Boğaz ağrısı ile uyandım

Ben dünden önceki gün boğazımda çık kötü bir ağrıyla uyandım. Su bile içemiyorm çok kötü ağrıyor boğazım. Sonra aynısını içinde ateşim olmadığı halde çok kötü üşümeye başladım. Akşam olduğunda ise ateşim çıktı. Dünde bütün gün boyunca soguksoguk terledim ve çok kötü üşüyorm. Bu gecede aynı oldu ama en önemlisi 2,5 yaşında kızım var bu sabah çok kötü ateşi vardı ve kustu. Sizce çok önemli bişey olabilirmi. Türkiyede olsa çoktan doktora gitmiştim ama almanyada yaşıyorm ve almancada bilmiyorm eşimde çalışıyor ama size göre önemli dikkate almam gereken bişeyse birilerini bulup doktora gitcem. Çok uzun oldu özür dilerim. Şimdiden cevaplarınız için çok teşekürler

Cevap
Günümüzde toplumu oldukça sık etkileyen bir Halk Sağlığı problemi olarak karşımıza çıkan boğaz ağrısı belirtileri, birinci basamak hekimlerine başvurudaki en sık şikâyet sebeplerinden biridir. Boğaz ağrısının ana nedeni virüsler ve bakterilerdir fakat Larenjite, Akut larengotrakeit, sinüzit, Allerjik rinit, Reflü, Akciğer enfeksiyonları ve Tümörlerde boğaz ağrısının nedenleri arasındadır. Boğaz ağrısı enfeksiyon etkenine bağlı olarak bulaşıcı olabilir, özellikle viral enfeksiyonlar ve A grubu beta hemolitik streptokok adı verilen bakteriye bağlı oluşan enfeksiyonların bulaştırıcılığı yüksektir. Boğaz ağrısı hakkında hazırlanmış olan kapsamlı bu makalede boğaz ağrısının nedenleri, belirtileri, tedavisi, boğaz iltihabı, hamilelikte boğaz ağrısı, boğaz ağrısına ne iyi gelir, boğaz ağrısı nasıl geçer ve bitkisel tedavi seçenekleri gibi başlıklardan oluşmaktadır.
Hangi hastalıklar boğaz ağrısına sebep olur?
Soğuk algınlığı, Mononükleoz, Kızamık, su çiçeği ve krup hastalığı olmak üzere, virüs hastalıkları genellikle boğaz ağrısı ile kendini gösterir. Boğaz ağrısı ile bağlantılı bakteri enfeksiyonları arasında bademcik iltihabı, difteri ve yaygın görülmeyen bir bakteri enfeksiyonu olan epiglotit de bulunmaktadır.

Boğaz ağrısında ne zaman doktora gitmeli?
Boğaz ağrılarının çoğu rahatsız edici olmakla beraber zararlı olmayıp, beş ila yedi gün içerisinde kendi kendine geçerler.

Eğer;

Şiddetli olan veya bir haftadan daha uzun süren boğaz ağrısı,
Yutkunmada veya nefes almada büyük zorluk,
Boyunda acıyan veya şişmiş lenf düğümleri,
Boğazın arka tarafında irin, isilik,
Uzun süren ses kısıklığı,
Tükürük veya balgamda kan,
Gözlerde içe göçme, şiddetli yorgunluk, idrar çıkışında azalma
Sık sık nükseden boğaz ağrılarınız varsa mutlaka doktora görünmelisiniz.
Boğaz ağrısı nedenleri
Boğaz ağrısında enfeksiyona bağlı nedenler
Boğaz ağrısının en sık nedeni enfeksiyonlar olup kişiden kişiye kontaminasyon yoluyla geçebilir. Enfeksiyona en sık neden olan virüsler (grip, soğuk algınlığı veya mononukleoz gibi) veya bakteriler (streptokok,mikoplazma veya hemofilus gibi)dir. Bakteriler ve virüsler arasındaki en önemli fark bakteriler antibiyotik tedavisine iyi cevap verirken virüslerin vermemesidir. Tonsilit de dahil olmak üzere farenjit ayaktan hasta muayenelerinin %15’ini oluşturur. Viral ve bakteriyel olarak ikiye ayrılır.

