<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri &#187; Dr Ali</title>
	<atom:link href="http://www.saglikekibi.com/can/tag/dr-ali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikekibi.com/can</link>
	<description>Tüm Sağlık Sorunlarınız için Tek Adres. Diyet,  Hastalık Bilgileri Belirtileri Doktorları ve Tedavi Yöntemleri Laboratuvar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 21:30:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
<image>
<link>http://www.saglikekibi.com/can</link>
<url>http://www.saglikekibi.com/can/wp-content/plugins/maxblogpress-favicon/icons/favicon-41.ico</url>
<title>Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri</title>
</image>
		<item>
		<title>Rahim ağzı kanserini önemseyin</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/rahim-agzi-kanserini-onemseyin.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/rahim-agzi-kanserini-onemseyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 08:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Doğum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[Bini]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[Human Papilloma]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Dr]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=10170</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/rahim-agzi-kanserini-onemseyin.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/rahim-ağzı-kanseri.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="rahim ağzı kanseri" /></a>Rahim ağzı kanseriyle ilgili dünyada yılda en az 500 bin vaka tespiti yapılırken, bunların 280 bini aynı yıl içinde hayatını kaybediyor. Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Ayhan, gazetecilere yaptığı açıklamada, kadın üreme organlarını köken alan kanserlerin, rahim ağzı kanserleri, rahim içi kanserleri, yumurtalık kanserleri ve dış kısım kanserleri olmak üzere dört çeşit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9995618463521092";
/* 336x280, sadece yazı siyah yazı oluşturulma 05.01.2010 */
google_ad_slot = "8039136497";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p>Rahim ağzı kanseriyle ilgili dünyada yılda en az 500 bin vaka tespiti yapılırken, bunların 280 bini aynı yıl içinde hayatını kaybediyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/rahim-ağzı-kanseri.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-10171" title="rahim ağzı kanseri" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/rahim-ağzı-kanseri.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Ayhan, gazetecilere yaptığı açıklamada, kadın üreme organlarını köken alan kanserlerin, rahim ağzı kanserleri, rahim içi kanserleri, yumurtalık kanserleri ve dış kısım kanserleri olmak üzere dört çeşit olduğunu kaydetti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yapılan çalışmalarda bu kanserler içinde rahim ağzı kanserlerinin ilk sırada olduğunun tespit edildiğini belirten Ayhan, &#8221;Yumurtalık kanserleri ise dünyadaki gibi Türkiye&#8217;de de ikinci sırada. Gelişmiş ülkelerde ilk sırada olan rahim için kanserleri, Türkiye&#8217;de üçüncü sırada&#8221; dedi.</p>
<p>Rahim ağzı kanserlerinin gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin en temel sorunlarından birisi olduğunu vurgulayan Ayhan, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Rahim ağızı kanseriyle ilgili dünyada yılda en az 500 bin yeni vaka tespit ediliyor ve bunların da yaklaşık 280 bini aynı yıl ölüyor. Türkiye&#8217;de ise 2002 yılında bin 364 yeni vaka tespit edilirken, bunların yarısının öldüğünü belirlendi. 2008 yılında yapılan çalışmada ise bu oranın bin 500&#8242;ün üzerine çıktığını ama ölümlerin ise hemen hemen üçte bire indiğini görüyoruz. Yani ülkemizde bu yönde önemli bir çalışma var.&#8221;</p>
<p>&#8221;HASTALIĞIN ETKENLERİ İYİ TANINMALI&#8221;</p>
<p>Ayhan, rahim ağzı kanserini önlemek için hastalığa neden olan etkenlerin iyi tanınması gerektiğini belirterek, Human Papilloma Virüsü&#8217;nün (HPV) rahim ağızı kanseri ile direkt ilişkili olduğunun belirlendiğini söyledi.</p>
<p>Cinsellikle geçen bu virüse yardımcı olan unsurların başında ise sigaranın geldiğini belirten Ayhan şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Bunun yanında özellikle 16 yaş civarında cinsel ilişki de etkili. Çünkü bu yaş civarında rahim ağzı yeterince gelişemediği için dış etkenlere karşı duyarlı oluyor. Çoklu eşin de bu artışta payı var. Bu nedenle hastalıktan korunmak için sigaradan uzak durmalı, cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara karşı önlem alınmalı, tek eşlilik tercih edilmeli. Özellikle 30 yaşında sonra düzenli olarak tarama yaptırmalı.&#8221;</p>
<p>Ayhan, hastalıkla mücadelede erken tanının çok önemli olduğunu belirterek, erken tanı konulan hastaların hayatta kalma oranın oldukça yüksek olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aytekin Altıntaş da HPV virüsü bulaşmadan önlemin alınması gerektiğini belirterek, aşı olmanın hastalıkla mücadelede önemli bir yöntem olduğunu kaydetti.</p>
<p>Aşıların özellikle cinsel yaşama başlamadan yapılması gerektiğinin altını çizen Altıntaş, &#8221;Cinsel hayata başlansa bile bu aşı yaptırılabilir. Aşı koruma için etkili yöntemdir&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: center;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9995618463521092";
/* 468x15, siyah yazı oluşturulma 05.01.2010 */
google_ad_slot = "3200305515";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/rahim-agzi-kanserini-onemseyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel aktivite kalbi ne kadar zorluyor?</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/cinsel-aktivite-kalbi-ne-kadar-zorluyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/cinsel-aktivite-kalbi-ne-kadar-zorluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 07:49:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ankara üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atan]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Endokrinoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ideal]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Merdiven]]></category>
