Tüm sorunlarınız için tek Adres Deva

Anasayfa > Öksürükten sonra böbrek bölgesi ağrısı Hastalığı ve Tedavisi

Öksürükten sonra böbrek bölgesi ağrısı

Soru :

Merhaba
benim 1 aydır öksürük şikayetim var.Önceleri antibiyortik ve öksürük şurubu kullandım. Bunlar aksürüğü geçirmdedi.Son gittiğim doktor alerjik olabilir dedi ve luxat beloday ve iki inhaler yazdı. 10 gündür bu ilaçları kullanıyorum. Öksürüğüm biraz azaldı. Ama bu seferde öksürürken inanılmaz bir şekilde sağ arka yanım (böbrek ) ağrıyor. Ne yapmalıyım?

Aranan Kelimeler:

Etiketler: , , , ,

12 Nisan 2010

Bir Önceki Yazı

«

Bir Sonraki Yazı

»
Soru Sormak için Resme Tıklayın

“Öksürükten sonra böbrek bölgesi ağrısı” için 7 Yorum

  1. kadir diyor ki:

    böbreklerim agrıyor 1 aydır ne yapmalıyım hocam ??????????????**

  2. nimet diyor ki:

    benim 2 haftadır öksürüğüm var ve 1 haftadır da öksürmekten sağ tarafım çok ağrıyor,dün yine öksürürken sağ tarafımda daha kötü bir ağrı oluştu,baş dönmesi, mide bulantısı oldu,acile gittim ama sadece ağrı kesici yazdılar,birde benim böbreklerimde sorun var sağ böbrekte yeni oluşan lezyonlar mevcut,acaba ağrı nedeni bunla ilişkili olabilir mi yada ne olabilir?

    • Deva diyor ki:

      sevgili nimet sağ tarafınızda oluşan ağrılar böbreklere bağlı olabilir üroloji uzmanın görmesi ve gerekli testleri yapması gerekiyor öksürük için buhar makinesi önerebilirim

  3. Gürkan diyor ki:

    Merhaba
    benim 1 aydır öksürük şikayetim var.antibiyotik ve öksürük şurubu gargara kullandım. Bunlar öksürügümü geçirmedi. her öksürdügümde devamlı olarak ensemde şiddetli agrılar oluyor basım agrıyor. sizce sebebi nedir ve ne yapmalıyım??

  4. Doktor Deva diyor ki:

    Öksürmelere karşı o bölgedeki kasların aşırı derecede gerilmesi sonucu oluşan ağrılardır. Bu ağrıların bir sebebide stressdir Bu konu hakkında ayrıntılı bir bilgi vermek gerekirse

    Sırt ağrılarının nedeni sırtımızda omurganın her iki yanında bulunan kasların gerilmesidir.

     

    Bu gerilmenin en önemli nedeni strestir. Strese girdiğimizde ilk önce boyun kaslarımız gerilir. Bu gerilme sonucunda “C” harfine benzeyen boyun omurgamız düzleşir, omuz ve sırta giden sinirlerin çıkışları daralır, sinirler baskı altında kalır.

     

    Bu baskı ile birlikte sırttaki kaslar gerilir. Bu yüzden ağrı duyarız. Kasların uzun süre gergin halde kalması kas topaklarına neden olur. Yani tıpta fibrozit dediğimiz oluşumlara neden olur. Bu fibrozitler en ufak bir yorgunlukta, ağır kaldırma sonucunda, klima veya vantilatör altında uzun süre kalmada ağrılar yaratır, dayanılmaz ağrılar çekeriz.

     

    Kas gerginliğini azaltmak için farkında olmadan sırtımızı kamburlaştırır, artık son dönemlerini yaşayan ihtiyarlara döneriz.

     

    Kifoz (kamburluk), skolyoz gibi yapısal duruş bozukluklarıyla birlikte sırt ağrısı sıklıkla görülür. Sağlıklı bir insanda omurganın arkadan görünümü düz bir çizgi şeklindedir. Ancak skolyoz hastalığında omurganın sağa veya sola eğrilmesi sonucu omurga helozon gibi kıvrık ya da yatık görülür. Bu ciddi bir ortopedik sorundur.