Virüslere bağlı boğaz ağrısı
Boğaz ağrısının en sık nedeni olup grip veya soğuk algınlığı olarak isimlendirilir. Burun tıkanıklığı/burun akıntısı, hapşırma ve yaygın ağrılar boğaz ağrısına eşlik eder. Bu enfeksiyon özellikle kış aylarında yüksek miktarda kontaminasyona neden olarak epidemilere yol açmaktadır. Vücudumuz viral enfeksiyona karşı antikor yanıtı oluşturarak yaklaşık bir haftalık bir süreçte virüsleri yok eder. Boğaz ağrısına birçok virüs neden olmakla birlikte EBV ve Herpes virüse özellikle dikkat edilmelidir. EBV’nin klinik şekli masif tonsiller hipertrofi (üstleri beyaz yama şeklinde), boyun, koltukaltı ve kasıkta lenfadenomegali görülmesidir. Çünkü EBV’nin nadir ama ciddi komplikasyonları arasında splenik rüptür ve karaciğer yetmezliği de vardır. EBV den şüphelenildiğinde Monospot test (4 yaşından küçüklerde kullanılmaz) ve spesifik EBV serolojisine akılmalıdır1. Herpes virüse bağlı olarak dudak çevresi ve oral mukozada erüpsiyon ve bulaşıcı olan aftöz ülserler oluşabilmektedir.

Viral Boğaz Enfeksiyonu Belirtileri:
Sinüs ağrısı
Tıkanıklık
Hırlama
Boğazda kuruluk
Derin ses
Bakterilere bağlı boğaz ağrısı
Boğaz ağrısının bakteriyel nedenlerinin başında streptokokal enfeksiyonlar gelmektedir. Streptokok enfeksiyonları kalp kapaklarında (romatoid ateş) ve böbrekte (nefrit) hasara neden olabilir. Streptokokal enfeksiyonlar yüksek ateş, tonsillit, pnömoni, sinüzit ve kulak enfeksiyonlarına neden olabilirler. Streptokoksik enfeksiyonun bu komplikasyonlara neden olmaması için antibiyotikle tedavi edilmesi gerekir.

Enfeksiyona bağlı olarak boğaz ağrısı olan hastaların yaklaşık %10-20 sinde neden grup A beta hemolitik streptokoktur. Küçük bir yüzde ise diğer bakteriyel organizmalarla (grup C ve G streprokoklar) veya diğer hastalık süreçleri ile (lenfoma) ilgili enfeksiyonlara bağlı olarak oluşmaktadır.

Bakteriyel Boğaz Enfeksiyonu Belirtileri:
Boğazlarda iltihap
Baş ağrısı
Ateş
Halsizlik
Öksürük
Lenf bezlerinde şişlik
Hapşırma
Mide bulantısı ve kusma
Streptik boğaz enfeksiyonu olma ihtimalini artıran durumlar: 3-14 yaş arası olma, ateşin 38 santigrattan fazla olması, öksürük olmaması, eksüdatif farenjit veya tonsillit, anterior servikal adenit, yakın zamanda grup A streptokok epidemisi olması, grup A streptokoku olanlarla yakın temas.

Streptik boğaz enfeksiyonu olma ihtimalini azaltan durumlar: 45 yaş veya daha fazla, ateş olmaması, öksürük, nezle/konjunktivit, ses kısıklığı, aylık oral ülserler, diare

Antibiyotikler: Ne zaman ve niçin kullanılmalı? Boğaz kültürünün sonucu streptokok infeksiyonunu veya diğer tedavi edilebilen bakteriyel patojenli bir boğazı göstermeden antibiyotik tedavisine başlanmaz. Kültür sonucunu beklemeden hemen antibiyotik başlanmasını gerektiren durumlar olabilir. Bunlar; hastanın genel durumunun kötü olması, kültür sonucunun 72 saatten fazla gecikecek olması veya hasta takibinin zor olabileceği durumlardır. Eğer kültür sonucu negatif gelirse antibiyotik kesilmelidir.

