<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri &#187; C4</title>
	<atom:link href="http://www.saglikekibi.com/can/tag/c4/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikekibi.com/can</link>
	<description>Tüm Sağlık Sorunlarınız için Tek Adres. Diyet,  Hastalık Bilgileri Belirtileri Doktorları ve Tedavi Yöntemleri Laboratuvar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 08:29:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
<image>
<link>http://www.saglikekibi.com/can</link>
<url>http://www.saglikekibi.com/can/wp-content/plugins/maxblogpress-favicon/icons/favicon-41.ico</url>
<title>Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri</title>
</image>
		<item>
		<title>Sünnet ne zaman yaptırılmalı</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/cocuk-hastaliklari/sunnet-ne-zaman-yaptirilmali.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/cocuk-hastaliklari/sunnet-ne-zaman-yaptirilmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 09:55:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[9f]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[B1]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[C3]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kafa]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[Verdi]]></category>
		<category><![CDATA[Verme]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=10184</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/cocuk-hastaliklari/sunnet-ne-zaman-yaptirilmali.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/sünnet.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="sünnet" /></a>Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte neredeyse her gün etrafımızda bir sünnet çocuğu görmek mümkün. Erkek çocuklar bir yandan “erkek olacaksın” sözleri ile bu işleme hazırlanırken; rengarenk küçük prens kıyafetleri ile de duruma alışmaya çalışıyor. Sünnetin düğünü, duası, konvoyu derken atlanmaması gereken en önemli nokta bazen dikkatlerden kaçıyor. Çocuğun ileriki yıllardaki yaşantısını doğrudan etkileyecek olan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9995618463521092";
/* 336x280, sadece yazı siyah yazı oluşturulma 05.01.2010 */
google_ad_slot = "8039136497";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p>Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte neredeyse her gün etrafımızda bir sünnet çocuğu görmek mümkün. Erkek çocuklar bir yandan “erkek olacaksın” sözleri ile bu işleme hazırlanırken; rengarenk küçük prens kıyafetleri ile de duruma alışmaya çalışıyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/sünnet.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-10185" title="sünnet" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/sünnet.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Sünnetin düğünü, duası, konvoyu derken atlanmaması gereken en önemli nokta bazen dikkatlerden kaçıyor. Çocuğun ileriki yıllardaki yaşantısını doğrudan etkileyecek olan bu operasyon kimi zaman sokak aralarında mahalle berberinde kimi zaman da toplu sünnet şölenlerinde steril olmayan şartlar altında yapılabiliyor. Oysaki; sünnet erkek sağlığı açısından önemli dönüm noktalarının başında geliyor. Peki en sünnet için en doğru adres ve en doğru zaman ne?</p>
<p>Çocuğunuzun sünnetini ne zaman yaptıracağınıza karar vermek için doktorların uyarısını dikkate almanız gerekiyor. Çocuk Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Turan Kanmaz, “ Sünnet için en uygun dönem ve dikkat edilmesi gerekenler” hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Sünnet zamanı seçimi pek çok aile için kafa karıştıran çok önemli bir konudur. Ebeveynler sünnet için çocukların yaşı ve mevsim seçiminde titiz davranır. Yaz tatili hem sağlık açısından hem de sosyal yönden sünnet için en uygun dönemlerden biridir. İşlem konforu ve çocuk için iyileşme süresi açısından yaz aylarının tercih edilmesi uygun olacaktır. Sünnetin yararlılığı konusunda sayısız çalışma olmakla beraber, sünnet zamanlaması konusunda görüş birliği yoktur. Konusunda uzman kişilerce, hastanelerde, yenidoğan döneminde gerçekleştirilen sünnet; bebek, aile ve doktor açısından en az soruna yol açmaktadır. Genel olarak 3 ile 6 yaş arası çocuklarda sünnetin sakıncalı olduğu söylenir ama bu durumun bilimselliği kanıtlanmamıştır. Bilinçli çocukta sadece bölgesel uyuşturucu kullanılarak sünnet yapılması yüksek derecede psikolojik hasar verme riski taşır, ama çocuğun uyutulması şartıyla, ağrısız ve rahat bir sünnet işlemi gerçekleştirilirse yaşın çok büyük bir önemi kalmamaktadır.</p>
<p><strong>Kalıcı sakatlıkları önlemek için sünneti uzmanına yaptırın</strong></p>
<p><strong></strong>Sünnet sırasında derinin fazla kesilmesi, kötü nedbe dokusu kalması, kanama, şekil bozuklukları, idrar yolunun zarar görmesi gibi kalıcı sakatlıklar ve enfeksiyon karşılaşılabilecek problemlerdir. Konuda deneyimli kişilere yaptırılması ile bu tür komplikasyonlar en aza indirilebilmektedir.</p>
<p><strong>Genel anestezi iyileşme sürecini kısaltır</strong></p>
<p>Cerrahi işlemin hastane koşullarında ve hatta ameliyathanede yapılması en doğru seçim olacaktır. Halen pek çok sağlık kurumunda lokal (sadece penisin uyuşturulması) ve genel anestezi (hastanın narkozla uyutulması) ile sünnet yapılmaktadır. Ancak son yıllarda 3 ayını geçmiş çocuklarda kullanılacak anestezi şeklinin genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur. Genel anestezi hem çocuğu ruhsal bakımdan koruyacak hem de iyileşme sürecini kısaltacaktır. Şüphesiz bu konforlu ve daha insancıl bir yaklaşım olmaktadır. Ayrıca günümüzde uygun ortamda, çocuklara özel, ileri teknoloji kullanılarak verilen genel anestezi eski yıllara göre çok daha güvenli hale gelmiştir.</p>
<p>Lokal anestezide ise; hangi koşullarda ve yaşta yapılırsa yapılsın çocuk penisine yapılacak olan iğne yüzünden büyük korku ve panik yaşamaktadır. Bu anlar çocuk tarafından yaşamı boyunca korkuyla hatırlanmaktadır. Bu nedenle lokal anestezi sadece 3 aydan küçük bebekler için önerilmektedir.</p>
<p><strong>Bunlara dikkat edin!</strong></p>
<p>Ailede kan hastalığı ya da kanama hastalığı varsa çocuk hiç bir yakınması olmasa bile bir doktora başvurulmadan sünnet ettirilmemelidir. Düşme ya da diş çekimi sonrası uzun süre kanama öyküsü olan, iğne yapıldıktan sonra veya bir darbe sonrası büyük şişlik ve çürükleri oluşan çocuklar ile zaman zaman kendiliğinden diş eti ya da burun kanaması olan çocukların mutlaka kan testleri yapıldıktan sonra sünnet edilmeleri gerekir. Ailede bulunan kronik (müzmin) hastalıklar, önceden geçirilmiş önemli rahatsızlıklar (Örneğin hastanede yatmayı gerektiren) ve ameliyatlar da girişimi yapacak olan hekim tarafından bilinmelidir. Sorunları olan hastalarda sünnetten önce gerekli önlemler alınarak tehlikeli durumlar oluşmasının önüne geçilebilmektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9995618463521092";
/* 468x15, siyah yazı oluşturulma 05.01.2010 */
google_ad_slot = "3200305515";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/cocuk-hastaliklari/sunnet-ne-zaman-yaptirilmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her 5 kişiden biri ağrı çekiyor</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/her-5-kisiden-biri-agri-cekiyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/her-5-kisiden-biri-agri-cekiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 06:14:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıkta Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[B1]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[C5]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Ele]]></category>
		<category><![CDATA[ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik]]></category>