     

    Yanlış duruş alışkanlıkları ise doğrudan sırt ağrısı nedeni olmasa bile önemli bir risk faktörü.

    Eğer yapısal bozukluk yoksa karın, sırt ve bacak kaslarını güçlendiren, omuz kuşağı kaslarını ve bacak kaslarını esneten egzersizlerle elbette her yaşta duruş düzeltilebilir.

     

    sırt ağrılarından kurtulmak için şu yollar izlenmelidir.:

     

    1. İlk olarak ağrımızın nedeni belirlenmelidir. Ağrının boynumuzdan mı, sırt kaslarından mı kaynaklandığı yoksa başka bir hastalığımız mı olduğu tespit edilmelidir.

     

    Unutulmamalıdır ki akciğer hastalıkları, safra kesesi ve mide rahatsızlıkları da sırtta ağrı yapar. Teşhis öncelikle fiziki muayene, şikayetlerin dinlenmesi ile (ne yazık ki hastayı aktif olarak dinlemek çoğu zaman ihmal ediliyor ve yanlış sonuçlara yönleniliyor), sonra da MR, BT ve direkt grafi incelemeleri ile konur. EMG de bize yardımcı olur.

     

    2. Sonra sıra sırt kaslarının gevşetilmesine gelir. Kas gevşeticiler ve lokal etkili merhemler (bu merhemleri iyice yedirerek sürdükten sonra mutlaka en az on dakika ütüyle ısıtılmış havlu, sıcak su torbası veya saç kurutma makinesiyle sıcak uygulanmalıdır) kullanılır, ama sadece ilaç tedavisi yeterli değildir.

    Mutlaka fizik tedavi veya alternatifi (masaj, manipulasyon, nöral terapi, akupunktur, soft lazer) uygulanmalıdır. Fibrozitler teker teker tespit edilip yok edilmelidir.

     

    3. Fizik tedavi ile birlikte stres etkeni de ortadan kaldırılmalıdır. Mümkünse hastanın yaşamında stresi körükleyen unsurlarda radikal değişiklikler yapmak, tatile çıkmak, hobilere daha uzun zaman ayırmak oldukça faydalı olur.

    Eğer bu değişiklikler yeterli olmazsa bir psikiyatrisin veya psikologun yardımını almak yararlı olur.

     

    4. Tedavi bitiminde doktorunuzun önereceği sırt kaslarını güçlendirecek egzersizleri yapmak gereklidir. Eğer gerekli ortam bulunursa sırtüstü yüzmek en iyi egzersizdir. Güneş, deniz, sıcak kum, kaplıcalar çok faydalıdır. Soğuktan mümkün olduğunca korunmak gereklidir.

     

    5. Tüm bu tedaviler sırasında ve sonrasında bazı hareketlerden kaçınmak gereklidir. Yerden bir şey alırken öne veya yana eğilmek yerine çömelmek, yukarı doğru uzanmak yerine bir şeyin üstüne çıkıp işimizi görmek sırt ağrısı riskini azaltır.

     

    Ayrıca sürekli pozisyon değiştirmek, yani uzun süre oturmamız gereken bir iş yapıyorsak en geç yarım saatte bir dolaşmak, aynı yerde ayakta durmaktan kaçınmak, televizyon seyrederken veya gazete okurken sırtımızı ve başımızı dayayacak koltukları tercih etmek dikkat etmemiz gereken unsurlardandır.

     

    6. keyifliyken yapacağımız ters hareketlerden bir sıkıntı doğmaz, ama stresliyken yapacağımız her ters hareket sağlığımızı ciddi olarak etkiler.

     

    sırt ve bel ağrılarını önlemek , omurda etrafındaki kaslarınızı güçlendirmek için şu egzersizleri yapmanız gerekmektedir.

     

    Hareketlere, verilen sırayla, yavaş ve dikkatle deneyerek başlayın. Özellikle başlangıçta aşırılığa kaçmayın. Egzersizden sonra hafif ve birkaç dakika süren rahatsızlık önemsizdir; rahatsızlık şiddetli olursa ve 15 – 20 dakikadan fazla sürerse doktorunuza danışmadan devam etmeyiniz.

