Tüm sorunlarınız için tek Adres Deva

Anasayfa > kan şekeri düşüklüğü Hastalığı ve Tedavisi

kan şekeri düşüklüğü

Soru :

düşük kan şekerinin vücuda zararları nelerdir?

Aranan Kelimeler:

Etiketler: ,

05 Temmuz 2010

Bir Önceki Yazı

«

Bir Sonraki Yazı

»
Soru Sormak için Resme Tıklayın

“kan şekeri düşüklüğü” için 4 Yorum

  1. memet diyor ki:

    benim babam şeker hastası budama diye bir hastalığı var çürüyen heryeni kesiyolarmış öle diyolar sağ ayağından amaliyat oldu ve serçe parmağıyla onun yanıdaki parmağını kesitler araştıma hstanesinde bu senede sol ayağında çürüme meydana geliyor eğer tedavi olmazsa bilekten aşağısını kesecekler devlet hastanesine doktora gittik o kadar doktor diyorki şekerini düşür gel doktora şunu dedim doktor senmisin yoksa bizmi şekere düşürücü serum tak yok olmaz şekerini düşür gel diyor ne yapmamız lazım yardımcı olursanız çok sevinirim :((

  2. Dr Cengiz diyor ki:

    Kan şekeri düşüklüğü nedir?
    Herhangi bir nedenle vücutta glikoz eksildiği zaman ortaya çıkan belirtilerdir.
    Kan şekeri düşmesinin nedenleri nelerdir?
    • Şeker hastalığı tedavisine bağlı
    • Uzun egzersizler sonrası
    • Uzun süre aç kalma
    • Barsak ameliyatı geçirenlerde yemek sonrası
    Kan şekeri aniden düştüğünde hangi belirtiler görülür?
    • Korku
    • Terleme
    • Hızlı nabız
    • Titreme
    • Aniden acıkma
    • Yorgunluk
    • Bulantı
    Kan şekeri düşüklüğü yavaş ve uzun sürede oluşursa hangi belirtiler görülür?
    • Baş ağrısı
    • Görme bozukluğu
    • Uyuşukluk
    • Zayıflık
    • Konuşma güçlüğü
    • Kafa karışıklığı
    • Sarsıntı ve şuur kaybı
    Kan şekeri düşmesinde ilkyardım nasıl olmalıdır?
    • Hastanın ABC’si değerlendirilir ,
    • Hastanın bilinci yerinde ve kusmuyorsa ağızdan şeker, şekerli içecekler verilir, fazla şekerin bir zararı olmaz (Ayrıca belirtiler fazla şekerden meydana gelmiş ise bile fazladan şeker verilmesi, hastanın düşük kan şekeri düzeyinde kalmasından daha az zararlı olacaktır. Çünkü düşük kan şekeri, beyinde ve diğer hayati organlarda kalıcı zararlara neden olabilir.),
    • 15-20 dakikada belirtiler geçmiyorsa sağlık kuruluşuna gitmesi için yardım çağırılır ,
    • Hastanın bilinci yerinde değilse koma pozisyonu verilerek tıbbi yardım çağırılır(112).

  3. Doktor Deva diyor ki:

    Bu konuda ayrıntılı bir yazıyı sizinle paylaşmak isterim

    Yüksek veya düşük kan şekerleri ile zaman zaman uğraşmak diyabetli bir hasta için yaşamın bir gerçeğidir. Tip 1 diyabetik hastalarda kan şekerleri daha büyük dalgalanmalar göstermek eğilimindedir. Bununla birlikte tüm diyabetik hastalar bazı acil durumlarla karşılaşabileceklerini bilmelidirler. Bu nedenle böyle durumları nasıl tanıyabileceklerini ve ne yapacaklarını bilmek zorundadırlar. Sizi izleyen sağlık ekibinden bunları öğrenmeli ve aileniz, arkadaşlarınız ve işyerinizdeki insanlara da öğretmelisiniz. Evde sık yapılan kan şekeri ölçümü pek çok acil durumu henüz oluşmadan önler. Diyabetli bir hastada en çok rastlanan acil durum hipoglisemi veya düşük kan şekerleri Tip 1 diyabetli bir hastada diyabetik ketoasidoza (DKA), Tip 2 diyabetli bir hastada ise hiperglisemik hiperosmolar nonketotik sendroma (HHNS) yol açabilir. Tip 1 diyabetik bir hastada HHNS, Tip 2 diyabetik bir hastada ise DKA seyrek olarak görülür. Her iki durum da uygun biçimde tedavi edilmezlerse koma, şok, solunum bozukluğu ve ölüme götürebilir.