Bakterilere bağlı boğaz ağrısı tedavisi:
Hekimin doğru tanı koyması çok önemlidir. Çünkü bu sayede uygunsuz kullanılan antibiyotiklerin önüne geçilecektir. Uygunsuz kullanılan antimikrobiyaller hem gereksiz antibiyotik direncine yol açarak hastanın hayatını tehlikeye sokmakta hem de tedavi maliyetini artırmaktadırlar. Bu durum ayrıca antibiyotiğe dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bakterilere bağlı boğaz ağrısı tedavisinde kullanılabilecek antibiyotikler:
Penisilin
Amoksisilin
Eritromisin (Penisilin alerjilerinde kullanılır)
Enfeksiyona bağlı boğaz ağrısına ne iyi gelir
Bol bol dinlenmek ve sıvı tüketmek (meyve suyu, su, limonlu ve ballı açık çay)
Yumuşak gıdalar tüketmek
Ilık tuzlu su ile sık sık gargara yapmak (yarım litre suya 5 ml ya da 2 bardağa 1 çay kaşığı kadar tuz olacak şekilde)
Sigara içmemek ve içilen ortamdan kaçınmak
Şayet ağrı ve ateş mevcutsa aspirin veya asetaminofen almak (Çocuklara ve 20 yaşından küçüklere aspirin vermeyin)
Boğaz pastili almak (5 yaşından küçük çocuklara boğaz pastili vermeyin
Odanın nemini arttırmak (Bunun için nemlendirici ve buharlaştırıcı kullanılabilir)
Larenjite bağlı boğaz ağrısı
Çocukluk larenjitinde en sık neden viral enfeksiyondur. Sıklıkla hafiftir ve viral üst solunum yolu enfeksiyonunu takip eder. Öksürük, hafif disfoni, rinit ve düsük ates mevcuttur. Rinovirüs, parainfluenza, RSV, adenovirüs suçlanmıstır. Influenza, kızamık, kabakulak ve suçiçeği de larenjit yapabilir. Tanı anamnez ve semptomlar ile konur. Larenks muayenesine gerek yoktur. Eger yapılırsa normal vokal fold hareketi ve eritematöz mukoza görülür. Kendi kendini sınırlar, tedavi hidrasyon ve nemlendirme iledir. Kendi kendini kısıtlayan bir hastalıktır. Nemlendirme, ses istirahati, hidrasyon, sigara içmeme, ekspektoran ve antitusifler ile tedavi edilir.

Akut larengotrakeit’e (Krup hastalığı) bağlı boğaz ağrısı
Genellikle 5 yas altı çocukları etkiler. 3-7 gün sürer. Sonbahar ve kıs aylarında sıktır. Parainfluenza I en sık suçlanan virüstür ancak parainfluenza II, Influenza A, rinovirus, RSV de etken olabilir. Öncelikle viral üst solunum yolu enfeksiyonu olarak baslar, günler sonrasında havlar tarzda öksürük baslar. Öksürük nonprodüktiftir ve geceleri artar. Tanı anamnez ve lateral boyun röntgenleri ile konur. Karakteristik “çan kulesi” görünümü ödem sebebiyle daralmıs subglottik bölgeyi gösterir. Kendi kendini sınırlayan bir hastalıktır. Solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir. Stridor ve subkostal ve supraklavikular çekilmeler ortaya çıkabilir. Tıkanıklık arttıkça yorulma ve total havayolu obstrüksiyonu ortaya çıkabilir. Supraglottik larenks etkilenmemistir. Subglottik alanda hadise gerçeklesir, epitel atılması ve çok koyu muköz sekresyonlar mevcut olabilir. Tedavide ödemi geriletmek, sekresyonları inceltmek ve hava yolu açıklığını sağlamak önemlidir. Ödemin progresyonunu azaltmak için yüksek doz kortikosteroidler ve nebulize epinefrin kullanılabilir. Hidrasyon ve nemlendirme önemlidir. Sekonder bakteriyel enfeksiyonu önlemek için antibiyotikler verilebilir (stafilokok ve pnömokoklar için). İleri durumlarda trakeotomi açılması gerekebilir.