		<category><![CDATA[Olsa]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9890</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/cinsel-aktivite-kalbi-ne-kadar-zorluyor.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Cinsel-aktivite-kalbi-ne-kadar-zorluyor.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="Cinsel aktivite kalbi ne kadar zorluyor" /></a>Cinsel ilişkinin az da olsa kalp krizi riskini artırdığı belirlenirken, sağlıklı bir kişide cinsel aktivitenin orta dereceli bir egzersize eşdeğer olduğu ortaya çıktı. Bunun için uzmanlar, kalp hastalarının, ideal pozisyonda cinsel ilişkide bulunmasını, ilişki öncesi yeterince istirahat etmesini, seks öncesi yeterince ön sevişme yapmasını ve yemekten en az 1-3 saat sonra cinsel ilişkiye girmelerini öneriyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel ilişkinin az da olsa kalp krizi riskini artırdığı belirlenirken, sağlıklı bir kişide cinsel aktivitenin orta dereceli bir egzersize eşdeğer olduğu ortaya çıktı. Bunun için uzmanlar, kalp hastalarının, ideal pozisyonda cinsel ilişkide bulunmasını, ilişki öncesi yeterince istirahat etmesini, seks öncesi yeterince ön sevişme yapmasını ve yemekten en az 1-3 saat sonra cinsel ilişkiye girmelerini öneriyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Cinsel-aktivite-kalbi-ne-kadar-zorluyor.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9891" title="Cinsel aktivite kalbi ne kadar zorluyor" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/Cinsel-aktivite-kalbi-ne-kadar-zorluyor.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği&#8217;nden Doç. Dr. Ali Atan ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği&#8217;nden Dr. Tuncay Delibaşı, &#8220;Cinsel aktivite kalbi ne kadar zorluyor?&#8221; konulu bir araştırma yaptı.</p>
<p>Modern yaşamda stres ve beslenme alışkanlıklarının kalp hastalığı riskini arttırdığını ve kalp hastalığı yaşının azaldığını vurgulayan araştırmada, kalp krizi sonrasında hem hastalar hem de partnerlerinin cinsel aktivitede dahil olmak üzere tamamen normal yaşamlarına geri dönmeleri konusunda oldukça endişeli ve çekimser kaldıklarının altı çizildi.</p>
<p>Pek çok çiftin hatalı olarak cinsel aktiviteyi riskli ve tehlikeli bulduklarını ifade eden araştırmada, kalp hastalarının temel korkularının cinsel yetersizlik veya cinsel aktiviteye bağlı kardiyovasküler hastalığın tetiklenmesi olduğu kaydedildi.</p>
<p>Araştırmada, bu durumun gerginlik oluşturduğunu, kişiyi cinsel aktiviteden uzaklaştırdığını, özellikle hastalarda depresyona ve öz güven kaybına neden olduğu gibi çiftler arası ilişkileri ciddi derece bozduğu belirtildi.</p>
<p>Cinsel aktivite esnasında kalp hızında, kan basıncında ve oksijen tüketiminde bazı değişiklikler meydana geldiğini belirten araştırmada şu tespitlere yer verildi: &#8220;Genelde sağlıklı bir kişide cinsel aktivite hafif-orta dereceli bir egzersize eşdeğerdir. Bir süre öncesine kadar 2 katlı bir merdiven çıkan kişinin rahatça cinsel aktivitede bulunabileceği kabul edilirdi. Ancak merdiven çıkma ile cinsel aktivite birebir aynı değildir. Cinsel aktivite esnasında emosyonel faktörlerde söz konusudur ve dolayısı ile harcanan enerji miktarı daha fazla olabilir. Sağlıklı bir kişide maksimum egzersiz kapasitesi 15.5 MET&#8217;dir. Cinsel aktivitenin preorgazmik fazında 2-3 MET, orgazmik fazında ise 3-4 MET&#8217;lik bir harcama olmaktadır. Genç çiftlerde bu harcama 5-6 MET e kadar artabilir.</p>
<p>Cinsel ilişki esnasında kardiak nabız (KN) 120-130/dk, arteriyal kan basıncı (TA) 150-180 mmHg arasında bulunmuştur. Standart bir cinsel ilişkide bu piklerin ortalama 3-5 dakika sürdüğü ve MET değeri 5-6 olduğu bildirilmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre cinsel ilişkiye bağlı TA ve KN egzersizin herhangi bir formunda olduğu gibi arttığı, düzenli egzersiz yapan kişilerde MI riskinin azaldığı belirtilmiştir. Laboratuar ortamında cinsel aktiviteye bağlı meydana gelen hemodinamik ve metabolik cevaplar 10 sağlıklı erkekte araştırılmıştır. Bu amaçla kalp hızı ve oksijen tüketimi, self stimülasyon, partner stimülasyonu, kadın üstte iken cinsel ilişki ve erkek üstte iken cinsel ilişki sonrasında değerlendirildi.</p>
<p>Self veya partner stimülasyonu ile pik kalp hızı artışı 102 /dk, orgazm durumunda pik kalp hızı artışı erkeğin üstte olduğu koitus (cinsel birleşme) esnasında 127 /dk, kadının üstte olduğu koitus esnasında 110/dk bulundu. Koital aktiviteler, yürüme bandı esnasındaki egzersiz testiyle karşılaştırıldığında oksijen tüketimi non-coital cinsel aktiviteler için yüzde 11-12, erkeğin üstte olduğu koitus esnasında yüzde 22, kadının üstte olduğu koitus esnasında yüzde 16 artmıştır. Erkeğin üstte olduğu koitusta 3.3 MET, kadının üstte olduğu koitusta 2.5 MET, non-koital cinsel aktiviteler için 1.7 MET harcama saptanmıştır.</p>
<p>Sonuç olarak, kalp hızı artışı ve oksijen tüketimi non-koital aktiviteler ile kadının üstte olduğu koitus esnasında benzerdir, ancak erkeğin üstte olduğu koitus esnasında daha fazladır. Sağlıklı, 50 yaşındaki bir erkekte yıllık MI riski yüzde 1&#8242;dir. Haftada bir yapılan cinsel ilişki ile bu risk sadece yüzde 1.01&#8242; e artar. Kalp hastalığı olan ve MI için yüksek riskli kişilerde MI görülme oranı yüzde 10&#8242;dur ve cinsel ilişki ile bu oran yüzde 10.1&#8242; e çıkar. Bu riskin geçerli olduğu süre cinsel ilişki sonrası 2 saattir. Bu sürenin bitiminde risk ortadan kalkar. Sonuç olarak risk geçici bir sürede vardır ve düzenli egzersiz ile bu geçici risk daha da azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir.&#8221;</p>
<p>Araştırmada, kalp krizi geçiren bin 700 hasta üzerinde yapılan araştırmada, hastaların yüzde 60&#8242;ının bilinen bir maruziyeti olmadığı, yüzde19&#8242;u uyurken, yüzde 11.6&#8242;sı psikolojik strese maruz kaldığı dönemde, yüzde 4.9&#8242;u ağır egzersiz yaparken, yüzde 2.4 kızgınken ve sadece yüzde1.5&#8242;u ise cinsel ilişki sırasında kalp krizi geçirdiği belirlendi.</p>
<p>Cinsel aktivite esnasında kalp krizinin nasıl meydana geldiğinin tam olarak bilinmediğinin altı çizildiği araştırmada, en çok kabul gören şu teori ortaya atıldı: &#8220;Öncelikle hemodinamik stres artışı olur. Buna bağlı kan basıncı, kalp hızı ve sonuçta da miyokardın oksijen tüketimi artar ve vazokonstrüksiyon olur. Takiben trombositlerin agregasyonu da artar ve koroner arterlerde bulunan aterom plaklarında rüptür ve kopma meydana gelir. Bu teoriye dayanarak, kalp hızını ve kan basıncını azaltan ve trombosit agregasyonunu inhibe eden ilaçlar MI&#8217;a bağlı oluşan riski azaltacaklardır. Ayrıca kalp hastalığı sonrası cinsel rehabilitasyon da çok önemlidir. Bu amaçla, hasta ve partneri rahatlatılmalı, cinsel yaşamın yeniden kurulması yavaş yavaş olmalı ve performans anksiyetesi önlenmelidir. Ayrıca iyi istirahat, ön sevişme ve yemekten en az 1-3 saat sonra cinsel ilişkide bulunma da riski azaltmada faydalıdır.</p>
<p>Sonuç olarak; standart partner, alışık ortam ve düzenli periyotlarla yapılan cinsel ilişki hafif-orta dereceli bir kalp sorunu oluşturur.</p>