     

    Hipoglisemi

     

    Hipoglisemi insülin veya hap kullanan hastaların sıklıkla alışık olduğu bir durumdur. Kan şekerinin olması gerekenden daha düşük olması anl***** gelir. Hipoglisemik reaksiyonun başlangıcında baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissedebilirsiniz. Eğer uygun önlemler alınmazsa bilinç kaybı ve kasılmalar görülebilir. Tip 1 diyabetik hastalar ortalama haftada bir veya iki hipoglisemi atağı geçirirler. Tip 2 diyabetiklerde hipoglisemi çok daha seyrektir. Hipoglisemi genellikle injekte edilen insülin etkisinin istenenden daha fazla olması ile meydana gelir. Diyabetik olmayan insanlarda vücut insülin salınımını kan şekeri çok düşmeden durdurur. Ancak diyabetik insanlarda insülin dışarıdan injekte edildiği için böyle bir kontrol mekanizması yoktur. Şeker düşük de olsa insülin emilmeye devam eder.

     

    Başka bir sebep te injekte edilen insülinin emilim ve kullanımının aynı insanda bile farklı zamanlarda değişiklik göstermesidir. Hergün aynı dozlarda insülin injekte ettiğiniz veya hap kullandığınız halde bazı günler şekeriniz düşebilir. Vücudunuzun ne kadar insüline gereksinim duyduğu pekçok faktöre bağlı olarak değişebilir.

     

    Bunlar:- Ne kadar gıda aldığınız

    - Ne çeşit yemek yediğiniz

    - Ne kadar egzersiz yaptığınız

    - İnsülin veya haplarla egzersiz arasındaki zaman ilişkisi

    - İnsülin injekte ettiğiniz bölge

     

    - Başka hastalığınız olup olmadığı

    - Stres altında olup olmadığınızdır.

     

    Ne kadar uğraşırsanız uğraşın tüm bu faktörleri sürekli kontrol altında tutamazsınız. Hipoglisemi genellikle yemeklerden önce, ağır bir egzersiz sırasında veya sonrasında, veya insülin etkisinin en üst noktaya çıktığı saatlerde görülür. Bazen gece uyku sırasında da hipoglisemiye girilebilir.

     

    Bir hastanın hipogliseminin belirtilerini öğrenmesi ve tanıması büyük önem taşır. Her hastada hipoglisemi sırasında hissedilen belirtiler farklı olabilir. Bu nedenle hastalar hipogliseminin kendilerinde ne gibi belirtiler oluşturduğunu öğrenmelidirler. Bunula birlikte hipoglisemi olduğundan emin olmanın tek yolu kan şekerini ölçmektir. Bu nedenle titreme, sinirlilik, terleme, uyuşukluk, çarpıntı, konsantrasyon güçlüğü, başağrısı, baş dönmesi, yüz ve dudaklarda karıncalanma, açlık ve gerginlik hissedildiğinde mutlaka kan şekeri ölçülmelidir. Bu belirtiler günün herhangi bir saatinde görülebilir. Hatta geceyarısı kabus görerek uyanmak bile hipogliseminin bir belirtisi olabilir.

