyla) konur.

Çok seyrek görülen bazı hallerde de, bir yaralanma sonucu veya ağır bir iltihap sırasında, pankreas enzimleri, karın boşluğuna sızıp,omentum veya mezenterdeki yağ hücrelerini öldürebilir.

Yağ Uru (Lipom): Yağ hücrelerinden ibaret, iyi huylu bir tümördür. Çok fazla büyüdüğü hallerde çıkartılması genellikle basittir.

Yalancı Gebelik: Tüm gebelik belirtilerinin varlığına rağmen, rahim boştur. Olay daha ziyade çocuğu olmayan, fakat çok çocuk isteyen kişilerde görülen psikolojik bir reaksiyondur.

Yanıklar (Haşlanmak): Kaynar su ve ya da buhar, kuru ısıyla yanmak, alev, elektrik akımı ya da kimyasal maddelerle olur.

Yanılsama (Delüzyonlar): Genellikle ciddi bir akıl hastalığının belirtisi olan yanlış inanç ve düşüncelere verilen addır. Bununla birlikte, her yanlış inanç ve düşünceyi de akıl hastalığına bağlamanın hatalı olabileceğini unutmamalıdır. Örneğin, bir kişi, bir gerçeği abartabilir (mesele, terlediği zaman çok kötü koktuğunu iddia edebilir) ve bunun da herkesi rahatsız ettiğine inanabilir (ki bu doğru olmayabilir), ama bu kişi, akıl hastası değili, normal bir insandır. Aynı şekilde, delüzyonları, yaşanan sosyal ve kültürel çevre içinde değerlendirmek gerekir. Örneğin, bir Doğu Afrikalı yerli, sihirbaz-doktorun, kendini zehirlediği kanısında olabilir ve bu yanlış inanç, içinde yaşanan çevre koşyulları göz önünde tutulursa, normaldir. Buna karşılık Avrupalı bir kişi böyle düşünecek olursa, bu düşünce biçimi, delüzyon olarak nitelendirilebilir. Dünyanın düz olduğuna inananlar bir araya gelmiş bir dernek kurmuşlardır. Bu kişilere de akıl hastası gözüyle pek bakılamaz, çünkü akıl hastalıkları, genellikle dernek örgütlenmesini yapamazlar. Delüzyonlmar, yukarda da söylendiği gibi, yanlmış inançlardır ve yanlış duygu izlenimleri olan kuruntularla karıştırılmamaları gerekir. Kuruntu; olmayanı görmek, duymak, hissetmek, koklamaktır. Bunanla birlikte, kuruntular konusunda da, kişinin sosyal ve kültürel çevresini göz önünde bulundurmak gerekir. Bkz. Halüsinasyon, Akıl Hastalığı.

Yapışıklar (Adhezyonlar): Vücuttaki yapıların çoğu, birbirleri üzerinde serbestçe hareket edebilmelerini sağlayacak dokularla birbirinden ayrılmıştır. Akciğerleri göğüs duvarından ayıran plevra zarıdır; eklemlerin iç yüzleri kaygan plevra zarıdır; eklemlerin iç yüzleri kaygan sinovia zarıyla örtülüdür; karın içi organlarının birbiri üzerinde serbestçe hareketini sağlayan yapı, bu organların üstünü örten periton zarıdır. Bazen bu zarların da iltihaplandığı görülür. Bu iltihaplanmanın nedeni genellikle, zarın üzerini sapladığı organın hastalanmasıdır; bu iltihabın seyri ve iyileşmesi sırasında fibröz doku (bağdokusu) oluştuğundan, önceleri kaygan olan zarlarda yapışkanlıklar meydana gelir. Eklemlerde oluşan yapışıklıklar sonucu, o eklemin hareketi sınırlanır ve fizik tedavi gerekir, fakat karındaki adhezyonlar, barsak tıkanmaları veya düğümlenmelerine yol açabilir. Bu durum ağırsa, cerrahi müdahele şarttır; fakat böyle bir müdahale, ilerde yeni adhezyonların oluşmasına yol açabilir. Bkz. Obstrüksiyon (Tıkanıklık).

Yarım Damak: Cenin’de (bkz.) burun, üst dudak ve damak, üç ayrı doku kitlesininbirleşmesiyle oluşur. Alın bölgesinden aşağı doğru, fronto-nasal (alın-burun) uzantısı, her iki yandan orta çizgiye doğru, sağ ve sol maksiller (üstçene) uzantılar ilerler. Alın-burun uzantısı, üst dudağın ortasını, burnu, alnı ve maksiller uzantılar, yanakları, üst dudağın iki yanını, yumuşak ve sert damakların geri kalan bölgelerini oluşturur.