<p>Bu yük ciddi bir risk oluşturmaz ve orta dereceli bir egzersize karşılık gelir. Cinsel ilişkiye bağlı MI riskini azaltmak için düzenli egzersiz ile egzersiz kapasitesini arttırmak çok önemlidir. Hareketsiz yaşam, evlilik dışı ilişkiler, koitus (cinsel birleşme) pozisyonu MI riskini arttırır. Uzun süreli fiziksel ve cinsel olarak aktif olmayan kişilerde cinsel aktivitenin yeniden başlatılmasından önce dikkatli bir medikal değerlendirme ve takip yapılmalıdır. Koroner anjioplasti veya bypass cerrahisi sonrası nitrat almayan, yeterli egzersiz kapasitesine sahip, asemptomatik erkekler sildenafil kullanabilirler ve cinsel ilişki yasağı yoktur. Seks esnasında ağrı olursa seks sonlandırılmalı ve hasta hemen hekime başvurmalıdır. Bilinen koroner hastalığı veya MI öyküsü olan kişilerde yeni MI geçirme riski, düzenli egzersiz, antikoagulan ve B bloker kullanımı ile azaltılabilir. Ayrıca alkol ve sigaranın kesilmesi ve obesitenin tedavisi de fayda sağlar. Bu hastalar hala endişeli iseler bunu gidermek için egzersiz testi yapılarak ikna edilebilirler.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/cinsel-hastaliklar/cinsel-aktivite-kalbi-ne-kadar-zorluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamam ve saunayı seven erkeklerde ‘varikosel’ riski</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/hamam-ve-saunayi-seven-erkeklerde-%e2%80%98varikosel%e2%80%99-riski.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/hamam-ve-saunayi-seven-erkeklerde-%e2%80%98varikosel%e2%80%99-riski.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 08:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıkta Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Doppler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[olma]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[Tek]]></category>
		<category><![CDATA[Varikosel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9319</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/hamam-ve-saunayi-seven-erkeklerde-%e2%80%98varikosel%e2%80%99-riski.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518543_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="518543_detay" /></a>Erkek kısırlığının başlıca nedenlerinden olan ‘varikosel’in sağlıksız sperm üretimine neden olduğunu söyleyen Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Nejat Eğilmez, “Testislerin aşırı sıcağa maruz kalması, çok sıcak suyla banyo yapmak, sık hamam veya saunaya gitmek varikosel riskini artırır” diyor. Erkek kısırlığının en önemli nedenlerinden biri olan varikosel, testisten çıkan toplardamarların, bacaklardaki varislere benzer şekilde genişlemesine deniyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkek kısırlığının başlıca nedenlerinden olan ‘varikosel’in sağlıksız sperm üretimine neden olduğunu söyleyen Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Nejat Eğilmez, “Testislerin aşırı sıcağa maruz kalması, çok sıcak suyla banyo yapmak, sık hamam veya saunaya gitmek varikosel riskini artırır” diyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518543_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9320" title="518543_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/518543_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Erkek kısırlığının en önemli nedenlerinden biri olan varikosel, testisten çıkan toplardamarların, bacaklardaki varislere benzer şekilde genişlemesine deniyor. Bunun sonucunda, spermlerin sayı ve hareket kabiliyeti azalıyor, şekil bozuklukları görülüyor ve sağlıksız sperm üretimi ortaya çıkıyor. Varikosel genellikle ergenlik sonrası görülüyor. Uzun süre ayakta durmak, ağır kaldırmak, testislerin aşırı  sıcağa maruz kalması, çok sıcak suyla banyo yapmak, sık hamam ve saunaya girmek varikosel riskini artırıyor.</p>
<p>PEK BELİRTİ VERMİYOR</p>
<p>Bu rahatsızlığın çoğunlukla belirti vermediğini söyleyen Doç. Dr. Ali Nejat Eğilmez, hastanın çoğu kez tesadüfen testisin üst kısmında bulunan genişlemiş damarları hissederek doktora gittiğini söylüyor. Varikosel nadiren de olsa testislerde ağrı duyulmasıyla belirti veriyor. Ağrı uzun süre ayakta durulması sonucu artıyor, dinlenince geçiyor. Varikoselin uzun süre devam etmesi sonucu testiste yumuşama veya küçülme görülebiliyor. Ayakta duran erkek hastada varikosel tanısı doktor tarafından elle muayene edilerek konuyor. Ayrıca “Skrotal Doppler Ultrasonografi” adı verilen teknik, varikoselin tek taraflı mı yoksa çift taraflı mı olduğunu ve derecesini göstermesi açısından önemli bulunuyor.</p>
<p>TEDAVİSİ AMELİYAT</p>
<p>Eğilmez, varikoselin tek tedavisinin ameliyat olduğunu söylüyor. Ameliyat mikrocerrahi uygulamayla mikroskop veya büyüteçli gözlükler kullanılarak gerçekleştiriliyor. Sabah operasyona giren hasta aynı günün akşamı taburcu ediliyor.</p>
<p>ÇOCUK OLMA ŞANSI YÜZDE 50</p>
<p>Ameliyat sonrası en az üç gün yatak istirahatı öneriliyor. Hasta üç hafta içinde tamamen iyileşerek günlük yaşamına geri dönüyor. Varikosel sonrası, ameliyat öncesinde yüzde 5-10 olan çocuk sahibi olma şansı yüzde 50’ye çıkıyor. Varikoselin sperm üretimi üzerine olan olumsuz etkisi ortadan kalktığı için ilaç tedavisi ve tüp bebek uygulamalarının başarı şansı artıyor. Bu nedenle çocuk sahibi olamayan çiftlerde erkekte varikosel saptanması durumunda önce ameliyat yapılması gerekiyor.</p>
<p>Bir yıl çocuk olmazsa uzmana</p>
<p>Korunmadığı halde en az bir yıl gebe kalamayan çiftlerde erkekte anormal spermiogram ile birlikte varikosel saptanırsa önce varikoselin tedavi edilmesi gerekiyor. Doç. Dr. Ali Nejat Eğilmez, bu durumda ilaç tedavisi ve tüp bebek gibi yöntemlerin genellikle etkisiz olduğunu söylüyor ve “Bu şekilde çocuk sahibi olunsa bile varikoselin etkisi gittikçe artacağı için başka çocuk istenmesi durumunda şans azalıyor” diyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/hamam-ve-saunayi-seven-erkeklerde-%e2%80%98varikosel%e2%80%99-riski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendi kanınızla estetik yapın</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/estetik/kendi-kaninizla-estetik-yapin.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/estetik/kendi-kaninizla-estetik-yapin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 08:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kerim Diler]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Doku]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Emrinde]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Plazma]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[Prp]]></category>
