<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri &#187; Ara</title>
	<atom:link href="http://www.saglikekibi.com/can/tag/ara/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikekibi.com/can</link>
	<description>Tüm Sağlık Sorunlarınız için Tek Adres. Diyet,  Hastalık Bilgileri Belirtileri Doktorları ve Tedavi Yöntemleri Laboratuvar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 21:30:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
<image>
<link>http://www.saglikekibi.com/can</link>
<url>http://www.saglikekibi.com/can/wp-content/plugins/maxblogpress-favicon/icons/favicon-41.ico</url>
<title>Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri</title>
</image>
		<item>
		<title>Adet düzensizliği farklı adet gecikmesi farklı</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/adet-duzensizligi-farkli-adet-gecikmesi-farkli.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/adet-duzensizligi-farkli-adet-gecikmesi-farkli.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 13:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Doğum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Gecikmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Gebe]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[Serhat]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9353</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/adet-duzensizligi-farkli-adet-gecikmesi-farkli.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518654_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="518654_detay" /></a>Her yaştaki kadında görülebilen adet düzensizliği sorununun, adet gecikmesi ile karıştırıldığı belirtildi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Serhat İbrahim Erzurum, adet düzensizliğinin kadının belirli bir düzen içinde adet görmemesini ifade ettiğini, adet gecikmesinin ise adet döngüsündeki kısa süreli gecikmeleri anlattığını söyledi. Bir adet kanamasının başladığı ilk günden diğer adet kanamasının başladığı ilk güne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9995618463521092";
/* 336x280, sadece yazı siyah yazı oluşturulma 05.01.2010 */
google_ad_slot = "8039136497";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p>Her yaştaki kadında görülebilen adet düzensizliği sorununun, adet gecikmesi ile karıştırıldığı belirtildi.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518654_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9354" title="518654_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518654_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Serhat İbrahim Erzurum, adet düzensizliğinin kadının belirli bir düzen içinde adet görmemesini ifade ettiğini, adet gecikmesinin ise adet döngüsündeki kısa süreli gecikmeleri anlattığını söyledi.</p>
<p>Bir adet kanamasının başladığı ilk günden diğer adet kanamasının başladığı ilk güne kadar geçen sürenin adet döngüsü olarak adlandırıldığını belirten Dr. Serhat Erzurum, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;Bu sürenin 21-35 gün arasında olması normal kabul ediliyor. Kadınların büyük bir kısmında adet süresi 28 gün. Adetlerin 21 günden daha kısa aralıklarla tekrarlamasına sık adet görme, iki adet arasındaki süre 35 günü geçerse buna da seyrek adet görme deniliyor. Adetler sırasında aşırı kanamaların olması, adet görme süresinin uzaması, az kanamalı veya kısa süreli adet görme, ara kanamalar da adet düzensizliklerindendir.&#8221;</p>
<p>Üreme çağının sonlarına yaklaşmış olan menopoz öncesi kadınlarda da gecikme ya da erken görme şeklinde düzensizlikler daha sık görüldüğüne işaret eden Erzurum, &#8221;Bu dönemler dışında adet gecikmesi görüldüğünde öncelikle gebelik ihtimali gözden geçiriliyor. Kadının gebe olup olmadığının belirlenmesinin ardından adet gecikmesi yapabilecek diğer durumlar araştırılıyor. Ancak bir kadında adet kanamasının senede bir kez gecikerek olması ileri inceleme gerektiren bir durum olarak kabul edilmiyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Adet döngüsünün vücutta bulunan işlevleri birbirinden farklı hormon salgılayan birçok salgı bezinin uyum içinde çalışması sonucu oluştuğunu belirten Erzurum, bu iç salgı bezlerindeki herhangi bir düzensizliğin kendisini adet gecikmesi olarak gösterebildiğini söyledi.</p>
<p>Dr. Serhat Erzurum adet gecikmesine neden olabilecek diğer etkenleri şöyle sıraladı: &#8221;Mevsim değişiklikleri, hormon değişiklikleri, hormon hastalıkları, üreme organları ile ilgili hastalıklar, stres gibi yaşam koşulları, ağır egzersiz, aşırı kilo alıp verme.&#8221;</p>
<p>CİHAN</p>
<p style="text-align: center;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9995618463521092";
/* 468x15, siyah yazı oluşturulma 05.01.2010 */
google_ad_slot = "3200305515";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/adet-duzensizligi-farkli-adet-gecikmesi-farkli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cep telefonu ve beyin kanseri arasında ilişki</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/beyin-ve-sinir-hastaliklari/cep-telefonu-ve-beyin-kanseri-arasinda-iliski.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/beyin-ve-sinir-hastaliklari/cep-telefonu-ve-beyin-kanseri-arasinda-iliski.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 12:21:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Gruba]]></category>
		<category><![CDATA[Interphone]]></category>
		<category><![CDATA[Israil]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada]]></category>
		<category><![CDATA[Menengioma]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[Study Group]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9021</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/beyin-ve-sinir-hastaliklari/cep-telefonu-ve-beyin-kanseri-arasinda-iliski.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/515861_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="515861_detay" /></a>Bu konuda yapılan en kapsamlı araştırmaya göre, hayır. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı&#8217;nın desteğiyle, dünyanın geniş kapsamlı araştırmasını yürüten Interphone Çalışma Grubu (Interphone Study Group) raporunun sonuçları açıklandı. Interphone&#8217;un 10 yıldır 13 ülkede 30 yaş üstü 5 binden fazla katılımcı ile gerçekleştirdiği araştırmanın ara raporunda cep telefonlarının kansere yol açtığına ilişkin kesin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu konuda yapılan en kapsamlı araştırmaya göre, hayır.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/515861_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9022" title="515861_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/515861_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı&#8217;nın desteğiyle, dünyanın geniş kapsamlı araştırmasını yürüten Interphone Çalışma Grubu (Interphone Study Group) raporunun sonuçları açıklandı. Interphone&#8217;un 10 yıldır 13 ülkede 30 yaş üstü 5 binden fazla katılımcı ile gerçekleştirdiği araştırmanın ara raporunda cep telefonlarının kansere yol açtığına ilişkin kesin bir sonuca varılmadığı belirtiliyor.</p>
<p>Yaklaşık 10 yıldır 13 ülkede epidemiyolojik çalışmalar yapan Interphone Çalışma Grubu, 13 ülkede 5 binden fazla cep telefonu kullanıcısı üzerinde epidemiyolojik araştırma yapıyor. Bu gruba üye ülkeler Almanya, Danimarka, Avustralya, Fransa, Finlandiya İngiltere, İsrail, İtalya, Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Norveç ve İsveç&#8217;tir. Interphone araştırmasına üye ülkelerden 100 kadar bilim adamı katılıyor.</p>
<p>Araştırmada daha çok baş bölgesi tümörlerinden beyin derisi tümörleri, beyin dokusu tümörleri, duyu siniri tümörleri ve kulak salgı dokusu tümörleri üzerinde duruluyor. Yaşları 30-59 arasında değişen ve 10 yılı  aşkın süredir sık telefon kullanan şahıslar bu çalışma grubuna alınıyor. Çalışma grubunda glioma, menengioma, akustik nöroma ve paratis bezi tümörü  olan hastalar takip ediliyor. Ayrıca sağlıklı bireylerden oluşan bir kontrol grubu da takip ediliyor. Bu çalışmada amaç, hastalıklı bireylerdeki cep telefonu kullanım sıklığını, kontrol grubu ile karşılaştırmak ve elde edilecek verilere bağlı olarak tümör riskini araştırmak olarak belirtiliyor.</p>
<p>Risk artışı bulunmadı</p>
<p>Interphone&#8217;dan alınan bilgilere göre herhangi bir beyin kanseri artış riski gözlemlenmediği, ancak özellikle gençlerde gerçekleştirilen arama zamanlarındaki değişiklikler ve Interphone tarafından çalışmanın başlatıldığı tarihten itibaren cep telefonu kullanımı alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin, daha fazla yeni araştırmalara konu olabileceğinin gerekliliğini ortaya çıkardığı belirtiliyor. Rapor sonuçlarına göre, genel anlamda risk artışı bulunmadığı, tutarlı bir şekilde uluslararası güvenlik önerilerine uygun radyo sinyallerinde saptanan bir sağlık riski bulunmadığı sonucuna varılıyor. Bu da mevcut araştırma ve uzman görüşlerine uygun görülüyor. Bildirilen sonuçlar, herhangi bir sonuca ulaşmadan önce eksiksiz ve kapsamlı bir veri analizi yapılmasının önemini vurguluyor. Interphone raporunda günde 30 dakikadan fazla cep telefonu kullanmanın riski arttırdığına ilişkin açıklamanın bulunmadığı belirtiyor.</p>
<p>&#8216;Daha fazla araştırılmalı&#8217;</p>
<p>Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) Yöneticisi Dr. Christopher Wild ise yaptığı açıklamada, raporu şu şekilde yorumluyor:</p>
<p>&#8220;Interphone&#8217;dan alınan bilgilerden herhangi bir beyin kanseri artış riski gözlemlenmedi. Ancak, özellikle gençlerin yaptığı aramalar ve Interphone tarafından çalışmanın başlatıldığı tarihten itibaren cep telefonu kullanımı biçimlerinde meydana gelen değişikliklere yönelik gözlemler, cep telefonu kullanımı ve beyin kanserinin daha fazla araştırılmasının gerekli olduğunu ortaya koyuyor&#8221;</p>
<p>&#8216;Beyin kanserini arttırdığına dair bir risk bulamamıştır&#8217;</p>
<p>Teknoloji Bilgilendirme Platformu (TBP) Başkanı Serhat Özeren, Interphone araştırmasında cep telefonlarının beyin veya merkezi sinir sistemi kanseri vaka sayısının yaklaşık olarak her 100 bin kişi içerisinde 7 kişi olduğuna vurgu yaptığına dikkat çekerek, &#8220;Rapor sonuçlarına göre, genel anlamda risk artışı bulunmuyor&#8221; dedi.</p>