Bu gelişimin anormal olması, şu şekil bozukluklarına yol açar:

1. Yarık yüz: Bir maksiller uzantıyla, fronto-nasal uzantı birleşemez. Yüzde, gözün iç açısından, ağzın yanına kadar uzanan bir yarık vardır.

2. İki ya da tek yanlı yarık dudak (tavşan dudağı): Burada, maksiller uzantılardan biri, ya da her ikisi fronto-nasal uzantıyla, burun altında birleşmediğinden üst dudağın dış bölgesi, orta bölümünden ayrıdır.

3. Maksiller uzantıların, ağız tabının yapmak üzere birbirleriyle birleşmesi gerçekleşmezse, sonuç, yarık damaktır. Yarık, yumuşak ya da sert damakta olabilir. Burada, fronto-nasal uzantıyla da birleşme olamazsa, bir ya da iki tarafta da tam yarık damakla, tavşan dudağı bir arada görülür.

Tedavi: Plastik cerrahidir. Damak ve dudak bir arada yarıksa, bebek ememediğinden, büyümesi gecikir. Beslenme bozukluğu olan bebekte, ameliyat daha tehlikeli olduğundan, çocuk 1 yaşına gelene kadar geciktirilir, fakat 2 yaşına gelmeden yapılmalıdır; çünkü, konuşmayı öğrenmesi güçleşir.

Şekil bozukluğu yalnız dudağa ilişkinse ve bebek emebiliyorsa, ameliyata 3 yaşından sonra başvurulabilir.

Yarım Baş Ağrısı (Hemikrania): Başın bir bölümünün ağrıması.

Yarım Felç (Femipleti): Vücudun bir yarısının felcidir. Hemiparize de, hemipleji de felç olayı sonucudur. Neden, beynin sağ tarafındaki kan damarlarına ilişkin bir olaysa, vücudun sol tarafı etkilenir; sol beyin yarımküresindeki kan damarları hastalanmışsa, vücudun sağ yarısında hemipleji veya hemiparezi görülür (sağ elini kullananlarda, konuşma yeteneği yok olur).

Yarım Körlük: Hemianopsi, ya da hemiopi adları da verilebilen bu durum, görme alanının yarısının görülememesidir. İki gözün simetrik yarılarında görme olmaması haline, homonim hemianopi; asimetrik yarılarındakine ise, heteronim hemianopsi denir. Görmenin kaybolduğu alanların özellikleri ve genişliği göz önünde tutularak, hastalığın, retina ile beynin görmeyle ilgili alanları arasındaki görme siniri yollarının neresinde olduğuna ilişkin fikir edinilebilir

Yassı Solucan: Bir şeridi andırırcasına, uzun ve yassı olan bir parazit solucandır. Gövdesi, segmentlere ayrılmıştır. Bkz. Solucanlar.

Yemek Borusu (Özofagus): Yutak ya da boğazla mideyi birleştirir. Göğüs boşluğunda, diyaframa uzanır ve onu geçipmideye varır. Organın hastalıkları; kanser, hiautus fıtığı (bkz.), kaza sonucu oluşan daralmalar (örneğin, kılıç yutan birinin yapabileceği ufak bir yanlışlık sonucu, ya da yakıcı madde içilmesiyle), alt uçta oluşan spazm sonucu daralma, karaciğer sirozu gibi vakalarda, portal dolaşım basıncının normalin üstünde olduğu takdirde, toplardamar varisleriyle daralmalıdır. Bkz. Boğaz.

Yeni Doğanın Hemolitik Hastalığı (Yeni doğan sarılığı): Bu hastalığın nedeni, bebek kan hücreleriyle, anne kanı arasındaki uyuşmazlıktır. Anne kanı antikorları, plasenta’dan (son) geçebilmekte ve bebek hücrelerini yıkmaktadır. Bu uyuşmazlık, aşağı yukarı bütün vakalarda, Rh-faktörüne ilişkindir (bkz. Kan Grupları) ve Rh-negatif bir annen Rh-pozitif bir bebeğe karşı antikor oluşturmasına bağlıdır. Gebenin Rh-negatif olduğu bilinir bilinmez, bu olasılık göz önünde bulundurulur. Gebelik süresince yapılabilecek testler, yükselen antikor miktarını gösterir ve doğum, bebeği kurtarabilecek araç ve gereçleri bulunan bir hastanede yaptırılabilir. Çeşitli tedavi yöntemleri vardır: Doğumun erken başlatılması; bebek rahim içindeyken kan nakli; ya da zamanında doğmuş bir bebeğin tümkanının değiştirilmesi gibi. İlerde, dolaşımında, bebeği ilişkin Rh-pozitif hücreler bulnan anneye uygun bir gamma globülin (bkz.) zerk ederek, hastalığı önlemek bile mümkün olabilecektir. Bebekte, yaygın ödem (hydrops foetalis) belirmesi halinde, bebeğin ölme tehlikesi vardır, fakat sarılığın oluşması, bebeğiniyileşmeyeceğine işaret etmez

Yılancık (Erizipel): Derinin bir streptokok enfeksiyonudur.