		<category><![CDATA[Steril]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=9035</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/estetik/kendi-kaninizla-estetik-yapin.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/kendi-kaninizla-yillari-geriye-sarin-655369-300x211.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="kendi-kaninizla-yillari-geriye-sarin--655369" /></a>Estetik denilince akla artık sadece ‘ameliyat’ gelmiyor. İşte diğer yöntemler&#8230; İleri teknolojinin kullanıldığı yöntemler de daha güzel görünmek ya da hastalıkların olumsuz izlerini vücudun-dan silmek isteyenlerin emrinde. Bunlardan biri de ‘PRP’. Bu yöntemde hastanın kendi kanı ayrıştırılarak elde edilen trombositler sorunlu bölgelere enjekte ediliyor ‘Platelet Rich Plazma’, bilinen adıyla ‘PRP tedavisi’yle kırışıklıklarda, sivilce izlerinde, güneş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Estetik denilince akla artık sadece ‘ameliyat’ gelmiyor. İşte diğer yöntemler&#8230;</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/kendi-kaninizla-yillari-geriye-sarin-655369.jpeg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9036" title="kendi-kaninizla-yillari-geriye-sarin--655369" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/kendi-kaninizla-yillari-geriye-sarin-655369-300x211.jpg" alt="" width="300" height="211" /></a></p>
<p>İleri teknolojinin kullanıldığı yöntemler de daha güzel görünmek ya da hastalıkların olumsuz izlerini vücudun-dan silmek isteyenlerin emrinde. Bunlardan biri de ‘PRP’. Bu yöntemde hastanın kendi kanı ayrıştırılarak elde edilen trombositler sorunlu bölgelere enjekte ediliyor</p>
<p>‘Platelet Rich Plazma’, bilinen adıyla ‘PRP tedavisi’yle kırışıklıklarda, sivilce izlerinde, güneş lekelerinde ve saç dökülmesini durdurmada yüz güldürücü sonuçlar alınıyor. Medikal Estetik Derneği Başkanı Dr. Ali Kerim Diler, konuyla ilgili soruları yanıtladı.</p>
<p>PRP nedir?</p>
<p>PRP, ‘Trombositten zengin plazma’ anlamına geliyor. Trombositler, doku iyileşmesinde ve kanın pıhtılaşmasında önemli rolü bulunan kan hücreleridir. Önemli protein ürünleri ve bağ dokusu faktörleri içerir. Yaralanmış bir bölgeye enjekte edildiğinde, hızla iyileşme sürecini başlatarak doku yenilenmesini uyardıkları görülmüştür. Bu tedavi sayesinde cilt lekelerinin hafifletilmesi, sivilcelerle izlerinin giderilmesi, cildin daha gergin, canlı ve parlak görünmesi sağlanabiliyor.</p>
<p>Nasıl uygulanıyor?</p>
<p>Hastanın kendi kanı steril bir ortamda alınıyor. Özel bir santrifüj cihazında yüksek hızda ve belli sürelerde döndürülüyor. Santrifüj edilen kan, bazı ayraçlar sayesinde ayrıştırılıyor. Kanın alyuvarlar ve akyuvarlar gibi şekilli elemanları dibe çökerken, trombositten zengin bölümü ayrıştırılıyor. Trombositten zengin bu plazma özel bir işlemle alınıyor ve tedavi edilecek bölgeye mikroenjeksiyonlar yoluyla enjekte ediliyor. İşlem yaklaşık 30 dakika sürüyor ve hasta evine gidiyor.</p>
<p>Hangi bölgelere uygulanıyor?</p>
<p>Sorunlu olan herhangi bir bölgeye uygulanabiliyor. Genel olarak yüze, boyuna, dekolteye, el ve ayak üstü gibi alanlara uygulanıyor. Kullanılan ayraçlara bağlı olarak, ‘plasmagel’ adını verdiğimiz yoğun kıvamlı, dolgu maddesi gibi kullanılabilecek bir yapı da elde edilebiliyor.</p>
<p>İlk etkiler ne zaman ortaya çıkıyor?</p>
<p>Uygulamadan yaklaşık üç &#8211; dört hafta sonra ilk etkileri fark edilmeye başlanıyor.</p>
<p>PRP’nin yan etkileri var mı?</p>
<p>Enjekte edilen karışım, hastanın kendi kanıyla hazırlandığı için alerji riski yok. Sadece işlem sırasında kızarıklık meydana gelebiliyor ve bu da birkaç saat sonra tamamen geçiyor.</p>
<p>Tedavi ne kadar zamanda tamamlanıyor?</p>
<p>Kişinin ihtiyacına göre ayda bir kez olmak üzere üç &#8211; dört oturumda tamamlanıyor. Altı ile 12 ay sonra tekrarlanması gerekiyor.</p>
<p>Bu tedavide nelere dikkat edilmeli?</p>
<p>Bu tedavide kullanılan uygulama kitleri farklılık taşır. Bunların hastanın önünde açılıp hazırlanması önemlidir. Hastadan kan alıp, santrifüjden geçirmek ve enjekte etmek PRP tedavisi değildir. PRP’nin en önemli katkısı, enjekte edildiği bölgede kanlanmayı artırması ve yara iyileşmesi süreçlerini uyarmasıdır. Bu sayede spor hekimliğinde, yumuşak doku yaralanmalarında, kas kopmalarında ya da ortopedi ve travmatolojideki kırıklarda, hasarın beklenen doğal süreçlerden daha erken giderilme şansı bulunuyor. Yakın gelecekte bu süreçlerin bugün düşünemeyeceğimiz kadar erken olabilmesi söz konusu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/estetik/kendi-kaninizla-estetik-yapin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kavak ağaçları polen konusunda suçsuz</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kavak-agaclari-polen-konusunda-sucsuz.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kavak-agaclari-polen-konusunda-sucsuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 14:01:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıkta Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[' dedi.]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[Baki]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Kilometre]]></category>
		<category><![CDATA[Nadir]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Dr]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik üNiversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=8251</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kavak-agaclari-polen-konusunda-sucsuz.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/511192_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="511192_detay" /></a>Uzmanlar, kavak ağaçlarının polenlerinin alerjiye neden olduğu düşünülerek genellikle kesildiklerini, ancak yapılan araştırmalarda kavak ağacı poleni alerjisine çok nadir rastlandığını belirtiyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Baki, alerjik hastalıkların bahar mevsiminde sık görüldüğünü, bu tür sorun yaşayanların şikayetlerinde de artış yaşandığını söyledi. Polenlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, kavak ağaçlarının polenlerinin alerjiye neden olduğu düşünülerek genellikle kesildiklerini, ancak yapılan araştırmalarda kavak ağacı poleni alerjisine çok nadir rastlandığını belirtiyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/511192_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-8252" title="511192_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/511192_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Baki, alerjik hastalıkların bahar mevsiminde sık görüldüğünü, bu tür sorun yaşayanların şikayetlerinde de artış yaşandığını söyledi.</p>
<p>Polenlerin neden olduğu alerjilerin nezle, burun akıntısı, tıkanıklık, hapşırık, göz kızarması, kaşıntı gibi şikayetlerle kendini belli ettiğini belirten Prof. Dr. Baki, &#8221;Polenler sadece ağaçların, çiçeklerin olduğu yerde bulunmazlar. Polenler havada bulutlar halinde rüzgarın da etkisiyle yüzlerce kilometre öteye taşınabilirler. Kişi &#8216;ben ağaçlı bölgede yaşamıyorum&#8217; diyebilir, ancak polenler sadece ağaçlı alanlarda bulunmaz&#8221; dedi.</p>