<p>&#8216;Önemli olan doğru kullanım&#8217;</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan ise Interphone&#8217;in raporunun doğru okunması gerektiğini belirtti. Cep telefonunun gelişen teknolojinin vazgeçilmez bir parçası olduğuna dikkat çeken Kalkan &#8220;İnsan sağlığı elbette teknolojinin de önünde gelir. Ancak insanlar bu teknolojiyi kullanmaya devam edeceklerdir. Her şey gibi cep telefonunun da aşırı kullanımları risk taşıyabilir. Bundan kaçınmanın yolu doğru kullanımdır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8216;Tüm elektronik cihazlar bilinçli bir şekilde kullanılmalı&#8217;</p>
<p>Teknoloji Bilgilendirme Platformu Üyesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Demir ise elektromanyetik alanların her yerde olduğuna dikkat çekerek sadece cep telefonlarında değil günlük hayatta kullanılan tüm elektronik cihazların bilinçli bir şekilde kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Demir, Interphone araştırmasının sonucunda beyin kanseri artma riskinin kanıtlanmadığı, ancak cep telefonunu yoğun olarak kullananlar üzerinde araştırmaların sürdürülebileceğini vurguladı. Demir ayrıca, rapor sonucunda da önerildiği gibi gençlerin teknolojiyi doğru kullanmaları konusunda bilinçlendirilmeleri gereğine vurgu yaptı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/beyin-ve-sinir-hastaliklari/cep-telefonu-ve-beyin-kanseri-arasinda-iliski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kahvehanelerde sigara yasağına destek</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kahvehanelerde-sigara-yasagina-destek.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kahvehanelerde-sigara-yasagina-destek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 14:03:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıkta Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[Halk]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara üNiversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=8255</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kahvehanelerde-sigara-yasagina-destek.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/511204_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="511204_detay" /></a>İstanbul&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre, kahvehane müşterilerinin yüzde 70,7&#8242;si sigara yasağını destekliyor. Çalışmayan ve zamanının büyük kısmını kahvehanede geçiren kesimin yüzde 80,5&#8242;i, çalışanların ise yüzde 60,2&#8242;si yasaya destek verdiğini belirtti. 19 Temmuz 2009&#8242;da yürürlüğe giren genişletilmiş sigara yasağından 7 ay sonra, Marmara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından İstanbul&#8217;da yapılan araştırmanın sonucu açıklandı. Marmara Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre, kahvehane müşterilerinin yüzde 70,7&#8242;si sigara yasağını destekliyor. Çalışmayan ve zamanının büyük kısmını kahvehanede geçiren kesimin yüzde 80,5&#8242;i, çalışanların ise yüzde 60,2&#8242;si yasaya destek verdiğini belirtti.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/511204_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-8256" title="511204_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/511204_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>19 Temmuz 2009&#8242;da yürürlüğe giren genişletilmiş sigara yasağından 7 ay sonra, Marmara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından İstanbul&#8217;da yapılan araştırmanın sonucu açıklandı.</p>
<p>Marmara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından sigara yasası sonrası kahvehane müşterilerinin sigara bırakma davranışı üzerindeki etkisi üzerine, Ocak-Şubat 2010 tarihleri arasında yapılan araştırma, İstanbul&#8217;da bir mahalledeki 18 kahvehanede toplam 256 kişi üzerinde yapıldı. Toplamda 4&#8242;ü kadın, 252&#8242;si erkekten oluşan katılımcıların yaşları 13 ila 85 arasında değişiyor. Katılımcıların yüzde 48&#8242;i bir işte çalışırken, yüzde 52&#8242;si ise herhangi bir işte çalışmıyor ya da emekli. Çoğu ilkokul mezunu olan katılımcılar içinde üniversite mezunlarının oranı ise yüzde 24,6.</p>
<p>Araştırmaya katılan 256 kişiden yüzde 49,6&#8242;sı sigara içiyor. Sigara içenlerin yüzde 29,4&#8242;ünün bağımlılık derecesi çok düşük, yüzde 25,2&#8242;sinin ise bağımlılık derecesi çok yüksek. Katılımcıların yüzde 42,2&#8242;si hergün, yüzde 7,4&#8242;ü ara sıra sigara içiyor. Ayrıca katılımcıların yüzde 44,1&#8242;i evde içilen sigaradan dolayı sigara dumanına maruz kalıyor.</p>
<p>MÜŞTERİLERİN YÜZDE 70,7&#8242;Sİ YASAĞI DESTEKLİYOR</p>
<p>Araştırmanın sonucuna göre, kahvehane müşterilerinin yüzde 70,7&#8242;si sigara yasağını destekliyor. Çalışmayan ve zamanın büyük kısmını kahvehanede geçiren kesimin yüzde 80,5&#8242;i, çalışanların ise yüzde 60,2&#8242;si yasaya destek verdiğini belirtiyor.</p>
<p>Araştırmaya katılanların yüzde 25,8&#8242;i sigara yasasından sonra kahvehaneye geliş sıklığının arttığını ifade ederken, &#8221;değişmedi&#8221; diyenlerin sıklığı yüzde 48,4 olarak görülüyor. Bağımlılık düzeyi ağır olanlar yasağı istemezken, hafif olanlar destek veriyor.</p>
<p>Sigaraya bağımlılık düzeyi düşük olarak değerlendirilen katılımcıların yüzde 97,1&#8242;i yasağı desteklerken, bu oran bağımlılık düzeyi yüksek olanlarda yüzde 13,3&#8242;e kadar düşüyor.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 52.1&#8242;i sigarayı bırakmayı düşünüp düşünmedikleri sorusuna&#8221; &#8221;düşündüğü&#8221; yanıtını verirken, yüzde 25,6&#8242;sı &#8221;düşünmüyorum&#8221;, yüzde 22.2&#8242;si ise &#8221;emin değilim&#8221; şeklinde cevap veriyor.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kahvehanelerde-sigara-yasagina-destek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En yeni seks numaraları</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/en-yeni-seks-numaralari.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/en-yeni-seks-numaralari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 09:17:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[Artar]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Edin]]></category>
		<category><![CDATA[Erotik]]></category>
		<category><![CDATA[Fantezi]]></category>
		<category><![CDATA[Garanti]]></category>
		<category><![CDATA[Garip]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Hepsi]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Ona]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[Siz]]></category>
		<category><![CDATA[Susan Quilliam]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[verin!]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=7114</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/en-yeni-seks-numaralari.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/503941_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="503941_detay" /></a>Son dönemde seks hakkında doğru bildiğimiz herşey yine tepetaklak oldu Eskidi: Eğer hoşlanıyorsa yapmaya devam edin. En yeni: Yeni şeyler denemekten vazgeçmeyin. Partnerinizin vücudunun hassasiyeti tahrik oldukça artar. İlişki uzmanı Susan Quilliam şöyle diyor: “Yeni hareketler bulup tekrarlayın. Böylece tek bir noktaya saplanıp kalmak yerine düzenli olarak bazı hassas noktaları ziyaret edersiniz.” ‘Aşağı’ ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde seks hakkında doğru bildiğimiz herşey yine tepetaklak oldu</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/503941_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-7115" title="503941_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/503941_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p><strong>Eskidi: </strong>Eğer hoşlanıyorsa yapmaya devam edin.<br />
<strong>En yeni: </strong>Yeni şeyler denemekten vazgeçmeyin.</p>
<p>Partnerinizin vücudunun hassasiyeti tahrik oldukça artar. İlişki uzmanı Susan Quilliam şöyle diyor: “Yeni hareketler bulup tekrarlayın. Böylece tek bir noktaya saplanıp kalmak yerine düzenli olarak bazı hassas noktaları ziyaret edersiniz.” ‘Aşağı’ ya da ‘yukarı’ gibi aranızda kullanacağız kısa kodlar sayesinde elinizi nereye götüreceğinizi anlayabilirsiniz. Ya da nasıl hissettiğini 1’den 10’a kadar dürüstçe puanlamasını isteyin.</p>
<p><strong>Eskidi: </strong>Fanteziler garip kişiler içindir.<br />
<strong>En yeni:</strong> Onun da ara sıra eğlenceye ihtiyacı var.</p>
<p>Seks sırasında erkeklerin aklında sadece yaklaşmakta olan orgazm vardır. Kadınların aklı ise dolanır durur (özellikle de fanteziler arasında). Orgazma ulaşmak için zihnini temizlemesi ve beynindeki korku şalterini aşağı indirmesi gerekir. İşte fantezi tam da bu noktada aklını her şeyden koparmak ve korku merkezini etkisiz hale getirmek için en garanti yoldur. İşler henüz kızışmadan önce onu erotik bir fantezi konusunda cesaretlendirin. Sonrasında ise onu iyice kışkırtmak için kulağına gerekli cümleleri fısıldayın. Bu sayede kendini nasıl kaybedeceğini ve kurduğunuz fantezinin akışına bırakacağını göreceksiniz.</p>
<p><strong>Eskidi: </strong>Kontrolü eline al.<br />
<strong>En yeni:</strong> Dizginleri ona verin</p>
<p>Hemen hemen her kültürde seksi erkekler başlatır ve yönlendirir. Ancak bu ataerkil düzeni geride bırakmanın zamanın geldi. Seksin başlangıcını ve yoğunluğunu onun yönlendirmesine izin verin. Bu sayede ikiniz için de en iyisinin hangisi olduğunu kolayca öğrenebilirsiniz. Hem unutmayın o ne kadar çok eğlenirse, siz de o kadar eğlenirsiniz. Özellikle üstte olduğu pozisyonların hâkimiyeti hissetmesi açısından önemli olduğunu da ekleyelim.</p>
<p><strong>Eskidi: </strong>Erotik noktaların hepsi bellidir.<br />
<strong>En yeni: </strong>Farklı dokunuşlar farklı sonuçlar doğurur.</p>
<p>Klitoris, vajina ve rahim birbiriyle bağlantı içindedir ve araştırmacılara göre bunlardan herhangi birini uyarmak tüm vücutta etkili bir uyarılmaya neden olur. Quilliam kimilerince U noktası olarak bilinen noktayla (klitoris ve vajina arasında, rahme girişe yakın bir yer) oynamanızı şiddetle tavsiye ediyor. Parmağınızla yumuşak ve dairesel hareketler yapın. Rahimdeki sinirler çok hassastır ve bu noktaları uyarmak normalden farklı bir tahrik sağlayacaktır. Ancak ellerinizin temiz olduğuna emin olun, zira bu bölge enfeksiyona çok açık.</p>
<p><strong>Eskidi: </strong>Çabuk bir orgazm<br />
<strong>En yeni:</strong> Yavaşlayın</p>
<p>O doruk noktasına yaklaştığında durmak ve daha sonra kaldığınız yerden devam etmek orgazmın şiddetini artıracaktır. Zira beklemek ve meraklanmak zevk almanın psikolojik seviyesini artırır. Orgazma yakın olduğu zaman sizi uyarmasını isteyin. Öpüşmek ve vücudunun başka noktalarıyla ilgilenmek için birkaç dakikalık bir mola verin. Bunu sık sık tekrar edin. Anı mahvedeceğinizden sakın çekinmeyin, çünkü tahrik olma halinin geçmesi için 5–10 dakika gerekir. O orgazmı kaçırdığını düşünse bile sizin onu tekrar o seviyeye getirmeniz oldukça kolaydır.</p>