Nedeni: Küçük yara veya sıyrıklardan içeri girmiş olan streptococcus pyogenes’tir.

Belirtileri: Deride, çevresinden kabarık olan ağrılı, duyarlı ve yayılan birkızartı, ateş ve titremedir. Enfekte bölgenin sınırları çok çabuk yayılır ve belirtiler arttıkça hastada delirium başlar, hasta gittikçe ağırlaşır. Enfeksiyon, vücudun herhangi bir yerinde olabilir. En sık yüzde, burun kanatlarından yayılan şekline rastlanır.

Tedavi: Geçmişin bu çok tehlikeli hastalığı, günümüzde antibiyotiklerle tedavi edilmektedir. 10 gün süreyle, penisilin zerki yapılır.

Yıldızsı Gangliyon: Boyunda üç tane sempatik sinir gangliyonu vardır: En üstteki, ikinci ve üçüncü boyun omurunun karşısında, ortadaki, altıncı boyun omurunun karşısında ve en alttaki de, birinci kaburga boynuun üstünde bulunur. En alt gangliyon, çoğu kişide birinci trokal gangliyonla (göğüs gangliyonuyla) birleşir. (Birinci trokal gangliyon, birinci kaburga boynunun altındadır). Bu şekilde ortaya çıkan, sınırları düzensiz oluşum, yıldızsı gangliyon adını alır. Bu gangliyonun görevi, kola giden en alt iki boyun sinirine sempatik sinir lifleri vermek, kardiyak dalı aracılığıyla, kalbe lifler yollamak, vagus sinirine ufak bir dal vermek ve civardaki kan damarlarına (sol köprücükaltı atardamarı dallarına) lifler yollamaktır. Bazen, Raynaud hastalığı ve benzer durumlarda, kolve kan damarlarını genişletmekamacıyla, üst trokal sempatik gangliyonlar, ameliyatla çıkartılır. Aynı ameliyatta, aşırı terlemelerde de başvurlur; fakat mümkünse, Horner sendromu’nun (bkz.) ortaya çıkmasını önlemek için, yıldızsı gangliyonellenmez.

Yitrium 90: Beta tanecikleri yayan ve yarı-ömrü 64 saat kadar olan radyoaktif bir madde.

Yorgunluk: İki tip yorgunluktan söz edilebilir:

1. Organik yorgunluk: Ağır kas idmanı sonucu, kanda laktik asit gibi, kasdokusu metabolizması artık ürünleri belirir:

2. Psikolojik yorgunluk: Sinir dokusu yorgunluğu söz konusu olmadığından, burada artık madde birikimi yoktur. Bu durumda yorgunluk, can sıkıntısının bir ifadesidir. Can sıkıntısı, tekdüze veya istenmeyen bir işin yapılması sırasında bu tip yorgunluğa yol açabilir. Günümüzde, genellikle ikinci tip yorgunluk söz konusu olur: Örneğin, “endüstri yorgunluu” denen halin aslı budur. Bundan ötürü, işini sevmeyen ve yorgunluk hisseden kişi, sevdiği bir işe geçtiğinde, yorgunluğunun da kaybolduğunu görür. Bu tip yorgunluğun, çok reklamı yapılan ilaçlarla giderilmesi düşünülemez, çünkü sinir dokusunu yorulmaz, fakat yorgunluk hissini unutturan, amfetaminve hatta alkol gibi uyarıcı maddeler vardır. Yorgunluğa karşı glikoz salık verilmesi de yersizdir; çünkü, genel anlamda glikoz, enerji veren bir madde olmakla birlikte; a) Bir fincan tatlı çay veya adi kesme şekerinden farkı yoktur, b) Normal bir insanda glikoz eksikliği olamaz, c) Psikolojik yorgunluk hissi glikozla giderilmez. Yorgunluğun çoğu, can sıkıntısı ve isteksizlik sonucu ortaya çıkar. Kişinin, istekdışı bir iş görmesi bu tip yorgunluğa ve genellikle nevroza (bkz.) yol açar

Yumurta (Ovum): Kadın cinsiyet hücresi. Bkz. Cinsel Organlar

Yumurtalık (Over): Overler, dişi cisiyet bezleridir.