<p>Astım, nefes darlığı gibi şikayetleri bulunanlarla alerjik hastalıkları olanların bahar mevsiminde daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Baki, &#8221;Hastalar bu mevsimde ilaçlarını düzenli kullanmalılar. Özellikle evde kaldıkları sürede camlar çok açık tutulmamalı&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Polen yaydıkları gerekçesiyle çiçeklerin evden çıkarıldığına dikkati çeken Baki, &#8221;Evlerde yetiştirilen çiçeklerde hemen hemen hiç polen yoktur&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kavak ağacı poleninin alerjiye neden olduğu düşünülerek kesildiğini belirten Baki, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Yapılan araştırma ve testlerde, kavak ağacına alerjinin çok nadir olduğu görülüyor. Polen alerjisi konusunda kavak ağaçları suçlanmamalı. Esas kızılağaç ve fındık ağacı poleni çok alerjiktir. Huş ağacı poleni de alerji konusunda etkilidir. Bunlarla karşılaştırıldığında kavak ağaçlarının bir suçunun olmadığı tespit edilmiştir.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Ali Baki, ev tozu akarlarının da alerjilere neden olabileceğini, bu nedenle evlerdeki halıların kaldırılması, yünlü kıyafetlerin kullanılmaması ve ortamın en azından haftada bir kez detaylı şekilde nemli bezle temizlenmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/kavak-agaclari-polen-konusunda-sucsuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek kanseri sessizce ilerliyor!</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/bobrek-kanseri-sessizce-ilerliyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/bobrek-kanseri-sessizce-ilerliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 08:27:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıkta Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Ele Gelen Kitle]]></category>
		<category><![CDATA[Filtre]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[Halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Merak]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Verdi]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Yan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=8188</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/bobrek-kanseri-sessizce-ilerliyor.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/2dc7f350cc0f96f6e6ad3fe1fdfc2c60-1.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="2dc7f350cc0f96f6e6ad3fe1fdfc2c60 (1)" /></a>Özel BSK Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Op.Dr. Ali Cenker böbrek kanserinin, erken dönemde hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlediğine dikkat çekerek; doktora başvurmak için hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasının beklenmemesi, düzenli aralıklarla doktor kontrolünden geçilmesi gerektiğini söyledi. Böbreklerden kaynaklanan birçok kanser tipi bulunduğunu ancak erişkinlerde en çok böbrek hücreli kanserin görüldüğünü ifade eden Op.Dr. Ali Cenker; bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel BSK Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Op.Dr. Ali Cenker böbrek kanserinin, erken dönemde hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlediğine dikkat çekerek; doktora başvurmak için hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasının beklenmemesi, düzenli aralıklarla doktor kontrolünden geçilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/2dc7f350cc0f96f6e6ad3fe1fdfc2c60-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-8189" title="2dc7f350cc0f96f6e6ad3fe1fdfc2c60 (1)" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/2dc7f350cc0f96f6e6ad3fe1fdfc2c60-1.jpg" alt="" width="266" height="199" /></a></p>
<p>Böbreklerden kaynaklanan birçok kanser tipi bulunduğunu ancak erişkinlerde en çok böbrek hücreli kanserin görüldüğünü ifade eden Op.Dr. Ali Cenker; bu kanser tipinin böbreğin, kanı filtre eden ve idrarı oluşturan dokularından kaynaklandığını belirterek, hastalıkla ilgili merak edilen tüm sorulara yanıt verdi&#8230;</p>
<p>Belirtileri neler?</p>
<p>Böbrek kanserleri, genellikle hastalığın erken dönemlerinde herhangi bir belirti veya şikayet oluşturmaz. Böbrek kanserinin ilerlemesi ile birlikte bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar;</p>
<p>-İdrarda kan varlığı, gözle görülebilen kanama veya sadece idrar tahlilinde görülebilen mikroskobik kanama  şeklinde olabilir.</p>
<p>-Böbrek bölgesinde muayenede ele gelen kitle</p>
<p>-İştahsızlık</p>
<p>-Kilo kaybı</p>
<p>-Tekrarlayan ateş</p>
<p>-Devamlı olabilen yan ağrısı</p>
<p>-Genel halsizlik ve kendini kötü hissetme</p>
<p>-Tansiyon yükselmesi, kan değerlerinde normalin altına inme de (kansızlık) böbrek kanserlerinde görülebilir.</p>
<p>-Yukarıda bahsedilen belirtiler böbrek kanseri dışındaki hastalıklarda da gözlenebilir. Bu belirtileri olan kişiler doğru teşhis ve tedavi için en kısa zamanda bir üroloji uzmanına başvurmalıdır.</p>
<p>-Ancak unutulmamalıdır ki erken dönem böbrek kanserlerinde hiçbir belirti olmayabilir. Bu nedenle doktora başvurmak için yukarıda bahsi geçen belirtilerin ortaya çıkması beklenmemelidir. Zira erken dönemde teşhis edilen böbrek kanserlerinin tedavi başarısı ve buna paralel olarak da tedavi sonrası yaşam süresi çok daha yüz güldürücü olmaktadır.</p>
<p>Kimler risk altında?</p>
<p>Böbrek kanseri, sigara içen kişilerde 5 kat daha fazla görülüyor.</p>
<p>Erken tanı için ne yapmalı?</p>
<p>Erken dönemde hiçbir belirti vermeden sinsice gerçekleşebiliyor. Bu nedenle düzenli aralıklarla doktor kontrolünden geçilmeli.</p>
<p>Tanı nasıl konuluyor ?</p>
<p>Doktorunuz ile görüşmenizde genel sağlık durumunuz hakkında sorular sorulacak ve takiben fiziki inceleme yapılacaktır. Ardından, genel sağlık durumunuzu değerlendirmek amacıyla sizden kan ve idrar örnekleri alınacaktır. Böbrek ve çevre organların değerlendirilmesi amacıyla da çeşitli radyolojik tetkiklerden faydalanılmaktadır. Bunlar arasında ultrasonografi, IVP, bilgisayarlı tomografi, MRI gibi tetkikler yer almaktadır. Ancak bir kez böbrek kanseri ön tanısı konulduktan sonra hastalığın yayılım derecesini anlamak amacıyla doktorunuz ek tetkikler isteyebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/bobrek-kanseri-sessizce-ilerliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Da Vinci&#8217; robotu sağlığın hizmetinde</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/da-vinci-robotu-sagligin-hizmetinde.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/da-vinci-robotu-sagligin-hizmetinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 14:19:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abd]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[Dile]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Etti]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Dr]]></category>