     

    Her kişide hipoglisemi değişik belirtiler yaratabilir. Tüm belirtilerin aynı hastada aynı anda görülmesi olanaksızdır. Bazı belirtiler örneğin sinirlilik titreme, açlık, başdönmesi erken uyarı belirtileri olarak adlandırılırlar. Bunlar otonom belirtilerdir; çünkü hipoglisemi merkezi sinir sisteminin otonom sinir sistemi denen bölümünü uyarır. Otonom sinir sistemi vücudumuzun biz düşünmek zorunda kalmadan yaptığı pek çok işlevi düzenler; örneğin kan damarlarının açılıp kapanması, kalp atış hızı, solunum kontrolü gibi. Hipogliseminin bazı belirtileri ise beynin uzun süre düşük kan şekeri ile karşı karşıya kalması sonucu ortaya çıkar. Bunlar sinirlilik, öfke, üzüntü, koordinasyon bozukluğu, bulanık görmedir. Bazı durumlarda arkadaşınızla tartıştığınız için mi yoksa hipoglisemiden dolayı mı sinirli olduğunuzu anlamayabilirsiniz. En iyisi kan şekerinizi ölçmenizdir.

     

    Bazı diyabetiklerde ve özellikle hastalığı uzun süreden beri var olanlarda yaklaşmakta olan hipoglisemiyi gösteren belirtiler farkedilememeye başlayabilir. Buna hipoglisemiyi farkedememe sendromu adı verilir. Böyle hastalarda hiçbir ön belirti olmadan ağır bir hipoglisemik reaksiyon gelişebilir. Kan şekerini çok iyi ve normal sınırlara yakın tutmaya çalışan hastalarda hipoglisemiye daha sık rastlanır. Çok sık hipoglisemiye girmek ve hipoglisemiyi farkedememe sendromuna yol açabilir. Bu da daha ağır hipoglisemi ataklarını davet eder. Bu nedenle sık kan şekeri ölçümü yapmak yoğun insülin tedavisinin ve hipoglisemiyi farkedememe sendromu tedavisinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Hipoglisemi belirtileri bize hipoglisemiyi tanımamızda çok yardımcı olur. Ancak aynı belirtiler bazen hipoglisemi olmadan başka durumlarda da görülebilir. Eğer kan şekerinizi ölçüp gerçekten hipoglisemide olup olmadığınızı kesin olarak anlamadan hipoglisemiyi tedavi etmeye karar verirseniz kendinize daha çok zarar verebilirsiniz. Kitaplarda hipoglisemi kan şekerinin 50 mg/dl’nin altına düşmesi olarak tanımlansa da pek çok hastada bu düzeyde ve hatta daha düşük kan şekeri değerlerinde herhangi bir belirti olmayabilir. Bazıları ise kan şekeri 50 mg/dl’den daha yüksekken hipoglisemi belirtilerini algılayabilirler. Bu nedenle doktorunuzla hangi kan şekeri değerlerinde hipoglisemi tedavisi uygulayacağınızı tartışmalı ve öğrenmelisiniz. Zamanla hangi değerin sizin için düşük olduğunu öğreneceksiniz.

     

     

    Reaktif Hipoglisemi nedir?

     

    Özellikle karbonhidrat içeren (şeker ve unlu mamuller) zengin bir yemek yedikten 2-3 saat sonra veya uzun süren bir açlığı takiben kan şekerinin düşmesi sonucu yaşanan aşırı terleme, çarpıntı, ellerde titreme, konsantrasyon kaybı, sinirlilik, bulantı, aşırı acıkma hissi oluşur. Bu yakınmalar karbonhidrat alımından hemen sonra düzeliyorsa, bu tablo “reaktif hipoglisemi” olarak adlandırılır.

     

    Reaktif Hipoglisemi’nin nedenleri…Şeker ve insülin metabolizmasında bir düzensizlik olarak özetlenecek Tip 2 diyabetin erken dönemi, en sık reaktif hipoglisemi nedenidir. Ancak her zaman sebep bu değildir. Tiroid ve böbreküstü bezleri başta olmak üzere bazı endokrin organların ürettiği hormonların fazlalığında veya yetersizliğinde reaktif hipoglisemi bulguları görülebilir. O nedenle reaktif hipoglisemiden yakınan bir hasta ilkönce bu hastalıklar açısında ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli, diğer endokrin organ fonksiyonlarında bir düzensizlik yoksa, kişinin tip 2 diyabet adayı olabileceği düşünülmelidir.