Anatomisi: Overler, 4x2x1 cm boyutlarında, badem biçimli organlardır. Çocuk doğurmamış kadınlarda, ilyak atardamarların ayrılma yerinin önünde, rahim ve fallop borularını kaplayan geniş bağa bağlı olarak, pelvis duvarına yapışık durumdadırlar. Doğurmuş kadınlarda, konum değişken olmakla beraber, daima fallop borularının açık ağızlarına yakındırlar. Yumurtalıkların bir korteks, bir de medulla bölümleri vardır. Organın temelini yapan kortekste germ hücreleri bulunur. Karın aortunda doğrudan ayrılan ve pelvis’de uzanan yumurtalık atardamarları, bu organların kanlanmasını sağlar. Organın sağ toplardamarı, alt vene kava’ya, solu ise sol böbrek toplardamarına akar. Yumurtalıkların lenfatik damarları, karın aortunun her iki yanındaki lenf bezlerine boşalır.

Görevleri: Bu organlar, doğurganlık dönemi boyunca, germ hücrelerinin gelişmesini izleyen, dönüşümlü bir çalışma gösterir. Her ay, içinde bir yumurta bulunan tek bir folikül gelişir ve patlayıp, organın over yüzeyinden yumurtasını dışarı atar. Fallop borusuna erişen bu yumurta, rahime varır. Yumurtasını atan folikül, şimdi corpus luteum’u (sarı cismi) yapar ve bu cisim ongün süreyle steroid hormonlarını salgılar. Yumurta döllenmemişse, sarı cismin hormon yapımı durur vecisim de dejenere olup, kabuk dokusunu andıran corpus albicans’a (beyaz cisime) değişir. Yumurtanın atılması, yaklaşık olarak bir yumurtalık döneminin ortasına rastlar. Dörneminilkgünü, adet kanamasının birinci günü kabul edilir. Gelişmekte olan folikül, östrojen hormonları salgılar ve bunların etkisiyle rahim iç yüzeyindeki endometriyum hücreleri yenilenir. Adetin on dördüncü gününde,yumurta atılır ve sarı cismin hormonları olan progesteronlar, östrojenlere ekolarak salgılanmaya başlar. Sarı cismin etkisiyle, endometrium yeniden değişim, bir süngersi alt tabakayla, yüzeysel bir yoğun tabaka haline gelir ki, bu durum, ödllenmiş yumurtanın yuvalanmasına elverişlidir. Döllenme olmadığı zaman, sarı cisim dejenere olur ve kandaki östrojenlerle progesteronların miktarı aniden azalır. Endometrium yıkılır ve adet kanaması başlar. Tüm devre 28 gün kadardır. Yumurtalık ayrıca, çok az miktarda erkek testosteron hormonunu da salgılar

Yumurtalık İltihabı (Ooforit): Dişi cinsiyet bezleri olan overlerin iltihaplanması.

Yumurtlama (Ovulasyon): Dişilerde dönüşümlü olarak cereyan eden bir olay. Her yumurtlamada bir tek yumurta; karın boşluğuna salınır

Yutak (Farinks): Önde, yutak, burun ve ağız boşluğuyla devamlıdır. Üstte, farinks, burun arkasında kafatası tabanına kadar ulaşır ve altta da gırtlak ve yemek borusuyla devam eder. Üstbölümünde, her iki yandan, bir uçları ortakulağa uzanan östaki boruları açılırve lenfoid doku kitleleri olan adenoid vejetasyonlar (burun etleri) yutağınarka duvarında büyürler. Yutağı çevreleyen üç daraltıcı kas vardır; yemek yutulurken yumuşak damak, burun boşluğunu yutaktan ayırır, gırtlak epiglot tarafından kapanır vae bu konstriktör kaslar, yiyeceği aşağı, yemek borusuna doğru iter. Üst solunum yolları enfeksiyonlarında sık rastlanan farenjit, gırtlak iltihabıdır.

Yuvarlak Bağ (Ligament): Rahim’in yuvarlak bağı, erkekteki gubernakulum testis’in karşılığıdır. Yumurtalık’tan, over bağı adı altında rahim’e uzanır ve buradan, yuvarlak bağ olarak derin kasık kanalına varır. Kasık kanalından geçip, büyük dudağa erişir. Çok seyrek olarak, bu yol boyunca bir dolaylı kasık fıtığı oluşabilir.

Yüz Siniri (Fasyal sinir): Yedinci kafa çiftidir; yüzdeki ifade sağlayan kasları sinirlendirir. (Yüzün duygusal sinirleriise, beşinci kafa çifti olan trigeminus sinirine aittir). Bu sinirin felcinde, yüzün bir yarısı ifadesiz hareketsizdir. Bkz. Bell Felci

Aranan Kelimeler:

Soru Sormak için Resme Tıklayın
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum Yaz

Sağlık Bilgileri Sağlık Bilgileri