		<category><![CDATA[Robot]]></category>
		<category><![CDATA[Robotik]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=8102</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/da-vinci-robotu-sagligin-hizmetinde.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509981_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="509981_detay" /></a>Tıp dünyasında ileri teknoloji ürünü olarak bilinen, yoğun olarak ABD&#8217;de olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yaygın şekilde kullanılan &#8221;Da Vinci&#8221; adlı cerrahi robotlardan 7&#8242;si de Türkiye&#8217;de hastalara hizmet veriyor. Üroloji Bölümü Şefi Prof. Dr. Ali Rıza Kural, robotik cerrahi hakkında &#8221;Da Vinci&#8221; robotuyla yapılan ameliyatların tıp alanında önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Sistemin hasta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dünyasında ileri teknoloji ürünü olarak bilinen, yoğun olarak ABD&#8217;de olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yaygın şekilde kullanılan &#8221;Da Vinci&#8221; adlı cerrahi robotlardan 7&#8242;si de Türkiye&#8217;de hastalara hizmet veriyor.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509981_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-8103" title="509981_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509981_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Üroloji Bölümü Şefi Prof. Dr. Ali Rıza Kural, robotik cerrahi hakkında &#8221;Da Vinci&#8221; robotuyla yapılan ameliyatların tıp alanında önemli bir gelişme olduğunu belirtti.</p>
<p>Sistemin hasta yönünden yararlarının tartışılmaz olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kural, bu teknolojiyi kullanarak yapılan ameliyatlarda hastaların, açık yapılan ameliyatlara göre normal yaşamına daha erken döndüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Kural, robotun laparoskopiyle (karnın içinin gözlemlenmesi) yapılabilen bütün ameliyatlarda kullanılabildiğini anlatarak, özellikle ürolojide en çok prostat kanserinde uygulandığını kaydetti.</p>
<p>TÜRKİYE&#8217;DE 7 TANE ROBOT VAR</p>
<p>Sistemin dünyada çok hızlı yaygınlaştığını söyleyen Prof. Dr. Kural, dünyadaki 1400 robotun yaklaşık bininin ABD&#8217;de kullanıldığını belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Kural, &#8221;Türkiye&#8217;de 7 robot var. 2&#8242;si özel olmak üzere 4 hastane de sistemi ülkemize getirmek için çalışıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Son geliştirilen robotta bulunan 4 kolun hastanın karın bölgesinden vücuduna girerek hastalıklı bölgeyi bulduğunu söyleyen Prof. Dr. Kural, kolların ucundaki kameraların, yüksek çözünürlükte görüntüleri, konsola üç boyutlu naklettiğini ve bu şekilde sistemin konsoldaki kişi tarafından çalıştırıldığını aktardı.</p>
<p>Prof. Dr. Kural, robotla yapılan ameliyatlarda yara izi olmamasının açık ameliyata göre en büyük avantajı olduğunu, bu sayede aynı zamanda komplikasyonların da az yaşandığını ifade etti. Özellikle prostat ameliyatlarında hastaların en büyük korkusunun idrar kaçırma olduğuna dikkati çeken Kural, ancak robotik cerrahide bu konuda sonuçların daha ümit verici gözüktüğünü, ayrıca hastaların cinsel aktivitelerinde geri dönüşümün daha olumlu olduğunu kaydetti.</p>
<p>Bir robotun maliyetinin 2,5 milyon dolar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kural, ameliyatın her hastanede maliyetinin farklı olabileceğini, burada en önemli noktanın her hastada bir defa kullanılan enstrümanların bulunmasının, ameliyata 4 bin dolar gibi ek maliyet getirdiğini belirtti. Prof. Dr. Kural, bir ameliyatın yaklaşık 20 bin dolara mal olduğunu bildirdi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/da-vinci-robotu-sagligin-hizmetinde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte ilaç kullanımına dikkat</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/gebelikte-ilac-kullanimina-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/gebelikte-ilac-kullanimina-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 09:45:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Doğum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Aa]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kbb]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=7927</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/gebelikte-ilac-kullanimina-dikkat.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509008_detay.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="509008_detay" /></a>Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçlar, gebelikte geçirilen enfeksiyonlar, doğumda sorun yaşanması, bebeğin yoğun bakımda yatması, bebekte özür bulunması işitme kaybı açısından önemli risk faktörü. Uzmanlar, çocukluk döneminde menenjit, sarılık, yüksek ateşli hastalık ya da havale geçirilmesinin, iç kulağa zararlı ilaç kullanımının ve aile öyküsü bulunmasının ileri dönemde işitme engelinin gelişmesi açısından risk doğurduğunu belirterek, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçlar, gebelikte geçirilen enfeksiyonlar, doğumda sorun yaşanması, bebeğin yoğun bakımda yatması, bebekte özür bulunması işitme kaybı açısından önemli risk faktörü.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509008_detay.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-7928" title="509008_detay" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509008_detay.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a></p>
<p>Uzmanlar, çocukluk döneminde menenjit, sarılık, yüksek ateşli hastalık ya da havale geçirilmesinin, iç kulağa zararlı ilaç kullanımının ve aile öyküsü bulunmasının ileri dönemde işitme engelinin gelişmesi açısından risk doğurduğunu belirterek, bu tür çocukların, 6 yaşına kadar belirli aralıklarla hekim kontrolünden geçmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz (KBB) Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Ali Özdek, Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 1 milyon 300 bin bebek dünyaya geldiğini, doğan her bin bebekten 3&#8242;ünün işitme engelli olduğunu söyledi.</p>
<p>Erken teşhisle bebeklerin yüzde 90&#8242;ından fazlasının tedavi edilebildiğini vurgulayan Özdek, ailelerin bebeklerine mutlaka işitme taraması yaptırtması gerektiği uyarısında bulundu.</p>
