kaslarda seyirme

selamlar benim sorum eimin rahatsızlığı ile ilgili.1,5yıldır seğirmelerin olduğunu 7aydır ise daha yoğun olması üzerine noroloji uzmanına gittik yapılan muayene ve kan değerlerinde herhangi bir bulguya rastlamadığını ve emg cektirmemizi istedi.ancak als cok korktuğumuzdan dolayı cektiremiyoruz yani sorum şu kaslarda seğirme als belirtisimidir (güç kaybı konuma prob vs yok)birde eşime 2005 yılında ankilozan sipondilit teşhisi ve panik atak teşhisi konuldu.cevabınızı bekliyorum

Sorunuzun Cevabı

ALS ; amyotrofik lateral skleroz hastalığının kısaltılmış halidir.

ALS yani amiyotrofik lateral skleroz, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Hastalık alt ve üst motor sinirleri etkiler. Motor sinirler beyinden omuriliğe, oradan kaslara giderek hareketlerimizi düzenler.

Bu hastalık motor sinirleri etkileyerek kas hareketlerine engel olur. Hastalığın ileri evrelerinde felç gelişir. Buna karşılık genellikle akli yetenekler etkilenmez.

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmiyor. Araştırmacılar sinirlerin bağlantı yerlerinde glutamat denen bir nörotransmitterin aşırı miktarda bulunduğunu, bunun normal iletiyi engellediğini buldu. Bu fazlalığın nedeni ise henüz bilinemiyor. Tarım ilaçları gibi bazı çevresel etkenlerin hastalığı tetiklediğinden şüpheleniliyorsa da kesin bir bilgi yok henüz.

Hastalığın başlangıç belirtileri çok hafif olduğundan çoğu kez farkedilmeyebilir.
Hastalık özellikle kol ve bacaklarda olmak üzere kas güçsüzlüğü ile başlar. Konuşma, çiğneme ve nefes alma etkilenir. Yutmanın bozulması sonucu, ağızda tükürük birikmesi de konuşmayı zorlaştırır.

Kaslar sinirler tarafından uyarılmadığında yapısı bozulur ve iş görmez hale gelir. Kol ve bacaklar incelir. Özellikle el ve ayak kaslarında seyirme ve kramplar olabilir. Kişi kol ve bacaklarını iyi kullanamaz. Kontrol edilemeyen ağlama ve gülmeler olabilir.

Başlangıç belirtileri her hastada aynı olmaz. Kimi hasta halının saçaklarına takılmaya, tökezlemeye başlar; kimi hasta eşyaları kaldırmakta zorlanır, kimisi de konuşurken kelimeleri yuvarladığını fark eder.

Kas zafiyeti önce bir kas grubundan başlar, yavaş yavaş diğer kas gruplarına yayılır. Kaslardaki iş görememenin derecesi ve hastalığın ilerleyişi hastadan hastaya değişir. Solunum kaslarının giderek daha fazla etkilenmesi ve buna bağlı solunum güçlüğü hastalıkta gelinen son aşama olur.

Hastalıkta genel olarak duyular, idrar ve barsak işlevleri, cinsel işlevler etkilenmez. Kalp kası zarar görmez. Göz kasları çoğu kez en son etkilenen kas olur, kimi zaman da hiç etkilenmez. Kişinin zihni yetenekleri normaldir.

Hastalığın nedeni bilinmediğinden nedene yönelik olarak da tedavi edilemiyor. Üst motor sinirlerin yani beynin motor korteksinin hasarı sonucu kas spastisitesi ve katılık oluşur. Beyin sapı ve omurilikte bulunan alt motor sinirlerin hasarı ise kas güçsülüğü, atrofi (kas erimesi) ve fasikülasyona (kas seyirmeleri) neden olur. ALS genellikle hem üst hem de alt motor sinirleri tutar. Fransız nörolog Charcot ilk kez 1874 yılında hastalığın özelliklerini tanımlamış, omurilik ve kas belirtilerine dayanarak ALS ismini vermişti.

Hastalık her kesimden insanda görülebilmesine karşın ALS’ye erkeklerde ve yaşlılarda daha fazla rastlanır. Ortalama başlangıç yaşı 55 olsa da, son zamanlarda daha genç kişilerde teşhis edildiği gözleniyor. ALS 12 yaşında da, 98 yaşında da görülebilir.

Toplumda rastlanma sıklığı olarak 100.000 kişide 0.5-2.4 sayısı veriliyor. Belli bir nüfusa bakıldığında ise yüz bin kişiden on birinin hasta olduğu görülür.

ALS bulaşıcı bir hastalık değildir. Ama bazı kişilerde kalıtsal yani ırsi özellik gösterebilir. Tüm ALS hastalarının yaklaşık %10’unda hastalık kalıtsaldır. Bu duruma ailevi ALS deniyor. Kalıtımla ilgisi olmayan tipe ise sporadik ALS denir. Ailevi tipte anne veya baba ALS olduğunda doğan her iki çocuktan birinde hastalık olabilir.

Halen kesin tedavisi olmayan hastalık belirtilere yönelik olarak tedavi ediliyor.
İstenmeyen etkilerin önlenmesi, hastanın rahatlatılması ve mümkün olduğu kadar normal yaşamını sürdürmesi amaçlanıyor.

Doğrudan bu hastalığa yönelik bir ilaç bulmak için araştırmalar sürüyor. Hastalığın ilerlemesini etkileyen ilk ilaç olan riluzol 1995 yılında Amerika’da ruhsat aldı. Bu etken maddenin motor sinir harabiyetine neden olduğu düşünülen uyarıcı bir nörotransmiter olan glutamatı engellediği sanılıyor. İlacın hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı, hastanın ömrünü uzattığı, hastanın daha uzun süre iş görmesini sağladığı düşünülüyor.