<p><strong>Men&#8217;s Health Dergisi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/en-yeni-seks-numaralari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum kontrol haplarının yan etkileri ve özelikleri</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/dogum-kontrol-haplarinin-yan-etkileri-ve-ozelikleri.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/dogum-kontrol-haplarinin-yan-etkileri-ve-ozelikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 09:59:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Doğum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Endometrium]]></category>
		<category><![CDATA[Hap]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Ince]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Oral]]></category>
		<category><![CDATA[Progesteron]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Terk]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=6971</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/dogum-kontrol-haplarinin-yan-etkileri-ve-ozelikleri.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/resim/dogumkontrolhapi.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Bu yazıda doğum kontrol haplarının etkileri yan etkileri vucuttaki değişiklikleri koruma yolu koruma şekilleri hakkına bilgilere ulaşabilirsiniz Doğum kontrol haplarının (OKS-Oral kontraseptif ) kullanımı sırasında bazı yan etkiler yaşanabilir, bazıları hasta uyumunu etkileyerek ilaç kullanımını terk etmesine neden olabilir. Doğum kontrol hapı kullanımında görülen etkilerin hemen  hepsi zararsızdır ve kolaylıkla düzeltilir.OKS kullanan kadınların %80&#8242;inden fazlasında herhangi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıda doğum kontrol haplarının etkileri yan etkileri vucuttaki değişiklikleri koruma yolu koruma şekilleri hakkına bilgilere ulaşabilirsiniz</p>
<p>Doğum kontrol haplarının (OKS-Oral kontraseptif ) kullanımı sırasında bazı yan<br />
etkiler yaşanabilir, bazıları hasta uyumunu etkileyerek ilaç kullanımını<br />
terk etmesine neden olabilir. Doğum kontrol hapı kullanımında görülen<br />
etkilerin hemen  hepsi zararsızdır ve kolaylıkla düzeltilir.OKS kullanan<br />
kadınların %80&#8242;inden fazlasında herhangi bir yan etki ortaya<br />
çıkmamaktadır.</p>
<p><img src="http://www.saglikekibi.com/resim/dogumkontrolhapi.jpg" alt="" /></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #008000; font-style: italic;">Doğum kontrol hapı kullanımında en sık karşılaşılan olumsuzluklar şunlardır: </span></strong></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana;"><span style="color: #0000ff; font-size: small;">Ara kanamalar, lekelenmeler</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Kişinin tedaviye olan uyumunu etkileyen en önemli faktörlerden birisi hap<br />
kullanımı sırasında görülen ara kanamalar ve lekelenmelerdir.Lekelenme<br />
genellikle koyu kahverengi ve az miktardaki kanamadır. Bu kanamalar hastada<br />
endişeye neden olabilir. Kullanımın ilk ayında %10-30 oranında, 3. ayın<br />
sonunda ise %1-10 oranında görülür.</span></p>
<p class="Normal"><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;">Bu kanamaların nedeni rahim içini döşeyen endometrium tabakasındaki<br />
değişikliklerdir. Normalde kalın olan endometrium OKS içindeki düşük doz<br />
hormonların etkisi ile daha ince bir hal alır.OKS  kullanırken endometrium<br />
normaldeki kadar kalınlaşmaz. Hap kullanımı sırasında adet kanamalarının her<br />
zamankinden daha az olmasının nedeni de bu etkidir. Bu sayede döllenme olsa<br />
bile embriyo yerleşebileceği uygun bir ortam bulamayacağı için gebelik<br />
gerçekleşmez. Endometrium bu yeni hormonal düzene uyum sağlarken zaman zaman<br />
dökülmeler olabilir. Bu dökülmeler yada bilimsel adı ile kırılma<br />
kanamalarının nedeni doğum kontrol hapının içindeki progesteron hormonudur.<br />
</span></p>
<p class="Normal"><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;">Kanamalar sıklıkla kullanımın ilk 3 ayından sonra kaybolur. Bazı durumlarda ise aradan<br />
aylar geçmesine rağmen  ara kanamalar hiç kesilmez yada birden ortaya çıkar.<br />
Bu kanamanın nedeni de benzer şekilde progesteron hormonunun endometriumda<br />
yarattığı değişikliklerdir. Durumun 3-4 aydan uzun sürmesi durumunda bir üst<br />
doza geçmek gerekli olabilir.Hangi tür ilaç olursa olsun ara kanama görülmesi<br />
ilacın etkinliğini azaltmaz. </span></p>
<p class="Normal"><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;">Doğum kontrol hapı kullanılırken ara kanama yada lekelenme ortaya çıktığında hiçbir<br />
şey olmamış gibi hap kullanmaya devam etmek gereklidir.Hap bitmeden asla<br />
yarıda bırakılmamalıdır. Eğer kanamanın miktarı sizi çok rahatsız edecek<br />
boyutta ise doktorunuz hap kullanımına devam ederken ek başka haplar vererek<br />
kanamanızı kesecektir. </span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Amenore (adet kanamasının kesilmesi)</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Bazı kadınlarda doğum kontrol hapındaki rahmin içini döşeyen ve her adet<br />
kanaması ile  atılan endometrium tabakasında incelmeye neden olan<br />
progesteronun etkisi o kadar baskın olur ki endometriumda kanama yaratacak<br />
kadar dahi kalınlaşma olmaz. Bu nedenle kişi hap alımına ara verilen 7 günlük<br />
dönemde adet kanaması görmez. </span></p>
<p class="Normal"><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;">Bu durum endometriumda kalıcı bir hasarın belirtisi değildir. İlaç kullanımı bırakılıp<br />
yumurtalık fonksiyonları geri geldiğinde kandaki östrojen düzeyi artacak ve<br />
endometriumu uyararak yine kalınlaşmasını sağlayacaktır. Benzer şekilde daha<br />
yüksek doz östrojen içeren ilaçlar kullanıldığında da düzenli kanamalar<br />
görülecektir. </span></p>
<p class="Normal"><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;">OKS kullanırken adet kanamalarının kesilmesi ileride gebe kalma potansiyelini<br />
hiçbir şekilde etkilemez. OKS kullanımında ilk kez adet görülmemesi olduğunda<br />
mutlaka test yapılarak olası bir gebelik varlığı ekarte edilmelidir.</span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Kilo artışı</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Doğum kontrol hapları ile ilgili en önemli endişelerden bir diğeri de kilo<br />
artışına neden olacağı inancıdır. Oral kontraseptiflerin kilo aldırıcı yada<br />
iştah arttırıcı etkileri yoktur. Ancak özellikle kullanımın ilk aylarında<br />
hafif ödem yapıcı etkileri vardır ve bu ödem kilo artışı olarak<br />
algılanabilir. </span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Memelerde hassasiyet</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Meme hassasiyeti kullanımının özellikle ilk ayında sıkça karşılaşılan bir<br />
durumdur ve takip eden dönemde kendiliğinden kaybolur. Devam eden meme<br />
hassasiyeti çoğunlukla fibrokistik meme yapısına sahip kadınlarda görülür. Bu<br />
tip kadınlarda hassasiyet adete yakın dönemlerde artar ve kanamanın başlaması<br />
ile birlikte azalır.  Kullanıma devam ettikçe hassasiyetin azalmaması<br />
durumunda hastanın bir meme hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi<br />
uygun olur. </span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Baş ağrısı</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Düşük doz doğum kontrol hapları nadiren baş ağrısına neden olurlar. Baş<br />
ağrısı genelde hap kullanımına 7 gün ara verilen dönemde olur. Hap<br />
kullanımına devam ederken ortaya çıkan ve ilaç ile geçmeyen ağrı varlığında<br />
mutlaka jinekoloğunuza haber vermelisiniz. </span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Mizaç değişiklikleri ve depresyon</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Mizaç değişiklikleri ve depresyon çoğu zaman doğum kontrol haplarından<br />
bağımsızdır ancak potansiyel bir yan etki olarak kabul edillirler. Böyle bir<br />
durum ortaya çıktığında başka bir progesteron içeren farklı bir marka hapın<br />
kullanılması şaşırtıcı olarak sorunu giderir. Eğer sorun devam ediyorsa hap<br />
kullanımına 1-2 ay ara verip değişikliğin kaybolup kaybolmadığı kontrol<br />
edilmelidir. </span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Bulantı ve kusma</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Kullanımın özellikle ilk ayında bulantı görülebilir. Kusma ise çok nadir<br />
görülen bir bulgudur. İlacın tok karnına alınması sorunu genelde çözer.<br />
</span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Akne (sivilce)   ve tüylenme</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Doğum kontrol haplarının sivilcelenmeye neden olduğu inancı tamamen<br />
yanlıştır.  Günümüzde kullanılan yeni nesil progesteronların bu tür bir<br />
özelliği yoktur.Tam tersine hemen hemen bütün düşük dozlu doğum kontrol<br />
hapları akneleri iyileştirici etki gösterirler ve akne tedavisinde önemli rol<br />
oynarlar.</p>
<p>Doğum kontrol hapları tüylenmeye de neden olmadıkları gibi tüylenmenin tedavisinde<br />
kullanılan temel ilaçlardır.</span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Kalp damar hastalıkları ve hipertansiyon</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Kalp ve dolaşım sistemi ile ilgili asıl risk 35 yaş üzerinde ve sigara<br />
kullanan kadınlarda görülmektedir. Sigara içmeyen genç kadınlarda doğum<br />
kontrol hapından elde edilen yararlar risklerin çok üzerindedir. Günümüzde 50<br />
mikrogram ve üzerinde östrojen içeren ilaçların damarlarda pıhtılaşmaya neden<br />
olabileceği kabul edilirken düşük dozlarda bu riskin son derece düşük olduğu<br />
bilinmektedir.</p>
<p>Düşük doz doğum kontrol hapı kullanırken damarlarda pıhtılaşmaya bağlı tıkanıklık<br />
ortaya çıkarsa o kişide kanın pıhtılaşma sisteminde bir bozukluk aranması<br />
gerekmektedir. Bu kişiler genelde damar duvarında bilinmeyen bir bozukluk<br />
olan, dolaşımın bölgesel olarak  bilinmeyen bir nedenle bozulduğu yada doğum<br />
kontrol haplarına normalin çok üzerinde aşırı tepki veren bireylerdir.</p>
<p>Yüksek doz hap kullananların yaklaşık %5&#8242;inde ilaca bağlı hipertansiyon<br />
görülebilir. Düşük dozlu haplarda ise tansiyon yüksekliği ortaya çıkma<br />
oranında bir artış söz konusu değildir. </span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Kloazma (gebelik maskesi)</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>İlk dönemlerde oral kontraseptif kullananların %5&#8242;inde yüzde renk<br />