    Egzersizleri üzerine halı ve keçe serilmiş sert zeminde yapınız. Sizi rahatlatırsa ensenizin altına ufak bir yastık koyabilirsiniz. Başlamadan yapılan sıcak tedavisi adalelerinizin gevşemesine yardımcı olabilir.

    Tekrarlar ve hareketler arasında vücudunuzun tam gevşemesine dikkat ediniz ve yorulunca dinleniniz.

     

    1) GERME HAREKETLERİ:

     

    a) Gerinme: Sırtüstü yatar pozisyonda, eller yana açık, bacaklar düz iken bacakları aşağıya, kolları yanlara doğru iyice uzatmaya çalışın.

    Aynı pozisyonda, kollan yukarıya bacakları aşağıya uzatmaya çalışın.

     

    b) Dorsal germe: Diz-Göğüs: Sırtüstü yatar pozisyonda bir dizinizi ellerinizle kavrayın ve göğsünüze doğru yavaşça çekin. Yavaşça bacağınızı uzatın ve diğer dizle aynı şeyi yapın. Benzer hareketi, iki dizinizi de çekerek tekrarlayın.

     

    c) Hamstring germe:

    Sırtüstü yatar pozisyonda iken bir diz bükük, diğer bacak düz tutulur. Düz olan bacak yavaşça yukarı doğru kaldırılır. Aynı hareket diğer bacakla da tekrarlanır.

     

    Bir duvarın bir metre kadar açığında yüzünüz duvara dönük durun. Ayaklarınızı hiç kıpırdatmadan ve topuklarınızı hiç yerden kaldırmadan duvara doğru uzanıp dirseklerinizi bükerek yüzünüzü duvara yaklaştırıp, uzaklaştırın. Aynı hareketi bir bacak önde bükük olmak üzere köşede tekrarlayın.

     

    2)PELVİK TİLT:

     

    a) Düz bir zemine sırt üstü uzanın, dizlerinizi bükün, ayak tabanı yere basar şekilde bel bölgenizi yerden kaldırın. 10’a kadar sayın, gevşeyin. Hareketi 10 kez tekrarlayın. (Hareketi ellerinizi bel çukuruna koyarak kontrol edebilirsiniz.)

    Egzersizi yaparken, mümkün olduğu kadar esnek olmaya dikkat edin ve yavaş yapmaya özen gösterin.

    Bu egzersizi tam olarak yaptığınız zaman bir sonrakine geçebilirsiniz.

     

    b) Ayağa kalkıp (sırtınızı duvara dayayın ya da dayamayın). Çenenizi öne doğru, karnınızı içeriye çekerek, ayaklarınızı yerden kaldırmadan, vücudunuzu uzatmaya çalışın. Bu şekilde 6 sn. kadar kalın ve bırakın. Bu egzersizi 10 kere tekrarlayın.

     

    3)ABDOMINAL EGZERSİZLER:

     

    a) Serbest olarak sırtüstü yere uzanın ve başınızı yerden 4-5 parmak kadar yukarı kaldırın, bu pozisyonda 3 sn. tutun ve indirin.

    Aynı hareketi

    l) eller göğüste birleşmiş,

    2) eller omuzlara değerken,

    3) eller avuçiçi önde olacak şekilde alın üstündeyken ve

    4) eller ensede birleşmiş olarak tekrarlayın….son olarak

    5) Aynı hareketi dizler bükük ellerle dizlere uzanarak tekrarlayın.

     

    b) Sırtüstü yatar pozisyonda bir bacak diz bükülmeden kaldırılabildiği kadar kaldırılır ve beş aşamada yavaşça indirilir, Her aşamada bacak 5 sn. tutulur.

     

    4) MOBILIZASYON EGZERSİZLERİ:

     

    a) Kedi – Deve : Emekleme pozisyonunda sırt çukurlaştırıp kamburlaştırılır.

    Aynı pozisyonda iken bir kol öne doğru kaydırılarak uzatılırken diğeri dirsekten bükülür. Aynı hareket öbür kolla da tekrarlanır.

    b) Rotasyon: Bir taburede dik olarak otururken vücut belden itibaren kollarla beraber yanlara doğru çevrilir.

    c) Yüzüstü yatar pozisyonda iken, kalça yerden kaldırılmadan 5 aşamada eller üstünde kalkılır.