<p>Özdek, işitme taramalarının, üniversite ve devlet hastanelerinde ücretsiz olarak yapıldığını hatırlatarak, işitme kaybının genellikle genetik kaynaklı olduğunu belirtti. Anne adayının gebelik döneminde kullandığı ilaçların da bebekte işitme kaybına neden olabildiğine dikkati çeken Özdek, &#8221;Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçlar, gebelikte geçirilen enfeksiyonlar, doğum sırasında yaşanabilen sorunlar, bebeğin doğum sonrası yoğun bakımda yatması, bebekte özür bulunması da işitme kaybı açısından önemli risk faktörleridir&#8221; dedi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/gebelikte-ilac-kullanimina-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdrar yolu hakkında bilmek istedikleriniz!</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/bobrek-ve-idrar-yolu-hastaliklari/idrar-yolu-hakkinda-bilmek-istedikleriniz.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/bobrek-ve-idrar-yolu-hastaliklari/idrar-yolu-hakkinda-bilmek-istedikleriniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 12:06:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrek ve İdrar Yolları]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[A7a]]></category>
		<category><![CDATA[Bsk]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hastal]]></category>
		<category><![CDATA[Kat]]></category>
		<category><![CDATA[ki]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[Merak]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[Verdi]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/?p=7516</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/bobrek-ve-idrar-yolu-hastaliklari/idrar-yolu-hakkinda-bilmek-istedikleriniz.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509272.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="50927" /></a>Özel BSK Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Ali CENKER, böbrek ve idrar yolu taşlarının oluşma nedenleri ve Kapalı ameliyatlarıyla ilgili merak edilen tüm sorulara yanıt verdi. Özel BSK Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Ali CENKER, böbrek ve idrar yolu taşlarının oluşma nedenleri ve Kapalı ameliyatlarıyla ilgili merak edilen tüm sorulara yanıt verdi. İdrar yolu taşları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel BSK Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Ali CENKER, böbrek ve idrar yolu taşlarının oluşma nedenleri ve Kapalı ameliyatlarıyla ilgili merak edilen tüm sorulara yanıt verdi.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509272.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-7517" title="50927" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/509272.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a></p>
<p>Özel BSK Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Ali CENKER, böbrek ve idrar yolu taşlarının oluşma nedenleri ve Kapalı ameliyatlarıyla ilgili merak edilen tüm sorulara yanıt verdi.</p>
<p>İdrar yolu taşları nedir?</p>
<p>İdrar yolu taşları, idrarda çözülemeyen ve atılamayan minerallerin veya maddelerin zamanla kristalleşmesi ve birikmesidir.</p>
<p>İdrar yolu taşları kimlerde oluşur?</p>
<p>İdrar yolu taşları her insanda oluşabilir. Her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, sıklıkla 20-50 yaşları arasında izlenir. Erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla görülür.</p>
<p>İdrar yolu taşı oluşmasının nedenleri nelerdir?</p>
<p>Taş oluşumunda rol oynayan pek çok faktör olmasına karşın kesin neden tam olarak bilinmemektedir. Bir veya birden fazla faktörün taş oluşumunda rol oynadığı saptanmıştır. Genetik yatkınlık, taş oluşumundaki en önemli risk faktörlerinden biridir. Taş hastalığı olan hastaların ailelerinde yüzde 10-40 arasında değişen oranlarda taş hastalığı hikâyesi vardır. Coğrafi faktörler de taş oluşumunda etkindir. Taş hastalığı sıcak bölgelerde yaşayanlarda daha sık görülmektedir. Beslenme, taş oluşumundaki en önemli faktörlerden biridir. Protein ve karbonhidrattan zengin, lifli gıdalardan fakir diyet, taş hastalığı riskini artırmaktadır. Alınan su miktarı arttıkça, kişinin taş hastalığıyla karşılaşma riski de azalmaktadır. Tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonları, çeşitli böbrek hastalıkları, bazı ilaçlar, geçirilmiş barsak ameliyatları, gut hastalığı, hiperparatiroidizm gibi metabolik hastalıklar da taş oluşumunda rol oynamaktadır.</p>
<p>İdrar yolu taşı olan hastaların ne gibi şikâyetleri olur?</p>
<p>İdrar yolu taşları hiçbir bulgu vermeden gelişebileceği gibi bazen ciddi bulgular da verebilmektedirler. İdrar yolu taşı olan hastanın en sık rastlanılan yakınması genellikle tek taraflı olan, böğüre ve kasığa vuran ağrıdır. Klinik olarak hastalarda ikinci sıklıkta görülen bulgu idrarda kan görülmesidir. İdrarda kan bazen gözle görülebilecek kadar çok olurken, bazen de sadece mikroskobik incelemede görülür. Nadir vakalarda idrarda hiç kan izlenmez. Taş hastalarında, tıkanıklığa bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonu da sık görülmektedir. Enfeksiyon çok basit formda olabileceği gibi, ağır böbrek iltihabına dahi yol açabilir. İdrar yolu taşları bazı durumlarda idrar yapma zorluğuna da yol açabilir.</p>
<p>İdrar yolu taşı tanısı koymak için ne tür tetkikler yapılır?</p>
<p>İdrar yolu taşı ile uyumlu şikâyetlerle doktorunuza başvurduğunuzda doktorunuz sizden, idrar tahlili, direk karın grafisi, üriner sistem ultrasonografisi, IVP, karın tomografisi gibi testlerden bir veya birkaçını isteyebilir.</p>
<p>Her idrar yolu taşı düşer mi?</p>
<p>Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık % 80’i ilaç tedavisi ve takiple düşer. Ancak taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 4 mm’nin altında olan taşların % 80’inin düşmesi beklenirken, 6 mm’nin üzerindeki taşlarda taşı düşürme olasılığı çok düştüğünden müdahale gerekebilir. Ancak taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimi de düşmeyi etkilediğinden bir taşın takip edilmesi ya da müdahale edilmesi gerektiğine doktorunuz karar vermelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/bobrek-ve-idrar-yolu-hastaliklari/idrar-yolu-hakkinda-bilmek-istedikleriniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seven insan kıskanır mı?</title>
		<link>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/seven-insan-kiskanir-mi.html</link>