		<category><![CDATA[NamıK Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Umut]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Yrd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=10147</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/her-5-kisiden-biri-agri-cekiyor.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Her-5-kişiden-biri-ağrı-çekiyor.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="Her 5 kişiden biri ağrı çekiyor" /></a>Ağrı, tıpdaki gelişmelere rağmen toplumsal bir sorun olmaya devam ediyor. Her hastanın ağrıya yanıtının farklı olduğunu belirten Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Mordeniz, &#8220;Kişilik yapısı, geçmişteki deneyimler ağrıya karşı yanıtta önemli rol oynar. Bu nedenle, her hastanın ayrı ayrı ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı, tıpdaki gelişmelere rağmen toplumsal bir sorun olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Her-5-kişiden-biri-ağrı-çekiyor.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-10148" title="Her 5 kişiden biri ağrı çekiyor" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Her-5-kişiden-biri-ağrı-çekiyor.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Her hastanın ağrıya yanıtının farklı olduğunu belirten Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Mordeniz, &#8220;Kişilik yapısı, geçmişteki deneyimler ağrıya karşı yanıtta önemli rol oynar. Bu nedenle, her hastanın ayrı ayrı ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir. 117 çeşit ağrı vardır. Bu kadar çok çeşit ağrının varlığının bilinmesi, ağrı tedavisinin de başlı başına bir dal olarak ele alınmasına yol açmıştır&#8221; dedi.</p>
<p>Her insanın ağrı eşiğinin farklı olduğunu anlatan Mordeniz, korku, yalnızlık, uykusuzluk, üzüntü ve depresyon gibi durumların ağrı eşiğini düşürdüğünü bildirdi. Mordeniz, buna karşın kaygıdan uzak bir yaşantının, her şeyin kontrol altına alınmasının verdiği güven, umut ve uykunun ağrı eşiğini yükselttiğini ifade etti.</p>
<p>Ağrının, kişiyi toplumdan soyutlayan, işinden gücünden alıkoyan ve ailesinden uzaklaştıran toplumsal bir olay olduğunu kaydeden Mordeniz, &#8220;Ağrının dünyadaki yıllık iş gücü kaybı yaklaşık 60 milyar dolar. Her 5 ki şiden biri kronik ağrıdan yakınıyor. Kronik ağrı çeken insanların sayısı kalp, akciğer, damar ve şeker hastalarının toplamından daha fazladır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Mordeniz, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;de ise ağrı sıklığı yüzde 63,5&#8242;tir. Ağrı çekenlerin yüzde 73,2&#8242;sinde bu ağrı 6 aydan uzun süren kronik ağrılardır. Ağrı sı klığı en fazla batıda yüzde 69,6 ve doğuda 69,2 oranındadır. Güneyde ise bu oran 48,5&#8242;e kadar düşmektedir. Bu düşüşü güneydeki kentlerde kullanılan acılı ve isotlu gı dalara bağ layabiliriz. Ağrı çeken kadın sayısı erkeklere oranla yüzde 70 daha fazladır. Sosyo-ekonomik durumlara göre ise ağrıyı incelediğimizde, ekonomik düzeyi yüksek kişilerde, ağrı sıklığı azalıyor. Ülkemiz insanlarında en sık görülen ağrı yüzde 26 oranıyla baş ağrısıdır. Bunun dışında yüzde 13,2 bel, yü zde 11,2 de bacak bölgesinde ağrı görülmektedir. Türkiye&#8217;de ağrı çekenlerin yüzde 7&#8242;si ağrı ile baş etmek için hiç bir yöntem kullanmıyor. Yüzde 23&#8242;ü ise sadece ağrı kesici ilaçlar kullanıyor. Ağrı çekenlerin yüzde 58,4&#8242;ü doktora giderek, yüzde 15,1 arkadaş tavsiyesiyle, yüzde 7.5&#8242;i de eczacıya danışarak ağrı kesici kullanıyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/her-5-kisiden-biri-agri-cekiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte yaz aylarında kendinizi hastalıklardan korumanın 10 yolu</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/iste-yaz-aylarinda-kendinizi-hastaliklardan-korumanin-10-yolu.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/iste-yaz-aylarinda-kendinizi-hastaliklardan-korumanin-10-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 07:23:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıkta Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[B6]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Susuz]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=10120</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/iste-yaz-aylarinda-kendinizi-hastaliklardan-korumanin-10-yolu.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/İşte-yaz-aylarında-kendinizi-hastalıklardan-korumanın-10-yolu.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="İşte yaz aylarında kendinizi hastalıklardan korumanın 10 yolu" /></a>Yaz gelince insanın aklına gelen en son şey hastalıktır. Fakat güneşte eğlenirken kışa göre daha fazla dikkat etmeliyiz. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri tüm yıl boyunca dolaşıyor ve yazın ortasında bile sizi hasta edebilir. AskMen isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte yaz aylarında kendinizi hastalıklardan korumanın 10 yolu var: 1. Dinlenmek: Yeterli uyumamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz gelince insanın aklına gelen en son şey hastalıktır. Fakat güneşte eğlenirken kışa göre daha fazla dikkat etmeliyiz. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri tüm yıl boyunca dolaşıyor ve yazın ortasında bile sizi hasta edebilir.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/İşte-yaz-aylarında-kendinizi-hastalıklardan-korumanın-10-yolu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-10121" title="İşte yaz aylarında kendinizi hastalıklardan korumanın 10 yolu" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/İşte-yaz-aylarında-kendinizi-hastalıklardan-korumanın-10-yolu.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>AskMen isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte yaz aylarında kendinizi hastalıklardan korumanın 10 yolu var:</p>
<p><strong>1. Dinlenmek:</strong></p>
<p>Yeterli uyumamak zihinsel ve fiziksel sağlık problemlerine yol açıyor. Bilim adamları, uykunun bağışıklık fonksiyonu ile ilişkisinin nasıl olduğunu açıklayamasa da az uyuyan insanların enfeksiyona daha yatkın oldukları açıktır. Kendinizi hasta hissediyorsanız, uyku alışkanlıklarınızı tekrar düzenlenmelisiniz.</p>
<p><strong>2. Sık kullanılan yüzeyleri temizleyin:</strong></p>
<p>Grip ve soğuk algınlığı genellikle insandan insana bulaşmasına rağmen, dolaylı iletim de sizi hasta edebilir. Çünkü virüsler vücut dışında saatlerce ve hatta günlerce hayatta kalabiliyor. Bu nedenle, tezgah üstü, telefonlar, kapı kolları ve musluk gibi herkesin kullandığı yüzeyleri sık sık dezenfekte edin.</p>
<p><strong>3. Zararlı alışkanlıklardan uzak durun:</strong></p>
<p>Sigara, alkol ve uyuşturucu bağışıklık sisteminizi zayıflattığı için bunlardan mutlaka uzak durun.</p>
<p><strong>4. Paylaşmayın:</strong></p>
<p>Çocukluğunuzda mutlaka paylaşmanın önemini ve değerini öğrenmişsinizdir. Ancak, yiyeceklerin, içeceklerin, sigaranın, diş fırçasının ya da diğer kişisel eşyaların paylaşılması hastalığı bulaştıracağı için paylaşmaktan uzak durun.</p>
<p><strong>5. Susuz kalmayın:</strong></p>
<p>Çok fazla sıvı tüketmek hastalıkla mücadelede anahtar rol oynarken, susuz kalmamak da hastalıkları önlemenize yardım eder. Vücudunuzun yüzde 60&#8242;ından fazlası sudur. Su besinlerden hücrelerinize geçiyor ve toksinleri temizliyor.</p>
<p><strong>6. Renkli meyve ve sebze yiyin:</strong></p>
<p>Siz farkına varmadan bağışıklık sisteminiz enfeksiyonla her gün mücadele ediyor. Bu nedenle sizin de sağlıklı vitamin ve mineraller içeren bir beslenmeye ihtiyacınız var. Koyu ya da renkli meyve ve sebzeler daha fazla besinle doludur.</p>
<p><strong>7. Egzersiz:</strong></p>
<p>Egzersiz sadece iyi görünmenizi ve hissetmenizi sağlamanın yanında, araştırmalar sık ve düzenli egzersizin bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Egzersiz, inflamasyonla ilgili moleküllerin azaltılmasına yardım ediyor.</p>
<p><strong>8. Hastalardan uzak durun:</strong></p>
<p>Eğer arkadaşınızın yazlığına davetliyseniz ve arkadaşlarınızın yarısı gripse gidişinizi erteleyin. Eğer işyerinizde hapşıran arkadaşlarınız varsa, ellerinizi sık sık dezenfekte edin. Neredeyse tüm grip ve soğuk algınlığı virüsleri hastayla doğrudan temasla bulaşıyor.</p>