    Nasıl gelişir?

    Şeker metabolizmasındai düzensizlik, reaktif hipogliseminin en sık nedenidir. O nedenle bu yazıda yalnızca bu metabolizma düzensizliği üzerinde durulacaktır. Normalde, gıdalarla aldığımız şeker (ki bunu yalnızca sofra şekeri olarak algılamamak gerekir, ekmek, makarna, pilav gibi çok sık aldığımız gıdalarda da şeker vardır) hücre kapısına kadar taşınır, insulin denilen hormon sayesince hücre içine girer, yanarak enerjiye dönüşür ve böylece yaşam devam eder. Genetik olarak tip 2 diyabet gelişimine eğilim mevcut ve egzersiz azlığı, düzensiz beslenme gibi tamamlayıcı faktörler varsa, şeker hücre içine girmekte zorlanır. Bu duruma ‘İnsulin Direnci’ denir. Vücut gelişen insulin direncini aşabilmek, şekeri hücre içine sokabilmek için, olması gerekenden daha fazla insulin salgılamaya başlar. Daha fazla salgılanan insulin sayesinde, yemeklerden veya karbonhidratlı bir gıdanın alımından hemen sonra şeker düzeyi normal sınırlarda kalır. Bu normal değerlerin sağlanması ancak fazla miktarda insulinin kana geçmesiyle mümkün olduğundan, ilerleyen saatlerde kandaki yüksek insulin şekerin düşmesine neden olacaktır. Kişi bir defada ne kadar fazla karbonhidrat alırsa, o kadar daha fazla insulin salgılanacaktır.

     

    Nasıl tanı konulabilir?

    Daha önce anlatılan yakınmaları olan bir kişide, reaktif hipoglisemiye neden olabilecek diğer nedenlerin olmadığı anlaşıldıktan sonra 75 gram glukozla şeker yükleme testi yapmak çoğu kez tanıyı koydurur. Daha önce 5-6 saate kadar uzayabilen yükleme testleri yapılırken, şimdi test süresini 2 saatle sınırlı tutmak, mutlaka insulin cevaplarını ölçmek şartıyla eterlidir. Kanda insulin ölçmenin zor olduğu eski zamanlarda, ilerleyen saatlerde kan şekerinde düşme reaktif hipoglisemi tanısını koydurmak için gerekli iken, şimdi kandaki insuline çok kolay, çok çabuk ve ucuz bakabildiğimiz için, bu dönemlerde saptanacak yüksek insulin düzeyi, ilerleyen saatlerde gelişebilecek olan reaktif hipogliseminin göstergesi olarak alınabilir. Özetle şeker yükleme testi sırasında alınan kan örneklerinde insulin değerlerinin çok yüksek, geç saatlerde şeker değerlerinin düşük oluşu, yakınmaları olan bir kişide reaktif hipoglisemi tanısı koydurur.

     

    Burada unutulmaması gereken nokta, reaktif hipoglisemin ayrı bir hastalık olmadığıdır. Reaktif hipoglisemi, yalnızca başka bir hastalığın bir bulgusudur. Saptandığında yapılması gerek, buna neyin sebep olduğunu bulmak ve onu tedavi etmeye çalışmaktır.

     

    Tedavide neler yapılabilinir?

    Bir kez daha reaktif hipogliseminin yalnızca bir sonuç olduğu hatırlanırsa, tedavi öncelikle reaktif hipoglisemi nedenini bulmakla başlar. Nedene yönelik tedavi esastır. Tüm reaktif hipoglisemilerin yalnızca erken dönem tip 3 diyabetten kaynaklandığını düşünmek, diğer olası nedenlerin de gözden kaçmasına ve tedavi yanıtsızlığına neden olur. Glukoz metabolizma bozukluğundan kaynaklanan reaktif hipoglisemilerde beslenme tedavisi ve egzersiz temel tedavi yöntemleridir. Ancak yanıt alınamayan vakalarda, insulin miktarlarındaki yüksekliği belgeledikten sonra hekim kontrolünde ilaç başlanabilir

     

    Gizli Şeker nedir?