     

    Son olarak sırt ve belinize nasıl özen göstereceğinizden bahsedeyim..

     

    OTURURKEN:

    Sert sandalyede omurganız dik olarak, bir veya iki diziniz kalçanızdan daha yukarıda olacak şekilde oturun. Kısa dinlenme süreleri için koltuklu sandalye çok iyi destek sağlar.

     

    AYAKTA DURURKEN

    Beliniz düz olarak ayakta durmaya çalışın. Ayakta çalışırken beldeki çöküklüğü hafifletmek için ayak iskemlesi kullanın. Dizlerinizi bükmeden öne doğru eğilmeyin. Bayanlar için orta yükseklikteki topuklar beli daha az zorlar. Topuksuz ayakkabılardan sakının.

     

    YATARKEN:

    Sert yatakta yatın. Yumuşak yatakların altına 2 cm kalınlıkta kontrplak koyun. Yüzüstü yatmayın. Sırtüstü yatarken dizlerinizin altına bir yastık koyun. Yan yatarken bacaklarınızı kalça ve dizden bükük olarak tutun.

     

    ARABA KULLANIRKEN:

    Koltuğunuz sert olmalı. Pedalları kullanırken bacağınızın tam gerilmemesi için direksiyona mümkünse yakın oturun.

     

    KALDIRIRKEN:

    Kaldırmayı uygun şekilde güvenli yapın. Dizlerinizi bükün, yükü vücudunuza yakııı tutun ve kalkmak için bacak adalelerinizi kullanın. Ani hareketlerden sakının. Ağır herhangi bir şeyi belinizden yukarı seviyeye kaldırmayı denemeyin.

     

    ÇALIŞIRKEN:

    Ağır iş yapmayınız. İmkânınız varsa yorgunluğu hissetmeden önce bir işten diğerine geçin. Eğer bütün gün büroda çalışıyorsanız fırsat buldukça kalkıp etrafta dolaşın.

     

    EGZERSİZ:

    Bel ağrınız geçince düzenli egzersiz yapın, (yürüme, yüzme v.s.) Fakat güçlü bir harekete teşebbüs etmeden önce, adalelerinize ısınma ve gevşeme fırsatı vermek için yavaş başlayın.

     

    öksürük konusuna gelecek olursak…

     

    öksürük ; çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkar..

     

    Solunum yolları mukozasının uyarılmasından doğan ve solunum yollarını tıkanıklıklardan ve yabancı maddelerden koruyan bir savunma refleksidir.

     

    . Öksürük için söylenen; “akciğerlerin bekçi köpeğidir” tâbiri meşhûrdur.

     

    İnsan kendi isteğiyle de öksürebilir ancak önemli olan istek dışı olarak meydana gelen öksürüktür. Öksürük derin bir soluk almayı tâkiben gırtlak girişinin (glottisin) kapanması ve daha sonra gürültüyle açılarak havanın ve bu arada yabancı maddelerin dışarı atılmasıdır.

     

    Öksürük 9. ve 10. kafa sinirlerinin uçlarının uyarılması sonucunda ortaya çıkar. Refleksin başlangıcı, yutak, gırtlak, kulak, soluk borusu, bronşlar ve akciğer zarından kaynaklanabilir.

     

    Küçük bronşlara doğru gidildikçe öksürük refleksinin duyarlığı azalır. Öksürükte üç ayrı faz sözkonusudur, ilk faz süratli ve derin bir nefes alma ile karakterlenir, bu fazın sonunda glottis kapanır.

     

    İkinci fazda glottis kapalı olduğu hâlde yapılan zorlu bir hava verme hareketi vardır. Bu arada soluk borusu ve akciğerlerin diğer kısımlarındaki havanın basıncı artar.

     

    Üçüncü ve son faz glottisin birden açılıp basınçlı havanın özel bir ses çıkararak dışarı atılması ile vukû bulur. Öksürük sırasında küçük bronşlardan geçen havanın sâniyede 0,5-2 metre, glottisten geçen havanın ise sâniyede 50-120 metre hızla hareket ettiği tespit edilmiştir.