değişiklikleri görüldüğü bildirilmiştir. Hamilelikte de ortaya çıkan ve bu<br />
nedenle gebelik maskesi olarak da adlandırılan bu durum östrojene bağlı bir<br />
etkidir. İlaçların içindeki östrojen miktarlarındaki azalmaya paralel olarak<br />
günümüzde çok nadir görülür ancak ortaya çıktığında ilacın bırakılması<br />
gerekir. İlaç bırakıldığında dahi iyileşme çok yavaş olabilir.</span></p>
<p class="Normal"><span style="font-family: Verdana;"><strong><span style="color: #0000ff; font-size: small;">Cinsel istekte (libido) azalma</span></strong></span><span style="font-size: small;"><span style="color: #0000ff;"><span style="font-family: Verdana;"> </span><br />
</span><br />
<span style="font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p></span><br />
</span><br />
<span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;">Normalde yumurtlama olduktan sonra yumurtalıklardan çok az bir androjen (erkeklik<br />
hormonu) salgısı olmaktadır. Bu salgı kadında cinsel isteği uyarır. Tüm bu<br />
sistemin amacı yumurtlama sonrası cinsel ilişki ve gebelik olmasını<br />
sağlamaktır. Oral kontraseptif kullanırken yumurtlama olmadığı için kadındaki<br />
androjen salgısında azalma olur. Neticede kadında libidoda bir azalma<br />
görülebilir.</p>
<p>Androjenik etkileri daha fazla olan bir progesteron içeren marka doğum kontrol hapına<br />
geçilmesi sorunu genelde çözer. Erkek doğum kontrol yöntemleri alternatif<br />
olabilmektedir.</span></p>
<p class="Normal"><strong><br />
<span style="font-family: Verdana; color: #0000ff;"><span style="font-size: small;">Vajinal kuruluk</span></span></strong><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Verdana; color: black;"></p>
<p>Doğum kontrol hapı kullanırken vajinada kuruluk olması nadir olmayan bir<br />
yakınmadır. Vajina dokusu ve salgısı temel olarak östrojen hormonuna<br />
bağımlıdır. Hap kullanımı sırasında kandaki östrojen düzeyleri azaldığından<br />
bu tür bir sorunun ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Başka bir markaya<br />
geçilmesi sorunu giderebilir. Cinsel ilişki sırasında yanma ve ağrı olması<br />
durumunda vajinal kayganlaştırıcılar kullanılabilir. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/dogum-kontrol-haplarinin-yan-etkileri-ve-ozelikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>15 Günde Göbeğinizden Kurtulun</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/15-gunde-gobeginizden-kurtulun.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/15-gunde-gobeginizden-kurtulun.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 08:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[parmak”]]></category>
		<category><![CDATA[Popo]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[salata]]></category>
		<category><![CDATA[Sol]]></category>
		<category><![CDATA[Tavuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=6684</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/15-gunde-gobeginizden-kurtulun.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/fft20_mf263542-300x199.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="fft20_mf263542" /></a>Sadece 3 haftada, özellikle göbek-bel bölgenizi inceltebilirsiniz. Mekik hareketi İşe sabah ve akşam ellişer kez mekik çekerek başlayabilirsiniz. Bu hareket özellikle karın bölgesindeki kasları kuvvetlendirir, yağ dokusunu harekete geçirir ve yağların yanmasına yardımcı olur. Sopalı hareket Enseye koyulan bir sopa yardımıyla sağa ve sola dönerek yapılan bu hareket karnınızın yan tarafındaki kasların şekillenmesine ve göbeğinizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece 3 haftada, özellikle göbek-bel bölgenizi inceltebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/fft20_mf263542.jpeg"><img class="alignnone size-medium wp-image-6685" title="fft20_mf263542" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/fft20_mf263542-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p><strong>Mekik hareketi</strong></p>
<p>İşe sabah ve akşam ellişer kez mekik çekerek başlayabilirsiniz. Bu hareket özellikle karın bölgesindeki kasları kuvvetlendirir, yağ dokusunu harekete geçirir ve yağların yanmasına yardımcı olur.</p>
<p>Sopalı hareket</p>
<p>Enseye koyulan bir sopa yardımıyla sağa ve sola dönerek yapılan bu hareket karnınızın yan tarafındaki kasların şekillenmesine ve göbeğinizin erimesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Yan mekik</strong></p>
<p>Yan kaslar ve bel kasları için belki de en yararlı hareket bu. Önce sağa doğru yatın. Sağ elinizi sağ kulağınızın üstüne değercesine yaklaştırın. Sol elinizi belinizin sol tarafına sol dirseğiniz gelecek şekilde yerleştirin. Sol elinizle belinizin sağındaki kasları hafifçe tutun. Hızla sağ kolunuzu ve sağ ayağınızı birbirine doğru yaklaştırın. 60 kez tekrarlayın.</p>
<p><strong>Popo hareketi</strong></p>
<p>Önce sol diziniz üstüne yatıp ayaklarınızı dik koyup rahat bir şekilde ayağınızı kayırabildiğiniz kadar yukarı kaldırıp aşağı indirin. Bu sırada dizinizi fazla bükmeyin. Daha sonra aynı hareketi yine sağ diziniz üstünde dayanarak yapın. Bu hareketi de en azından 30-40&#8242;ar kez yapmaya gayret edin. Popo ve çevresindeki yağ dokusunu azaltır.</p>
<p><strong>Yanlara esneme</strong></p>
<p>Bu harekette önce hazır oldaki gibi dimdik duracaksınız. Sonra hızla sağa ve sola doğru esneyebildiğiniz kadar, dikliğinizi bozmadan esneyeceksiniz. En azından üç dört dakika hızlı bir şekilde yapmaya gayret edin. Baş dönmesi, çok yüksek tansiyonu olanlar için de uygun bir hareket olmayabilir.</p>
<p><strong>Haftanın tek günleri bunları yiyin</strong></p>
<p>Kalkar kalkmaz: 1 bardak ılık ballı limonlu su</p>
<p>Kahvaltı: 1 adet kabuklu yeşil elma, 1 adet sert şeftali</p>
<p>Ara: 2 parmak taze dil peyniri yiyebilirsiniz.</p>
<p>Öğle: 1 porsiyon ızgara tavuk (derisiz), bol rokalı yeşil salata (taze soğanlı).</p>
<p>Ara(saat 15.00): 3–4 yulaflı bisküvi</p>
<p>Ara(saat 17.30): 1 adet yeşil elma.</p>
<p>Akşam: 4–5 kaşık zeytinyağlı fasulye (az yağlı), 1 dilim tam ekmek, mevsim salatası.</p>
<p>Gece: 1 bardak sekersiz tarçınlı ılık light süt. 3–4 fincan rezene çayı, yeşil çay, mısır püskülü, kiraz, avokado yaprağı karışım çayı içilecek.</p>
<p><strong>Yasaklar</strong></p>
<p>* Kolalı, sekerli içecekler * Kızartma * Hayvansal katı yağlar (tereyağı, kaymak, yağlı şarküteriler, yumurtanın sarısı, yağlı süt ürünleri, yağlı etler, tavuk &#8211; balık derisi, tam yağlı süt) * Alkol (özellikle bira) * Beyaz un, * Beyaz şeker * Aşırı gündüz uykusu * Çikolata * Yağlı çerezler * Cips</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/15-gunde-gobeginizden-kurtulun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlamak kalbe iyi geliyor</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/aglamak-kalbe-iyi-geliyor-2.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/aglamak-kalbe-iyi-geliyor-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 12:45:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıkta Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=6601</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/aglamak-kalbe-iyi-geliyor-2.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/ağlamak.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="ağlamak" /></a>Ara sıra ağlamak sağlık için faydalı. İnsanoğluna has bir özellik olan ve duygulara hâkim olunamayan anlarda gerçekleşen ağlama, göz kuruluğunu gidermesinin yanı sıra kalbe de iyi geliyor. İnsanın en önemli organlarından biri olan göz rahatsızlıklarının başında göz yaşı kanalı tıkanıklığının geldiğini belirten Aydın Göz Hastanesi hekimlerinden Harika Çevikel, gözyaşı tıkanıklığının en sık bebeklerde ve kadınlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ara sıra ağlamak sağlık için faydalı.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/ağlamak.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6602" title="ağlamak" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/ağlamak.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a>İnsanoğluna has bir özellik olan ve duygulara hâkim olunamayan anlarda gerçekleşen ağlama, göz kuruluğunu gidermesinin yanı sıra kalbe de iyi geliyor.</p>
<p>İnsanın en önemli organlarından biri olan göz rahatsızlıklarının başında göz yaşı kanalı tıkanıklığının geldiğini belirten Aydın Göz Hastanesi hekimlerinden Harika Çevikel, gözyaşı tıkanıklığının en sık bebeklerde ve kadınlarda görüldüğünü, göz yaşı kanalı tıkanıklığının da gözde enfeksiyona neden olduğunu belirtti.</p>
<p>Göz yaşı kanalı tıkanıklığının yanında gözde kuruluğun da göz sağlığı için sorun olduğu kaydedilirken, yapılan araştırmalarda zaman zaman ağlamanın faydalarının da olduğu öğrenildi. Gözyaşındaki bir madde eğer hiç akmazsa göz kuruluğu rahatsızlığına neden oluyor. Ara sıra ağlayan kişi böylece bu hastalığa yakalanmaktan kurtuluyor.</p>
<p>Özellikle üzüldüğünüz zaman ağlamak kalbi daha az yoruyor. Çünkü gözyaşı dökmek ile üzüntülüyken sıkışan kalp damarları açılıyor. Ağlayarak birçok hastalığın baş düşmanı olan stresle başa çıkabilirsiniz. Çünkü bu duygu şaşırtıcı olsa da mutluluk hormonlarını harekete geçiriyor.</p>
<p>Kederli olduğu günlerde gözyaşı döken insanlar diğerlerine göre rahatlayarak daha iyi uyku çekiyor. Sıkıntılı veya sevinçli olduğunda tansiyonu düşen ya da çıkan kişi ağladığında tansiyonu normale dönüyor. Kişi ağladığında vücudumuzdaki stres hormonları gözyaşlarıyla vücuttan uzaklaşıyor ve biraz sonra rahatladığını hissediyor. Bu nedenle uzmanlar gözyaşlarını bünyenin güvenlik supapları gibi buluyor.</p>
<p>GÖZ YAŞI KANALI TIKANLIKLIĞI DA CİDDİ SORUN</p>
<p>Gözdeki yaşarma, sık sık gözün çapaklanması ve burun köküne basmakla göze iltihap gelmesi olaylarının göz yaşı kanalı tıkanıklığının ve enfeksiyonun belirtileri olarak ortaya çıktığını kaydeden  Çevikel, bebeklerde gözyaşı kanalı tıkanıklığının masaj uygulanarak giderildiğini söyledi.</p>
<p>Op.Dr. Çevikel &#8221;Bebeklerde göz yaşı kanalı tıkanıklığı ilk 1 yıl masaj uygulaması yapılır. Masaj burun kökünden, aşağı doğru sıvazlama şeklinde uygulanır. Günde 4 kez, 15 şer defadan bu masaj hareketini yapmak gerekir. Masajla kendiliğinden kanalın açılma ihtimali yüzde 95 civarındadır. Ancak bu uygulama mutlaka uzmanı tarafından veya eğitim görmüş kişi tarafından yapılmalıdır. Gözde çapaklanma oldukça antibiyotikli göz damlaları kullanılır. 1. yılın sonunda, yaşarma geçmezse kanal kendiliğinden açılmadı demektir. O zaman &#8216;sondalama&#8217; denen işlem yapılır&#8221;  dedi.</p>