<p><strong>9. Yüzünüze dokunmayın:</strong></p>
<p>Yüzünüz mikropların vücudunuza girdiği bölgedir. Birisi hapşırınca etrafa saçılan tükürük damlalarını nefesimizle içimize alırız. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri ayrıca gözleriniz gibi gizli giriş yollarından vücudunuza saldırıyor. Burnunuza dokunmayın, parmaklarınızı ağzınıza sokmayın ve gözlerinizi ovalamayın. Asla yüzünüze dokunmayın.</p>
<p><strong>10. Ellerinizi yıkayın:</strong></p>
<p>&#8220;Grip ve soğuk algınlığından korunmak istiyorsanız, sadece ellerinizi yıkayın&#8221; sözünü geçtiğimiz kış mevsiminde sürekli duydunuz. Yüzünüze dokunmadan önce ellerinizi mutlaka yıkayın. Ilık su kullanın ve ellerinizi en az 15 saniye boyunca güzelce yıkayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/iste-yaz-aylarinda-kendinizi-hastaliklardan-korumanin-10-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuzu azaltmanın müthiş yararları!</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 07:37:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[B1]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[C3]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Program]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9963</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari-705811-300x134.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari--705811" /></a>Türkiye’de yapılan bilimsel araştırma sonucuna göre, bir kişi Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği 5 gram tuz yerine yaklaşık 18 gram tüketiliyor. Fazla tuz tüketiminin hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, gastrit kanserler, osteoporoz, böbrek hastalıkları ve diyabete yol açabileceği uyarısında bulunan uzmanlar, günde 1 gram az tuz tüketiminin kalp krizi riskini yüzde 3, felç riskini yüzde 5 oranında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yapılan bilimsel araştırma sonucuna göre, bir kişi Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği 5 gram tuz yerine yaklaşık 18 gram tüketiliyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari-705811.jpeg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9964" title="tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari--705811" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari-705811-300x134.jpg" alt="" width="300" height="134" /></a></p>
<p>Fazla tuz tüketiminin hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, gastrit kanserler, osteoporoz, böbrek hastalıkları ve diyabete yol açabileceği uyarısında bulunan uzmanlar, günde 1 gram az tuz tüketiminin kalp krizi riskini yüzde 3, felç riskini yüzde 5 oranında azalttığına dikkati çekiyor.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından &#8220;Tuz Tüketiminin Azaltılması Ulusal Strateji Belirleme Çalıştayı&#8221;, İlci Otel’de başladı.</p>
<p>İki gün sürecek olan çalıştayda, Türkiye’de tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik 2010-2015 yılları arasında uygulanacak ulusal program kapsamında temel stratejiler ile bu stratejiler paralelinde hedefe yönelik etkili faaliyetler belirlenecek.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Hasan Irmak, çalıştayda yaptığı konuşmada, insan ömrünün uzamasıyla birlikte kronik hastalıkların önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya başladığını söyledi.</p>
<p>Kronik hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin toplam ölümlerin yüzde 60’ını oluşturduğuna dikkati çeken Irmak, &#8220;Bu kronik hastalıklar, risk faktörleri açısından değerlendirildiğinde kalp hastalıkları, inme ve tip 2 diyabetin yüzde 80’inin, kanserlerin 40’ının önlenebilir olduğu görülmektedir. Bu değiştirilebilir risk faktörlerinin başında beslenme, fiziksel aktivite ve sigara kullanımı gelmektedir&#8221; dedi. Bunların yanı sıra tansiyon yüksekliği, artmış kan şekeri, kan yağlarında yükselme ile şişmanlığın da önemli ve değiştirilebilir risk faktörleri olduğunu vurgulayan Irmak, kronik hastalıklardan korunmak için önleyici yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Irmak, risk faktörlerinin içinde kardiyovasküler hastalık yükünün artmasının en büyük nedeninin hipertansiyon ve tuz tüketimi olduğuna işaret ederek, tansiyonun normale indirilmesi ve tuz tüketiminin azaltılmasının bu strateji içindeki en temel faaliyet alanlarından biri olduğunu söyledi. Bu nedenle vatandaşların aşırı tuz tüketiminin yer aldığı beslenme, bilgi, tanıtım ve davranışlarını olumlu yönde değiştirecek faaliyetlerin planlanması ve yürütülmesinin Sağlık Bakanlığının en çok önem verdiği konular arasında olduğunu ifade eden Irmak, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Türkiye’de tuz tüketiminin DSÖ’nün önerdiği miktarların çok üzerinde olduğunu biliyoruz. Tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik olarak da bakanlığımız tarafından konuyla ilgili çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Hedefimiz, günlük tuz tüketimini DSÖ’nün önerdiği 5 gramın altına düşürmektir.</p>
<p>Bugünkü tüketim düzeylerine bakıldığında hızlı bir şekilde eyleme geçmemiz gerekliliği kaçınılmazdır. Bu çalıştayda, tuz tüketiminin azaltılması amacıyla üniversitelerdeki öğretim üyeleri ve çeşitli kuruluş temsilcilerinin desteğiyle, öncelikli faaliyetlerimizi belirleyecek, vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik eğitim ve medya kampanyaları ile düzenleme ve değerlendirme çalışmaları planlanacaktır.</p>
<p>Yapılacak planlama çerçevesinde belirlenecek faaliyetleri, Dumansız Hava Sahası ve obezitenin önlenmesine yönelik ülke programlarında olduğu gibi en kısa sürede uygulamaya geçirmek istiyoruz.&#8221;</p>
<p>TUZ TÜKETİMİ DSÖ’NÜN ÖNERİSİNDEN 3 KAT DAHA FAZLA</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanı Cengiz Kesici de konuşmasında, Türkiye’de bir kişinin günlük tuz tüketimi oranının DSÖ’nün önerisinden 3 kattan daha fazla olduğunu söyledi. Tuz tüketim oranını kadınlarda 16 gram, erkeklerde 19 grama ulaştığına dikkati çeken Kesici, &#8220;Günde bir gram dana az tuz tüketimi kalp krizi riskini yüzde 3, felç riskini yüzde yüzde 5 azaltıyor. Eğer 6 gram az tuz tüketilirse felç riski yüzde 24, kalp krizi yüzde 18 ve 9 gram tuz azaltılmasında da felç riski yüzde 34 ve kalp krizi riski yüzde 25 azalıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’de 1978 yılında yıllık 936 bin 778 ton olan tuz tüketiminin 2002 yılında 2 milyon 188 bin 619 tona çıktığını belirten Kesici, tuzun en çok ekmek, salamura besinler ve işlem görmemiş besinler aracılığıyla alındığını bildirdi.</p>
<p>Kesici çalıştayda, çok fazla tüketilen bir besin olan ekmekte tuzun azaltılması, tuz kontrolüne yönelik yasal düzenleme, toplu tüketim</p>
<p>standartlarının geliştirilmesi gibi müdahale alanlarının belirleneceğini dile getirdi.</p>
<p>EKMEKTEKİ TUZA DİKKAT</p>
<p>Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ülver Boztepe Derici ve Türk Kardiyoloji Derneği Hipertansiyon Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Doğan Erdoğan da fazla tuz tüketiminin kan basıncı yüksekliği ve hipertansiyon ile ilişkili olduğuna dikkati çekerek, yapılan çalışmalarda tüketilen tuz miktarının bölgelere göre farklılık gösterdiğine işaret ettiler.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, ekmekteki tuz miktarlarının mutlaka sıkı denetlenmesi gerektiğini vurguladı. İyotlu tuz kullanımının tercih edilmesi gerektiğini de ifade eden Artık, yemeklerin tuz yerine çeşitli baharatlarla tatlandırılabileceğini kaydetti.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanju Besler ise gün içinde 5-9 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesinin beslenme alışkanlığını zaman içinde değiştirilebileceğini belirtti.</p>