     

    Bu rakamlar öksürük sırasında yabancı cisimlerin ve balgam parçalarının ne büyük bir kuvvetle atıldığını göstermeye kâfidir. Diyafram kasının öksürüğün her üç fazında da kasıldığı gösterilmiştir. Bronşlarda biriken balgamın ağıza kadar gelmesi için genellikle birden fazla öksürük hareketine ihtiyaç vardır.

     

    Böylece salgılar ağıza kadar kademe kademe getirilmiş olur. Solunum kasları zayıf veya solunum merkezi çeşitli sebeplerle baskılanmış olursa öksürük hafif ve tesirsiz olabilir. Zatülcenp gibi hastalıklarda öksürmek ağrıyı arttıracağından irâdî olarak kişi öksürüğünü tutabilir.

     

    Öksürüğün karakteri, nefes borusu ve bronş mukozasının durumuna göre değişir. Yutak ve üst solunum yollarının iltihabî durumlarında kuru ve sık tekrarlayan bir tahriş öksürüğü söz konusudur. Öksürük, bâdemciklerin şişerek yutak yolunu tıkadığı vakalarda kalın, kaba ve biraz da boğuktur.

     

    Balgamlı öksürüklere yaş, balgamsız öksürüklere de kuru öksürük denmektedir. Üst solunum yollarının iyi huylu hastalıkları durmak bilmeyen inatçı bir öksürüğü meydana getirdikleri halde, alveollerin hastalıklarında bâzan çok az öksürük olur. Bâzı veremli hastalar o kadar az öksürürler ki, sorulduğunda hiç öksürmediklerini söylerler.

     

    Kentöz öksürük denen tip arka arkaya gelir ve düdük sesi gibi bir ses çıkarak derin bir nefes alınır. Bu tip öksürük boğmaca hastalığının kendine has öksürüğüdür.

     

    Solunum yollarında öksürük refleksine yol açan uyarı, iltihâbî, mekanik, kimyâsal veya ısı karakterli olabilir.

     

    Hülasa ; bu açıklamalardanda anlaşılacağı üzere öksürüğe yol açan olaylar çok çeşitlidir.

     

    Akciğer kanserinden tozlu havada kalmaya, zatürreden gribe kadar birçok durum öksürükle beraberdir. Öksürüğü bir hastalık olarak değil, bir hastalığın habercisi olarak kabul etmek gerekir. Dolayısıyla öksürüğün tedâvisi öksürük kesici ilâçlarla değil altta yatan hastalık veya sebebinin tedâvisiyle olmalıdır

Sizde bu konu ile ilgili yorum yapabilir Soru Sorabilirsiniz

Yorum yaparken veya Soru Sorarken !
Düzgün bir Türkçe kullanınız!
Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız!
İnsanları rencide edici ithamlarda lütfen bulunmayınız!
Saçma isim ve yanlış mail adresli sorular cevaplanmaz


Sağlık Ekibi Sağlık Kategorileri

  • Ağız ve Diş
  • Akciğer Hastalıkları
  • Bağırsak ve Anüs
  • Beslenme Hastalıkları
  • Beyin ve Sinir
  • Böbrek ve İdrar Yolları
  • Bulaşıcı Hastalıklar
  • Cilt Hastalıkları
  • Cinsel Hastalıklar
  • Çocuk Hastalıkları
  • Diğer Hastalıklar
  • Diyet
  • Doktora Sor
  • Eklem Hastalıkları
  • English Health
  • Erkek Hastalıkları
  • Estetik
  • Genetik
  • Göz Hastalıkları
  • Hastalıklar
  • Hormon Hastalıkları
  • İlk Yardım
  • Kadın ve Doğum
  • Kalp ve Damar
  • Kan Hastalıkları
  • Karaciğer Hastalıkları
  • Kas Hastalıkları
  • Kategorilenmemiş
  • Kemik Hastalıkları
  • Kulak Burun Boğaz
  • Laborant
  • Laboratuvar Günlüğü
  • Mide Hastalıkları
  • Ruh Hastalıkları
  • Sağlık Haber
  • Sağlık Sözlüğü
  • Sağlıkta Pratik Bilgiler
  • Şifalı Bilgiler Kitabı
  • Solunum Hastalıkları
  • Doktor Deva