<p>Bebeklerin yanı sıra erişkinlerde de göz yaşı kanalı tıkanıklığı sorunun ciddi bir sorun olduğunu kaydeden Harika Çevikel erişkinlerde kanal tıkanıklığının tek yolu Dakriyosistorinostomi ameliyatı olduğunu kaydetti. Usulüne uygun bir Dakriyosistorinostomi ameliyatında kanalın açılma ve açık kalma şansı yüzde 95 civarında olduğu belirtildi.</p>
<p>İHA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/aglamak-kalbe-iyi-geliyor-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Ritim Bozuklukları Sebepleri ve Tedavi Yöntemleri</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/kalp-damar-hastaliklari/kalp-ritim-bozukluklari-sebepleri-ve-tedavi-yontemleri.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/kalp-damar-hastaliklari/kalp-ritim-bozukluklari-sebepleri-ve-tedavi-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 20:03:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp ve Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[Arter]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hatta]]></category>
		<category><![CDATA[Hisler]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kop]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes]]></category>
		<category><![CDATA[Ritim]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=5260</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/kalp-damar-hastaliklari/kalp-ritim-bozukluklari-sebepleri-ve-tedavi-yontemleri.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.ahmetalpman.com/images/vt.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Genel Bakış Kalp ritim problemleri (aritmiler), kalp atışınızı ayarlayan elektriksel impulslar düzgün işlemediği zaman oluşur; kalbinizin çok hızlı veya çok yavaş ya da düzensiz atmasına sebep olur. Aritmiyalar yaygın görülür ve genellikle zararsızdır. Çoğu kişi ara sıra kısa ve genellikle zararsız olan kalplerinde hoplama, çırpınma veya çok hızlı çarpma gibi hisler veren düzensiz kalp atışlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" src="http://www.ahmetalpman.com/images/vt.jpg" alt="" width="301" height="191" />Genel Bakış</strong></p>
<p>Kalp ritim problemleri (aritmiler), kalp atışınızı ayarlayan elektriksel impulslar düzgün işlemediği zaman oluşur; kalbinizin çok hızlı veya çok yavaş ya da düzensiz atmasına sebep olur.</p>
<p>Aritmiyalar yaygın görülür ve genellikle zararsızdır. Çoğu kişi ara sıra kısa ve genellikle zararsız olan kalplerinde hoplama, çırpınma veya çok hızlı çarpma gibi hisler veren düzensiz kalp atışlarını yaşamışlardır.  Kalbinizin günde yaklaşık 100.000 defa veya ortalama yaşam süresi boyunca 2,5 milyardan daha fazla kez attığı düşünülecek olursa bu şaşırtıcı değildir.</p>
<p>Öte yandan bazı kalp aritmiyaları rahatsız edici, hatta zaman zaman ölüm tehlikesi taşıyan belirtilere ve semptomlara yol açabilir</p>
<p>Tıbbi teknolojilerdeki gelişmeler, doktorların aritmileri kontrol etme ya da giderme prosedürlerine birçok yeni tedavi yöntemleri ekledi. Buna ek olarak sıkıntılı aritmiler genellikle bir kalp zayıflığı veya koroner arter hastalığı (CAD) ile daha kötüleştikleri – hatta bunlara sebep oldukları – için, kalp dostu bir hayat şekli benimseyerek aritmi riskinizi azaltabilirsiniz.</p>
<p><strong>Belirtiler ve Semptomlar</strong></p>
<p>Aritmiler hiçbir belirti veya semptom göstermeyebilir. Aslında doktorunuz rutin bir muayene sırasında siz fark etmeden önce aritmileri saptayabilir. Ama sıklıkla, anormal kalp ritimleri aşağıdaki önemli belirti ve semptomlara sebep olabilir:</p>
<ul>
<li>Göğsünüzde çarpıntı</li>
<li>Hızlı bir kalp atışı</li>
<li>Yavaş bir kalp atışı</li>
<li>Göğüs ağrısı</li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Sersemleme</li>
<li>Baş dönmesi</li>
<li>Bayılma (sen kop) veya baygınlık hali</li>
</ul>
<p>Fark edilir belirtiler ve semptomlar her zaman ciddi bir sorunun işareti değildir. Aritmiyaları hisseden bazı kişiler çoğu zaman ciddi bir sorun yaşamazken, ölüm tehlikesi içeren aritmiyaları olan bazı kişilerde ise hiçbir semptom görülmez</p>
<p><strong>Nedenleri</strong></p>
<p>Kalbiniz içi boş dört odaya bölünmüştür. Üstten alta doğru bölündüğünde, kalbinizin iki yarısından her birindeki odacıklar, üst (atriyum &#8211; kulakçık) ve alt odalar (ventrikül – karıncık) olacak şekilde iki bitişik pompa oluştururlar. Tek bir kalp atışı sırasında pompalar iki aşamalı bir devirde işlerler. Önce, daha küçük, daha kaslı atriyumlar kasılır ve gevşemiş ventrikülleri kanla doldurur. Yarım saniye sonra, kuvvetli ventriküller kasılır ve atriyumlar gevşeyip dolarken, kanı dışarı boşaltır. Etkili kan dolaşımı için bu çekme ve pompalama sisteminin ritmik uyum içinde çalışması gerekir. Buna ek olarak etkili bir kan dolaşımı için vücut dinlenmedeyken normal bir kalpte dakikada 60 ile 100 atış olan düzgün bir kalp hızı kontrolüne ihtiyaç vardır. Bu iki faktörün düzenlenmesi kalbin elektriksel sistemi tarafından oluşturulur. İdealde bu sistem aşağıdaki üç aşamalı düzende işler:</p>
<ul>
<li><strong>Başlangıç.</strong> Her kalp atışı normalde sinüs düğümleri denilen özelleşmiş bir grup hücreden kaynaklanır. Üst sağ atriyumda yer alan sinüs düğümü kalbinizin doğal kalp pilidir (pacemaker). Kalp atışlarını başlatan elektriksel uyarıları kendiliğinden üretme yeteneği vardır. Diğer hücrelerin de benzer yetenekleri vardır ama sinüs düğümü kalbinizin hızını belirleyerek kendi işini yaptığı sürece diğerleri etkisizdirler. Doktorlar normal kalp ritminden normal sinüs ritmi diye bahsederler.</li>
<li><strong>Yayılma.</strong> Sinüs düğümünden çıkan elektriksel uyarılar tüm kalpte dolaşır. Bir uyarı gezerken, kalp kası kasılır. Normal bir kalp atışında uyarı ilk sağ sonra sol atriyum boyunca yayılır. Atriyumları üstten aşağıya kadar harekete geçirdikten sonra uyarı, kalbin merkezinde yer alan atriyoventriküler (AV) düğüme ilerler. Atriyoventriküler (AV) düğüm normalde atriyumlar ve ventriküller arasındaki tek elektriksel geçiş yoludur. Bunun içinde uyarı yarım saniye kadar yavaşlayıp, atriyumların ventrikülleri kanla doldurmasına vakit tanır. Atriyoventriküler (AV) düğümden çıkarken, uyarıyı tüm sağ ve sol ventriküller boyunca yayacak olan iki elektriksel patika ile (sağ ve sol lif demetleri) uyarı iletilir.</li>
<li><strong>Relaksasyon ve reşarj olma.</strong> Kalbin elektriksel uyarılarını iletmeye yardımcı olan kalpteki her hücrenin iki elektriksel durumu vardır – hareketsiz (polarize &#8211; kutuplaşmış) durum ve relaks olduğu (refrakter) durum. Hareketsiz durumda kalp hücreleri kalp atışına sebep olacak elektriksel uyarıyı iletmeye hazır ve muktedirdir. Kalp atışından sonra, tekrar bir sonraki kalp atışı için hareketsiz duruma geçmek için şarj olmadan önce hücreler bir anlık relaks (refrakter) durumdadırlar. Bir kalp hücresi refrakter durumdayken bir uyarıyı iletemez.</li>
</ul>
<p>Normal, sağlıklı bir kalbe sahip, sağlıklı bir kişide, elektriksel şok veya yasadışı ilaç kullanımı gibi bir dış faktör olmadan devamlı bir aritminin oluşması muhtemel değildir. Çünkü sağlıklı kişinin kalbinde skarlı bir doku alanı gibi herhangi bir anormal unsur yoktur. Skarlaşma – en yaygın olarak daha önce geçirilmiş bir kalp krizi gibi &#8211; sayısız hastalık türlerinden kaynaklanabilir ve elektriksel uyarıların başlamasını veya iletilmesini aksatabilir. Buna ek olarak, refrakter dönem sırasında kalp hücrelerinin elektriksel uyarıları iletememesi, ara sıra oluşan olağandışı elektrik uyarılarının bir aritmiye dönüşmesini engelleyen bir tampon görevi görür.</p>
<p>Fakat bazı hastalık türlerine veya deformasyonlara sahip olan kalplerde, aritmilerin gelişmesini mümkün kılan, uyarıların başlaması ve iletilmesinde destabilizasyonlar oluşabilir.</p>
<p><strong>Aritmiye yol açabilen durumlar</strong></p>
<p>Herhangi bir önceden var olan yapısal kalp durumu aşağıdakilere bağlı olarak aritmi oluşmasına yol açabilir:</p>
<ul>
<li><strong>Yetersiz kan miktarı.</strong> Eğer kalbe gelen kan miktarı bir şekilde azaldıysa, kalp dokusunun – elektriksel uyarıları ileten hücreler de dahil &#8211; düzgün işleme yeteneğini değiştirebilir.</li>
<li><strong>Kalp dokusunda hasar veya ölme.</strong> Kalp dokusu zarar görür veya ölürse, elektriksel uyarıların kalpte yayılma şekli etkilenebilir.</li>
</ul>
<p>Bu önceden var olan yapısal kalp durumları şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Koroner arter hastalığı</strong>. Her ne kadar birçok aritmiye bağlansa da, koroner arter hastalığı (KAH) en çok ventriküler aritmiler ve ani kardiyak ölümlerle alakalıdır. Koroner arter hastalığı (KAH) ile oluşan arterlerdeki daralma, kalbinizden bir kısmının azalan kan akışı yüzünden ölmesine (kalp krizi) yol açabilir. Eski bir kalp krizi arkasında bir skar bırakır. Skar dokusunun etrafındaki elektriksel kısa devreler, kalbin tehlikeli biçimde hızlı çarpmasına (ventriküler taşikardi) veya titremesine (ventriküler fibrilasyon) sebep olarak kalbin normal bir şekilde işlemesine engel olabilir.</li>
<li><strong>Kardiyomiyopati.</strong> Bu durum asıl olarak, kalbinizin ventriküler duvarları gerildiğinde ve genişlediğinde (dilate kardiyomiyopati) veya sol ventrikül duvarı incelip büzüştüğünde (hipertrofik kardiyomiyopati) oluşur. Her iki halde de, kardiyomiyopati kalbinizin kan pompalama etkinliğini azaltır ve çoğu kez kalp dokusunda hasara yol açar.</li>
<li><strong>Valvüler kalp hastalıkları.</strong> Kalp kapakçıklarınızın sızdırması veya daralması kaslarınızın (miyokart) gerilmesine ve kalınlaşmasına yol açabilir. Odacıklar sıkı veya sızdıran bir kapakçıktan kaynaklanan ilave strese bağlı olarak genişlemiş veya zayıflamış hale gelirse, aritmi oluşma riskinde artış olur.</li>
</ul>
<p><strong>Aritmi tipleri</strong></p>
<p>Kalp aritmileri kalbin elektriksel sisteminde kusurlar oluşmasının herhangi bir aşamasında oluşabilir. Doktorlar aritmileri sadece nereden kaynaklandıklarına (atriyumlar veya ventriküller) değil, ayrıca sebep oldukları kalp atış hızına bağlı olarak ta sınıflandırırlar:</p>
<ul>
<li><strong>Taşikardi (tak-ih-KAHR-de-uh).</strong> Taşikardi –dakikada 100 atıştan daha fazla – hızlı kalp atışına karşılık gelir.</li>
<li><strong>Bradikardi (brad-e-KAHR-de-uh).</strong> Bradikardi yavaş – dinlenmede dakikada 60 atıştan daha az &#8211; kalp atışına karşılık gelir.</li>
</ul>