<p>Çalıştay, yarın da devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/tuzu-azaltmanin-muthis-yararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cildiniz için uygun ürünü nasıl seçersiniz?</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 19:13:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[9f]]></category>
		<category><![CDATA[Asit]]></category>
		<category><![CDATA[B1]]></category>
		<category><![CDATA[Bcne]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[C3]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[C5]]></category>
		<category><![CDATA[Coenzyme Q10]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Genistein]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9880</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz-699338-300x211.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz--699338" /></a>Cildiniz sizinle ilgili pek  bilgi veriyor. Ateşinizin olup olmadığını, yorgun olup olmadığınızı, sağlıklı olup olmadığınızı herkes yüzünüze bakarak anlayabilir. Cilde iyi bakmak çok önemli. Özellikle de güneşe maruz kalmak, cildin hızla yaşlanmasına yol açıyor. Zamanla birlikte cildin renginde değişiklikler olabiliyor. Bunun yanı sıra cildin kuruma ve kişinin cilt kanserine yakalanma riski de yaşla birlikte artıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cildiniz sizinle ilgili pek <a name="aspx1"></a> bilgi veriyor. Ateşinizin olup olmadığını, yorgun olup olmadığınızı, sağlıklı olup olmadığınızı herkes yüzünüze bakarak anlayabilir. Cilde iyi bakmak çok önemli. Özellikle de güneşe maruz kalmak, cildin hızla yaşlanmasına yol açıyor. Zamanla birlikte cildin renginde değişiklikler olabiliyor. Bunun yanı sıra cildin kuruma ve kişinin cilt kanserine yakalanma riski de yaşla birlikte artıyor. Dolayısıyla cildi korumak, yaşlanmayı geciktirmek için çok önemli. Peki nasıl bir ürün seçmelisiniz? Seçtiğiniz ürün neler içermeli? İşte uzmanlardan birkaç öneri:</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz-699338.jpeg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9881" title="cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz--699338" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz-699338-300x211.jpg" alt="" width="300" height="211" /></a></p>
<p><strong>1. Alpha-lipoik asit:</strong><br />
Bu, çok önemli <a name="aspx1"></a> antioksidandır. Antioksidanlar, cildi zararlı maddelere karşı korurlar. Alpha-lipoik asit, cildin yumuşamasına, esneklik kazanmasına ve kırışıkların azalmasına yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>2. Antioksidanlar:</strong><br />
Cilde zarar veren serbest radikallere karşı antioksidanlar savaş verir. Böylece cildin yaşlanması yavaşlar. Ayrıca cilt kanserine yakalanma riski de azalır.</p>
<p><strong>3. Coenzyme Q10:</strong><br />
Bu, kırışıkları azaltan bir madde. Coenzyme Q10, ayrıca cildi, yaşlanmaya yol açan ultraviyole ışınlarına karşı da koruyor.</p>
<p><strong>4. Dimethylaminoethanol (DMAE):</strong><br />
Dimethylaminoethanol, beyinde üretilen bir madde, bir “nörotransmitter”. Bu madde kırışıkların ve gözaltı morlukların azalmasına yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>5. Genistein:</strong><br />
Bir antioksidan olan bu madde, soyadan elde ediliyor. Genistein, özellikle güneş ışınlarının cilde zarar vermesini önlüyor.</p>
<p><strong>6. Yeşil çay:</strong><br />
Bir antioksidan olan yeşil çay, aynı zamanda iltihap giderici özelliğe de sahip. Yeşil çay ile güneşin zararlı ışınlarından korunabilirsiniz.</p>
<p><strong>7. Büyüme hormonu:</strong><br />
Yaşlanmayla birlikte vücuttaki büyüme hormonu azalıyor. Vücudun salgıladığı bu maddeyi içeren ürünler ise zarar görmüş ya da kırışmış ciltleri daha genç gösteriyor.</p>
<p><strong>8. Kinetin:</strong><br />
“N6-furfuryladenine” isimli, bitkilerde bulunan bu madde önemli bir antioksidan. Cildi zararlı maddelerden koruyan bu madde kırışıkları azaltma ve cildi yumuşatma özelliğine sahip.</p>
<p><strong>9. Niacinamide:</strong><br />
Bir çeşit suda eriyen B vitamini olan “Niacinamide”, yaşlanmanın etkisini azaltan güçlü antioksidanlardan biri.</p>
<p><strong>10. Peptidler:</strong><br />
Bir aminoasit zinciri olan peptidler, cildin kolajen ve elastin üretiminde yardımcı oluyorlar. Bu maddeler cildin genç ve sağlıklı görünmesini sağlıyorlar.</p>
<p><strong>11. Vitamin A:</strong><br />
Güçlü antioksidanlardan biri olan A vitamini, kolajen üretimini sağlıyor.</p>
<p><strong>12. Vitamin C:</strong><br />
Vitamin C de güçlü bir antioksidan. Kırışıkların azalmasına yardımcı olan bu vitamin, cild rengini de olumlu yönde etkileyerek adeta parlamasını sağlıyor.</p>
<p><strong>13. Vitamin E:</strong><br />
Ciddi bir antioksidan, ancak cilt üzerinde nasıl etki ettiği henüz belli değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/cildiniz-icin-uygun-urunu-nasil-secersiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doktorlara açılan davalar sezaryeni artırıyor!</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 11:28:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Doğum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[9d]]></category>
		<category><![CDATA[9f]]></category>
		<category><![CDATA[A9]]></category>
		<category><![CDATA[Ali]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[B1]]></category>
		<category><![CDATA[B6r]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk]]></category>
		<category><![CDATA[Iri]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9737</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor-690000-300x211.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor--690000" /></a>Son yılların önemli tartışma konularından biri sezaryen. Sağlık Bakanlığı’nın sezaryene kısıtlama getirmesi konuyu bir kez daha gündeme getirdi. Geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre tıbbı gerekçelerle yapılan sezaryen oranı yüzde 25. Tıbbı gerekçe olmaksızın yapılan sezaryen oranı ise bir hayli fazla. Anne ve hekimin isteği ile bazı özel hastanelerde yapılan sezaryen oranı yüzde 80. Ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yılların önemli tartışma konularından biri sezaryen. Sağlık Bakanlığı’nın sezaryene kısıtlama getirmesi konuyu bir kez daha gündeme getirdi.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor-690000.jpeg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9738" title="doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor--690000" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor-690000-300x211.jpg" alt="" width="300" height="211" /></a></p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre tıbbı gerekçelerle yapılan sezaryen oranı yüzde 25. Tıbbı gerekçe olmaksızın yapılan sezaryen oranı ise bir hayli fazla. Anne ve hekimin isteği ile bazı özel hastanelerde yapılan  sezaryen oranı yüzde 80.</p>
<p>Ancak sezaryenle ilgili önemli bir nokta dikkat çekiyor; annelerin iyi beslenmesi ve iri bebek doğurma eğilimi.</p>
<p>KONFORLU DOĞUM, İRİ BEBEK DOĞURMA EĞİLİMİ  SEZARYEN TERCİHLERİProfesör Faruk Buyru, kadınların son yıllarda iyi beslendiğine, daha çok kilo aldığına ve iri bebek doğurma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor:</p>
<p>&#8220;İnsanlar giderek daha iyi besleniyorlar. Gebeler daha fazla kilo alıp daha iri bebek doğurma eğilimindeler. Bu da iri bebeklerin normal doğumunu zorlaştıran  ve sezaryen gerektiren bir durum.” Prof. Faruk Buyru, hekimlerin sezaryeni tercih etmelerinin en önemli nedenlerinden birinin haklarında açılan davalar olduğunu belirtiyor. “Günümüzde hekimler aleyhine açılan haklı veya haksız davalar nedeni ile hekimler kolaylıkla vaginal doğum yerine sezaryeni tercih ediyor. Doğumda iri bebeği doğurttuğunuzda bebeğin kolunda zedelenme olabilir. Bu geçici ya da kalıcı olabilir. Bu nedenle sezaryen tercih ediliyor. “</p>
<p>BUYRU:”SEZARYEN SONUÇTA BİR OPERASYON VE TIBBİ GEREKÇELERLE YAPILMALI”</p>
<p>Profesör Buyru, sezaryenin önceden planlanabilmesinin yarattığı konforun da  hekim ve aileyi sezaryene yönelttiğini ifade ediyor.</p>