		<comments>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/seven-insan-kiskanir-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 10:17:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doktor Deva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[Birey]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Temel]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/seven-insan-kiskanir-mi.html</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/seven-insan-kiskanir-mi.html"><img align="right" hspace="5" width="150" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/fft20_mf560203-300x203.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="fft20_mf560203" /></a>İlişkinin ilk günlerinde, sevgiliniz sizi kıskanıyorsa “Beni ne kadar çok seviyor” diye düşünürsünüz. Bu kıskançlık, özgürlüklerinizi kısıtlayan bir boyuta geldiğindeyse korkmaya başlar ve sevgilinizden uzaklaşırsınız. Kıskançlık denilen duygunun, ince bir çizgi olduğunu bilmek gerekiyor. Çizgiyi geçtiğinizde, düşeceğinizi unutmamalı, sürekli çizgi üzerinde ilişkinizi sürdürmeye özen göstermelisiniz. Azı karar, çoğu zarar Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Hilmi Yazıcı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlişkinin ilk günlerinde, sevgiliniz sizi kıskanıyorsa “Beni ne kadar çok seviyor” diye düşünürsünüz. Bu kıskançlık, özgürlüklerinizi kısıtlayan bir boyuta geldiğindeyse korkmaya başlar ve sevgilinizden uzaklaşırsınız. Kıskançlık denilen duygunun, ince bir çizgi olduğunu bilmek gerekiyor. Çizgiyi geçtiğinizde, düşeceğinizi unutmamalı, sürekli çizgi üzerinde ilişkinizi sürdürmeye özen göstermelisiniz.</p>
<p><a href="http://www.saglikekibi.com/can/resim/fft20_mf560203.jpeg"><img class="alignnone size-medium wp-image-6845" title="fft20_mf560203" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/fft20_mf560203-300x203.jpg" alt="" width="300" height="203" /></a></p>
<p>Azı karar, çoğu zarar</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Hilmi Yazıcı, kıskançlığı tanımlarken şöyle diyor, “Bir insanı sevmek, ona bağlanmak ve tutkuyla aşık olmak,  insanın hayatı boyunca tecrübe edebileceği en müstesna duygudur. İnsan sevdiği kişiye tüm varlığıyla kendini yatırır. Onu kaybetmek ya da onun tarafından reddedilme olasılığı büyük bir kaygı kaynağıdır. Bu açıdan bakıldığında, kıskançlık sevginin bir işareti olabilir. Sağlıklı birey, bu duyguların farkındadır ve kıskançlığı yönetir. Kıskanma, bu düzeylerdeyken ilişki için tatlı bir oyun gibidir. Çiftleri hoşnut bile edebilir. İnsana karşısındaki için vazgeçilmez olduğunu düşündürür ve memnuniyet oluşturabilir.”</p>
<p>Kadın ve erkek farklı kıskanır</p>
<p>Yazıcı’ya göre kadınların ve erkeklerin kıskançlık deneyimleri içerik olarak bazı farklar gösteriyor. Kadınlar, kendi güvencelerini kaybetme korkusuyla hareket ederken, erkekler durumu bilinçaltında, kendi soylarının devamına bir tehdit gibi algılayabiliyor. Bu bakımdan kıskançlık çoğu durumlarda erkeklerde daha agresif tepkilerin doğmasına zemin hazırlıyor.</p>
<p>Kendine güven ve kıskançlık</p>
<p>Sevdiği insanın üzerinde, diğerlerinin ilgisine tanık olmak birçok durumda, hiç kimsenin hoşuna gitmez. Ancak bilinçaltında temel güven duygusu ve özsaygısı yeteri kadar gelişmemiş insanlar, bu korkuları hastalıklı düzeyde yaşayabilir. Kişi, kendine olan güvensizlik ya da yetersizlik duygularını ifade edemez ve psikolojide “yansıtma” olarak tanımlanan bir savunma mekanizmasını harekete geçirir. Dr. Ali Hilmi Yazıcı, yansıtma savunmasını şöyle açıklıyor: “Yansıtma savunmasında, kişi karşısındaki güvenilmez olmakla huzursuz bir yaşantıyı getirir. Bu huzursuzluk da, diğer insanın yaşamını çekilmez duruma sokar ve ilişki zedelenmeye başlar. Bu bir kısır döngüdür. İlişkisi kötüleşmeye başlayan birey, daha fazla güven kaybı içine girer ve dolayısıyla kıskançlık duyguları daha da fazlalaşır.”</p>
<p>Kıskançlık ne zaman tehlikeli olmaya başlar?</p>
<p>Rahatsızlık derecesinde kıskançlıkta kişi, duygu ve düşüncelerine aşırı zaman ayırır. Birey, neredeyse tüm zamanında, takıldığı kuşkulu düşüncelerin etkisiyle yaşamaya başlar. Aşk ilişkilerinde kişiler, karşısındakinden makul olanın çok ötesinde taleplerde bulunur. Kısıtlama, sosyal engelleme en çok görülen durumlardır.Hem kaygı uyandıran hem de alıkonulamayan düşünceler “obsesyon” olarak nitelendirilir. Kıskançlık, erken evrelerde bir tür fobik-obsesif düşünce olarak kendini gösterebilir. Zihni sürekli kurcalayan ve korku duygularıyla birleşince giderek pekişen bir zihin uğraşı haline gelir. Olumsuz duygular, kişiye daha çok denetleme ihtiyacı getirir. Takip etme, cep telefonlarını karıştırma ve gereksiz yere sevdiği insanı sınama girişimleri görülebilir. Bu evrelerde, iyi iletişim kurulması ve kimi zaman çiftlerin tedavileri olumlu sonuç verir.</p>
<p>“Aşırıya kaçarsa tehlikelidir kıskançlık. İlişkinin ilk zamanlarında hoşa giden bir oyunken, ilerleyen yıllarda özgürlükleri kısıtlayan bir düşmana dönüşür. İki kişi arasında güvensizliğin çoğalması, ilişkilerin sonlanmasına neden olur!”</p>
<p>Rahatsız ediyorsa, sevgi değildir</p>
<p>Kıskançlık probleminin, nasıl bir sorun olduğunun öncelikle tespit edilmesi gerekir. Eğer insanların yaşam kalitesini ve huzurunu bozuyorsa, erken evrelerde bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmak gerekir. Çoğu kez “Beni sevdiği için kıskanıyor” şeklinde yorumlarla, sorun ihmal edilir. Rahatsızlık düzeyinde kıskançlık, asla sevginin bir işareti olamaz. Tüm psikiyatrik rahatsızlıklar çok faktörlü zeminde gelişir. İnsanın beyin kimsayıs içinde yaşanılan kültürel ortam ve kişilik özellikleri birlikte etkili olur. Özellikle geleneksel doğu toplumlarında kıskançlık, çok daha sarsıcı bireysel ve sosyal sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.</p>
<p>Aşırı kıskançlık tedavisiz düzelmez</p>
<p>Evlenmeden önce sevgilisinin sağlıksız kıskançlıklarına maruz kalan insanlar, evlenince bunun düzeleceği kanısına kapılabilir. Fakat özellikle paranoya noktasına gelmiş kıskançlık problemleri, tedavi olmadan düzelmez; hatta bazı durumlarda tedaviler bile yetersiz kalabilir.</p>
<p>Çizgiyi aşmayın!</p>
<p>Hastalık düzeyinde kıskançlık, sevginin işareti değil, sevginin düşmanıdır! Yersiz güvensizlikler kalp kırıklıklarına, korku dolu bir hayata ve birçok ailenin dağılmasına neden oluyor.</p>
<p>Son nokta!</p>
<p>Problem daha da ilerlerse, kıskançlık bir hezeyan haline gelebilir. Akılcı ve gerçekçi tartışmalarla değiştirilemez. Seyrek olarak görülen, hezeyanlarla, karakterize paranoya rahatsızlığında, kişinin karşısındakine ve kendisine zarar verme olasılığı vardır. Bu durumlarda ciddi ve düzenli psikiyatrik tedavi gerekir. Bazen ilaç tedavileri ve hastaneye yatışın gerekli olduğu klinik durumlar oluşabilir. Paranoid bozukluk olarak görülen kıskançlık sendromunda tedavi güçtür ve kadın-erkek ilişkilerinin sürdürülmesi imkansız hale gelebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/seven-insan-kiskanir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