<p>Her taşikardi veya bradikardi bir hastalığı belirtmez. Mesela bir egzersiz sırasında kalbin dokulara oksijence zengin kan sağlamak için hızını arttırırken sinüs taşikardisi oluşturması normaldir. Atletlerin kalpleri çok verimli çalıştığından kalp atışları dinlenmede dakikada 60 atışın altındadır.</p>
<p><strong><br />
Kulakçıklardaki taşikardiyalar<br />
</strong><br />
Atriyumlardan kaynaklanan taşikardiler şunları içerir:</p>
<ul>
<li><strong>Atriyal fibrilasyon</strong>: Atriyum odacıklarının hızlı ve düzensiz atışı en yaygın görülen aritmidir. Genelde yaşlıları etkiler. Atriyal fibrilasyon oluşma riski başlıca 60’tan sonra yaşlandıkça kalbinizin işlevlerini etkileyebilecek normal aşınma ve eskimeye bağlı olarak artış gösterir. Atriyal fibrilasyon sırasında atriyumların elektriksel faaliyeti uyumsuz hale gelir. Atriyumlar o kadar süratli çarpar ki, &#8211; dakikada 300 ile 400 atışa ulaşacak kadar hızlı -  titremeye başlarlar (fibrilasyon). Elektriksel dalgalarda da, sakin bir gölete bir avuç çakıl taşı attığınızda oluşan durum gibi aynı düzensiz faaliyet vardır. Neyse ki bu atriyal uyarıların hepsi ventriküllere ulaşmaz. Atriyumlar ile ventriküller arasındaki atriyoventriküler (AV) düğüm muhafızlık görevi yapar ve genellikle uyarıların sadece bir kısmının geçmesine müsaade eder. Yine de, ara sıra fazladan uyarılar atriyoventriküler (AV) düğümden geçerek nabzınızı oldukça hızlandırır (ventriküler kasılmalar). Buna ek olarak, ventriküllere ulaşan atriyal uyarılar çoğu kez düzensiz aralıklarla gelir. Bu düzensiz kalp ritmine sebep olabilir. Atriyal fibrilasyon kesintili (paroksimal) olabilir ve düzenli kalp ritmine dönmeden önce birkaç dakika ile bir saat arasında ya da daha uzun sürebilir. Aynı zamanda devam eden bir soruna sebep olan kronik bir durum da olabilir. Atriyal fibrilasyon nadiren hayati tehlike arz eden bir aritmidir ama zaman içinde felç gibi çok daha ciddi durumların sebebi olabilir.</li>
<li><strong>Atriyal flatter.</strong> Atriyal flatter, atriyal fibrilasyonla benzerlik gösterir. Aslında, her ikisi de art arda şekilde bir gelip bir giderek kalbinizde birlikte bulunabilir. Asıl fark, atriyal flatterin daha düzenli ve daha ritmik elektriksel uyarılara sebep olmasıdır. Bu şekilde oluşurlar çünkü atriyal fibrilasyonun aksine, atriyal flatter bir kısa devreden meydana gelir. Tipik bir atriyal flatterde bu kısa devreler sağ atriyumda bulunur. Bu önemli bir farktır. Atriyal flatter kateter ablasyonu gibi bazı tedavi türlerine daha yatkındır.</li>
<li><strong>Supraventriküler taşikardi (SVT).</strong> Supraventriküler taşikardi (SVT) ventriküllerin üzerinden (supraventriküler) kaynaklanan aritmilerin birçok türünü kapsayan geniş bir terimdir. Bu aritmiya türü paroksizmal supraventriküler taşikardi (PSVT) olarak da adlandırılabilir. SVTler genellikle aniden başlayan ve biten, süresi saniyeler ila saatleri bulabilen, hızlı kalp atışları patlamasına neden olur. Bunlar genellikle erken bir kalp atışından kaynaklanan elektriksel bir uyarının başka bir patikadan tekrar tekrar dolaşması ile başlar. Supraventriküler taşikardi (SVT) kalbinizin dakikada 140 ile 200 kez atmasına sebep olabilir. Bu hastalık olmasa normal sayılabilecek bir kalpte her ne kadar genellikle hayati tehlike arz etmese de, hızlı atan bir kalpteki semptomları oldukça kuvvetli hissedilebilir. Bu aritmiyalar genç insanlarda yaygındır</li>
<li><strong>Wolff-Parkinson-White sendromu (WPW).</strong> Supraventriküler taşikardinin (SVT) bir türü Wolff-Parkinson-White sendromu (WPW) olarak bilinir. Bu aritmi nadiren aileden gelebilir ve atriyumlarla ventriküller arasında başka bir elektriksel patikanın oluşmasından kaynaklanır. Bu patika elektriksel akımın, atriyoventriküler (AV) düğümden geçmeden atriyumlar ve ventriküller arasında geçmesine olanak sağlayıp, kısa devrelere ve süratli kalp atışlarına yol açabilir.</li>
<li><strong>Ventriküler taşikardi (VT).</strong> Kalbin hızlı, düzenli atışı, ventriküllerden oluşan anormal elektriksel uyarılardan kaynaklanır. çoğunlukla, eski bir kalp krizinden kalmış bir skar dokusu etrafında oluşan kısa devrelere bağlıdır ve ventriküllerin dakikada 200 atıştan fazla kasılmalarına sebep olur. Çoğu ventriküler taşikardi (VT) skar izleri gibi bazı kalp problemi türlerinden veya koroner arter hastalığında veya bir kalp krizinde oluşmuş ventriküler kas hasarlarından kaynaklanır. Bazen ventriküler taşikardi (VT) 30 saniye veya daha az (devamsız) sürebilir ve her ne kadar etkisiz kalp atışlarına sebep olsa da, çoğunlukla zararsızdır. Yine de devamsız bir ventriküler taşikardi (VT), uzun süreli ventriküler taşikardi (VT) gibi daha ciddi ventriküler aritmilerin habercisi olabilir. Uzun süreli bir ventriküler taşikardi (VT) vakası tıbbi bir acil durumdur. Bu durum çarpıntılar, baş dönmesi, bayılma veya muhtemel bir ölümle ilişkilidir. Acil tıbbi tedavi olmazsa uzun süreli ventriküler taşikardi (VT) çoğunlukla ventriküler fibrilasyona döner. Nadiren ventriküler taşikardi (VT) normal kalplerde ortaya çıkar. Bu durumda çok daha az tehlikelidir ama yine de bir doktora danışmak gerekebilir.</li>
<li><strong>Ventriküler fibrilasyon.</strong> 340.000 gibi çok sayıda Amerikalı, her yıl, nedeni ventriküler fibrilasyon olduğu düşünülen kalp ölümü nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Ventriküler fibrilasyonda, hızlı, kaotik elektrik itkileri karıncıklarınızın kan pompalamak yerine, yararsız bir biçimde titreşmesine yol açar. Etkili bir kalp atışı olmadan, kan basıncınız dikine düşüş gösterir ve – beyniniz de dahil olmak üzere – anında hayati organlarınıza giden kanı keser. Çoğu kişi saniyeler içinde bilincini kaybeder ve suni solunum ve kalp masajı (kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR)) gibi acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyar. Eğer kalbiniz defibrilatör denilen bir aletle şoklanıp tekrar normal ritmine kavuşturulana kadar kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) sağlanırsa, hayatta kalma şansınız artabilir. Kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) veya defibrilatör olmadan ölüm birkaç dakikada gerçekleşir. Ventriküler taşikardide (VT) olduğu gibi, çoğu ventriküler fibrilasyon vakası kalp hastalıklarının bazı türleri ile bağlantılıdır. Ventriküler fibrilasyon sıkça bir kalp krizi ile tetiklenir. Fakat ventriküler fibrilasyon aynı zamanda kalp sorunlarınızın ilk belirtisi de olabilir</li>
<li><strong>QT uzaması sendromu.</strong> Bu sendrom sonradan edinilmiş ya da kalıtımsal bir durum olabilir. Yaşlılarda bu az görülen aritmi türünün çoğu sıkça kullanılan 50’den fazla ilaçtan biri ile – ya da birkaçının birlikte alınması ile – tetiklenebilir. Bu ilaçlar kalbin elektriksel işlevine etki eder. Elektrokardiyogramda, Q harfi elektrik itkilerinin karıncıklara kasılma sinyali verdiği noktayı işaret eder.T harfi karıncık hücrelerinin yeni atış için tekrar şarj olduğu noktayı işaret eder. QT aralığı uzadığında, ventrikül hücreleri bir sonraki kalp atışını iletmek için zamanında tam olarak toparlanmamış olabilir. Uzun QT sendromu olan kişiler, palpitasyonlara ve bayılma nöbetlerine daha açıktırlar ve ani ölüm riskleri artmış olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Bradikardiler</p>
<p></strong>Her ne kadar dinlenirken dakikada 60 vuruşun altındaki bir kalp hızı bradikardi olarak değerlendirilse de, dinlenmedeki düşük bir kalp hızı her zaman bir sorunu göstermez. Eğer fiziksel açıdan formdaysanız, dinlenirken dakikada 60 vuruştan az atsa bile, yeterli miktarda kan pompalama kapasitesine sahip, verimli bir kalbiniz olabilir. Fakat eğer yeterli miktarda kan pompalamayan yavaş bir kalp atışınız varsa, aşağıdaki çeşitli bradikardilerden birisine sahip olabilirsiniz:</p>
<ul>
<li><strong>Hasta sinüs.</strong> Eğer pacemaker (kalp hızı ayarlayıcısı) sinüs düğümünüz uyarıları doğru yollamıyorsa, kalp atışınız çok yavaş olabilir veya aralıklı olarak hızlanıp yavaşlayabilir. Eğer sinüs düğümünüz düzgün işliyorsa, hasta sinüs, sinüs düğümünün yakınındaki, iletimi yavaşlatan, aksatan veya tamamen engelleyen bir uyarı parçasından kaynaklanabilir.</li>
<li><strong>İletim blokajı.</strong> Kalbinizin elektriksel patikalarını engelleyici bir parça, atriyoventriküler (AV) düğümün içinde veya yakınında ya da her bir karıncığa uyarıları ileten lif demetleri boyunca oluşabilir. Bu engelleyici parçanın yerine ve türüne dayanarak, atriyumlarla ventriküller arasındaki uyarılar yavaşlatılabilir veya kısmen yavaşlatılabilir ya da tamamen engellenebilir. Eğer sinyal tamamen bloke edilirse, atriyoventriküler (AV) düğümdeki veya ventriküllerdeki belirli hücreler sabit fakat çoğunlukla daha yavaş kalp atışları başlatabilirler. Bazı engelleyici parçalar hiçbir belirti veya semptoma neden olmayabilirler ve diğerleri ise sıçrayan atışlara veya bradikardiye sebep olabilirler. Belirti ve semptomlar olmadan bile, bir iletim engelleyici parça çoğunlukla elektrokardiyogram (EKG) üzerinde saptanabilir. Bazı iletim engelleyici parçalar kalp hastalığı ile oluştuğundan, iletim engelleyici parçayı gösteren bir EKG kalp sorunlarının erken bir işareti olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Erken kalp atışları<br />
</strong><br />
Erken kalp atışları ya karıncıklardan ya da kulakçıklardan kaynaklanabilir. Her ne kadar sıklıkla hoplayan bir kalp gibi hissettirse de,  prematüre(erken) kalp atışı iki normal kalp atışı arasında olan ekstra bir vurudur. Ventriküllerde meydana gelen prematüre kalp atışları, normal kalp atışını takiben ventriküller kanla dolmaya vakit bulamadan oluşmaktadır.</p>
<p>Bu yüzden vuru hissedilse dahi çok zayıf hissedilir. Bu erken vuruyu sıklıkla bir duraklama takip eder. Bu sırada ventriküller normal miktarın üstünde kanla dolar. Ventriküllerden daha fazla kanın atılması, bir sonraki kalp atışının normalden daha kuvvetli hissedilmesine sebep olur.</p>
<p>Her ne kadar ara sıra erken bir vuru hissetseniz de, bunlar nadiren daha ciddi bir problemi gösterirler. Yine de, – özellikle kalp hastalığı olan kişilerde &#8211; erken bir vuru uzun süreli bir aritmiye sebep olabilir.  Bu aritmiya türlerinin nedeni yaygın olarak kahve, çay ve gazlı içeceklerden alınan kafein, psödoepedrin içeren, reçetesiz satılan soğuk devalar ve bazı astım ilaçlarıdır</p>
<p><strong>Risk Faktörleri</strong></p>
<p>Belli faktörler aritmi oluşma riskini arttırabilir. Bunlar:</p>
<ul>
<li><strong>Yaş</strong>. Yaşlandıkça, kalp kasınız doğal olarak zayıflar ve esnekliğinin bir kısmını kaybeder. Bu, elektrik uyarılarının iletilmesini etkileyebilir.</li>