ALS eninde sonunda solunum kaslarındaki zafiyete bağlı olarak solunum yetmezliğine neden olur. Bu nedenle hastalığa yakalananların yarısı solunumlarını cihazla yapay olarak sürdüremezlerse üç yıl içinde kaybedilirler. Aslında mekanik solunum sağlandığı ve ortaya çıkan diğer problemler giderildiği sürece ALS ölümcül bir hastalık değildir. Yapay solunum burundan (nazal) veya trakeostomi denen soluk borusunda açılan delikten yapılabilir. Konuşma ve yutması iyi olup fazla ağız salgısı olmayan hastalarda burundan solunum denenebilir. Daha ucuz olan bu yöntem basit bir maskeyle kolaylıkla evde uygulanabilir. Burundan solunum uygun hastalarda solunumun rahatlatılması ve ömrün uzatılmasına yardımcı olan mükemmel bir seçenektir. Özellikle bulbusun etkilendiği hastalarda tercih edilen trakeostomi ise uzun süreli yaşam desteği sunar. Bu hastalara gerekli bakım uygulandığında ve gelişebilecek problemler engellendiğinde uzun yıllar yaşamlarını sürdürebilirler.

ALS’li hastalar ve yakınları yapay solunumla ve diğer tedavi uygulamaları ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmaya çalışmalı, en uygun yönteme yine kendileri karar vermelidirler. Her bireyin kendi hayatı ile ilgili kararları alma hakkı olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle hastalıkla ilgili tüm bilgilere ulaşma, tedavi seçeneklerinin hepsini bilme, tedaviye başlama ve tedaviyi sonlandırma haklarının bilinciyle hareket edilmesi önemlidir.
Halen ALS hastasının karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Etkin bir bakım ile karşılaşabilinecek tıbbi sorunlar engellenebilir, ömür uzatılabilir ve mümkün olan en iyi hayat kalitesine ulaşılabilir. Oluşabilecek değişikliklere hazırlıklı olup hızla uygun çözümlerin bulunması ALS hastasına daha sağlıklı bir hayatın sunulması açısından büyük önem taşır.

8 yorum “kaslarda seyirme

  1. sedef

    merhaba ben 17 yaşındayım öğrenciyim, 2015 şubat ayında sol tarafım uyuşması nedeniyle hastaneye kaldırıldım karıncalanma şeklinde oluyordu ve sol kolum ve bacağım sağ tarafıma göre daha fazla üşüyordu dizlerim bağı çözülüyordu ayakta durmakta güçlük çekiyordum ve beyninde tümör veya lezyon olabilir gibi nedenlerle bursa dört çelik çocuk hastanesine yönlendirdiler orada iki üç gün boyunca yoğun bakımda kaldım beni haliyle taburcu ettiler ve TİA teşhisi koydular on gün sonra kontrole gittiğimde çok aşırı sinirlendim ve belden aşağısı tutmamaya başladı zor yürüyordum destek almadan yürümem imkansızdı hastanenin imkanlarının yetersizliğinden Uludağ Fakültesine gönderildim orada yaklaşık 5 gün kadar kaldım bacaklarımda güç kaybı 5/1 idi ertesi sabah daha iyiydim fakat hala ayakta durmam imkansızda zorladığımda ise dizlerim titriyor ve düşüyordum prof. doktor Mehmet Okan beni muayene etti ve 5/2 güç kaybım olduğunu söyledi ben 5/4 güç kaybına yaklaşık bir haftada ulaştım ve beni taburcu ettiler hiç birşeyimin olmadığını sonuçlarımın gayet normal çıktığını söylediler fakat benim bacaklarımdaki güç kaybı arada bir oluyor ve bazende kollarımda da oluyordu sabahları yataktan kalkmakta zorlanıyordum ve bazen de konuşmakta güçlük çekiyordum bunun üzerine Mehmet Okan’ın özel kliniğine gittim ve zaten 9 yıldır sürekli baş ağrısı çekiyordum ve bir yıl önce başka bir hastanede migren teşhisi koyulmuştu o da bana komplike migren teşhisi koydu. Dideral adında bir ilaç verdi ve bu ilacı içmeye ara verdiğim zamanlarda hala hafifte olsa güç kaybı çekiyorum. aradan bir ay geçti fakat bende bir ilerleme yoktu ilacı kullanmama rağmen arada sırada hala güç kaybı yaşıyordum daha sonra İstanbul üniversitesine gittim ve orada bel sıvısı alındı sonuç normaldi MS değildim şuan hala araştırıyorlar bazen üç gün boyunca süren seğirmelerim bacaklarımda karıncalanma hissi duyuyorum ve bacaklarım kasılıyor sürekli ayağı iç tarafa doğru birden yamuluyor bunu sonu nerye varacak merak ediyorum bazen psikolojik mi acaba diyorum ama hayat dolu bir insanım gayet normal bi psikolojiye sahibim ve başarılıyım girdiğim her ortamda dikkatleri üzerime toplayabiliyorum açıkcası psikolojik olduğunu düşünmüyorum ama tabi olabilir de fakat benim sabrım artık taştı hiç bir şey söylemiyorlar sekiz aydır hastane hastane geziyorum fakat elle tutulur hiç bir sonuca varamadım her doktor diğerinin tezini çürütüyor kötü bir şey olmasından korkuyorum bana yarımcı olur musunuz? kusura bakmayın bu arada ben çok konuşurum da

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>