Akut Supraglottit’e bağlı boğaz ağrısı
Epiglottit de denen bu durum hayatı tehdit eden bir enfeksiyondur ve H. İnfluenzae tip B tarafından meydana getirilir. 2-4 yaş arası çocuklar etkilenir. Kış ve ilkbaharda daha sık görülür. Acil bir durumdur. Ani havayolu obstrüksiyonu meydana gelebilir. Tipik olarak hastalık 2-6 saatte progrese olur. Ateş, boğaz ağrısı ve inspiratuar stridor mevcuttur. Çocuğun sesi boğuktur ancak krup benzeri ses çıkmaz. Çocuklar korkmuş, toksik görünümlü, dik ve “koklar” pozisyondadırlar. Yutma ağrılı olduğu için tükürüklerini yutamazlar. Anamnez ve klinik bulgular ile ön tanı konur. Havayolu obstrüksiyonuna yol açabileceği için larenks muayenesi yapılmaz. Lateral yumuşak doku röntgenleri epiglotun başparmak bulgusunu gösterebilir. Hasta operasyon odasına alınır ve larengoskopi yapılır epiglot vişne kırmızısı ve ödemlidir. Tanıdan sonra duruma göre entübe edilebilir veya trakeotomi açılır. H. influenzae tip B’ye karşı antibiyotik başlanır. Beta hemolitik streptokoklar ve stafilokoklar da etken olabilirler.

Akut Sinüzit’e bağlı boğaz ağrısı
Rinosinüzit sinüslerin mukozal enflamasyonu olarak tanımlanır. Sinüzit yaptığı postnazal akıntı nedeniyle boğazda irritasyon oluşturarak boğaz ağrısına sebep olur. En sık rinosinüzit nedeni soğuk algınlığıdır. Akut sinüzit 1 gün ile 4 hafta arasında süren sinüzittir. Subakut rinosinüzit 4 hafta ile 3 ay arasında süren enfeksiyondur. Süreç bu safhada da geri dönüşümlüdür. Alta yatan anormalligi düzeltmek için cerrahi gerekli olabilir ancak tedavi genel olarak medikaldir. Kronik sinüzit 3 aydan daha fazla sürmüs sinüzittir. Yetersiz tedavi edilmis veya kontrol edilememis akut sinüzit nedeniyle drenaj mekanizmaları irreversibl olarak hasar görür. Viral sinüzit sıklıkla viral riniti takip eder. Tedavi gerektirmez, sadece CMV gibi bir etkenle enfekte olmuş immun yetmezligi olan hastalarda tedavi gereklidir. Fungal sinüzit invaziv (fulminan fungal sinüzit veya indolent fungal sinüzit) veya noninvaziv (misetoma veya alerjik fungal sinüzit) olabilir. Bakteriyel rinosinüzit semptomları sinüs tutulumunun lokalizasyonu ve süresi ile ilişkilidir. En önemli semptom ağrıdır. Bu fasiyal veya baş ağrısı olabilir. Akut süpüratif rinosinüziti olan hastaların unilateral veya bilateral mukopürülan sarı-yesil burun akıntısı mevcuttur. Geçirilmis üst solunum yolu enfeksiyonu predispozan bir faktördür. Hastanın ateş, letarji veya kırgınlığı olabilir. Kronik rinosinüziti olan hastalarda mukopürülan akıntı ve hafif burun tıkanıklığı semptomları mevcuttur, ağrı ve sistemik semptomları yoktur. Sıklıkla ateş ve baş veya yüz ağrısı yoktur. Akut enfeksiyon kronik enfeksiyonun üzerine eklenebilir. Sinüslerin drenaj yollarının yakınlığı nedeniyle enfeksiyon bir sinüsten diğerine rahatça yayılabilir. Hastanın sıklıkla bütün sinüsler ile alakalı şikâyetleri vardır. 7-10 günden fazla süren soğuk algınlığı, gündüz öksürüğü ve gece şikâyetlerin artması, nefes kokusu, burun akıntısı ve düşük ateş olabilir.

Akut süpüratif sinüzite neden olan organizmalar S. pneumoniae, H. influenzae, M. catarrhalis ve diğer streptokok türleridir. Akut enfeksiyon sırasında bazen maksiller sinüsten anaerop etkenler izole edilebilir. Immun yetmezliği olan hastaların artması ile daha atipik etkenler de görülebilmektedir. Nazokomiyal enfeksiyonlar o kurumdaki yerleşik bakteriler nedeniyle oluşur. Şiddetli ağrı varsa, sistemik bulgular fazlaysa, kültür alınması gereklidir.