<p>Daha önce sezaryenle doğum yapan kişilerin normal doğum için ön koşulları  olduğuna da dikkat çeken Profesör Faruk Buyru, sezaryenin bir operasyon olduğunun ve tıbbi gerekçelerle yapılması gerektiğinin de altını çiziyor:</p>
<p>“Daha önce sezaryenle doğum yapmış kişiler normal doğum yapabilir. Ama bunun ön koşulları var. Daha önce sezaryenle doğum yapma gerekçelerini bilmek lazım.Örneğin kalça kemiğindeki bir darlıktan dolayı yapıldıysa bir sonraki doğumda da bu gerekçe ortadan kalkmayacağı için yine sezaryen tercih etmek gerekir.Sezaryen sonuçta bir operasyon ve tıbbı gerekçelerle yapılmalı. İnsanların giderek daha az doğum yapması, vaginal doğumdan sonra idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi şikayetlerin daha fazla gözükmesi sezaryeni teşvik eden başka nedenler olarak öne çıkıyor.”</p>
<p>NORMAL DOĞUMU TEŞVİK ETMEK İÇİN EPİDURAL ANESTEZİ</p>
<p>Profesör Faruk Buyru, normal doğumu teşvik etmek için öne çıkan yöntemlerden birinin de “epidural anestezi” olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Buyru, özel ya da devlet hastanelerinde bu yöntemin gebeye sunulması halinde normal doğumun tercih edilir hale geleceğine dikkat çekiyor:</p>
<p>“Epidural anestezi yöntemi, doğum esnasında ağrıların daha az hissedilmesini sağlayan yöntemlerden biri. Bunun gerek özel hastanelerde gerekse devlet hastanelerinde yaygın olarak kullanılması ve gebeye bu hizmetin sunulması normal doğum oranını artıracaktır.</p>
<p>DOĞUM ZAMANI VE KARAR</p>
<p>Doğum şekline gebeliğin son haftasında karar vermek gerektiğine dikkat çeken Prof. Faruk Buyru, normal doğum için başlanılsa bile birtakım tıbbi gerekçelerle sezaryen gerekebileceğini belirtiyor:</p>
<p>“Doğumun ilerlemediği, rahim ağzının açılmadığı ya da bebeğin kalp atışlarının bozulduğu durumlarda da doğum başladıktan sonra sezaryen kararı verilebilir.”</p>
<p>Buyru, tıbbi olarak değerlendirilebilecek bazı durumların ise sezaryeni tek tercih haline getirdiğini belirtiyor:</p>
<p>“Bebeğin ters olması, başının yukarıda olması ya da bebeğin yan durması, suyunun az olması, iri bebek olması, tahmini ağırlığın 4 kilogramın üzerinde olması, annenin şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği gibi problemler önceden sezaryen kararı verdiren durumlar.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/doktorlara-acilan-davalar-sezaryeni-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Felçli Rus, Türkiye’de robot desteğiyle yaşama bağlandı</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/felcli-rus-turkiye%e2%80%99de-robot-destegiyle-yasama-baglandi.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/felcli-rus-turkiye%e2%80%99de-robot-destegiyle-yasama-baglandi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 07:33:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Arada]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Umut]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[C2]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[e2]]></category>
		<category><![CDATA[E2a]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kar]]></category>
		<category><![CDATA[Kazada]]></category>
		<category><![CDATA[Lokomat]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[Robotik]]></category>
		<category><![CDATA[Rus]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9719</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/felcli-rus-turkiye%e2%80%99de-robot-destegiyle-yasama-baglandi.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Felçli-Rus-Türkiye’de-robot-desteğiyle-yaşama-bağlandı.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="Felçli Rus, Türkiye’de robot desteğiyle yaşama bağlandı" /></a>Türk baba ve Rus anneden dünyaya gelen 22 yaşındaki Daniel Isaev, genç yaşta geçireceği bir trafik  kazasının tüm yaşamını değiştireceğini tahmin edemezdi. Son bir yıldır  Türkiye’de yaşayan Hukuk Fakültesi 4. Sınıf öğrencisi genç, 2008’den 2009’a girilen gece annesinin kullandığı  otomobille, Moskova &#8211; St.Petersburg arasında yoğun kar yağışının da etkisiyle trafik kazası geçirdi. Kazada omuriliği zedelenen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk baba ve Rus anneden dünyaya gelen 22 yaşındaki Daniel Isaev, genç yaşta geçireceği bir trafik  kazasının tüm yaşamını değiştireceğini tahmin edemezdi. Son bir yıldır  Türkiye’de yaşayan Hukuk Fakültesi 4. Sınıf öğrencisi genç, 2008’den 2009’a girilen gece annesinin kullandığı  otomobille, Moskova &#8211; St.Petersburg arasında yoğun kar yağışının da etkisiyle trafik kazası geçirdi. Kazada omuriliği zedelenen ve o günden sonra yatağa bağımlı hale gelen  Daniel, herkes aksini düşünse de yeniden  yürüyeceğine duyduğu inançla hem kendisine hem de ailesine umut aşıladı.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Felçli-Rus-Türkiye’de-robot-desteğiyle-yaşama-bağlandı.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9720" title="Felçli Rus, Türkiye’de robot desteğiyle yaşama bağlandı" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Felçli-Rus-Türkiye’de-robot-desteğiyle-yaşama-bağlandı.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p><strong>TÜRKİYE’YE GELDİLER</strong></p>
<p>Daniel’e ilk müdahale  kazanın hemen ardından Rusya’da yapıldı. Bu arada aile oğulları için en doğru tedavi yerinin neresi olabileceğini araştırmaya başlamıştı bile. Yaptıkları araştırmadan çıkan sonuç adres olarak Türkiye’yi gösteriyordu. Türkiye’de sadece<br />
iki merkezde bulunan ve “Lokomat” adı verilen robotik yürüme sisteminin Daniel için<br />
büyük bir umut olduğu kararına varıldı. Bunun üzerine ailesi Daniel’i yaklaşık bir yıl<br />
önce Darüşşafaka Fizik Tedavi  ve Rehabilitasyon Merkezi’ne getirdi. Uzun süre burada<br />
yatarak tedavi olan Daniel İsaev’in sağlık durumu ilk başlarda hiç umut vermiyordu.</p>
<p><strong>SAYISIZ SAĞLIK SORUNU</strong></p>
<p>Hastaneye yattığı ilk günden bugüne kadar Daniel’in tedavisiyle ilgilenen uzman<br />
Fizyoterapist Gülümhan İzmiroğulları, hastasının durumunu şöyle anlatıyor;</p>
<p><strong>İLK BAŞTA RİSK VARDI</strong></p>
<p>“Daniel trafik kazasına bağlı olarak omurilikteki yaralanma sonucunda felç geçirmişti.<br />
İlk zamanlarda yeterli tedavinin yapılamaması kendisi için risk oluşturmuş, eklemlerinde kısıtlılık, duruş bozuklukları ve kaslardaki kısalıklar ise bası yaralarının gelişmesine neden olmuştu.”</p>
<p><strong>BÜYÜK GELİŞME</strong></p>
<p>Daniel’in sorunları saymakla  bitmeyecek cinstendi. Hastanın oturamadığını, dengesini sağlayamadığını ve dizlerindeki kireçlenmenin bacaklarını bükük hale getirdiğini söyleyen İzmiroğulları, bu nedenle ilk zamanlarda cihazla çalışamadıklarını, ihtiyaçlar nedeniyle öncelikle hastanın bası yaralarına yönelik tedavi uyguladıklarını söyledi. Kullanabildiği kasların gücünü artırmaya yönelik çalışmalar sonucunda Daniel’in kireçlenmeleri ve kas kısalıkları tedavi edildi. Şu sıralar “uzun bacak” adı verilen cihazların yardımıyla ayakta dik durma ve yürüme aşamalarına geçen Daniel, robot sürüşlü yürüme cihazı Lokomat’la şaşırtıcı bir gelişme göstererek kendisine uygulanan rehabilitasyon programından yüz güldürücü sonuçlar alıyor.</p>
<p><strong>Okula geri dönme planları yapıyor</strong></p>
<p>Kaza geçirdiği ilk günden beri geleceğe dair büyük umutları ve planları olduğunu söyleyen ve  yürümek için çok büyük çaba sarfeden Daniel’in en büyük hedefi, sosyal yaşamına ve özellikle de okuluna dönmek. Bu konudaki azmiyle herkesi şaşırtan Daniel, bu halinin tedavisine büyük katkı sağladığına inanıyor. Şimdi herkes kendisinden beklenmeyen ölçüde büyük bir gelişme  gösteren bu sıcak bakışlı gencin desteksiz yürüyeceği günün çok yakın olduğunu düşünüyor.</p>
<p><strong>Hastaları yürüten cihaz: LOKOMAT</strong></p>