    Reaktif hipoglisemi, diyabete ilerleyen yolun ilk durağı ise en son durak olan diyabet ile aradaki basamak ‘Gizli Şeker’ olarak kabul edilebilir. Bu dönemde şekere ait, çok su içme-idrara çıkma-ağız kuruması gib herhangi bir yakınma yoktur. Sorun daha çok kalb damar hastalığı, kan yağlarında yükseklik ve kilo fazlalığı şeklinde karşımıza çıkar.

    Ülkemizde sıklığı nedir?Ülkemizde 20 yaşının üzerindeki kişilerde gizli şeker sıklığı % 6.7’dir. Yaşam stilindeki farklılıklar nedeniyle her yörede farklılıklar gösterebilir. En düşük oran daha geleneksel bir yaşam stilinin devam ettiği Erzurum’da görülürken, İstanbul % 9.2 gibi bir değerle rekoru elince tutmaktadır.

     

    Nasıl tanı konulur?

    Gizli şeker tanısı, ya açlık kan şekerine bakarak (Bozulmuş Açlık Şekeri) veya şeker yükleme testi (Şekere Toleransta Bozulma) yapılarak konulur. Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl değerinin altındadır. 2 defa tekrarlanan ölçümlerle açlık kan şekeri değerinin 126 mg/dl üzerinde olması durumda başka bir test yapılmaksızın kesin diyabet tanısı konulur. Ancak açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arasında bulunması ise Bozulmuş Açlık Şekeri olarak adlandırılır. Bu durumda yapılması gereken tetkik, şeker yükleme testidir. Şeker yükleme testinde 2. saatte bakılan değer normalde 140 mg/dl değerinin altında olmalıdır. Bu değer 140-199 mg/dl arasında bulunursa durum ‘Şeker Toleransında Bozulma’ (Gizli Şeker olarak adlandırılan tablo), 200 mg/dl ve üzerine bulursa ‘Şeker Hastalığı olarak kabul edilir.

    Şeker yükleme testi yapılırken nelere dikkat edilmeli?Şeker yükleme testi yapmadan önceki 3 günlük dönem süresince şeker metabolizmasını etkileyecek doğum kontrol hapları, kortizon, bazı tansiyon düşürücüler, kortizon gibi ilaçları doktoruna danışarak almamalıdırlar. Bunun dışında dikkat edilmesi gereken önemli bir konu, herhangi bir kısıtlayıcı perhiz yapılmamasıdır. Karbonhidrattan daha zengin gıda alınması gereken bu 3 günlük sürede ekmek, hamurişleri ve tatlılar serbest olarak yenilir. Bu dönem süresince dikkat edilecek şeylerden biri de eğer yapılıyorsa bir egzersiz progr***** ara verilmesi gerekliliğidir. Özetle daha sedanter ve kötü beslenme şelinde özetlenecek bu 3 günün sonunda, akşam saat 21.00’de günün son yemeği yendikteN sonra, uyuyana kadar hiçbir şey yenilmemeli, yalnızca su içilmelidir. Sigara, çay-kahve gibi gıdalar artık gece alınmazlar. Ertesi sabah hiçbir şey yenilip içilmede mutlak aç-susuz olarak test başlar, ek bir öneri olmadıkça, şeker yükleme testinde 2 saat boyunda her yarım saatte bir kan örneği alınır. 2 saat boyunca kişi gezmemeli, dolaşmamalı, hep oturmalıdır. Belirtilen bu noktalar dikkat edilmemesi, testin souçlarının yanlış çıkmasına, boşuna sıkıntı çekilmesine neden olacaktır.

     

    Şeker yükleme testinin zararı var mıdır?