Akut Sinüzit’e bağlı boğaz ağrısı tedavisi
Akut süpüratif sinüzitte antibiyotik tedavisi önemli bir yere sahiptir. Amoksisilin ve betalaktamaz inhibitörü kombinasyonları, 2. Kuşak sefalosporinler,metronidazol kullanılabilir. Komplikasyon düşünülen hastalarda seftriakson ile parenteral tedavi uygun bir seçenektir. Antibiyotiğe genellikle 3 gün içinde cevap olur. Tedaviye semptomlar geçtikten 7 gün sonrasına kadar devam edilmelidir. Antibiyotiğe ek olarak mukoza ödemini çözüp sinüs drenajına yardımcı olmak için topikal (nafazolin, oksimetazolin, xylometazolin) ve sistemik (psödoefedrin, fenilpropanolamin) dekonjestanlar kullanılır. Mukolitikler (guaifenesin, ambroksol, N-asetilsistein) koyu sekresyonları olan hastalarda kullanılabilir. Analjezik ve Salin irrigasyonu tavsiye edilir. Bulunulan ortamın nemlendirilmesi ve buhar uygulanması özellikle havanın kuru olduğu kış aylarında faydalıdır. Genellikle medikal tedavi ile akut sinüzit tedavi edilirken kronikleşen veya düzelmeyen hastalarda endoskopik sinüs cerrahisi ameliyatı uygulanabilir.

Allerjik Rinit’e bağlı boğaz ağrısı
Allerjik rinit en sık rastlanan alerjik hastalıktır. Alerjik bünyeli kişilerde, allerjen ile karşılaşma sonucunda burunda akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanıklık şeklinde yakınmaların oluştuğu hastalık tablosu allerjik nezle olarak tanımlanır. Oluşturduğu postnazal akıntı nedeniyle kronik irritasyona yol açarak boğaz ağrısı oluşturur.

Alerjik rinit IgE aracılığı ile ortaya çıkan inflamatuvar bir hastalıktır. Her yaş grubunda en sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Gelişiminde genetik, immünolojik ve çevresel faktörler rol oynamaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar ile alerjik rinitin çocukluk yaş grubunda %5-9 oranında görüldüğü, prevalansın yaşla arttığı ve adolesanda %20 oranında görüldüğü ortaya konmuştur25. Rinit nedeniyle hekime başvuran hastaların %50’si alerjik olup, hastalığın yaşam kalitesi ile iş ve okul performansı üzerinde çok önemli etkileri vardır. Sık görülmesi nedeni ile yüksek tedavi maliyetleri ortaya çıkmakta ve iş gücü kaybına neden olmaktadır. Alerjik nezleli kişilerde daha sık oranlarda astım, sinüzit, seröz otit ve buna bağlı işitme kaybı, sık anjin ve alerjik egzema görülebilir. Alerjik nezleli hastaların %30-35’inde astım, astımlı hastaların %80-85’inde alerjik nezle vardır. Alerjik nezle astım için önemli bir risk faktörüdür.

Reflü’ye bağlı boğaz ağrısı
Midenin asit içeriğinin yemek borusunu da geçerek yutağa ve oradan da gırtlağa, ses tellerinin arkasına ve farenkse kadar gelmesidir. Bu bölgelere kadar gelen asidik içerik buralarda boğaz ağrısı oluşturabilmektedir.

Kilo fazlalığı, yağdan zengin diyet, geç vakitte yemek yeme alışkanlığı, stres, mide pozisyonunda değişiklikler gibi sebeplerle mide ile yemek borusu arasındaki kapakçığın tam kapanamamasına bağlı olarak, midedeki asidin yemek borusuna ve daha da ilerlemesi durumunda boğaza kadar ulaşmasına neden olabilir. Hastalık uzun bir süre çok hafif belirtilerle ve mide hastalığını akla getirmeyecek şikâyetlerle devam ettiğinden genellikle yanlış teşhislerle tedavi edilmeye çalışılır ya da hasta tarafından pek önemsenmez. Bu da beraberinde doku harabiyetini artırarak iyileşmenin gecikmesine neden olur. Hastalar genellikle farenjit veya tonsillit gibi teşhislerle uzun süre antibiyotik kullanırlar. Kuru öksürük (özellikle yattıktan sonra artan), ses kısıklığı, ses yorulması, boğaz ağrısı ve yanmaları, sık sık boğaz temizleme zorunluluğu hissetme, sık farenjit, sinüzit ve bademcik iltihabı atakları geçirme, geniz akıntısı gibi şikâyetler reflü varlığını düşündürmelidir.