<p>Lokomat hastanın fizyolojik yürüme paterninin yeniden oluşması için destek sağlayan bir cihaz. Bu cihaz tekrarlayan hareketlerle beyne sürekli komut veriyor ve karşısında bulunan aynada yürüdüğünü gören hastanın motivasyonunu artırarak, yürümenin yeniden öğrenilmesini sağlıyor. Cihazda Biofeedback (zihnin beden üzerinde gösterdiği etki) sağlayan çeşitli grafik ekranlar, hastanın yapabildiği minimal aktif hareketi ve gelişmeyi bile görme imkânı sağlayarak tedaviye katkıda bulunuyor.</p>
<p>Habertürk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/felcli-rus-turkiye%e2%80%99de-robot-destegiyle-yasama-baglandi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kene kabusu geri döndü aman dikkat</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/kene-kabusu-geri-dondu-aman-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/kene-kabusu-geri-dondu-aman-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 07:51:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haber]]></category>
		<category><![CDATA[' dedi.]]></category>
		<category><![CDATA[Ayr]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Elif]]></category>
		<category><![CDATA[Emen]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakko]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Humma]]></category>
		<category><![CDATA[Inek]]></category>
		<category><![CDATA[Insana]]></category>
		<category><![CDATA[Kamp]]></category>
		<category><![CDATA[Keneler]]></category>
		<category><![CDATA[Koyun]]></category>
		<category><![CDATA[Lyme]]></category>
		<category><![CDATA[piknik]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Veba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9612</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/kene-kabusu-geri-dondu-aman-dikkat.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/kenelere-dikkat-684628-300x211.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="kenelere-dikkat--684628" /></a>Son yıllarda adını daha sık duymaya başladığımız Kene, yaz döneminin gelmesiyle birlikte yeniden gündeme geldi. Kenenin vücuttan uzman kişiler tarafından çıkarılması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko, “Vücuduna kene yapışan kişiler 10 gün kadar ani başlayan ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikâyetler yönünden kendilerini izlemeli, böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda adını daha sık duymaya başladığımız Kene, yaz döneminin gelmesiyle birlikte yeniden gündeme geldi.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/kenelere-dikkat-684628.jpeg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9613" title="kenelere-dikkat--684628" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/kenelere-dikkat-684628-300x211.jpg" alt="" width="300" height="211" /></a></p>
<p>Kenenin vücuttan uzman kişiler tarafından çıkarılması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko, “Vücuduna kene yapışan kişiler 10 gün kadar ani başlayan ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikâyetler yönünden kendilerini izlemeli, böyle bir şikâyetin olması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” dedi.</p>
<p>Kan emen ve bakteri, virüs gibi enfeksiyon etkenlerını taşıyabilen keneler  ile ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko,  “Kene sokması sonucunda ağrı, yanma ve kaşıntı başlar. Sokulan yer şişebilir. Bazı durumlarda bulantı, kusma, yüzde şişme ve ateş olabildiği gibi bazen de herhangi bir belirtiye neden olmayabilir ” dedi.</p>
<p>“Her kene Kırım Kongo kanamalı ateşine neden olmaz”</p>
<p>Kenelerin kan emerek beslendikleri için hemen hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabileceğini ve bu hayvanlardan insana geçebileceğini belirten Dr. Elif Hakko,  tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veterinerler, kasaplar, mezbaha çalışanları, sağlık personeli,  kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanların risk altında olduğunu da sözlerine ekledi. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan kenelerin, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabileceklerini belirten Dr. Elif Hakko, “Daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler. Keneler; kene tifüsleri, dönek humma, tularemi, bruselloz, salmonelloz, leptospiroz, veba, Lyme hastalığı, Kırım-Kongo kanamalı ateşi gibi hastalık etkenlerini taşıyabilir, her kene kırım Kongo kanamalı ateşine neden olmaz” dedi.</p>
<p>“Hastalık, kırıklık, baş ağrısı ve halsizlik ile başlayabilir”</p>
<p>Hastalığın genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-7 gün sonra ortaya çıktığını belirten Dr. Elif Hakko, “Kanama pıhtılaşma mekanizmalarının bozulması sonucu; yüz ve göğüste kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülebilir” dedi.</p>
<p>Dr. Elif Hakko, sözlerine, “İyileşme, genellikle 10. günden sonra başlar, bazı vakalarda dört haftaya kadar uzayabilmektedir. Ölüm genellikle hastalığı ağır seyreden hastalarda, hastalığın 2. haftasında gerçekleşmektedir. Türkiye’de ölüm oranı %5’tir. Erken tanı ve destek tedavisi ile ölüm riski azalmaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, virüsü taşıyan kenelerin ısırması, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvıları ile temas sonucu ve hasta kişilerin kan ve vücut sıvıları ile temas sonucu bulaşabilmektedir. Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak hastaya verilen destek tedavisi hayati önem arzetmektedir” dedi.</p>
<p>“Kişisel korunma önlemleri kenelerle bulaşabilen hastalıklardan korunmak için her zaman uygulanması gereken hususlardır”</p>
<p>“Vücuttan uzaklastırılan kenelerin çamasır suyu, alkol veya insektisit (böcek öldürücü) içine atılarak öldürülmesi gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Dr. Elif Hakko, “Vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneleri vücuttan uzaklastırmak amacıyla üzerlerine sigara basmak veya kolonya ve gazyagı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır. İnsanların veya hayvanların kanlarına korumasız temas edilmemelidir” dedi</p>
<p>Kişisel korunma önlemlerinin Kırım Kongo kanamalı ateşi riski olmasa bile, kenelerle bulaşabilen diğer hastalıklardan da korunmak için her zaman uygulanması gereken bir husus olduğunun üzerine basan Dr. Elif Hakko,“Kene riski olan yerlerde bulunulduğunda, vücudu tamamen örtecek giysiler giyilmeli ve açık renkli elbiseler tercih edilmelidir. Kenelerin vücuda girebileceği açıklıkların kapatılması da önemlidir. Kırsal alanlara gidildiğinde vücudun açıkta kalan kısımlarına böcek kovucu maddelerin sürülmesi, kenelerin birkaç saat vücuda yaklaşmalarını engellemektedir. Dış elbiselere, yıkamaya da dayanıklı olan, etki süresi uzun kene öldürücü ilaçlar (insektisit) sürülmesi etkili bir korunma aracı olabilmektedir.” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/kene-kabusu-geri-dondu-aman-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz beslenmesi hakkında</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/yaz-beslenmesi-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/yaz-beslenmesi-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 09:27:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Bizi]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gerek]]></category>
		<category><![CDATA[ki]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Soda]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yaza]]></category>