    Yanlış bir kanı vardır:‘Benim daha önce şekerim yoktu, şeker yükleme testinin yapılması bende şekere yol açtı’. Şeker yükleme testinde alınan şeker miktarı çok önemli boyutlarda değildir. Bu test sadece varolan bir tablonun ortaya çıkmasını sağlar. Eğer şeker metabolizmasında bir sorun yoksa, bir tepsi baklava yenilse bile herhangi bir kan şekeri düzensizliği gelişmeyecektir. Test sırasındaki en fazla yakınmalardan biri bulantı-kusma şikayetleridir. Verilen glukoz sadace 1 bardakta eritilip içirilmeye çalışıldığında ortaya çıkan bir yakınmadır. Toplam glukoz 3 bardak suda eritilip, bir miktar limon sıkıldığında böyle bir sorun gelişmeyecektir.

    Gizli şeker önemli midir?

    Her şeyden önce, önlem alınmadığında vakaların üçte birinde belirgin şeker geliştiği için gizli şeker dikkate alınması gereken bir sorundur. Oranları biraz daha düşük olmakla birlikte, belirgin bir şeker hastalığında görülen tüm şekere bağlı komplikasyonlar gizli şekeri olan bireylerde görülebilir. Ancak bizi en çok ilgilendiren sorunlar daha çok kalb damar hastalıklaıdır. Bu süreç kalb damar hastalıklarının en sık görünmeye başladığı dönemin başlangıcıdır.

    Gizli şeker tedavi edilebilir mi?

    Gizli şekerin iki tedavi yöntemi vardır:

    Yaşam stil değişikliği ve ilaç tedavisi:

    Yaşam stil değişikliğinin, yani beslenmenin düzenlenmesi ve egzersiz başarı oranı çok yüksek bir tedavi şeklidir. Etkin bir şekilde uygulandığında kişilerin üçte ikisinde gizli şeker tablosu normale döner. İlaçla tedavide ilacın türüne bağlı olmak üzere, başarı şansı % 25 – 32 arasında değişir. Yani en iyi, maddi-manevi en ucuz tedavi, önlemektir. Unutulmaması gereken, gizli şeker tablosu geriledikten sonra alınan önlemler bırakılırsa, tablonun tekrar ortaya çıkacağıdır.

Sizde bu konu ile ilgili yorum yapabilir Soru Sorabilirsiniz

Yorum yaparken veya Soru Sorarken !
Düzgün bir Türkçe kullanınız!
Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız!
İnsanları rencide edici ithamlarda lütfen bulunmayınız!
Saçma isim ve yanlış mail adresli sorular cevaplanmaz


Sağlık Ekibi Sağlık Kategorileri

  • Ağız ve Diş
  • Akciğer Hastalıkları
  • Bağırsak ve Anüs
  • Beslenme Hastalıkları
  • Beyin ve Sinir
  • Böbrek ve İdrar Yolları
  • Bulaşıcı Hastalıklar
  • Cilt Hastalıkları
  • Cinsel Hastalıklar
  • Çocuk Hastalıkları
  • Diğer Hastalıklar
  • Diyet
  • Doktora Sor
  • Eklem Hastalıkları
  • English Health
  • Erkek Hastalıkları
  • Estetik
  • Genetik
  • Göz Hastalıkları
  • Hastalıklar
  • Hormon Hastalıkları
  • İlk Yardım
  • Kadın ve Doğum
  • Kalp ve Damar
  • Kan Hastalıkları
  • Karaciğer Hastalıkları
  • Kas Hastalıkları
  • Kategorilenmemiş
  • Kemik Hastalıkları
  • Kulak Burun Boğaz
  • Laborant
  • Laboratuvar Günlüğü
  • Mide Hastalıkları
  • Ruh Hastalıkları
  • Sağlık Haber
  • Sağlık Sözlüğü
  • Sağlıkta Pratik Bilgiler
  • Şifalı Bilgiler Kitabı
  • Solunum Hastalıkları
  • Doktor Deva