<li><strong>Genetik.</strong> Wolff-Parkinson-White sendromunda oluşan fazladan bir elektriksel patika oluşması gibi bir kalp anormalliği ile doğmak, kalbinizin elektriksel işlevini etkileyebilir.</li>
<li><strong>Koroner arter hastalığı.</strong> Daralmış kalp arterleri, kalp krizleri veya başka kalp hasarları neredeyse her çeşit aritmi için risk faktörüdür.</li>
<li><strong>Tiroit problemleri.</strong> Tiroit beziniz fazla hormon salgıladığında metabolizmanız hızlanır. Bu hızlı veya düzensiz kalp atışlarına sebep olabilir ve en yaygın olarak atriyal fibrilasyonla ilişkilidir. Tiroit hormonunuz çok az hormon salgıladığı zaman,  bradikardiye sebep olabilecek şekilde metabolizmanız yavaşlar.</li>
<li><strong>İlaçlar ve takviyeler.</strong> Reçetesiz satılan psödoefedrin içeren öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları, ve, bitkisel takviye efedra (ma-huang) ve belirli reçeteli ilaçlar aritmi gelişimine katkıda bulunabilirler. 2004’ün başlarında, Gıda ve İlaç Dairesi (Food and Drug Administration), efedrayı sağlığa yönelik endişelerden dolayı yasaklamıştır .</li>
<li><strong>Yüksek kan basıncı.</strong> Bu koroner arter hastalığı oluşma riskinizi arttırır. Aynı zamanda sol ventrikülünüzün duvarlarının kalınlaşmasına ve belki de kalbinizin elektriksel uyarılarının iletilme şeklini değiştirmesine sebep olabilir.</li>
<li><strong>Obezite.</strong> Obezite koroner atardamar hastalığında risk etkeni olmanın yanı sıra, aritmiyalara yakalanma riskini de artırır.</li>
<li><strong>Diyabet.</strong> Koroner arter hastalığı ve hipertansiyon oluşma riskiniz kontrol edilmeyen diyabet hastalığı ile çok fazla artış gösterir. Buna ek olarak düşük şeker (hipoglisemi) vakaları da aritmiyi tetikleyebilir.</li>
<li><strong>Obstrüktif uyku apnesi.</strong> Bu bozukluk bradikardiye ve atriyal fibrilasyon ataklarına sebep olabilir.</li>
<li><strong>Elektrolit dengesizliği</strong>. Potasyum, sodyum, kalsiyum ve magnezyum gibi elektrolit mineraller, kalbinizdeki elektriksel uyarıların tetiklenmesine ve iletilmesine yardımcı olur. Çok yüksek veya çok düşük elektrolit seviyeleri, kalbinizin elektriksel uyarılarını etkileyebilir ve aritmi oluşmasına katkıda bulunabilir.</li>
<li><strong>Alkol alımı.</strong> Çok fazla alkol kullanmak, kalbinizdeki elektriksel uyarıları değiştiren faktörleri etkileyebilir ya da atriyal fibrilasyon gelişme ihtimalini arttırabilir. Aslında, aşırı alkol alımı vakasından sonra atriyal fibrilasyon gelişmesi bazen tatil kalbi diye adlandırılır.” Kronik alkol suistimali kalbinizin işlevini baskılayabilir ve kardiyomiyopatiye yol açabilir. Her ikisi de aritmi gelişmesi için geçerli faktörlerdir.</li>
<li><strong>Uyarıcı madde kullanımı.</strong> Kafein ve nikotin gibi uyarıcılar erken kalp atışına sebep olabilirler ve daha ciddi aritmilerin gelişimine katkıda bulunabilirler. Amfetamin ve kokain gibi yasadışı ilaçlar kalbi çok derinden etkileyebilirler ve birçok aritmi türüne veya ventriküler fibrilasyona bağlı olarak ani ölümlere yol açabilirler.</li>
</ul>
<p><strong>Doktora Başvurma Zamanı</strong></p>
<p>Aritmiler erken vurular hissetmenize sebep olabilirler veya kalbinizin yarış ediyormuş gibi hızlı ya da çok yavaş attığını hissedebilirsiniz. Diğer belirti ve semptomlar kalbinizden çıkan kan miktarındaki azalmayla ilişkili olabilir. Bunlar nefes darlığı veya hırıltı, güçsüzlük, baş dönmesi, sersemlik, bayılma veya bayılacak gibi olma ve göğüs ağrısı ya da rahatsızlığı içerir. Eğer bu belirti ve semptomlardan herhangi birini aniden veya sıklıkla, onları hissetmeyi beklemediğiniz bir zamanda yaşarsanız, acil tıbbi yardım alın.</p>
<p>Vücuda çok az kan pompalandığında ya da hiç kan pompalanmadığında, ventriküler fibrilasyonu olan bir kişi saniyeler içinde yıkılacaktır ve nefes alamayacak veya nabzı alınamayacaktır. Eğer bu oluşursa şu aşamaları takip edin:</p>
<ul>
<li>911’i veya bölgenizdeki acil numarayı arayın.</li>
<li>Eğer siz veya çevrenizden birisi kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) biliyorsa ve eğer gerekliyse uygulayın. Kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) bir elektro şok (defibrilasyon) verilene kadar organlara kan akışının sağlanmasına yardımcı olabilir.</li>
</ul>
<p>Taşınabilir defibrilatörler artık uçaklar, polis arabaları ve alışveriş merkezleri gibi yerlerde bulunmaktadır ve eviniz için bile satın alabilirsiniz. Bu otomatikleştirilmiş harici defibrilatörler kullanma esnasında kurulum talimatları ile birlikte gelirler. Bunlar sadece uygun olduğunda şok vermek üzere programlanmıştırlar.</p>
<p><strong>Tarama Ve Tanı</strong></p>
<p>Bir kalp aritmisini teşhis etmek için, doktorunuz bir kalp hastalığı veya tiroit bezinizle ilgili problemler gibi aritminizi tetikleyen durumlar hakkında sorular sorabilir ya da testler yapabilir. Doktorunuz aynı zamanda aritmilere özgü olan kalp izleme tetkiklerini uygulayabilir. Bu tetkikler ya pasif olarak kalbinizi izler ya da kalbinizi yakından izlerken aktif olarak bir aritmi oluşturmaya çalışır.</p>
<p><strong>Pasif kalp izleme tetkikleri şunları içerebilir:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Elektrokardiyogram (EKG or EKG).</strong> Bir elektrokardiyogram (EKG) sırasında kalbinizin elektriksel faaliyetini saptayabilen sensörler (elektrotlar) göğsünüze, bazen de kol ve bacaklarınıza tutturulur. EKG kalp atışınızdaki her elektriksel safhanın zamanlamasını ve süresini ölçer.</li>
<li><strong>Holter görüntüleme tetkiki (monitörü).</strong> Bu taşınabilir EKG cihazı siz rutin işlerinizi yaparken kalbinizin faaliyetini kaydetmesi için bir gün ya da daha fazla süre boyunca taşınabilir.</li>
<li><strong>Aritmi monitörü.</strong> Ara sıra meydana gelen aritmiler için, bu taşınabilir EKG cihazı evde tutulur ve sadece aritmi semptomları yaşarken vücudunuza tutturur ve faal hale getirirsiniz. Alet küçüktür, yaklaşık portatif bir CD player’in boyutu kadardır, kemerinize tutturabilirsiniz. Telleri ve göğsünüze uygulayabileceğiniz, duş alırken olduğu gibi çıkarabileceğiniz yapışkan petleri vardır). Semptomları hissettiğinizde bir düğmeye basarsınız ve EKG olaydan önceki birkaç dakikayı geçer ve takip eden birkaç dakika kaydedilir. Bu doktorunuzun semptomların olduğu andaki kalp ritmini saptamasına ve arada bir ilişki olup olmadığını görmesine olanak tanır.</li>
<li><strong>Ekokardiyogram.</strong> Göğsünüze yerleştirilen elde tutulan bir cihaz (iletim sistemi) kalbinizin boyutunu, yapısını ve hareketinin görüntülerini oluşturmak için ses dalgalarını kullanır.</li>
</ul>
<p>Doktorunuzun bir aritmiyi suni olarak başlatmak için kullanabileceği kalp izleme tetkikleri şunları içerir:</p>
<ul>
<li><strong>Stres testi.</strong> Bazı aritmiler egzersizle tetiklenir veya kötüleşir. Bir stres testi sırasında kalp faaliyetiniz bir EKG tarafından izlenirken, bir ayak değirmeni (treadmill) veya sabit bir bisiklet üzerinde egzersiz yapmanız istenecektir. Doktorunuz egzersizin yaptığına benzer bir şekilde kalbinizi uyarmak için bir ilaç kullanabilir. Bu eğer egzersiz yapmada zorluk çekiyorsanız özellikle yardımcı olur ve bir koroner arter hastalığını tespit etmek için de kullanılabilir.</li>
<li><strong>Eğimli masa testi.</strong> Eğer tekrarlayan bayılma nöbetleriniz varsa, doktorunuz bu testi tavsiye edebilir. Bir masanın üstünde düz yatarken kalp hızınız ve kan basıncınız izlenir. Sonra masa sanki ayağa kalkıyormuşsunuz gibi eğilir. Doktorunuz kalbinizin – ve kalbinizi kontrol eden sinir sisteminizin – açıdaki değişime nasıl tepki verdiğini gözlemler.</li>
<li><strong>Elektrofizyolojik tetkik ve haritasını çıkarma.</strong> Bu tetkikte, uçlarında elektrotlar olan ince, esnek tüpler (kateterler) kan damarlarınızdan içeri kalbinizdeki çok çeşitli noktalara doğru ilerletilir. Bir kez yerlerine ulaştıklarında, elektrotlar kalbinizdeki elektriksel uyarıların yayılışını tam olarak belirleyebilir. Buna ek olarak, kardiyoloğunuz kalbinizi bir aritmiyi tetikleyebilecek &#8211; veya durdurabilecek – hızlarda atmasını sağlamak için elektrotları kullanarak uyarabilir. Bu doktorunuza aritminin yerini ve buna sebep olabilen mekanizmaları gözlemleme olanağını tanır. Aritminizi başlatabilmek ve durdurabilmek aynı zamanda etkinlik açısından çok çeşitli tedavi yöntemlerini denemek içinde kullanılabilir. Eğer kardiyoloğunuz radyo frekans kateter ablasyosunun – birçok aritmi için kullanılan katetere dayanan tedavi seçeneği – uygun olduğuna karar verirse, bu işlemi bir elektro fizyolojik tetkik sırasında da gerçekleştirebilir.</li>
</ul>
<p><strong>Komplikasyonlar</strong></p>
<p>Belirli aritmiler aşağıdaki durumların oluşma riskini arttırırlar:</p>
<ul>
<li><strong>Felç.</strong> Atriyumlarınız fibrilasyona başladığında, kanı verimli olarak pompalayamazlar. Atriyumlardaki durgun kan, kan pıhtıları oluşturabilir. Eğer bir pıhtı serbest kalıp, dolaşıma katılırsa, beyindeki bir damara doğru gidip burada tıkanma oluşturabilir ve bir iskemik felce sebep olabilir. Bu beyninizin bir kısmını öldürebilir ve ölüme yol açabilir. Eğer yüksek kan basıncınız veya, konjestif kalp yetmezliğiniz varsa veya daha önce felç geçirdiyseniz, felç riskiniz daha yüksektir. Doktorunuz kan pıhtısı riskini azaltmak için, warfarin (Coumadin) gibi kan inceltici (antikoagülan) ilaçlar reçeteleyebilir.</li>
<li><strong>Konjestif kalp yetmezliği.</strong> Eğer kalbiniz atriyal fibrilasyon gibi bir taşikardiye bağlı olarak uzun bir süredir verimsiz kan pompalıyorsa, bu durum oluşabilir. Bazen konjestif kalp yetmezliğine sebep olan bir aritminin hızını kontrol altına almak, kalp işlevlerinde düzelmeye yol açabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Kişisel Bakım</strong></p>
<p>Çoğu aritmide altında yatan bir kalp hastalığı suçludur, bu yüzden doktorunuz diğer tedavilere ek olarak, kalbinizi mümkün olan en sağlıklı halde tutmak için hayat şeklinizde de değişiklikler yapmanızı tavsiye edebilir.</p>
<p>Mesela, doktorunuz size şunları tavsiye edebilir:</p>
<ul>
<li>Sağlıklı yiyecekler yiyin.</li>
<li>Fiziksel aktivitenizi arttırın.</li>
<li>Sigarayı bırakın.</li>
<li>Kafein ve alkolü azaltın.</li>
<li>Hayatınızdaki sters miktarını azaltmanın yollarını bulun.</li>
</ul>
<p>ALINTI</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/kalp-damar-hastaliklari/kalp-ritim-bozukluklari-sebepleri-ve-tedavi-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyete ara vermek kilo aldırıyor mu?</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/diyete-ara-vermek-kilo-aldiriyor-mu.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/diyete-ara-vermek-kilo-aldiriyor-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 05:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Kas]]></category>