		<category><![CDATA[Zor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9322</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/yaz-beslenmesi-hakkinda.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518572_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="518572_detay" /></a>Beslenme birçok insan tarafından açlık duygusunun bastırılması ve canının istediği yiyeceklerin yenmesi veya içilmesi olarak algılanmaktadır. Oysaki beslenme, vücudun büyümek, yenilenmek ve varlığını sürdürebilmek için gerek duyduğu bütün besin öğelerini yaş, cinsiyet ve hareketine uygun miktarda alıp kullanmasıdır. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte temel besin ihtiyacındaki değişmelerden ziyade vücudun sıvı ihtiyacında bir artış ve daha az [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme birçok insan tarafından açlık duygusunun bastırılması ve canının istediği yiyeceklerin yenmesi veya içilmesi olarak algılanmaktadır. Oysaki beslenme, vücudun büyümek, yenilenmek ve varlığını sürdürebilmek için gerek duyduğu bütün besin öğelerini yaş, cinsiyet ve hareketine uygun miktarda alıp kullanmasıdır.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518572_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9323" title="518572_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518572_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte temel besin ihtiyacındaki değişmelerden ziyade vücudun sıvı ihtiyacında bir artış ve daha az yağlı yemeklere doğru bir yöneliş başlamaktadır. Havaların sıcak olması sıvı ihtiyacımızın bir kısmını da karşılayabileceğimiz meyvelere doğru bizi yönlendirmekte. Ama şuda unutulmamalıdır ki yaza özgü verdiğimiz doğru beslenme kuralları aslında tüm yaşamımızdaki beslenmemizi belirlememiz gereken şekildedir.</p>
<p><strong>Genel Öneriler</strong><br />
- Yaz ayların sıvı kaybı çok olur. Bol bol su için.<br />
- Bol miktarda sebze ve meyve tüketin.<br />
- Yazın fazlaca yapılan kızartmalardan uzak durun.<br />
- Az yağlı yapılmış zeytin yağlı sebzeleri tercih edin.<br />
- Et tercihlerinizi de ızgara veya fırında pişirme yöntemleriye az yağlı olarak tercih edin.<br />
- Dondurmayı dikkatli tüketin.<br />
- Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edin.<br />
- Tuz tüketiminize dikkat edin.<br />
- İşlenmiş gıdalar yerine, yazın bolca bulunan taze sebze ve meyveleri tercih edin.<br />
- Alkollü ve asitli içeceklerden yaz aylarında sakınmak gerekir. Bunun yerine soda, ayran, su tüketin.<br />
- Yaz aylarında ağır yemekli öğünlerden kaçınmalıdır. Ağır olmayan yoğurt ve sıvı gıdaların tercih edilmesi sıcakla beraber gelen rehaveti önler.<br />
- Gece geç saatlerde yemek yemeyin. Akşamları metabolizma normalden daha yavaş çalıştığı için besinler zor yakılır.<br />
- Günlerin uzaması avantajını kullanarak fiziksel aktivitenizi arttırın.</p>
<p><strong>Yağ tüketimi için öneriler</strong><br />
- Günlük yağ hakkınızı zeytinyağı (veya yerine fındık yağı) ile mısırözü yağı (veya yerine soya yağı) karışımı şeklinde tüketiniz.<br />
- Fındık, fıstık, ceviz, badem gibi yağlı besinleri günlük tükettiğiniz yağ miktarını azaltarak kullanabilirsiniz. 1 tatlı kaşığı yağ yerine 8-10 adet fındık veya 3 adet ceviz tüketebilirsiniz.<br />
- Besinlerde bulunan görünmez yağı gözardı etmeyin ve en azından pişirme yönteminizi az yağlı olarak gerçekleştirin.</p>
<p><strong>Kırmızı et tüketilebilir mi? </strong><br />
İçerdikleri kolesterol miktarı açısından değerlendirildiğinde tüm hayvansal ürünlerin kolesterol içeriği birbirine benzerdir. Bu nedenle kırmızı eti tek başına suçlamak doğru olmaz. Ancak balıkta bulunan yağ asitlerinin kalp sağlığımız için yararlı etkileri düşünülerek daha sık tüketilmesi uygundur. Pratik öneri olarak haftada 2 kez balık tüketilmesi omega-3 yağ asitlerinden yararlanmamızı sağlar. Ancak balığın yağsız ızgara veya fırında yağsız olarak pişirilmesi önemlidir. Kümes hayvanları (tavuk/hindi) ve kırmızı etin ise yağsız olmasına dikkat edilerek yenilmesi önemli. Haftada 1-2 kez yağsız kırmızı et yenilebilir. Önemli olan pişirme şekli ve tüketilen miktardır.</p>
<p><strong>Meyve ve sebzeler neden önemli?</strong><br />
Meyve ve sebzeler vitamin ve mineral deposu olmalarınının yanı sıra içerdikleri posa açısından da değerlidir. Yaz aylarında özellikle sıvı ihtiyacımızı karşılamada da bize yardımcı olurlar. Ayrıca posa, fazla kolesterolün oluşmadan vücuttan atılmasına yardımcı olur, posa almanıza engel bir hastalığınız yoksa;<br />
- Meyve, sebze ve salata tüketiminizi arttırın.<br />
- Kabuklu yenebilen meyveleri kabuklu olarak tüketmeye çalışın.<br />
- Beyaz ekmek yerine kepekli veya tam buğday ekmeğini tercih edin.<br />
- Haftada veya onbeş günde 1 kez kurubaklagiller tüketmeye çalışın.</p>
<p><strong>Tatlılar </strong><br />
Yaz sıcağında rehavet oluşumunu önlemek için tatlı tercihlerini daha çok sütlü ve meyveli tatlılar veya meyveden yana kullanmak faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>Öğün Düzeni</strong><br />
Yine dengeli öğün düzeni de dengeli beslenmek isteyen herkes için önemli bir püf noktadır. Yine yaz aylarında çok aşırı miktarda yemek tüketerek vücudu hem yiyeceklerin termik etkisiyle oluşan sıcağa hem de havanın sıcağına maruz bırakmamak için az az ve sık sık besin tüketmek önemlidir. Sabah kahvaltısı alışkanlığının mutlaka olması, öğle ve akşam yemeklerinin düzenli yenilmesi ve buna ilave olarak yoğurt ve meyve gibi hafif besinlerden oluşan ara öğünler tüketilmesi vücudu yormadan sindirimin gerçekleşmesine yardımcı olur. Bununla bereber gündüzden akşama doğru besin tüketiminin azalması da daha rahat bir uyku düzeni sağlar.</p>
<p><strong>Sıvı ihtiyacımız ne kadardır?</strong><br />
Vücutta normal koşullarda idrarla, terle, solunumla ve dışkıyla günde yaklaşık 2,5 litre sıvı kaybı olur. Bu nedenle vücuttan atılan sıvıyı yerine koyabilmek için günde 2,5 litre yani 8-10 bardak suya veya su içeren gıdalara ihtiyacımız vardır.</p>
<p>Bu nedenle su içmek için susama hissini beklemek yerine su tüketimini alışkanlık haline getirip gün boyu sık sık içmek gerekir. Vücutta sıvı atımı sıcaklık artığında, enfeksiyon durumlarında, diüretik ilaçlar kullanıldığında artar. Bu nedenle sıvı ihtiyacı daha da artar.</p>
<p><strong>Suyun yerine geçebilecek sıvılar nelerdir? Çay, bitki çayları, kahve sıvı ihtiyacımızı karşılar mı?</strong><br />
Çay ve kahve gibi kafeinli içecekler ve bazı bitki çayları diüretik etki göstererek idrar atımını artırır. Bu nedenle bu içeceklerle aldığımız suyu neredeyse atmış oluruz. Yani çay ve kahve tüketerek yeterli sıvıyı sağlamış olmayız. Çay, kahve yerine yaz aylarında taze meyve suları, ayran, süt gibi içecekler ve taze meyveler sıvı ihtiyacımızı karşılamada daha çok destek olur. Meyve suları tüketilirken hazır meyve suları yerine taze olanları tercih etmek hem daha az şeker (dolayısıyla daha az kalori) almamızı sağlar hem de taze meyvelerin C vitamininden yararlanmamızı sağlar. Ancak taze meyvelerin suyu sıkılırken hemen tüketilmesine dikkat etmek gerekir yoksa vitamini azalır. Ayran ise hem kalsiyumdan zengin hem de protein içeren bir içecek olarak yaz aylarında sıvı ihtiyacımızı karşılamada iyi bir seçenektir.</p>
<p><strong>Suyun zayıflamaya etkisi nedir? </strong><br />
Suyun zayıflama diyetlerinde en önemli etkilerinden biri açlık hissini azaltmasıdır. Bununla birlikte vücutta yağ kaybedilirken oluşan artık ürünlerin vücuttan atılması suyla sağlanır. İhtiyacımız kadar su içmezsek vücutta su birikir ve ödem oluşur. Bunu önlemenin en iyi yolu vücutta kaybedilen suyu yerine koymaktır. Yeterli su tüketimi ayrıca vücutta kilo kaybına bağlı deri sarkmalarını da önlemede yardımcı olur. Kabızlığı önler.</p>
<p><strong>İçilen suyun sıcaklığı kilo kaybını nasıl etkiler?</strong><br />
Suyun sıcak olarak içilmesi midede daha uzun süre kalarak şişkinlik yapmasına neden olur. Sıcak suyun mideyi terk etmesi soğuk suya göre daha geçtir. Sıcak havalarda vücuda kaybolan sıvının yerine konabilmesi için içtiğimiz su soğuk veya oda ısısında olmalıdır. Ayrıca egzersiz yaparken içilen suyun da sıcak olmamasını sağlamak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/yaz-beslenmesi-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deri kanseri için alınacak önlemler ve erken tanı</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/deri-kanseri-icin-alinacak-onlemler-ve-erken-tani.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/deri-kanseri-icin-alinacak-onlemler-ve-erken-tani.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 07:52:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[C3]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Melanoma]]></category>