Endoskopik yöntemle yapılan ses telleri muayenesinde gırtlağın arkasında görülen ödem, kızarıklık ve doku kabarıklıkları reflünün yarattığı değişiklikler olarak değerlendirilir. Mideden gelen ve yemek borusunu da geçen asit salgısı üst yemek borusu kapakçığını aşarak, oradan nefes borusuna doğru taşar tarzda dökülür. İşte burası gırtlağın arka yüzeyidir ve tüm değişiklikler de burada oluşmaya başlar. Bu bulgular reflü varlığını düşündürmektedir. Larengofarengeal Reflü için yapılacak testler ise baryumlu yemek borusu grafileri, asit pefüzyon testi gibi reflünün sebep olduğu tahrişi tespit etmeye yönelik testlerdir. Yemek borusu endoskopisi ve mukozadan biyopsi alınması ise tipik reflü bulguları olanlarda ilk yapılacak incelemedir ve doğrudan teşhise yönlendirir.

Reflü’ye bağlı boğaz ağrısı tedavisi
Larengofarengeal Reflü tedavisinde üç seçenek vardır. Bunlar; yaşam tarzında ve günlük alışkanlıklarda yapılan sosyal düzenlemeler (gıda düzeni, kilo fazlalıklarıyla mücadele vb), asit salgısını azaltan ve nötralize eden ilaçların kullanımı ve cerrahi tedavi olarak sayılabilir. Reflünün oluşmaması için bariyer görevi gören fonksiyonları olumsuz etkileyen günlük hayat tarzının, yeme alışkanlıklarının ve yaşam koşullarının ortadan kaldırılması veya düzeltilmesi, tedavinin her döneminde uyulması gereken önlemlerdir.

Akciğer enfeksiyonlarına bağlı boğaz ağrısı
Pnömoni akciğerlerdeki gaz değişimini sağlayan alveollerin iltihaplanmasını belirtir. Üşütmeyle ortaya çıkan rahatsızlıklardan ciddi ve hayatı tehdit edici durumların ortaya çıkmasına kadar değişir. Genellikle bütün tiplerinde ateş ve öksürük görülür. Diğer belirtiler arasında titreme ve hareket yapılmasa bile soluk alıp vermede güçlük sayılabilir. Pnömoni başlangıçta soğuk algınlığı ya da soğuk algınlığının bir komplikasyonu olarak ortaya çıkabilir. Bu hastalarda özellikle öksürük ve balgama bağlı boğaz irritasyonu ve boğaz ağrısı oluşabilmektedir. Bu hastalığın ciddiyeti büyük oranda genel sağlık durumuna bağlıdır. Gençlerde, pnömoni basit bir soğuk algınlığı sanılarak teşhis konmadan geçebilir. Bununla birlikte, özellikle kalp yetmezliği ya da kronik bronşit, astım, amfizem gibi akciğer hastalığı olanlarda, pnömoni bazen 24 saat içinde ölümle sonlanabilir. Uygun tıbbi bakım, yatak istirahati ve dikkatli gözlem gereklidir.

Sigara kullanımına bağlı boğaz ağrısı
Sigara içilme durumunda, solunum havası içine karışan toksik maddeler orofarenksi ve gırtlağı örten mukozayı tahriş ederler. Bu tahriş ve diğer bazı faktörlerle önce farenjit ve larenjit denilen iltihaplar meydana getirerek boğaz ağrısı ve ses kısıklığı oluşturur. Uzun süre sigara kullanma durumlarında bu mukozada bir seri değişiklikler başlar. Bu değişikliklerin sonunda kanser gelişir ve buna bağlı boğaz ağrıları olabilir.

Aşırı Ses Kullanımına bağlı boğaz ağrısı
Yüksek sesle konuşmak, bağırmak, uzun süre devamlı konuşmak sesin kalitesinde bozulmaya, konuşma güçlüklerine ve boğaz ağrısına yol açmaktadır. Bu durum genellikle sesini kullanarak mesleklerini icra eden kişilerde karşımıza çıkmaktadır. Şarkıcılar, spikerler, müezzinler, call-center çalışanları, öğretmenler gibi. Bu durum basit boğaz ağrıları ile başlayarak sesini kötü ya da uzun süre kullanan kişilerde ses tellerinin selim lezyonlarına ve ses telinde kanamalara kadar ilerleyebilmektedir.

Online Doktora sor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.