		<category><![CDATA[mu]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglikekibi.com/can/?p=5192</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/diyete-ara-vermek-kilo-aldiriyor-mu.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.haberturk.com/2010/01/17/kuturesim/deatsss.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Fazla kilolarından kurtulmak için diyet programına başlayan birçok kişi, bazen küçük bir çikolata, bazen yakın bir arkadaşın yemek daveti ile diyetini bozuyor. Beslenme ve diyet uzmanı Hilal Acar, diyete ara verip tekrar başlamanın zayıflamak yerine daha çok kilo alınmasına sebep olacağını vurguluyor. Acar&#8217;a göre, zayıflamak için yapılan yanlışların telafisi zahmetli bir süreci kapsadığı gibi psikolojik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.haberturk.com/2010/01/17/kuturesim/deatsss.jpg" alt="" hspace="5" vspace="2" width="121" align="left" /></p>
<p>Fazla kilolarından kurtulmak için diyet programına başlayan birçok kişi, bazen küçük bir çikolata, bazen yakın bir arkadaşın yemek daveti ile diyetini bozuyor.</p>
<p>Beslenme ve diyet uzmanı Hilal Acar, diyete ara verip tekrar başlamanın zayıflamak yerine daha çok kilo alınmasına sebep olacağını vurguluyor.</p>
<p>Acar&#8217;a göre, zayıflamak için yapılan yanlışların telafisi zahmetli bir süreci kapsadığı gibi psikolojik olarak da kişileri yıpratıyor. Diyete ara vererek hızla verilen kiloları aynı hızla geri almak yerine kilo vermeyi uzun bir sürece yaymak daha sağlıklı ve kalıcı bir yöntem.</p>
<p>Kısa sürede kilo kaybı sağlayan sağlıksız zayıflama yöntemlerine aldanmamak gerektiğini belirten Hilal Acar &#8220;Uygulanan zayıflama diyetleriyle vücudumuzda yağ kaybının yanında kas kayıpları da gerçekleşir.</p>
<p>Bu da metabolizma hızımızın yavaşlamasına neden olur. Yavaşlayan metabolizma hızıyla birlikte diyeti bıraktığımızda vücut hızlı bir şekilde yağ depolamaya başlar ve ani kilo artışları olur.</p>
<p>Vücudumuzdaki kilo alıp verme döngüsü hem metabolizmamızı hem de psikolojimizi olumsuz etkileyecektir.&#8221; diyor. Fazla kilolardan kurtulmak için ne şok diyetlere, ne zayıflama haplarına ne de aşırı egzersizlere ihtiyaç olduğunu ifade eden Hilal Acar şunları tavsiye ediyor:</p>
<p>&#8220;Diyete başlarken kararlı olun. Amacınız sadece kilo vermek olmamalı. Hızlı verilen kiloların hızla geri alındığını aklınızdan çıkarmayın. Bu yüzden haftada 1 kilodan daha fazla kilo kaybetmeye çalışmayın.</p>
<p>Sağlıklı kiloyu korumak, kilo vermekten daha önemlidir. Anlık yeme isteklerine &#8220;dur&#8221; diyerek yaşam tarzınızda ve beslenme alışkanlıklarınızda yavaş ve kalıcı değişiklikler yapmak, sağlıklı kilonun korunması için gereklidir.&#8221;</p>
<p>Kilo kontrolü için öneriler</p>
<p>Az ve sık beslenin. Günde en az 5 öğün yemek tüketin. Düzenli egzersiz yapın. Tek çeşit beslenme düzeni yerine gün içerisinde 4 besin grubundan (tahıl, sebze-meyve, et, süt) almaya özen gösterin</p>
<p>Bol su içmek metabolizma hızını arttırır. Bu nedenle günde 10-12 bardak su için. Sebze-meyveler ve kuru baklagiller gibi posalı besinler metabolizma hızını arttırır, aynı zamanda tokluk hissi verir. Açlık duygusunu yenmek için gün içerisinde mutlaka tüketilmeli.</p>
<p>Bir öğünde fazla miktarda kaçırdıysanız diğer öğün hafif şeyler yiyerek telafi edin. Yemekleri sağlıklı yöntemlerle (haşlama, ızgara, fırında pişirme vb.) pişirin. Kızartma ve kavurmalardan uzak durun.</p>
<p>Kadınlar alışverişte ortalama 385 kalori yakıyor</p>
<p>İngiltere&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre, kadınlar alışveriş yaparken 385 kalori yakıyor ve haftada ortalama 2,5 saatlerini bu iş için harcıyor. Debenhams mağazaları tarafından yaptırılan ve 2 bin deneğin katıldığı araştırmaya göre, alışverişte yılda toplam 250 kilometreye yakın yol kat eden kadınların çoğu alışveriş gününün sonunda kendilerini spor salonunda egzersiz yapmaktan daha yorgun hissettiklerini belirtiyor.</p>
<p>Kadınların alışveriş sırasında ortalama 4,7 km yol kat etmelerine ve mağazaları taramak için haftada 2,5 saat harcamalarına karşın, erkekler ortalama 2,4 km yol kat ediyor ve haftada 50 dakika sarf ediyor.</p>
<p>Kadınlar alışveriş sırasında doktorların tavsiye ettiği günlük 10 bin adımın 7 bin 305 adımlık kısmını yürümüş oluyor. Haftada iki kez alışveriş yapan kadınların, ayda 2 kiloya yakın kilo kaybetmelerini sağlayacak kadar egzersiz yapmış gibi olacakları hesaplanıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, 3 saatlik bir alışverişin 495 kalorilik bir hamburgeri, iki saatlik alışverişin de 283 kalorilik kremalı bir kahveyi yakabileceğini hesaplıyor.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/diyete-ara-vermek-kilo-aldiriyor-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkekler Daha Çok Tacize Uğruyor</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/erkek-hastaliklari/erkekler-daha-cok-tacize-ugruyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/erkek-hastaliklari/erkekler-daha-cok-tacize-ugruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 06:17:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Jale]]></category>
		<category><![CDATA[Memur]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglikekibi.com/can/?p=4536</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/erkek-hastaliklari/erkekler-daha-cok-tacize-ugruyor.html"><img align="right" hspace="5" width="150" height="90" src="http://www.saglikekibi.com/can/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>İki kadın araştırmacının işyerinde tacizle ilgili yaptıkları anket çalışması ilginç bir sonuç ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, özellikle genç erkekler yöneticileri ve çalışma arkadaşları tarafından psikolojik tacize uğruyor. Kötü şakalar, eksik bilgi, yetki vermeme, haksız yere suçlanma bunlardan sadece bazıları. Davranış bilimleri alanında uzman olan Doç. Dr. Jale Minibaş Poussard ve psikolog Meltem İdiğ Çamuroğlu, Türkiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki kadın araştırmacının işyerinde tacizle ilgili yaptıkları anket çalışması ilginç bir sonuç ortaya çıkardı.</p>
<p>Araştırmaya göre, özellikle genç erkekler yöneticileri ve çalışma arkadaşları tarafından psikolojik tacize uğruyor. Kötü şakalar, eksik bilgi, yetki vermeme, haksız yere suçlanma bunlardan sadece bazıları.</p>
<p>Davranış bilimleri alanında uzman olan Doç. Dr. Jale Minibaş Poussard ve psikolog Meltem İdiğ Çamuroğlu, Türkiye için son derece ilginç bir araştırma yaptı. Buna göre, iş yaşamındaki erkekler, kadınlara göre daha fazla psikolojik tacize uğruyor. Araştırmada tacizin iş arkadaşları ve yöneticiler tarafından gerçekleştirildiği de ortaya konuldu. Ak Parti İstanbul milletvekili Reha Çamuroğlu’nun eşi olan Meltem Çamuroğlu, araştırma sonuçlarının kendisini şaşırtmadığını söyledi.</p>
<p>Çalışanların yarısı mağdur</p>
<p>10 ilde, çeşitli sektörlerde çalışan 853 kişi üzerinde bu yıl başında tamamlanan ve “Psikolojik Taciz: İş Yerindeki Kabus” adıyla  kitaplaştırılan çalışmaya göre, çalışanlar arasında psikolojik tacize uğrama oranı yüzde 50’ye ulaştı. ‘Saldırgan davranış’ diye tanımlanan psikolojik tacize ara sıra uğradığını söyleyenlerin oranı yüzde 47 olarak belirlenirken, haftada en az iki kez tacize uğrayanların oranı da yüzde 23 olarak saptandı.</p>
<p>Gençler hedefte</p>
<p>Psikolojik tacizin hedefinde ise yüzde 60’a yaklaşan oranda 21-30 yaş grubu arasındaki genç çalışanlar yer alıyor. Bunu, yüzde 31 ile 31-40 yaş grubu çalışanları izlerken, tacize uğrayan erkeklerin kadınlara oranı da yüzde 61 olarak saptandı. Erkeklerin iş arkadaşları ve yöneticileri tarafından taciz edildiğini vurgulayan araştırmaya göre, özel sektörde çalışanların kamudaki meslektaşlarına göre tacize uğrama oranı da yüzde 80 gibi rekor  düzeyde. Tacize uğrayanların yüzde 60’a yakını da memur, sekreter ve büro elemanı.</p>
<p>Taciz eğitime  bakmıyor</p>
<p>Lise mezunları, üniversite mezunlarına göre kötü şakalarla daha fazla rahatsız edildiklerinden yakınırken, üniversite mezunları da hak ettikleri takdir ve övgüyü alamamaktan şikayetçi oldu. Araştırma denetim, danışmanlık, banka, sigorta, finans, ithalat ve pazarlama alanında çalışanların diğerlerine göre daha fazla saldırganlığa maruz kaldıklarını da ortaya koydu.</p>
<p>Erkekler tacizi  anlatmıyor</p>
<p>Çamuroğlu, araştırmalarında erkeklerle ilgili ortaya çıkan sonucu Hürriyet’e yorumlarken, “Bu sonuçlar doğal. Çok erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Erkek toplulukları ise çok sert topluluklardır. Böyle ortamlarda erkeklerin birbirlerine daha sert davranması, birbirlerini ezme, saldırgan davranış gösterme eğilimleri hiç şaşırtıcı gelmiyor” dedi. Erkeklerin bu konularda kadınlara göre daha az konuştuklarını, uğradıkları psikolojik tacizi en yakınlarıyla bile paylaşmadıklarını vurgulayan Çamuroğlu, “Ancak böyle bilimsel bir anket ortamında paylaşıyor. Gündelik yaşamda böyle bir paylaşım yok” diye konuştu.</p>
<p>Kadınlar, var olabilmek için saldırganlaşıyor</p>
<p>MELTEM Çamuroğlu, kadınların erkek saldırganlığını taklit ettiğini belirterek şunları söyledi:<br />
“Kadınların büyük kısmı erkek dünyasında var olabilmek için erkek saldırganlığını taklit ediyor, iş yaşamında erkekleri model alıyor. Erkek dünyasında başarılı bir yönetici olabilmek için zalim bir erkek gibi davranmaları gerektiğini düşünüyor-lar. Sonuçta da zalim kadın yöneticiler ortaya çıkıyor. Ama hiçbir kadın normalde bunu kabul etmek istemez. Özel yaşamında da itiraf etmez. Terapist olarak çalıştığım için bana gelenlerden itiraf edenler oldu. Ancak çoğu bunu normal bir davranış gibi algılıyor.”</p>
<p>Hata başkasının ama suçlanan erkek çalışan</p>
<p>ERKEKLERİN karşılaştığı psikolojik tacizde, “Başkalarının hataları nedeniyle suçlanmak, işle ilgili ihtiyaç duyulan bilgilerin saklanması, görev verilmemesi veya görev almanın engellenmesi, yeteneğin üstünde yeterli zaman olmadan aşırı yüklü işlerin verilmesi, çalışmalarının adaletsiz değerlendirilmesi, hak edilen takdir ve övgüyü alamama, katkılarının göz ardı edilmesi, karar ve fikirlere sürekli karşı çıkılması” öne çıkıyor.</p>
<p>Hürriyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/erkek-hastaliklari/erkekler-daha-cok-tacize-ugruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