		<category><![CDATA[Pigment]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9239</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/deri-kanseri-icin-alinacak-onlemler-ve-erken-tani.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/517868_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="517868_detay" /></a>Cilt ya da deri kanseri tüm kanserler içinde en sık görülenidir. Her on yılda bir deri kanseri görülme sıklığı yüzde 2 oranında artmaktadır. Günümüzde deri kanserini bilimsel olarak artırdığı bilinen en önemli etken ise güneştir. Diğer faktörler kronik yaralar, deri tüberkülozu, yara izleri, arsenik gibi bazı kanserojen maddeler, kseroderma pigmentozum gibi bazı kalıtsal  hastalıklar cilt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt ya da deri kanseri tüm kanserler içinde en sık görülenidir. Her on yılda bir deri kanseri görülme sıklığı yüzde 2 oranında artmaktadır. Günümüzde deri kanserini bilimsel olarak artırdığı bilinen en önemli etken ise güneştir. Diğer faktörler kronik yaralar, deri tüberkülozu, yara izleri, arsenik gibi bazı kanserojen maddeler, kseroderma pigmentozum gibi bazı kalıtsal  hastalıklar cilt kanserlerine zemin hazırlayabilir. Dermatoloji Bölümü&#8217;nden Dr. Ayfer Aydın anlatıyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/517868_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9240" title="517868_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/517868_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p><strong>Üç tip deri kanseri var</strong></p>
<p><strong>Bazal Hücreli Karsinom</strong></p>
<p>Tüm kanserler ve deri kanser türleri içinde en iyi huylu olanıdır. En sık görülen deri kanseri türüdür. % 85 baş, boyun  bölgesinde  görülür. En çok açık tenli, mavi gözlü, sarışın ve güneş yanığı gelişme riski yüksek olan insanlarda görülür. 1-2 cm boyutuna ulaşmaları için aylar yıllar gereken çok yavaş ilerleyen tümörlerdir. Bu kanser tipi neredeyse hiç metastaz (diğer organlara sıçrama) yapmadığı için bazı otörlerce kanser olarak kabul edilmez. Ancak Uzun süre tedavi edilmezse derinin altındaki kemiğe kadar ilerleyebilir. Tedavisi cerrahi olarak çıkarılması veya radyoterapidir.</p>
<p><strong>Squamöz Hücreli Karsinom</strong></p>
<p>Bu deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. En sık kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. Bazal hücreli karsinomanın tersine diğer organlara yayılabilir. Erken yakalandığında tedavi oranı yüksektir. Bazal hücreli karsinoma ve Squamöz hücreli karsinomada tedavi başarısı % 95’tir.</p>
<p><strong>Malign Melanoma</strong></p>
<p>Malign melanom melanositlerin (derimize rengini veren pigment hücreleri) yapılarının bozularak kontrolsüz çoğalmasıyla gelişir. Lezyonların bir kısmı var olan bir ben üzerinde gelişirken; bir kısmı da normal bir cilt zemininden (saçlı deri, tırnak yatağı,ayak tabanı gibi alanlar üzerinden) gelişir. Erken evrede tanı konulduğunda etkin bir şekilde tedavi edilebilir. Ancak bu dönemde tanı konulamazsa; hızla bölgesel lenf düğümlerine, ardından tüm vücuda yayılabilir ve tedavi şansı önemli ölçüde ortadan kalkar. Malign melanom deri kanserleri içinde en kötü huylu olanıdır ve birinci derecede çocukluk çağında güneş yanığı geçirmek sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Malign melanoma gelişme riski yüksek olan insanlar:</strong></p>
<ul>
<li>Açık tenli, açık renk gözlü, kızıl-sarı saçlı veya kolaylıkla güneş yanığı gelişebilen deri tipine sahip kişiler</li>
<li>Uzun süre veya aralıklı olarak yoğun güneş ışığına maruz kalmış kişiler</li>
<li>Ailesinde deri kanseri malin melanom olan kişiler</li>
<li>Büyük doğumsal benler(Konjenital dev kıllı nevüs)</li>
<li>Anormal (atipik) görünümlü (displastik) nevüsü olan kişiler</li>
<li>Doğumsal çok sayıda benleri olanlar</li>
</ul>
<p><strong>Malign Melanomdan Korunma</strong><br />
Melanom için en önemli tetikleyici faktör güneştir. Hayat boyunca maruz kaldığımız ultraviyole dozunun % 80&#8242;nini ise yaşamımızın ilk 18 yılı içinde alırız. Bu nedenle özellikle bebek, çocuk ve gençlerin güneşten korunması cilt kanseri açısından hayati önem taşır. Kişisel risk faktörlerinin iyi bilinmesi özellikle de displastik (atipik) ben veya diğer risk faktörlerine sahip olan kişilerin, ultraviyole ışınlarından korunma konusunda çok dikkatli olmaları gerekmektedir.</p>
<p><strong>Özellikle yaz mevsimiyle birlikte tatillerde;</strong></p>
<ul>
<li>Güneşin çok dik geldiği 10.00 &#8211; 16.00 saatleri arasında güneş temasından kaçınılmalı,</li>
<li>En az 50 faktör güneş koruyucu kullanmalı</li>
<li>Güneş koruyucular güneşe çıkmadan 30 dakika önce uygulanmalı ve 2 saatte bir tekrarlanmalıdır</li>
<li>Güneşten koruyucu kremler yalnız güneşlenirken değil, günlük yaşamda da, özellikle yüz, boyun, ense, eller, kollar gibi sürekli olarak güneşe maruz kalınan vücut bölgelerine kullanılmalı</li>
<li>Siperlikli şapkalar takılıp,beyaz renkli güneşi tutmayan yazlık kıyafetler giyinmeli</li>
<li>6 aydan küçük çocuklar direkt güneşe maruz bırakılmamalı</li>
<li>Çocukların oyun alanlarının gölgede olmasına özen gösterilmeli</li>
<li>UV ışınlarına karşı korumalı güneş gözlükleri kullanmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Erken Tanı Nasıl Konulur?</strong></p>
<p><strong>Kişisel Cilt Muayenesi</strong></p>
<p>Risk grubundaki her bireyin aralıklarla kendi benlerini ve tüm derisini gözlemlemesi önerilir. Bu rutin gözlem sırasında var olan benlerde saptanan şekil ve renk değişiklikleri özellikle bendeki belirgin büyüme, iltihabı reaksiyon, kanama, kabuklanma ve kaşınma cilt kanserine işaret edebilir.</p>
<p>Bununla birlikte unutulmamalıdır ki malign melanom lezyonlarının büyük bir kısmı normal cilt zemininde; saçlı deride, tırnak yatağında da gelişebilir. Bu nedenle tüm deri de ortaya çıkan değişiklikler izlenmelidir. Yeni gelişen değişik görünümlü, hızlı büyüyen bir lezyonun saptanması durumunda da acilen bir dermatoloğa baş vurulmalıdır.</p>
<p>Cilt hastalıkları uzmanı önce çıplak gözle lezyonu değerlendirir, Melanoma şüphesi uyandıran lezyona dermatoskopi ile bakılır ve kesin tanı için biyopsi alınır.</p>
<p><strong>Dijital Dermatoskopi</strong></p>
<p>Deri melanomunun ilk belirtileri, benin büyüklüğünde, şeklinde renk ve çapındaki değişikliklerdir. Bu değişiklikler(ABCD kuralı) bende A.Asimetri, B.Border(kenar) düzensizliği, C.Color(renk) değişikliği (tümüyle benin rengi koyulaşabilir veya daha açık renkli olabilir veya benin yapısında birden fazla renk değişimi gözlenebilir. D.Diameter(çapta) genişleme veya kabarıklığının artması şeklinde olabilir.</p>
<p>Dijital dermatoskopi ile benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonları belirlenir ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınır ve kayıt edilir. Bende izlenen şüpheli değişiklikler matematiksel olarak hesaplanarak malign melanom riskini gösteren bir indekste oluşturur. Bu indeks erken tanıda ve tedavinin planlanmasında çok yardımcıdır. Çıplak gözle erken evre melanom tanı şansı düşük iken dijital dermatoskopik inceleme ile %90 lara çıkar. Aynı zamanda dermatoskopi ile lezyonlar kayıt edilebildiği için bir sonraki muayenede değişimlerin saptanması ve incelenmesi kolayca yapılabilir. Kesin tanı deri biyopsisi ile konulur.</p>
<p>Erken evrede tanı konulduğunda tedavi şansı yüksektir. Ancak bu dönemde tanı konulamazsa; hızla ilerleme ve diğer organlara yayılma özelliği olan bir kanser olduğu için tedavi şansı önemli ölçüde azalır.Bu sebeple Melanomda Erken tanı çok önemli ve hayat kurtarıcıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/cilt-hastaliklari/deri-kanseri-icin-alinacak-onlemler-ve-erken-tani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
